Trump’ın Gazze Planı mı, Orta Doğu’nun Yeniden Tasarımı mı?


abd başkanı donald trump 25 ocak 2025 tarihinde, israil ile hamas arasında 15 aydan fazla süren ve gazze şeridi’nde geniş çaplı yıkıma yol açan savaşın ardından gazze şeridi’nin “temizlenmesi” fikrini ortaya attı. fikrin özü ise gazzelilerin topraklarından sürülerek abd’nin gazze şeridi’ni devralıp yeniden inşa etmesiydi. öneri başta filistinliler olmak üzere pek çok devletin tepkisiyle karşılandı.

Trump, 5 Şubat 2025 tarihinde fikrinin özünü açıkladı: “ABD, Gazze Şeridi’ni devralacak ve orada bir iş yapacağız… Bu barışı sağlayacağız ve orayı kalkındıracağız. Binlerce istihdam yaratacak ve tüm Orta Doğu’nun gurur duyacağı bir şey olacak… Çok zengin uluslar tarafından sağlanan büyük miktarda parayla inşa edebiliriz. Bu ülkelerden biri Ürdün olabilir, diğeri Mısır olabilir, başka ülkeler de olabilir. Dört, beş veya altı bölge inşa edebilirsiniz.”1

Gayrimenkul Anlaşması mı, Tehcir ve İmha mı?
Trump’ın sözlerinin bölge için ne anlama gelebileceği konusu hayli tartışmalıdır. Londra merkezli The Independent gazetesi yardımcı yayın yönetmeni ve ekonomi-politika üzerine yazılarıyla tanınan İngiliz gazeteci Sean O’Grady’in eleştirisi birçok yanıyla dikkat çekicidir:

“ABD Başkanı’nın Gazze Şeridi’ni ‘Orta Doğu’nun Rivierası’na dönüştürme fikri, emlak krallarının oyun kitabından fırlamış gibi… Bir Amerikan başkanının bütün bir halkın etnik temizliğe tabi tutulmasını, yani zorla göç ettirilmesini savunması şoke edici. Daha sonra bunun, hiç şüphesiz en iyi noktada zevksiz bir Trump Tower oteliyle birlikte, bayağı bir sahil beldesine bağlanması, Trump’ın tuhaf rüyasına başka bir tatsız boyut katıyor.”2

ABD merkezli CNN’de kıdemli uluslararası muhabir Sam Kiley’e göre, “Trump’ın Gazze rüyası Batı için kâbusa dönüşebilir.”

Lübnan Gazeteciler Cemiyeti ve Yazarlar Birliği üyesi Refik Huri ise konuyu iki boyutuyla irdeliyor:

“Trump yönetimi içeride ‘idari ve derin’ devletin tasfiyesinden öteye geçen, alışılmışın dışında kararlar alıyor. Çözümleri, krizleri daha büyük ve daha tehlikeli hâle getiren doğaçlama türünden. Politikaları, ticari anlaşmalar zihniyetiyle yönlendiriliyor.
Gazze savaşının ‘ertesi günü’ konusundaki anlaşmazlık sorununa, kimsenin aklına gelmeyecek ‘yenilikçi bir çözümü’ var: ABD’nin Gazze halkını yerinden ederek burayı geliştirilmeye açık bir mülk olarak devralması.

İsrail’in yüzölçümü dar, çözüm; Batı Şeria’yı ilhak ederek genişlemesidir.
Trump’a göre Filistin Devleti, Suudi Arabistan’ın geniş toprakları üzerinde kurulabilir. Ülkeler, halklar, ulusal haklar yok, sadece uzlaşmalar ve anlaşmalar var.

Gerçekten de siyaset bilimi ve uluslararası çalışmalar profesörü ve Trump’ın Uzun Gölgesi kitabının yazarı Jonathan Kirshner’in dediği gibi, ‘ABD mantıksızlık çağına girdi!’
Keza Uzun Oyunu Kaybetmek kitabının yazarı ve seçim kampanyası sırasında Demokrat aday Kamala Harris’in ulusal güvenlik danışmanı olan Philip Gordon da şunu söylerken abartmıyordu: ‘Trump’ın ikinci dönemi, ilk dönemini ılımlı ve akıllıca gösterecektir.’
Zira Trump’ın Orta Doğu politikasındaki denklem, dengesizlik, düzensizlik ve işgal üzerine kurulu.

Netanyahu Gazze’de yıkım yapıyor, Trump ise satın alıp inşa ediyor.

Amerikan yönetimlerinin gerçekleştirmeseler de benimsedikleri ‘iki devletli çözüm’ü Trump, ‘tek devletli çözüm’e dönüştürdü; denizden nehre kadarki Filistin topraklarında Büyük İsrail! Bu politik bir fantezi ancak son derece tehlikeli.”3

Diplomatik muhabirliğiyle tanınan Lübnanlı gazeteci Hüda Hüseyni, isabetli tespitlerde bulunuyor:

“…Gözlemcileri gerçekten şaşırtan husus, Başbakan Binyamin Netanyahu’ya belki de en yakın isimlerden olan İsrail Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer’in aylardır Gazze’de üç adımın atılması gerektiğini oldukça ikna edici bir şekilde savunması.

Bunlardan ilki, silahtan arındırılmış bir şehir. Silahsızlandırmanın büyük ölçüde sağlandığı söylenebilir ancak henüz tamamlanmadı. Dermer, Gazze’deki aşırılığın sona erdirilmesi gerektiğini ve bu iki adım tamamlanır tamamlanmaz, Gazze’nin kalkınması için çalışılabileceğini söylüyor.

21’inci yüzyılda iki milyonluk bir nüfusun yaşadığı 140 mil kare alanı boşaltmak mümkün olmayacak. Başka yere taşınmaya ikna edilenler olabilir ancak Filistinlilerin dolu dolu tarihi göz önüne alındığında, çoğunluğun böyle bir karar alacağını sanmıyorum.

ABD Gazze’de bağımsız hareket edebilir ancak bu elbette aşırılık yanlılarına kırmızı bayrak sallamak gibi olacaktır. Eğer bu ABD’nin dayattığı bir plandan ibaretse, Orta Doğu’da başarılı olacak tek şey bizzat Filistin halkının kendi geleceğine karar vermesidir.
ABD’nin hem gayrimenkul geliştiricisi hem de barış elçisi olarak devreye girebileceği fikri ise bir fantezidir.

Trump planını muhtemelen aşina olduğu terimlerle anlattı; bir gayrimenkul anlaşması. Ama Gazze bir gayrimenkul anlaşması değil. Söz konusu olan bir toprak ve bir ulustur.”4
Yukarıdaki eleştirilere ek olarak Ürdün, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır, Trump’ın projesini reddedince Beyaz Saray yönetimi taktik açıdan daha esnek bir tutum alma yoluna girdi.

Mesela ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Mike Waltz, CBS News kanalına şunları söyledi:
“Gerçek şu ki hiç kimse gerçekçi bir çözüme sahip değil. Başkan Trump, masaya bazı cesur, yeni fikirler koyuyor. Eğer Başkan’ın çözümlerini beğenmiyorlarsa tüm bölgeyi kendi çözümlerini üretmeye iteceğini düşünüyorum.”

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise 13 Şubat 2025 tarihli açıklamasında şöyle dedi: “Washington, Gazze konusunda Arap ülkelerinden gelecek önerilere açıktır. Araplar bu plandan hoşnut değiller. Eğer daha iyi bir planları varsa bunu sunmanın tam zamanıdır.”

Trump Planının Beş Amacı
Trump’ın birinci iktidar döneminden beri İsrail ve Filistin meselesine ilişkin politikasının beş ayağı bulunuyor:

Bir: Siyonist yayılmacı plana tam destek. Mesela gerçekte Filistinlilerin yaşadığı tarihî Doğu Kudüs’ü yok sayarak birleşik Kudüs kentini İsrail’in ezelî ve ebedî başkenti olmasını destekledi.

İki: Suriye toprakları sayılan Golan Tepeleri’ndeki İsrail işgalini onaylaması.

Üç: Anayurdundan edilen Gazzelilerle ikinci kez işgale maruz kalan Batı Şeria topraklarındaki Filistin ahalisinin tehcir edilerek Mısır ve Ürdün topraklarına yerleştirilmesi.

Dört: Tehcir sonrası boşalan bu topraklarda Yahudi yerleşim birimlerinin kurulmasına onay vermesi.

Beş: Damadı Jared Koushner’in (Beyaz Saray’ın eski danışmanı) ortaya atıp uygulamaya çalıştığı meşhur “Avraham Anlaşmaları” çerçevesinde başta Körfez’deki petrol zenginleri olmak üzere Arap ülkeleri ile İsrail arasında çok yönlü ilişkilerin kurulup normalleştirilmesi.
İkinci iktidar döneminde ise Trump daha pervasız görünüyor. Şok etkisi yapan sözler söyleyip para ve sopa gücüyle âdeta projesini dayatıyor.

Başbakan Netanyahu’ya yakın sağcı bir isim olan İsrail televizyonu Kanal 12’nin siyasi muhabiri Amit Segal gerçeği açıkladı: “Trump’ın önerisi sadece bir dil sürçmesi değildir; Beyaz Saray ve Washington’daki Dışişleri Bakanlığı’nda ciddi bir şekilde tartışılan iyi düşünülmüş bir planın parçasıdır. Netanyahu ve diğer üst düzey aşırı sağcı yetkililer, bu fikirlerden haberdarlar. Filistinlilerin Ürdün, Mısır ve birkaç Müslüman ülkeye geçici ya da kalıcı olarak gönderilmelerini öngören geniş çaplı bir plandan söz ediliyor.”5

Şarku’l Avsat gazetesi tarafından da yayımlanan belgelerden ilki İsrail İstihbarat Bakanlığı tarafından hazırlandı ve Bakanlığın resmî gazetesinde yayımlandı.

İkincisi ise Netanyahu’nun Arap ülkelerindeki özel temsilcisi ve “İbrahim Anlaşmaları” dosyasından sorumlu Prof. Meir Ben Shabbat (Şabat) tarafından kurulan ve aşırı sağcı olarak kabul edilen bir araştırma enstitüsünce hazırlandı.

Her iki belgede de Gazze halkının Mısır’a sürülmesinden bahsediliyor.
O dönemde eski Başkan Joe Biden tarafından yönetilen ABD yönetimine baskı yapıldı, yönetim müdahale etti ve planı reddettiğini açıkladı, böylece plan rafa kaldırıldı.

Radikal Siyonist ve ırkçı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in başını çektiği aşırı sağcılar Arnavutluk, Endonezya ve Bosna Hersek’teki ekonomik durum ve bu ülkelerin Filistinli göçmenleri kabul etme potansiyeli üzerine yeni çalışmalara başladı.6

Öte yandan 21 Şubat 2025’te S. Arabistan’ın başkenti Riyad’da toplanan Arap ülkeleri; halkının yurdundan tehcir edilmeden Gazze’nin yeniden inşası için alternatif bir plan hazırladı. Buna göre; üç aşamada ve beş yıllık süre içinde tamamlanacak projenin maliyeti yaklaşık 20 ila 50 milyar dolar kadar.

Trump daha önce açıkladığı Gazze planını kabul ettiremediği takdirde, Arap ülkelerine şu önerilerle gidebilir: 1- İnşa edilecek Gazze’de bir Filistin devleti kurulsun. 2- Filistinlilerin önemli bir kısmı, nüfusa ihtiyaç duyan Suriye’ye gönderilsin. 3- Türkiye’nin talip olması hâlinde oraya da gönüllü Filistinliler sevk edebilir.

Aslında uluslararası kurallar ile Lahey Mutabakatı gereği, Filistinlilere ait olan mal ve mülklerin İsraillilere satışı yasaklanmıştır. Normalde kuralları ihlal eden İsrail tarafına yaptırımlar uygulanması lazım.7

Trump-Netanyahu Planı Eski Bir Evanjelist-Siyonist Projedir
Bu projenin özü, Filistin halkının kendi topraklarından Mısır ve Ürdün’e göç ettirilmesidir. Bu plan 1947 yılında, 1948’de Filistin topraklarının bir kısmı üzerinde İsrail devletinin ilan edilmesinden önce uygulandı.

Fikir babaları ve uygulayıcıları da şu Siyonist şahsiyetlerdi. Theodor Herzl, Ze’ev Jabotinsky, Leon Motzkin, Nahman Syrkin, Menahem Ussishkin, Chaim Weizmann, Israel Zangwill, Yitzhak Ben-Tzvi, David Ben-Gurion, Golda Meir, Menachem Begin, Yitzhak Şamir ve Binyamin Netanyahu.

Siyonist strateji uzmanları, fırsat doğduğunda Filistinlileri topraklarından zorla ya da gönüllü olarak göç ettirmeye dayanan çeşitli projeler tasarladılar.8

Mesela Theodor Herzl’in aklından geçen şuydu: “Toprağa yavaş yavaş el koymalıyız. Meteliksiz nüfusa kendi ülkemizde istihdam imkânı tanımayıp onlara başka ülkelerde iş imkânları sağlayarak sınırın ötesine yollamaya çalışmalıyız. Hem el koyma süreci hem de fakirlerin bertaraf edilmesi süreci gizlice ve dikkatli bir şekilde yürütülmelidir!”

İngiltere Merkezli Hristiyan Siyonizmi
Trump’ın yaptığı salt bir emlakçılık değildir; o aynı zamanda Hristiyan Siyonizm’in sadık hizmetkârı ve vurucu gücüdür. Çünkü kendisini destekleyip oy veren Evanjelist öğretiyi benimseyenlere göre; Hristiyanların cennetlerine kavuşabilmelerinin yolu ancak İsrailoğullarının emellerinden geçiyor. Yeryüzünün hâkimiyeti İsrailoğulları’nın, ahiret ise Hristiyanlarındır diye inanıyorlar. Ahiret vaktinin vuku bulması için kıyametin kopması gerekir. Kıyametse ancak İsrailoğulları’nın yeryüzüne hâkim olmalarıyla kopacaktır.”9

Görüldüğü üzere küresel hegemonya mücadelesinde bölgemizdeki jeopolitik oyunlar ile sermaye, din, siyaset ve ideolojik çatışmalar iç içe geçmiştir. Buradan istikrar, huzur ve barış çıkmayacağı açıktır. #

DİPNOTLAR
1 https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abd-baskani-trump-abd-gazze-seridini-devralacak/3472026, 05 Şubat 2025.
2 https://www.indyturk.com/node/753697/, 12 Şubat 2025.
3 https://turkish.aawsat.com/dünya/5112476-trumpın-fantezisi-ve-arap-zirvesi.
4 https://www.indyturk.com/node/753790/, 13 Şubat 2025.
5 https://www.indyturk.com/node/753186/, Faik Bulut, 2 Şubat 2025.
6 https://www.indyturk.com/node/753186/, Faik Bulut, 2 Şubat 2025.
7 https://www.independentarabia.com/node/616651/, Halil İsa Musa, 28 Ocak 2025.
8 https://turkish.aawsat.com/opinion/5110971, Cemal el-Keşki, 11 Şubat 2025.
9 https://www.indyturk.com/node/753833/, Dr. Cemal Kazak, 14 Şubat 2025.