2 Eylül 1973’te ölen J. R. R. Tolkien, Hobbit (1937) ve Yüzüklerin Efendisi (1954-55) üçlemesi ile dünya edebiyatında çığır açmıştı. Filolog ve akademisyen olan Tolkien 1. Dünya Savaşı’na katılmış, buradaki dehşeti bambaşka bir alana taşımıştı. Peter Jackson’ın 2000’lerde gerçekleştirdiği kült filmler ise, Tolkien’i uluslararası bir fenomene dönüştürecekti.
John Ronald Reuel Tolkien (1892-1973), henüz hayattayken kitaplarıyla önemli bir şöhrete kavuşmuştu. Eserleriyle “Epik Fantezi/Yüksek Fantezi” edebiyatının kurucusu olmuştu. Ursula K. Le Guin, yakın dostu yazar C. S. Lewis (Narnia Günlükleri) ve hatta Star Wars’ın yaratıcısı George Lucas’ı etkilemiş, onların da -kendisinden de alıntılar yaptıkları- aynı türde kitap ve senaryolar yazmalarının önünü açmıştı. Üniversitede filoloji okuyan Tolkien; İngiliz, Cermen, Slav, Kelt ve farklı Baltık ülkelerinin efsanelerini, Yunan ve Hıristiyan mitolojilerini bir dilbilimci olarak incelemiş ve karşılaştırmalı edebiyat alanında da önemli bir akademisyen olmuştu.
“Beowulf” destanı, “Christ 1” (800’lerde Eski İngilizce ile yazılmış anonim şiir derlemesi), Shakespeare’in Macbeth’i gibi eserlerden ve kendi türünün önceli olabilecek William Morris’in Dünyanın Sonundaki Kuyu (1896) kitabından etkilendi. Kitaplarında etkilendiği eserlerin bariz izleri gözükürken, Tolkien bunları ve iki dünya savaşı sırasında yaşadıklarını ne ölçüde kitaplarına kattığı konusunda ketum kaldı.
Tolkien’in ilk yazdığı eser ve bir çocuk kitabı olan Hobbit’in (1937) büyük başarısı üzerine, onu Yüzüklerin Efendisi üçlemesi (1954-55) izledi. Tolkien hayattayken bir şiir kitabı ve bir de şarkı döngüsü için yazdığı şiirler yayımlandı. Silmarillion adlı, yine Tolkien’in hayal ettiği mitolojik geçmişte “Orta Dünya”da geçen kitabı ise, ölümünden sonra oğlu Christopher Tolkien tarafından derlendi; kimi eksik kalan kısımlar ise yine diğer oğlu ve yazar Guy Gavriel Key tarafından aynı edebî tarzda yazılarak yayımlandı.
Tolkien, ölümünden birkaç sene önce kitaplarının film haklarını Amerikalı bir yapım şirketine sattıysa da, hayattayken hiçbir eserinin film uyarlaması yapılmadı. 1977’de önce Hobbit televizyon için bir müzikal filmi olarak yayınlandı. Ardından 1978’de Yüzüklerin Efendisi’nin animasyon filmi önemli başarılar elde etti ve Tolkien’in kitaplarının daha geniş kitlelere tanıtılmasını sağladı. 2000’lerde yönetmen Peter Jackson’ın “Yüzüklerin Efendisi” ve “Hobbit”i seriler olarak beyazperdeye aktarması ise Tolkien’in eserlerini uluslararası bir fenomene dönüştürdü.
1-Kabul etmese de, katıldığı 1. Dünya Savaşı eserlerine ilham vermişti
Tolkien, 1. Dünya Savaşı başladığı zaman 22 yaşındaydı. Rezerv kuvvet olarak alındığı orduda, 1916’daki Somme Muharebesi sırasında önce cephe gerisinde sinyal/iletişim subayı olarak görev yaptı. Sonrasında ise acımasız siper savaşlarının yaşandığı cephe hattına gönderildi. Burada yaşanan vahşete ve zehirli gaz, alev püskürtücü, tank gibi yeni teknik gelişmelerin saldığı korkuya tanık oldu. Yakalandığı hastalık (cephe ateşi) nedeniyle İngiltere’ye geri gönderildi.
Tolkien, savaşta yaşadıklarını eserlerine aktardığı iddiasının büyük bir kısmını reddetse de, kitaplarındaki ölüm bataklıkları, ejderhaların saçtığı dev alevler, yenilmez hantal devler, savaşta şahit olduklarıyla benzerlikler taşır.
2-Eserlerini sadece yazmadı; bahsettiği detayları incelikle çizdi, resmetti
Tolkien eserlerini hazırlarken içindeki detaylarla ilgili çok titizdi. Hikayenin tutarlılığına verdiği önemin bir sonucu olarak, kitaptaki karakterler ve mekanlarla ilgili şecereler, armalar, haritalar oluşturdu; kendi geliştirdiği diller için alfabeler/ yazılar üretti. Hikayeyi desteklemek için kitaplarında geçen sanat eserleri, yapılar ve coğrafyalarla ilgili illüstrasyonlar çizdi. 1937’de yayımlanan Hobbit kitabında 10 siyah-beyaz çizimi mevcuttu. Daha sonra hem Yüzüklerin Efendisi hem Silmarillion için birçok farklı resim ve illüstrasyon hazırladı. Tüm bunlarda art-nouveau, Japonizm, Viking sanatı ve izlenimcilikten (özellikle Lord Berners resimleri) etkilendi. William Morris’in kitaplarından olduğu kadar onun geliştirdiği desenler ve çizimlerden de faydalandı. Ölümünün ardından Tolkien’in ürettiği tüm bu çizimler yorumlandı ve derlendi. Kendinden sonraki yazarları etkilediği gibi birçok ressam da onun çizimlerini örnek alacaktı.
3-Yüzüklerin Efendisi, başlangıçta bir üçleme olarak tasarlanmamıştı
Hobbit kitabının başarısı üzerine Tolkien’in yayımcısı, onun henüz üzerinde çalıştığı Silmarillion’u tamamlamasını istedi; fakat yayınevi editörleri bu eseri “fazla Keltik” buldu ve dönüştürmesini istedi. Bunun üzerine Tolkien, Yüzüklerin Efendisi üzerine çalışmaya başladı ve kitabın ilk bölümünü 1937’de kaleme aldı. Aralar vererek sürdürdüğü Yüzükler Efendisi’nin yazımını 1950’de tamamladı. Sürenin uzaması, Tolkien’in titizliğinden ve tam zamanlı olarak yürüttüğü akademik pozisyondan kaynaklanmıştı. Ancak bu defa da, kitabın fazla satılamayacağı düşüncesi ve tek büyük bir cildin basım maliyetinin yüksek olması gerekçesiyle, yayınevi eserin 3 cilt hâlinde çıkmasına karar verdi. Eklerin, haritaların ve dizi formatının getirdiği zorluklar nedeniyle basım tekrar gecikti ve ilk cilt olan Yüzük Kardeşliği ancak Ağustos 1954’te piyasaya çıkabildi. Kasım 1954’te İki Kule ve ardından Ekim 1955’te Kralın Dönüşü yayımlandı.
4-Mit yaratımı ve dil inşaı, ‘epik fantezi’ türünün temel taşları oldu
18. yüzyıl sonları ve 19. yüzyıl başlarında derlenmeye başlayan ulusal destanlar ve farklı kültürlerin masalları, fantastik edebiyatın hazırlayıcısı oldu. Alice Harikalar Diyarında, Oz Büyücüsü, Edgar Allen Poe ve Oscar Wilde’ın korku hikayeleri fantastik edebiyatın gelişmesinde önemli rol oynadı. Tolkien’in fantastik edebiyata kattığı en önemli unsurlar ise gerçek dünyayla tamı tamına bağlantısı olmayan mit yaratımı (mitopoeia) ve dil yaratımıydı (kendi üretmiş olduğu terimle glossopoeia). Çocukluktan beri merakı olduğu dil alanı, onu gençliğinde bir yapay dil olan Esperanto öğrenmeye itmişti. Filoloji okumasında en önemli nedenlerden biri de yapay dile, dil yaratımına duyduğu ilgiydi. Hobbit, Yüzüklerin Efendisi ve Silmarillion’un geçtiği kurgu evren “Orta Dünya” için birçok dil üretmişti. Bunlardan Elf dilleri olan Quenya ve Sindarin, detaylı bir şekilde tasarlanmış dilbilgisi, geniş bir kelime dağarcığı ve belli bir sözdizimi olan yapay dillerdi. Bunlar bugün de “Orta Dünya” hayranları tarafından konuşulmakta ve Tolkien araştırmacıları tarafından geliştirilmekte.






