Trump’ın seçim zaferi ve ABD’nin değişen kodları…

Donald Trump, 5 Kasım seçimi sonrası Amerika Birleşik Devletleri’nin 47. başkanı oldu. Hem ABD’nin hem de dünyanın gidişatını büyük ölçüde değiştirecek bu sonuç, çelişkili gibi görünen politikalara rağmen gerçekleşti. Trump, ırkçı, cinsiyetçi ve ayrıştırıcı söylemlerle dolu kampanyasına rağmen, Latin kökenli, Siyah ve genç seçmenlerden ciddi oy aldı…

Siyasi kutuplaşmanın kuvvetli olduğu ABD’de, Kasım başında yapılan seçimlerden önce 43 eyalette kimin kazanacağı büyük oranda öngörülebiliyordu. Önemli olan ise kalan 7 “salıncak eyalet” ve temsil ettikleri 93 delegeydi. İşte Donald Trump, bu eyaletlerin hepsinde galip gelerek, 312 delege elde etti; 1884 ve 1892 seçimlerini kazanan Grover Cleveland’dan sonra birbirini izlemeyen iki seçim kazanan ilk başkan oldu. Trump ayrıca, 2016’ daki zaferine kıyasla oyunu arttırarak ülke genelinde de rakibi Kamala Harris’i geride bıraktı; 2004’te George W. Bush’tan sonra halk oyunu kazanan ilk Cumhuriyetçi aday olarak tarihe geçti.

Donald Trump - Elon Musk
Seçim kampanyası boyunca Elon Musk, Trump’ı desteklemek için 130 milyon Dolar’ı aşkın para harcadı. Trump’ın Ekim ayı başında Pennsylvania’da yaptığı mitingde Musk da sahnedeydi.

Amerikan seçim sisteminde, ülke genelinde en çok oyu almak önemli değil. Ülkenin 50 eyaletine nüfuslarına göre “delegeler” atanıyor. Mesela en büyük nüfusa sahip Kaliforniya eyaletinin 54 delegesi varken, en küçük nüfuslu Wyoming eyaleti 3 delegeye sahip. Bir eyalette en çok oyu alan aday, o eyaletin tüm delegelerini kazanıyor. Galip, toplam 538 delegede 270 veya daha fazlasına ulaşan oluyor.

Trump zaferinin arkasında, siyasi dinamikleri sarsan bir seçmen koalisyonu var. Sandık çıkış anketlerine göre Güney ve Orta Amerika kökenli Latino seçmenlerin %46’sı Trump’a oy verdi. Bu, 2016’ya göre Trump lehine 17 puanlık bir fark ifade ediyor. 1960’lardan beri büyük farkla Demokrat adaylara oy veren siyahiler arasında da oyunu 5 puan arttırdı. Siyahi erkekler arasında ise artış ise 8 puan.

Trump’ın azınlıklara yönelik sözleri-yaklaşımları gözönünde bulundurulunca, bu gelişmeler ilk bakışta mantıksız görünüyor. Trump 10 Eylül’de Kamala Harris’le yaptığı münazarada, Haiti kökenli göçmenlerin “kedi ve köpekleri yediğine dair” infial yaratan bir yalan söylemişti. Başdanışmanlarından biri seçime 9 gün kala bir mitingde “Amerika sadece Amerikalılarındır” diyerek 1930’larda Amerikan Nazi partisinin kullandığı sloganlara çağrışım yapmıştı. Yine aynı mitingde sahne alan bir komedyen ise, ABD’ye ait Hispanik nüfuslu Puerto Rico’yu “yüzen bir çöp adası” olarak tarif etmişti. Ekonomi, göçmen krizi, Demokratların sosyal politikalarının seçmen tarafından “aşırıcı” görünmesi, Trump’ın genişleyen tabanının arkasında yatan ana nedenler.

Donald Trump
Donald Trump 5 Kasım 2024’te yapılan seçimlerde, ABD tarihinde Grover Cleveland’dan sonra birbirini izlemeyen iki seçim kazanan ilk başkan oldu.

Joe Biden pandemi sırasında göreve başladığında, Covid-19’un ortaya çıkardığı iktisadi krize büyük kamu harcamasıyla cevap vermeyi seçmişti. Yönetiminin ilk 2 senesinde ekonomiyi canlandırmak ve yerli üretimi teşvik etmek için neredeyse 3.5 trilyon Dolarlık bir kamu yatırımı yapmış, enflasyon da tarihî seviyelere ulaşmıştı. 2023 ve 2024’te ekonomik büyüme hızlanmış, işsizlik düşmüş ve enflasyon kontrol altına alınmış olsa da, seçim sonuçları seçmenin 2 senelik enflasyon dalgasını unutmadığını gösteriyor.
Sınırdan geçen düzensiz göçmen sayısı da seçmenleri Trump’a iten faktörlerden biri. Biden başkanlığının ilk 3 senesinde sınırdan ABD’ye girmeye çalışan neredeyse 6 milyon kişi yakalandı. Trump’ın ilk başkanlığında ise bu rakam 2 milyon civarındaydı. Donald Trump, ülkede yaşadığı tahmin edilen yaklaşık 12 milyon yasadışı göçmeni de sınırdışı etmeyi vaadediyor.

Bunun dışında Cumhuriyetçiler, Demokrat Parti’nin trans bireylere ilişkin ilerici politikalarını seçmene “aşırıcı” olarak lanse etmeyi de başardı. Bu “kültür savaşları” da muhafazakar görüşlere sahip olduğu bilinen birçok Latino seçmeni Trump’a yöneltti.

Trump’ın zaferini inşa eden anahtar gruplardan biri ise genç erkekler. Cumhuriyetçi aday, kampanyası boyunca geleneksel medyaya röportaj vermekten kaçındı ve özellikle erkeklerin izlediği pod-cast’lerde konuştu. Trump’ın tercih ettiği sesli blogların hedef kitlesi belliydi; sunucuların neredeyse hepsi genç erkek “influencer”lardı; aralarında eski Amerikan futbol oyuncuları ve emekli askerler bulunuyordu. En önemlisi ise dünyanın en büyük podcastçisi Joe Rogan’dı (Rogan’ın YouTube’da 18 milyon, Spotify’da ise 14 milyon abonesi var. Dinleyicilerinin neredeyse %80’i erkek, bu kesimin yarısı ise 18 ile 34 yaşları arasında). Rogan, daha önce Sol-populist Demokrat Bernie Sanders’ı desteklemiş, Trump’ın demokrasiye bir tehdit olduğunu söylemişti. Ancak seçimin arifesinde Trump’a desteğini açıkladı!

Geleneksel olarak Cumhuriyetçileri destekleyen Amerikan elit sınıfı, aslında bu defa Kamala Harris’e daha olumlu bakıyordu. Demokrat aday, birçok milyarder tarafından bağışlarla desteklendi. Buna karşın, Demokratlara daha yakın oldukları düşünülen Silikon Vadisi’nin teknoloji zenginleri Trump’a yöneldi. Bu değişimin en büyük semboli, şüphesiz Elon Musk’tı. Uzay teknolojileri ve elektrikli araçlar geliştiren Musk, dünyanın en zengin insanı; aynı zamanda X’in de (Twitter) sahibi. ABD’ deki seçim kampanyası boyunca Musk, Trump’ı desteklemek için 130 milyon Dolar’ı aşkın para harcadı.

Donald Trump
Donald Trump seçim gecesi ailesiyle zaferini kutluyor, 6 Kasım.

X platformunun algoritmasını da Cumhuriyetçi profilleri öne çıkarmak için değiştirdiği düşünülüyor. Trump, galibiyetinden sonra, Musk’ı devlet harcamalarında israfı ortadan kaldırmayı hedefleyen yeni bir komisyonunun başına getireceğini açıkladı.

Donald Trump, 20 Ocak 2025’te göreve başlayacak. Amerika Birleşik Devletleri’nde başkanlık seçimleri, her 4 sene, Kasım’ın ilk pazartesisini takip eden Salı günü gerçekleşiyor. Seçilen başkan, ertesi yıl 20 Ocak saat 12.00’de yemin ederek göreve başlıyor; dolayısıyla arada yaklaşık 2.5 aylık bir süre oluşuyor. Anayasa 1789’da ilk defa yürürlüğe girdiğinde, iletişim ve ulaşım zorluğundan seçim süreci yaklaşık 1 ay sürüyordu ve başkan görevine 4 Mart’ta başlıyordu. Bu vakit, başkanın Beyaz Saray’a taşınması ve göreve hazırlanması için de önemliydi. Günümüzde ise seçimlerle göreve başlama arasındaki “geçiş dönemi”, seçilmiş başkanın atamalara karar vermesi ve bu atananların -resmî e-posta hesabı açılarak, pozisyonlarına dair bilgilere erişerek vs.- görevlerine hazırlanması için kullanılıyor. Yeni başkanların yapması gereken “siyasi” atamaların sayısı yaklaşık 4 bin.

Robert F. Kennedy Jr.
Önce 2024 seçimlerinde başkan adayı olan Robert F. Kennedy Jr., Ağustos’ta Donald Trump lehine yarıştan çekilmeye karar verdiğini açıkladı. Aşı karşıtlığı ile bilinmesine rağmen Kasım ortasında Trump tarafından Sağlık Bakanlığı’na aday gösterildi.

Trump’ın şu ana kadar açıkladığı atamalar arasında bazı deneyimli figürler olsa da, büyük çoğunluk Trump’a kişisel sadakatini kanıtlamış ve ku-rumlara büyük şüpheyle yaklaşan figürler. Öngörülen atamalar, Trump’ı belki de Amerikan tarihinin en ikonoklast lideri kılacak. Millî İstihbarat Direktörü adayı Tulsi Gabbard 2022’de Ukrayna’nın NATO’ya katılmasına karşı çıkmış; hem NATO hem de Rusya’nın meşru güvenlik endişeleri olduğunu söyleyerek geleneksel Amerikan dış politikasının dışında yer almıştı. 2017’de ise Suriye Başkanı Esad’la görüşmüştü.

Sağlık Bakanı adayı ve 35. Amerikan başkanı John. F Kennedy’nin yeğeni Robert F. Kennedy Jr. ise aşı karşıtı görüşleriyle biliniyor; içme suyuna diş çürüklerini önlemekte önemli rol oynayan flörürün katılmasını yasaklamak istiyor.

Kamala Harris
Geleneksel olarak Cumhuriyetçileri destekleyen Amerikan elit sınıfı, aslında bu defa Kamala Harris’e daha olumlu bakıyordu. Demokrat aday, seçim süreci boyunca birçok milyarder tarafından desteklendi.

Trump’ın FBI gibi federal polis güçlerini kontrol eden Adalet Bakanlığı’na ilk adayı ise, 18 yaşını doldurmamış kızlarla cinsel ilişkiye girmek ve sus payı ödemek gibi suçlamalarla soruşturma altındaydı. Matt Gaetz, soruşturmanın suçlama yapılmadan bitirilmesi üzerine Temsilciler Meclisi Etik Komitesi tarafından da soruşturulmuştu. Kendi partisi içerisinde aday gösterilmesine tepki gelmesi üzerine, Gaetz adaylıktan çekildi.

Seçimin mağlubu ve 1828’de kurulan Demokrat Parti 1930’lara kadar güney ABD’nin muhafazakar Beyaz seçmenini temsil ediyordu. Ortadan kalkana kadar köleliği destekleyen parti, sonrasında siyah Amerikalıların oy vermesini zorlaştıran yasaları savundu. Sanayileşmiş kuzey ABD’yi temsil eden Cumhuriyetçiler ise köleliği bitiren Abraham Lincoln’un partisiydi ve siyahlara ilk defa oy verme hakkını vermişlerdi. Bu durum, 1932 seçimlerini büyük ekonomik kriz ortasında kazanan Franklin D. Roosevelt’le değişti. Aynı zamanda ABD’nin en uzun süre görev yapan başkanı (üst üste 4 seçimde galip geldi) olan Roosevelt, ekonomik krizle mücadele etmek için federal hükümetin yetkisini ve sosyal programlarını genişletti; Siyah Amerikalılar için kimi güvenceleri (savunma sanayi ve federal hükümette ırka göre ayrımcılığı yasakladı) destekleyen ilk Demokrat başkan oldu. Roosevelt’ten sonra gelen Demokratların bu çizgide devam etmesiyle, Cumhuriyetçiler daha muhafazakar bir duruşla Güney’de güçlenmeye başladı. Büyük oranda diğer azınlıklar da aynı Siyahlar gibi Demokratları destekledi. 2024 seçimleri ise bu tablonun bir defa daha değiştiğine işaret ediyor.

Kemi Badenoch,
2 Kasım 2024’te sonuçlanan seçimlerde Kemi Badenoch, İngiltere’de Muhafazakar Parti’nin ilk Siyah lideri oldu.

Enflasyon-göçmenler-kültür savaşı üçlemesi, geçen yıllarda Batı’da hükümetleri deviren ve aşırı-Sağ hareketlerin yükselmesini sağlayan ana faktörler. Haziran 2024’te Fransa’ da gerçekleşen parlementer seçimlerde cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un partisi 86 sandalye kaybederek ikinci sıraya düştü. Aşırı-sağ-cı Ulusal Birlik Partisi anket sonuçlarının altında kalsa da tarihinin en iyi sonucuna ulaştı. Temmuz’da Birleşik Krallık’ta 14 yıldır iktidarda olan Muhafazakar Parti, tarihinin en büyük seçim hezimetine uğradı. Yeni sağ-populist Reform UK partisi %14’ lük oy oranı yakaladı. Muhafazakar Parti, yenilgiden sonra göçmenlere karşı sert tavır alan ve İngiliz basınında “kültür savaşcısı” olarak bilinen Kemi Badenoch’u yeni lideri seçti.

Amerikan seçimleri, siyaseten de yeni bir dünyaya doğru gidildiğine işaret ediyor.