Yapı Anlatılarında Mimar Trajedisi


dünya genelinde mimarinin temeli yapı odaklı olsa da mimarın başrolü oynadığı efsane ve anlatıların neredeyse tümü, mimarın başarısı nedeniyle cezalandırılmasını işler. halk bilimci stıth thompson’un halk edebiyatı motif dizininde, “mimarın muhteşem bir yapının tamamlanmasının ardından hükümdar tarafından benzeri bir yapı inşa etmemesi için öldürülmesi” şeklinde tanımladığı bu motif, farklı kültürlerde çeşitli yapılar hakkında sözlü geleneğe dayanan kurgusal efsanelerden beslenir. mimarın başarısından dolayı cezalandırıldığı anlatılarda, başka bir hükümdar için daha güzel bir yapı inşa etmesinden endişe edilen mimar kimi zaman öldürülür kimi zamansa kör edilerek veya elleri kesilerek mesleğini icra edemez hâle getirilir.

Mimarlik_1)
Nu’man, Sinimmar’ı Havernak Köşkü burçlarından aşağı atıyor.
(Nizamî-i Gencevî, Hamse, XVII. Yüzyıl Safevî Yazması, The Walters Art Museum, W612.186B).

Mimarın Cezalandırılmasına İlişkin İlk Motifler
Mimarın cezalandırılmasının işlendiği en kadim anlatıya IV. yüzyıla tarihlenen Yahudi dinî metinlerinden Talmud’da yer verilir. Kudüs’te bulunan Süleyman Mabedi’nin inşasını konu alan anlatılardan birine göre, mimar Hiram Usta ve diğer tüm çalışanlar “Tek Tanrı” adına yapılan bu tapınağın bir eşinin pagan tanrılar için de inşa edilmemesi adına öldürülmüştür. Kimi Ayasofya öykülerinde mimar, başka bir şaheser inşa etmesini engellemek isteyen ve yapının Tanrı’nın yardımıyla inşa edildiğine, yani mimarın Tanrı’nın aracısı olduğuna inanan halk nezdinde kendi yerine hükümdar olarak tanınmasından çekinen İmparator tarafından katledilmiştir. Normandiya’da d’Ivry Kalesi’nin mimarı Lanfred’in (ö. 1000?) ellerinin kestirildiği, Moskova’da Aziz Vasil Katedrali’nin mimarı Postnik Yakovlev’in (ö. 1588) Korkunç İvan (ö. 1584) tarafından kör edildiği rivayet edilir. Benzer efsaneler, St. Petersburg yakınlarındaki 1492 tarihli Ivangorod Kalesi ile 1695 tarihli Berlin Parochialkirsche’nin mimarları için de söylenegelir. Batı kökenli en ilgi çekici efsanelerden biri, 1751 yılında tamamlanan Madrid Kraliyet Sarayı’nın İtalyan mimarı Francesco Sabatini (ö. 1797) hakkındadır. Sabatini’den dünyadaki en görkemli sarayı inşa etmesini isteyen Kral V. Felipe (ö. 1746), daha iyisini yapabileceğini söyleyen mimarın kollarını, daha güzelini inşa etmemesi için kestirir; gözlerini, daha güzelini görmemesi için oydurur ve dilini ise sarayın sırlarını başkalarına açıklamaması için kestirir. Dilsiz, kör ve sakat bırakılan mimara sarayda bir oda verilir ve ömrünün sonuna kadar burada yaşamaya mahkûm edilir. Cezalandırma motifi kimi zaman farklı bir mesajla sonlanır. 1490 yılında Prag Astronomik Saati’ni yapan Hanuš adlı ustanın başka bir kentte benzerini yapmaması için kör edildiği, ustanın bunun karşılığında saatin işleyişini bozduğu ve yüzyılı aşkın süre boyunca saatin onarımını yapacak usta bulunamadığı anlatılır.

İslam Dünyasında Mimarın Cezalandırılması Motifi
Mimarın cezalandırılması motifi İslam dünyasında da sıklıkla işlenir. Kahire’de kendi adına bir külliye inşa ettiren Memlûk hükümdarı Sultan Hasan’ın (ö. 1361), mimarın ellerini kestirdiği dillendirilmektedir. Tibet Kralı Sengge Namgyal’ın (ö. 1642), bir saray inşa ettirdiği ünlü mimar Chandan’ın sağ elini kestirdiği ancak Chandan’ın yalnızca sol elini kullanarak Keşmir’de kimi kale ve camilerin inşasını üstlendiği rivayet edilir. Şah Cihan’ın (ö. 1666), Tac Mahal’in mimarını kör ettirdiği, diğer ustaların ise sağ ellerini kestirdiği anlatılır. Muhammed Âdil Şah’ın (ö. 1656) Bijapur’da bulunan Gol Gumbaz adlı devasa türbesini inşa eden mimarın gözlerini oydurarak ellerini kestirdiği söylenir. Kimi söylencelerde hükümdar için görkemli bir yapı inşa eden mimarlar yerine hükümdarın inşa ettirdiği yapıyı gölgede bırakan başka yapılar inşa eden mimarlar cezalandırma motifinin konusu olur. İsfahan’da, Şah Abbas’ın (ö. 1629), Şah Mescidi’nden daha görkemli bir kilise inşa eden Ermeni mimarın ellerini kestirdiği anlatılır. Mimarın cezalandırılması kimi zaman yapısal sırların başkalarının eline geçmemesine yönelik kaygı epizotuyla şekillenir. Evliya Çelebi (ö. 1682), Erdel Kralı Bethlen Gabor’un (ö. 1629) Varat Kalesi’ni çevreleyen hendeğin ortasına kurduğu tuzağı bilen kimse kalmaması için tüm ustaları suya atarak boğdurduğunu kaydeder. Türkmenistan’ın Köhne Ürgenç kentinde çok yüksek bir minare (Kutluğ Timur Minaresi) inşa ettiren Han’ın, mimarı başka bir yerde daha yüksek bir minare yapmaması için öldürmeye karar verdiği, kendisine âşık olan Han’ın kızı Törebeğ Hanım’ın uyardığı mimarın ise iki kanat yaparak minareden atladığı ve Tanrı’nın izniyle uçarak uzaklaştığı rivayet edilir.

Mimarlik_3)
Aziz Vasil Katedrali, Moskova.
Mimarlik_3.1)
Kraliyet Sarayı, Madrid.
Mimarlik_2)
Hiram Usta, St. John Kilisesi, Chester.

İslam dünyasında mimarın başarısından dolayı cezalandırılması motifi kuşkusuz, Nizamî-i Gencevî’nin (ö. 1214?) Hamse’sindeki Heft Peyker/Yedi Sûret adlı mesnevide işlenen efsanevi mimar Sinimmar anlatısından beslenir. Anlatı, Yemen hükümdarı Nu’man’ın, Rum diyarında ünlü bir mimar olan Sinimmar’dan, himayesindeki Sasanî şehzadesi Behram Gûr (ö. 438) için dünyadaki en görkemli köşkü sipariş etmesiyle başlar. Havernak adlı eşsiz köşkün inşasını tamamlayan Sinimmar, yapıyı çok beğenen Nu’man’ın övgü dolu sözleri karşısında gurura kapılarak daha iyisini yapabilecek maharette olduğunu söylemekten kendini alamaz.

Mimarlik_4)
Sultan Hasan Külliyesi, Kahire.

Bu cevap karşısında öfkelenen ve yeryüzünde Havernak’tan daha güzel bir yapının inşasını engellemek isteyen Nu’man, Sinimmar’ı burçlardan atarak öldürür.

Anlatının gerçekliği ve kahramanı Sinimmar’ın kim olduğu konusu, çeşitli araştırmalara konu edilmişse de bir sonuca ulaşılamamıştır. Ancak Sinimmar anlatısı, özellikle mimarlar veya mimarlık ile ilgili meseleler aracılığıyla sürekli gündemde kalmıştır. İslam geleneğinde ustalık gösteren mimarlar, Sinimmar ile kıyaslanarak övülür, çeşitli yapılar ise “Sinimmar yapısı” veya “Havernak” benzetmesiyle yüceltilir.

Osmanlı’da Sinimmar Yakıştırması ve Mimarın Cezalandırılması Motifi
Bursalı İsmail Beliğ (ö. 1729), Güldeste-i Riyâz-ı İrfân adlı vefeyatnamesinde, Sultan Murad Hüdevandigar’ın (ö. 1389) mimarını (Kaplıca Mimarı), Sinimmar ayarında bir üstad olarak tanımlarken, Sinimmar’ın kim olduğunu açıklayan kısa bir de açıklama ekler.

Eyüp’te bulunan Zal Mahmud Paşa Camii’nin vakfiyesinde Mimar Sinan, Sinimmar’a benzetilerek övülür ve “aferin” ifadesiyle kutlanır; Tophane-i Âmire’nin I. Mahmud (ö. 1754) dönemine ait kitabesinde yapının, Sinimmar’ı kıskandıracak nitelikte olduğu vurgulanır. XVI. yüzyıl Osmanlı entelektüellerinden Gelibolulu Mustafa Âlî (ö. 1600) ise Künhü’l-Ahbâr adlı eserinde, Fatih Camii mimarı Atik Sinan’ı “mi’mâr-ı Sinimma-r-kudret ve Sinân-şöhret” yani “Sinan adında Sinimmar yeteneğinde bir mimar” sözleriyle tanımlar.

Mimarlik_6)
Havernak’ın inşası. Resimleyen: Behzad. (Nizamî-i Gencevî, Hamse, Herat, 1494/1495, British Library, OR. MS. 6810 fol. 154b).
Mimarlik_7)
Ayasofya, İstanbul.

Atik Sinan özelinde, “Sinimmar” yakıştırması yalnızca mimari ustalığa değil, aynı zamanda paylaşılan ortak kadere de bir gönderme barındırır. Boğdan Beyi Dimitri Kantemir (ö. 1723), “Kristodulos” adında bir Rum olarak tanımladığı Atik Sinan’ın, caminin tamamlanmasının ardından Sultan II. Mehmed tarafından takdir edilerek ödüllendirildiğini ancak daha görkemlisini inşa edip edemeyeceği sorulduğunda, çok daha iyisini yapabileceği cevabını vermesi üzerine Sultan’ın gazabına uğradığını kaydeder. Güya halefinin kendinden daha görkemli bir mabed inşa edebilecek yetenekte bir mimara sahip olmasını istemeyen Sultan, Atik Sinan’ı caminin kuzey girişine yerleştirilen kazığa oturtarak öldürtmüştür.

Atik Sinan, kabir kitabesine göre 13 Eylül 1471 Perşembe günü deniz kıyısında bulunan bir zindanda hayatını kaybetmiştir. Anonim Osmanlı Kroniği yazarı, Sinan’ın kabir kitabesinde bildirildiği gibi hapsedildiği yerde öldüğünü onaylarken dövülerek öldürüldüğünü ekler. Evliya Çelebi ise mimarın akıbetine ilişkin günümüzde hâlen popülerliğini koruyan bambaşka bir anlatı sunar. Bu sıra dışı anlatıya göre Sultan Mehmed, inşa sırasında kullanılmak üzere getirttiği sütunları keserek caminin Ayasofya kadar yüksek olmasına engel olan mimara, bunun nedenini sorar. Mimar, İstanbul’da çok deprem olduğunu, yapının ayakta kalabilmesi için sütunları kesmek zorunda kaldığını söyler. Bu yanıttan tatmin olmayan Sultan, mimarın ellerini bileklerinden kestirir. Elleri kesilen mimar, Sultan’ı dava eder. Kadı, caminin boyutlarının ibadete engel olmadığından, Sultan’ın şeriata aykırı, keyfî bir iş yaptığına karar vererek kısasa, yani Sultan’ın ellerinin kesilmesine hükmeder. Dava, Sultan’ın mimara tazminat ödemeye mahkum edilmesiyle sonuçlanır. Anlatı, Sultan ile kadı arasında geçen ve adaletin önemini vurgulayan diyalog ile sonlanır. Anakronik ve manipülatif bu anlatı, sonuçta, dikkatleri Osmanlı adalet sistemine çekerek Sultan’ın hakkaniyetini yücelten bir kıssaya dönüşür.

Oysa Atik Sinan’ın öldürülmesi, Ayasofya’yı alt etme konusundaki başarısızlığı sebebiyle değildir. Fatih Camii’nin inşası ve Atik Sinan’ın akıbetine detaylı şekilde yer veren Anonim Osmanlı Kroniği yazarına göre, öldürülme nedeni inşa sürecinde, Sultan’ın şantiyeyi denetlemekle görevlendirdiği müfettişlerin acemilik, becerisizlik, aksaklık, israf ve yolsuzluk gibi iddialarla mimarı gözden düşürmesidir. Öte yandan, 1766 yılında gerçekleşen depremde tümüyle yıkılan caminin, strüktürel problemlerinin henüz inşa edildiği dönemde dahi kendini göstermiş olması muhtemel.

Türkiye’de Mimarın Cezalandırılması Motifi
Türkiye’de cezalandırma motifi yerel söylencelerde aynı epizotlar eşliğinde hayat bulur. Van’da Hoşap Kalesi mimarının ellerinin kestirildiği, Safranbolu’da Asmazlar Konağı’nın mimarının kibirli ve acımasız işvereni tarafından vurularak öldürüldüğü, Yozgat’ta Çapanoğlu Camii’nin mimarının daha güzelini yapmaması için Çapanoğlu tarafından öldürülmek istendiği ancak bu durum kendine malum olunca minareden uçarak kaçtığı anlatılır. Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesinde bulunan İshak Paşa Sarayı’na ilişkin iki yerel efsanede de aynı epizot işlenir. Efsanelerden birinde yapımı çok uzun süren saray tamamlanır tamamlanmaz baş mimar ve ustaların kolları bu saraydan daha görkemlisinin yapılmasını engellemek adına Mahmud Paşa tarafından kestirilir.

Mimarlik_9)
1766 depreminden önce Fatih Camii. (Çizim: Francesco Scarella, 1686, Österreichische Nationalbibliothek, Codex 8627.)

Timur’dan Yakın Zaman Kuzey Kore’ye Mimarın Cezalandırılması Motifi
Öte yandan, mimarın hükümdarın yapı konusundaki beklentilerini karşılamakta yetersiz kaldığı durumlarda gerçekten de hayatından olduğu kimi örnekler yaşanmıştır. Sözlü gelenek, Timur’un (ö. 1405), mimarını eşi Bibi Hanım’a duyduğu gizli aşktan dolayı duyduğu kıskançlık yüzünden öldürttüğü yönünde romantize eder ancak mimar Muhammed Celd’in, Semerkand’da inşa ettiği Bibi Hanım’ın adını taşıyan caminin yeterince büyük ve yüksek olmadığını düşünen Timur tarafından öldürüldüğü, dönemin kaynaklarınca belirtilir. Mimarı öldürten Timur, yapının bir kısmını yıktırarak daha yüksek şekilde inşa edilmesi emrini vermiştir.

Hükümdarı memnun edemeyen mimarın cezalandırılmasına yönelik son örnek oldukça günceldir. Kuzey Kore Resmî Haber Ajansı KCNA’ya dayandırılan bir habere göre, Kasım 2014’te başkent Pyongyang’da inşası devam eden havalimanı şantiyesini ziyaret eden devlet başkanı Kim Jong-Un, inşa edilen terminali beğenmeyerek tasarımcıları, partinin ulusal kimliğini korumayı önceleyen estetik anlayışını göz ardı etmekle suçlamıştı. Eski model bir başmimar olarak alımlanan Ma Won Chun’un, geleneksel hükümdar imgesini temsil eden Kim Jong-Un ile arasında geçenler sonrasında ortadan kaybolması uluslararası medya ve mimarlık ortamında, hükümdar tarafından cezalandırılan mimar imgesine dayanan nostaljiden beslenen dramatik bir dedikoduya neden oldu. #

KAYNAKÇA
Evliyâ Çelebi b. Derviş Muhammed Zıllî, Evliya Çelebi Seyahatnamesi Topkapı Sarayı Bağdat 304 Yazmasının Transkripsiyonu-Dizini, 1. Kitap, haz. Orhan Şaik Gökyay, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 1996.
Genceli Nizamî, Heft Peyker, çev. Mehmed Emin Yümni, haz. Aytekin Yıldız, Büyüyen Ay Yayınları, İstanbul, 2013.
Keskin, Mustafa Çağhan, “Atik Sinan: Mitler ve Gerçekler Arasında Bir Osmanlı Mimarı”, METU Journal of Faculty of Architecture 39/2 (2022), s. 75-104.
Öztürk, Necdet (haz.), Anonim Osmanlı Kroniği (1299-1512), Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul, 2000.
Thompson, Stith, Motif-Index of Folk-Literature: A Classification of Narrative Elements in Folktales, Ballads, Fables, Medieval Romances, Exempla, Fabliaux, Jest-Books and Local Legends, Bloomington: Indiana University Press, 1966, W181.2. 
Yerasimos, Stefanos, Türk Metinlerinde Konstantiniye ve Ayasofya Efsaneleri, çev. Şirin Tekeli, İletişim Yayınları, İstanbul, 2010.