Ağustos sonu Netflix’te yayına giren 8 bölümlük komedi/kara mizah dizisi KAOS, “bugün hâlâ Olimpos Tanrılarının hükmettiği bir dünyada yaşasak neler olurdu?” sorusundan hareketle, mitleri yeniden yorumluyor. Kendine her şeyi hak gören güçlülerin masumları ezdiği KAOS, yozlaşma ve zulme karşı bir başkaldırı. Kaderinden kaçamayan Tanrılar…
Göklerin efendisi Zeus’un (Jeff Goldblum) her şeye ve her yere hükmettiği, zavallı kullarını zevk için kurban edişini izleyeceğiniz bir dünyaya hoşgeldiniz. Olimpos’un tepesindeki görkemli cennetinde şimşek desenli, parlak taşlarla süslü krem rengi eşofmanıyla dolaşıp gevezelik eden Zeus’un öyle bir derdi var ki, sormayın! Bir sabah uyandığında alnında bir kırışıklık belirmesin mi! Tanrılar ölümsüz olduğuna ve yaşlanmadığına göre bu sadece tek bir anlama gelebilir: Sonun yaklaştığı.
“The End of the F***ing World”ün senaristi Charlie Covell’ın imzasını taşıyan dizide, Olimposlular dökümlü kıyafetlerle ve ellerinde mızraklarla yalınayak dolaşan kişiler değil. Tanrılar artık ultra lüks malikanelerde, pahalı yatlardaki teknoloji milyarderlerini andırıyor çünkü. Girit halkı mı? Onlar da, inananlar ve Tanrılara meydan okuyanlar olarak ikiye bölünmüş durumda.
SENARİST Charlie Covell
YÖNETMEN Georgi Banks-Davies
YAPIMCI Harry Munday
OYUNCULAR Jeff Goldblum, Janet McTeer, David Thewlis, Rakie Ayola, Aurora Perrineau, Killian Scott, Leila Farzad, Misia Butler, Ramon Tikaram, Stephen Dillane, Stanley Townsend, Shila Ommi, Nabhaan Rizwan, Debi Mazar, Billie Piper, Suzy Eddie Izzard.
Kehanete göre bir çizgi belirecek, aile dağılacak ve kaos hüküm sürecek. Zeus sıfır empatisi, olmayan farkındalığıyla; zalimlikte, bencillikte ve megolomanlıkta bir “marka”. Aynı zamanda kız kardeşi olan kurnaz ve otoriter karısı Hera (Janet Mc Teer), gönlünü ferah tutmasını, Meander ölümsüzlük suyunu içmeye devam etmesini ve herşeyin yolunda gittiğini söylese de, Zeus’un içi içini yiyor.
Zeus her şeyin hakimi ve sahibi olmakla birlikte, aslında yalnız. Tanrılardan ve insanlardan boy boy çocukları var malum. Ancak ne yazık ki Apollon, Hermes, Athena… Hepsi hayırsız çıktı. Telefonlarını bile açmıyorlar! Dionysus (Nabhaan Rizman) hariç… Ama onun da diskoteklerden çıkıp hayatta kendi gayesini bulması lazım. Orpheus ile tanışınca bulacak da zaten. Zeus’un en yakın arkadaşı, “Game of Thrones”da Stannis Baratheon olarak izlediğimiz, Stephen Dillane tarafından canlandırılan Prometheus. Bir zamanlar birlikte insanları yarattığı Prometheus’u, onlara ateşi verdiği için uçuruma zincirlemiş Zeus; ciğerini de kartala yediriyor. Ancak bir yandan da onunla yarenlik etmekten vazgeçmiyor. Hikayemizin anlatıcısı da Prometheus zaten. Onun da kendine göre planları var. Bu planda Zeus’un hükümdarlığına son vermek için Ridi, Orpheus ve Ari adlı üç ölümlüyü ve Dionysus’u kullanacak üstelik.
Dizinin ilk 4 bölümü tüm karakterleri tanıtmakla geçiyor. Zeus fırtınalar koparabiliyor, şimşekler yağdırıyor, yıldızları, geceyi-gündüzü ve hattâ zamanı bile yönetebiliyor ama kendisiyle eşdeğer olmasa da kendi alanlarında çok güçlü kardeşleri de var: Teknesinde gününü gün eden ve Hera ile yasak aşk yaşayan denizler tanrısı Poseidon (Cliff Curtis) ve yeraltı aleminin hakimi Hades (David Thewlis). Hades’in karısı Persephone ise mitolojide anlatılanın aksine bu sefer kendi isteğiyle kocasının yanında. Tanıdık yüzler de var. Billie Piper’ı kimsenin söylediklerine kulak vermediği lanetli Kassandra ve komedyen Suzy Eddie Izzard’ı kaderin tanrıçalarından Lachesis rolünde görüyoruz örneğin. İntikam Tanrıçaları Erinyeler ise azılı bir motorcu çetesi. Yeryüzüne gelecek olursak… Ezilen Truva halkı ayaklanmış, Girit’te huzursuzluk hakim. Tanrılar halkın canına yetmiş artık.
Kendine her şeyi hak gören güçlülerin masumları ezdiği KAOS, tüm bu karışık anlatımı ve kalabalık kadrosuna rağmen özünde yozlaşma ve zulme karşı bir başkaldırı hikayesi. Diğer yandan kader ve özgür irade kavramları hakkında da bir şeyler söylüyor. Zira Tanrılar bile kaderinden kaçamıyor. Tıpkı başlarını Suzy Eddie Izzard’ın çektiği Tanrıçaların söylediği gibi “kader yok edilemez”. Sevdiklerini bulutlara sararak saklayan Zeus bile her şeye kadir değil.
“Tüm bunlar ne anlama geliyor? Biz bu hikayeyi neden izleyelim?” diye soruyorsanız; “Bu dünyaya neden geldim? Amacım ne? Hangi yöne sapmalıyım?” hepimizin sorduğu sorular. KAOS’taki kahramanlar da tıpkı bizim gibi öfkeleniyor, aldanıyor, aldatıyor, âşık oluyorlar. Sınırlı ömrümüzde insanlık deneyimini anlamlandırsak da anlamlandıramasak da, onların maceralarını izleyerek teselli bulmanın sakıncası yok.
Mitolojik hesaplar…
Hades Dizide Zeus’la konuşurken uyuyakalacak kadar yorgun, sorumluluklarının altında ezilmiş bir memur gibi gördüğümüz Hades; yeraltı aleminin Tanrısı. Birçok anlatıda Ölüm Tanrısı olarak geçmekte. Persephone’yi kaçırıp evlenen Hades, onu yılın 6 ayı kendiyle birlikte yeraltında yaşamaya mecbur bırakmıştı.
Persephone Zeus ile Tarım Tanrıçası Demeter’in kızı. Hades tarafından kaçırılınca yeraltı aleminin kraliçesi olur. 6 ayı Hades’le yeraltında, 6 ayı da dünyada geçer. Demeter’in hasat yapabilmesi için mevsimleri belirleyen de Persephone’dir.
Eurydice ve Orpheus Orpheus’un büyük aşkı Eurydice yani Evrediki, Arıcılık Tanrısı Aristeaus’tan kaçarken bir yılanın ayaklarına dolanması sonucunda ölür. Orpheus ise müthiş yetenekli bir lir ustası. Bu lir de ona Apollon’un hediyesi. Tüm istediği Evrediki’yi yeraltından kurtarmak olan Orpheus, Hades’le bir anlaşma yapar. Buna göre yeraltı aleminden ışığa çıkana kadar dönüp Evrediki’nin yüzüne bakmamalıdır. Ancak Orpheus dayanamaz, arkasına bakar ve Evridiki sonsuza kadar karanlığa mahkum olur.
Ariadne Dizide kısaca Ari adıyla izlediğimiz Ariadne, Theseus’a öldürmesi emredilen yarı insan yarı boğa canavar Minotauros’un kız kardeşi. Theseus’a âşık olan Ariadne, Daidalus tarafından inşa edilen labirentten çıkmasına yardım ettikten sonra onu terkeder.



