Türkiye Talidomid Faciasından Nasıl Kurtuldu?


türk veteriner hekim, bakteriyolog ord. prof. dr. süreyya tahsin aygün hem ı. dünya savaşı’nda hem de kurtuluş savaşı’nda yer alarak “istiklal madalyası” ile ödüllendirildi. 1927 yılında atatürk’ün çağrısıyla yurda dönen aygün, talidomid ilacının embriyolarda beyin gelişimini etkilediğini ortaya koyarak başta almanya olmak üzere pek çok ülkede yaşanan “talidomid faciası”nı önleyerek bir nesli kurtardı. aynı dönemde görev yapan ve türk farmakoloji derneği’nin ilk başkanı şükrü kaymakçalan da ilaçla ilgili olumsuz görüş belirterek ilacın türkiye’de ruhsat almasına ve kullanılmasına engel oldu.

Talidomid_2) Thalidomid3
Talidomid kullanımı sonucu 10 binden fazla bebek, kolları ve bacakları gelişmeden ya da tamamen eksik olarak doğdu.

“Talidomid faciası”, geçtiğimiz yüzyılın ortalarında dünya çapında etkileri olan ilaç nedenli büyük bir teratojenite skandalıdır. Teratojenler gebelikte embriyo veya fetüs üzerinde olumsuz etki oluşturan dış etkenlerdir. Bebeğin anomalili doğumuna ya da ölümüne yol açan bu tür etkenlere teratojen ve bunların bebekte oluşturduğu etkiye teratojenite denir. Teratojenite döllenme sonrası gelişimsel süreçte ceninin toksik bir etkene maruz kalması sonucu dünyaya gelen yavruda ortaya çıkan yapısal bozuklukları tarif eden bir kavramdır.1,2 Radyoaktivite, bazı kimyasallar ve bazı ilaçlar teratojeniteye yol açan en bilinen etkenler arasındadır.

Talidomid, 1950’li yılların başlarında, Almanya’da Chemie Grünenthal ilaç şirketi tarafından uykusuzluk tedavisi için tasarlanan ve piyasaya sunulan bir ilaçtır. Piyasaya sürülmesinin ardından kısa sürede 46 ülkede ruhsat almıştır. Sakinleştirici olmasının yanı sıra bulantı ve kusmayı da önlemesi nedeniyle hamile kadınlarda genellikle sabah saatlerinde sık görülen bulantı ve kusmaları önlemek için yaygın şekilde kullanılmıştır. Özellikle Almanya’da reçetesiz satılması kullanım yaygınlığını daha da artırmıştır. İlaç bir süre kullanıldıktan sonra bütün dünya, “talidomid kurbanları” olarak literatüre giren bebeklerle ve tarihe geçen büyük bir hatalı ilaç kullanımı faciasıyla yüzleşti. Hamilelik sürecinde bu ilacı kullananların bebeklerinde özellikle kolların ve bacakların gelişmemesi ya da tamamen eksik olması şeklinde ciddi anomaliler görüldü. Ayrıca, merkezî sinir sistemi ve iç organlarla ilgili başka sağlık sorunları da vardı. O dönemde yaklaşık 10 binden fazla bebek bu şekilde doğmuş, 100 bin civarı düşük ve bebek ölümü gerçekleşmiştir.3 Bu facia dünyada ilaç araştırma ve geliştirme çalışmaları için önemli bir dönüm noktası olmuş, ilaçların piyasaya sürülmeden önce üzerinde çok daha titiz çalışmaların yapılmasının zorunlu olmasına yol açmıştır.4

Talidomid_1) Thalidomid2
Kolları yeterince gelişmemiş “talidomid kurbanı” bir çocuk hekim karşısında.

Amerika Birleşik Devletleri, ilacın emniyetiyle ilişkili verileri yetersiz bularak ruhsat vermemiştir. Böylece büyük çaplı bir felaketin ortaya çıkmasını önlese de hekimlere verilen deneme numunelerinin kullanılması nedeniyle bu ülkede de az sayıda anomalili doğumlar ve ölümler görülmüştür. Kıbrıs’ta bile talidomid ile ilişkilendirilebilecek birkaç vaka saptanmış olsa da5 felaket iki değerli bilimcimizin dikkati ve dürüstlüğü sayesinde Türkiye’ye ulaşamamıştır. Aşağıda bu iki değerli bilimcinin talidomid faciası ile ilişkisi açıklanmaya çalışılacaktır.

Talidomid_3) Sureyya Tahsin Aygun-askeri uniforma
Süreyya Tahsin Aygün askerî üniformasıyla. Atatürk’ün çağrısıyla Türkiye’ye dönen Aygün, tuğgeneral rütbesine kadar orduda hizmetlerini sürdürdü.

Ord. Prof. Dr. Süreyya Tahsin Aygün
Süreyya Tahsin Aygün, 1895’te İstanbul’da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini İstanbul’da tamamladı. I. Dünya Savaşı’nda Haydarpaşa Askerî Veteriner Okulu’ndaki eğitimine ara vererek cepheye katıldı. Orduda önemli görevler aldı ve 1922’de “İstiklal Madalyası”na layık görüldü. Daha sonra, kazandığı bursla eğitim için Almanya’ya gitti ve 1926’da Berlin Yüksek Veteriner Okulu’nda doktorasını tamamladı. Atatürk’ün çağrısıyla 1927’de Türkiye’ye dönen Aygün, tuğgeneral rütbesine kadar orduda hizmetlerini sürdürdü. Ordudan ayrıldıktan sonra da tamamen bilime odaklandı ve Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde bilimsel çalışmalar yürüttü. 1968 yılında Yüksek Sağlık Şûrası üyeliğine seçilen Aygün, 1981 yılında Atatürk’ün doğumunun 100. yılı şerefine verilen “Hizmet” ve “Onur Plaketi” ile ödüllendirildi. Aynı yıl aramızdan ayrıldı.

Aygün, ceninden alınıp doku kültüründe üretilerek insana verilen kök hücrelerin dokuların işlevlerini üstlenip bozuklukları düzeltebileceğini, yani kök hücre tedavisi fikrini Batılı tıbbi otoritelerden çok önce ortaya atmıştır.6,7 Konumuz açısından önemli olan gözlemi ise talidomidin tavuk embriyosu üzerindeki toksik etkileridir. Bu gözlemini talidomid ruhsat almak üzere Sağlık Bakanlığı’nda beklerken yetkililerle paylaşmış ve ilacın gebelikte kullanıma uygun olmadığını belirterek uyarılarda bulunmuştur.8

Prof. Dr. Şükrü Kaymakçalan
1923 yılında Manastır’da doğan Şükrü Kaymakçalan, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1946 yılında mezun olmuştur. Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü İlaç Şube Müdürlüğü’nde farmakolog olarak çalışmıştır. Yurt dışında lisansüstü çalışmalar yaptıktan sonra 1962 yılında Türkiye’ye dönmüş ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Farmakoloji Bölümü başkanı olarak kariyerine devam etmiştir. Türk Farmakoloji Derneği’nin kurucuları arasındadır ve ilk dernek başkanıdır. Refik Saydam Enstitüsü, TÜBİTAK, Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Madde Kontrol Organı (INCB) gibi pek çok prestijli kurumda çalışmıştır. Kaymakçalan, 1980 yılında Sedat Simavi Sağlık Bilimleri Ödülü’nü almıştır. Ankara Üniversitesi’ndeki görevine devam ederken 1984 yılında aramızdan ayrılmıştır.

Talidomid_4) sukrukaymakcalan
Şükrü Kaymakçalan, Türk Farmakoloji Derneği’nin ilk başkanıdır.

Kaymakçalan, talidomidin Türkiye’de ruhsat alması için yapılan başvurularda, ilaç üzerinde deney hayvanlarında yeterli toksisite çalışmaları yapılmadığı gerekçesiyle olumsuz görüş belirtmiş ve Aygün’ün iddialarını da desteklemiştir. Böylece ilacın Türkiye’de ruhsat almasına ve kullanılmasına engel olmuştur.9

Çıkarılması Gereken Dersler
Talidomid faciasından ülkemiz için çıkarılması gereken bazı dersler vardır. Bu olayda Türkiye’nin hiç zarar görmemesinin nedeni kuşkusuz liyakatli ve dürüst iki bilimcisinin sorumluluk üstlenmesi ve işini doğru yapmasıdır. Liyakati öncelemek, dürüst çalışan yöneticilere sahip olmak ve kurallara uymak toplumsal felaketleri önlemenin en kolay ve etkili yoludur. Diğer önemli bir çıkarım, Batı’nın her zaman doğruları yapamadığı gerçeğidir. Batı hayranlığıyla oradaki tüm uygulama ve yaklaşımları peşinen kabul etmenin yanlış olabileceği önemli kararlar verilirken hesaba katılmalıdır. Özellikle sağlık bilimleri alanında, toplumda yaygın kullanım potansiyeli olan uygulamalara karşı kuşkucu olmak ve bilginin güvenilirliğini sorgulayarak teyit etmek önemlidir. Türkiye’nin o günkü koşullarda, firmadan gelen bilgiyi ya da ilaca ruhsat veren başka ülkelerin yaklaşımını koşulsuz olarak kabul etmemesi, şüpheci yaklaşması ve kurallara uyması binlerce bebeği kurtarmıştır.

Üzerinde durmamız gereken bir başka nokta bu iki değerli bilim insanının toplum sağlığına yaptıkları büyük katkının ülkemizde yeterince bilinmemesidir. Talidomide karşı çıkarak ruhsat almasını engelleyen ve Amerika’yı büyük bir felaketin eşiğinden döndüren Kanada asıllı Amerikalı farmakoloji doktoru Frances Kathleen Oldham Kelsey’e 1962 yılında Başkan Kennedy tarafından “Onur Madalyası” takdim edilmiş, “Hizmet Ödülü” verilmiş ve kendisi “Millî Kahraman” ilan edilmiştir. Medya Kelsey’i topluma yeterince tanıtmış, yaşarken Ulusal Kadınlar Onur Listesi’ne girmiş, ayrıca hem Amerika’da hem Kanada’da kendisine birçok başka ödül verilmiştir. Kelsey’in talodomid olayındaki rolü birçok önemli bilimsel dergide de konu edilmiştir.

Talidomid_5) Thalidomid4

Şükrü Kaymakçalan da Kelsey gibi bir farmakologdur ve hemen hemen onunla aynı şeyi yapmıştır. Amerika’da az sayıda da olsa bazı anomalili doğumlar ve düşükler olmasına rağmen Türkiye’de tek bir vaka tespit edilmemiştir. Gerek Kaymakçalan’ın gerekse Aygün’ün bu olaydaki rolü Türk medyasında ve bilim çevrelerinde yeterince işlenmemiştir. Dolayısıyla bu iki ismin yaptığı işin önemi toplum hafızasında yer etmemiştir. Aygün’e yıllar sonra, ölmeden hemen önce, Atatürk’ün doğumunun 100. yılı münasebetiyle bir “Hizmet Ödülü” takdim edilirken, Kaymakçalan’a bir “Hizmet Ödülü” verilmesi öldükten 11 yıl sonra, TÜBİTAK tarafından düşünülmüştür. Bu ödüllerin verilmesinde talidomid ile ilişkili katkılarının rolü ise belirsizdir. Her iki bilimcinin talidomid olayına katkısı ile ilişkili bilgiler genellikle duyumlara ve bazı yerel yayınlara dayanmaktadır. Yaptığım araştırmalarda Sağlık Bakanlığı’nın konuyla ilişkili bir tutanağına ya da belgesine ulaşmam da mümkün olmamıştır. Eğer ruhsatla ilişkili süreçteki katkıları nedeniyle böyle bir belge varsa, bunun Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanması ve bu iki değerli bilimcinin Bakanlık tarafından bir kez daha onurlandırılması, özellikle genç kuşaklara tanıtılmaları ve toplum hafızasına kazınmaları bakımından yerinde olacaktır. #

DİPNOTLAR
1 E. Conover, J. Obstet, Gynecol Neonatal Nurs, 23(6), 1994, s. 524-32.
2 A. Çeliker, M. Göçer, Hacettepe University Journal of the Faculty of Pharmacy, 41(2), 2021, s. 102-116.
3 P. Knightley ve ark., Suffer the children: the story of thalidomide, Viking Press, New York, 1979.
4 J.E. Ridings, Methods Mol Biol, 947, 2013, s. 575-586.
5 O. Özdemir ve Z. Pala Kara, Yeni Tıp Tarihi Araştırmaları, 17, 2019, s. 63-70.
6 A.Y. Yaman ve ark., Herkese Bilim ve Teknoloji, 1 Nisan 2024. https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/turkiyeyi-thalidomide-faciasindan-kurtaran-bilim-kahramani-sureyya-tahsin-aygun (Erişim Tarihi: 22 Ocak 2024).
7 M.M.J. Fischer, Antropological Futures, Duke University Press, Durham and London, 2009, s. 97.
8 O. Özdemir, Türk Farmakoloji Derneği E Bülteni, Sayı 114, Temmuz-Ağustos 2012, s. 10-12.
9 O. Özdemir age.