Etiket: tünel

  • Nerval: Yitik bir sokak ve sona erdirilmiş bir hayat

    Nerval: Yitik bir sokak ve sona erdirilmiş bir hayat

    Paris’te 26 Ocak 1855’te kendini öldüren Gérard de Nerval, eserleriyle kalıcı bir etki bıraktı. 1855’de kendisini kravatından demir parmaklıklara astığında, Rue de la Vieille Lanterne’in (Eski Fener Sokağı) idam fermanı, çevresindeki başka sokaklarla birlikte imzalanmıştı. Şehirden silinecek bir sokağı bu nedenle seçmiş olabilir miydi? Nerval’in izinde…

    Sık sık sokak isimlerinin değiştirilmesi konusuna diklenerek eğildim ya­zılarımda; bu işlemleri gerçek­leştiren yetkililerin isimleri de kayıtlardan silinsin isterdim.

    İsmi değiştirilen sokağın cis­mi değişmez elbette ama, im­gesi kökünden değişir. Uğradığı acımasız “palempsest müdaha­le” yüzünden geçmişi bulanık­laşır; zaman geçince belleği zayıflayan toplumun zihninde tarihi kısalacak, büzüşecek­tir. Şehir sevdalıları, mahalle biyografları, anı koruyucusu edipler eliyle yaşatılır Sormagir, Tavukuçmaz ya da (evet, ısrarla) Beşir Fuad isimleri.

    Kagit_Uzerinde_1
    Gérard de Nerval’in Adolphe Legros tarafından çekilen “daguerrotip”i. 1853-54.

    Bir de ama, kaybolan sokak­lar biliyoruz. Biri, koyu hikayesi dolayısıyla bende mıknatıs etkisi yaratmıştır: “Rue de la Vielle Lanterne”i, Paris’in kendi yokolmuş, izleri kalmış kasvet yüklü sokağını 1973’te aramaya giriştiğimde onun bir şehirci­lik hamlesinde haritadan sırra kadem bastığını bilmiyordum. O dönemde arama motorlarının sağladığı olanakların uzağın­daydık; sokağın güç bela eri­şebildiğim tek imgesi, Gustave Doré’nin litografisindendi.

    “Ölü’m”, 10 yıl kadar sonraydı, bir ağır bunalım dönemecinde çıkagelen şiir Taşrada Ölüm Dirim Hazırlıkları’na girecekti: Ayna düzenekli parça.

    Ölü’m

    İnatçı bir gölge gibi ardımda

    iz sürdü ölüm. Gece sonu

    bir pusuydu gece: Kapılar

    kapalı, pervazlardan sızıntı

    bile esirgenmiş, sessizlik

    arttıkça artıyor; bir döşek,

    bir kâse çorba, bir çift

    yumuşak söz için seyiriyor

    içim.

    Dostlar uyuyorsunuz! derin

    ve kilitli. Sabah bir dürtüyle

    uyanacak ve sürdüreceksiniz

    tekerleğin çevrimini.

    Rue de la Vieille Lanterne, bin

    Sekiz yüz altmış sekiz. Ben

    Prometheus: Sizin için salacağım

    ateşe küsüyorum.

    Kagit_Uzerinde_2
    Gustave Doré’nin, Nerval’in kendini astığı geceyi ve mekanı illüstre eden gravürü.

    Bir 10 yıl daha geçti aradan. Gerçi iki durak arası birkaç defa döndüm Gérard de Ner­val’e ama bir sonraki yoğun­laşmam 1996-97 parantezini geçirdiğim Paris günlerine denk gelen bir serginin et­kisiyle gerçekleşti. O vesile yazdığım “Gece Siyah ve Beyaz Geçecek: Beni Beklemeyin”in girişini alıyorum buraya:

    “Rue de la Vieille Lanterne, iki adım ötemde, Châtelet’dey­miş: Merdivenli, dar, farelerin cirit attığı bir sokak. Nerval sergisinde yarım düzine parça var: Desen, kroki, gravür, yağlıboya. Gustave Doré’nin, Nerval’in kendini astığı geceyi illüstre eden gravürü başarısız, ama ürperticiydi. ‘Gece siyah ve beyaz geçecek’ diye teyzesi­ne bir pusula gönderen yenik, yorgun şair: ‘Beni beklemeyin’.

    Kagit_Uzerinde_3
    Nerval’in intihar ettiği sokak: “Rue de la Vielle Lanterne”. Arka planda Châtelet Meydanı’nı
    sembolize eden ve 1806’da François-Jean Bralle tarafından tasarlanan “Fontaine du Palmier” anıtı.

    Morg kayıtlarına göz attım, yakından bildiğim bir me­tin, Ahmet Oktay’ın şiiri (Yol Üstünde Semender’de-1987) için çevirdiğim satırlar. İntihar sebebi: Bilinmiyor.

    Hiçbir intiharın asıl ge­rekçesi bilinemez: Karmaşık köklü, yumak gövdeli, çokdallı­lar. Cesedi St. Michel morguna getirmişler. Bilmiyordum: O sırada oturduğum evin tam karşısında, biraz aşağıda, Seine kıyısındaymış -hâlâ duruyor olsaydı bina, 1855’te duruyormuş, penceremden onu seyrediyor olacaktım. 30’u günü Notre-Dame’dan kaldı­rılmış Gérard’ın cenazesi.

    Kagit_Uzerinde_5
    “Rue de la Vielle Lanterne” (Eski Fener Sokağı)

    Gérard Labrunie: Geçen yüzyılın en koyu şairi -La­utréamont’la birlikte. Ondaki siyah başka hiç kimsede bu kadar kesinleşmemiştir, Lautréamont’unki kalın bir sistir sonuçta: Nerval’inki düpedüz taş duvar.

    Elyazmalarının önünde tek tek dikildim. Uçtu uçacak mürekkep lekeleri. Sonelerin elyazmalarında yabanıl, rahat­sız, son derece sıkışık bir istif göze çarpıyor. Aynı, Adolph Legros’nun daguerrotip’inde yüzüne toplanmış, onu çatlata­sıya germiş ifade. Kimin aklına gelir o adamın benim yaşımda olabileceği: İki bin yıllık bir yorgunluk değil mi gözlerinde çöreklenmiş duran?”

    Denemede Doré’nin litog­rafisine biraz haksız biçimde yüklendiğimi düşünüyorum bugün: Jules de Goncourt’un deseni 1854’e tarihleniyor: Kesif atmosfer. Nerval 26 Ocak 1855’de kendini kravatından demir parmaklıklara asarak intihar ettiğinde, Rue de la Vieille Lanterne’in idam fermanı, çevresindeki başka sokaklarla birlikte imzalanmıştı. Şairin durumdan haberi var mıydı? Şehirden silinecek bir sokağı o nedenle seçmiş olabilir miydi? Böyle akıl yürütmek safdillik olur. Şu var: Nerval, seçimiyle sokağı şehrin tarihine kalıcı biçimde oturtmuştur.

    Oluşturduğum ‘küçümen al­büm’ ölüp gitmiş bir “canlı”nın, şairin, öldürülmüş bir başka “canlı”yı canlandıran görüntü­leri. Rue de la Vieille Lanterne kayıtlara ‘sokak’tan çok ‘yol’ (voie) olarak geçmiş. Châtelet tiyatrosunun hemen arkası­na düşen yerinde boşluğunu, hayaletli hayaletini ziyaret ettiğimde içimin içinde bir zonklama hissettiğimi sakla­yamam.

    Nerval’i, Gérard efendi Galata’da, Tünel civarında do­laştığı günlerde düşünmeye ve düşlemeye çalıştığım da oldu. Doğu’ya Yolculuk’u yeniden okuyun! Neden bilmem, ona yakıştırdığım Ensiz Sokak sonunda 2021’den başlayarak adreslerim arasına katılınca: Sırtımdan aynı ürperti geçiyor hep.

    Kagit_Uzerinde_4
    Châtelet Meydanı’nın 19. yüzyıl ortalarında yapılmış krokisi.