Etiket: sinema

  • Dükkansız sahaf Vahan Usta’ya veda

    Dükkansız sahaf Vahan Usta’ya veda

    Beşiktaş’ta Surp Asdvadzadzin Kilisesi’nde 21 Mart’ta yapılan bir törenle toprağa verilen Vahan Kocaoğlu, kitapçılık tarihinin en renkli kişiliklerinden biriydi. Va­han Usta, İstanbul’da geleneksel seyyar sahaflığı temsil ediyordu.

    Yozgat-Boğazlıyan’da doğmuş, İstanbul’a 2 yaşın­da gelmiş, dedesi zangoç olan Vahan Usta, Beşiktaş’ta Makruhyan okulunda okudu. 1960’ta Beyoğlu’nda seyyar sahaflığa başladı; son yıllarında Beşiktaş İskelesi yanında sahaf tezgahı açtı; bütün ömrünü dükkansız, seyyar sa­haf olarak sürdürdü. “Kaldırım Sahafı, Hayal Sahaf” gibi tanımlarla da bilinen Vahan Usta’nın dostları tarafından yazılmış Hayal Sahaf, Vahan Usta Üzerine Yazılar başlıklı kitapta; Enis Batur, Oktay Güzeloğlu, Ergun Hiçyılmaz, Sevan Ataoğlu, Şule Alparslan, Ümit Bayazoğlu, Cengiz Kahraman, Hasan Coşkun’un yazıları bulunuyor (Ex Libris Sahhaf; İstanbul, Temmuz 2000). Ümit Bayazoğlu, Aras Yayınları tarafından yayımlanan Hatırda Kalmaz, Satırda Kalır isimli çalışmasında çok güzel bir Vahan Usta portresi kaleme almıştır. Kendisine 2021’de İstanbul sa­haf esnafı adına bir şükran plaketi verilmiştir. İstanbul ve Beyoğlu’nun, sahaflık tarihinin müstesna insanlarından Vahan Kocaoğlu kültür tarihimizde hep yaşayacak.

    Ardindan-Vahan

    MESUT KARA (1961-2024)

    Emekçilere başrol veren yönetmen-yazar

    Sinema yazarı ve yönetmen Mesut Kara, Söke’de yaşa­mını yitirdi. Filmlerinin yanısıra Yeşilçam’ın unutu­lan emekçileri üzerine de yazan Kara’nın Artizler Kah­vesi, Yeşilçam’da Unutulmayan Yüzler, Sinema ve 12 Eylül, Yeşilçam Hatırası adıyla yayımlanmış kitapları vardı. Yönetmenliğini yaptığı ve senaryosunu yazdığı “Fantas­tiğin Sineması” belgeselinde, Türk sinemasındaki bu özel alanı keyifli bir dille anlattı. Yine hem yazıp hem yönet­tiği “Işıyarak Yok Olan Aktör Erkan Yücel Şimdi Geçti Buradan” belgeselinde ise 10 Eylül 1985 tarihinde trafik kazasında yitirdiğimiz tiyatro sanatçısı Erkan Yücel’i selamladı.

    Uzun süredir Evrensel gazetesinde sinema yazıları ya­zan Mesut Kara, Pendikli Yıllar ve Sinemasal Anılar kitabın­da ise 1970’li yılların ateşli politik ortamında şekillenen kendi yaşamını anlatmıştı. Sinema yazarı Hakan Güngör, Kara’nın ardından Evrensel’e verdiği mülakatta “küçük ama etkili rolleriyle yüzüne hep aşina olduğumuz isimleri de yazdı, yazılarında onlara başrol verdi. Yeşilçam’a vefa­nın ince işçisiydi. Emeğiyle yaşayacak adı da…” dedi.

    Ardindan-Mesut

    TÜRKER İNANOĞLU (1936-2024)

    ‘Bay Sinema’ ardında yüzlerce film bıraktı

    ''1914'TEN 2018'E AFISLER ILE TURK SINEMASI''

    Türk sinemasının en önemli ve tartışmalı isimle­rinden Türker İnanoğlu, 87 yaşında İstanbul’da yaşamını yitirdi. Safranbolu’da doğan İnanoğlu, 1957’de İstanbul’da öğrenciyken yönetmen yardım­cılığı ile sinema sektörüne girdi. 1959’da yönetmen olarak ilk filmini çekti. 1960’ta kurduğu Erler Film ile yüzlerce filmin yapımcısı oldu. Sinemaya onlarca yeni yüz kazandırdı.

    Türker İnanoğlu 1964’te oyuncu Filiz Akın’la evlen­di. Bu evlilikten İlker İnanoğlu dünyaya geldi (“Yu­murcak” karakteriyle çocuk oyuncu olarak sinemaya giren İlker İnanoğlu). 1975’te Filiz Akın’dan ayrıldıktan sonra oyuncu Gülşen Bubikoğlu ile evlendi; bu evlilik­ten de Zeynep isminde bir kızları oldu.

    1970’lerin sonunda videonun önemini fark eden İnanoğlu, kurduğu Ulusal Video şirketiyle Türkiye’de ilk video kaset dağıtımını başlattı. 1985’te bir tele­vizyon stüdyosu kurdu ve birçok televizyon yapımı­na imza attı. Turgut Özal’ın başbakanlığı sırasında “İcraatın İçinden” isimli programını başlattı. Dönemin yeniliklerini takip eden İnanoğlu 2005’te de İstan­bul-Maslak’taki TİM’i (Türker İnanoğlu Maslak Show Center) açacaktı. Türkiye’de sinemanın en güçlü isimlerinden olan, birçok filmde imzası bulunan Tür­ker İnanoğlu, iktidar ve devletle ilişkileri nedeniyle ve “tekelci” olmakla eleştirilmişti. İnanoğlu, 4 Nisan’da sinema ve sanat dünyasından çok sayıda kişinin katıl­dığı törenin ardından Kanlıca Mezarlığı’na defnedildi.

    GÜNDÜZ SAİT GÜNGEN (1925-2024)

    Yüksek mühendis ve ‘Devrim’ tasarımcısı

    Bir efsane hâline gelen “devrim otomobili”nin tasarımcılarından yüksek mühendis Gün­düz Sait Güngen, 99 yaşında yaşamını yitirdi. Güngen, 19 yaşında TCDD’nin bursluluk sına­vını kazanarak üniversite eğitimi için ABD’ye gönderilmişti. Yüksek mimar-mühendis olarak Türkiye’ye dönen Güngen, TCDD’de çalışarak bursunu ödedi. İlk Sivil Havacılık Genel Müdürü de olan Gündüz Sait Güngen, daha sonra ODTÜ Mimarlık Fakültesi’nin kurucularından biri oldu. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in talimatıyla üre­tilen “Devrim” otomobilini yapan ekip içinde yer alan Güngen, Eskişehir Demiryolu Fabrikası’nda üretilen aracın kaporta bölümlerini ve Devrim amblemini tasarlamıştı.

    Ardindan-Gunduz

    ROBERTO CAVALLİ (1940-2024)

    Bir moda ikonunun ihtişamı ve tasarımları

    İtalyan moda tasarımcısı Roberto Cavalli, 12 Nisan’da doğduğu şehir olan Floransa’da öldü. Cavalli, moda tasarımları ve oluşturduğu markalar ile bir döneme damgasını vurmuştu. Babası ünlü ressam Giuseppe Rossi’y­di. Roberto Cavalli, sanat enstitüsünde okudu ve tekstil baskısı üzerine odak­landı. 1960’ların başında profesyonel tekstil baskıları yapmaya başladı ve kendi şirketini kurdu. Derinin fark­lı biçimlerde boyanmasına ilişkin yeni bir teknik geliştirdi ve bunun patentini aldı. Bulduğu teknik moda dünyasında bir çığır açacak ve önemli markalar tarafından kullanılmaya başlanacaktı. Sophia Loren, Brigitte Bardot gibi dönemin yıldızlarının Cavalli koleksiyonundan giyinmesi ününü arttırdı.

    Blucin-deri kombinasyonu, panto­lonlara yaptığı detaylı egzotik baskılar, leopar desenleri Cavalli’nin alamet-i farikasıydı. 1994’te ilk defa “taşlanmış kot”u sergiledi ve bu tüm dünyada moda oldu. Ancak bedeli ağırdı, Cavalli ününe ün, parasına para katarken, taşlama işinde çalışan onlarca işçi yaşamını yitirdi veya sakat kaldı (silikozis). Artık rock yıldızlarının turnelerine özel kıyafetler tasarlıyor, lokantalardan çocuklara kadar birçok alanda üretim yapan yeni markalar çıkarıyor, yeni şirketler kuruyordu. Sadece giysi tasarlamıyordu; yaptığı şişeler, şarap kadehleri de ünleniyor­du. Cavalli’nin 2000’lerdeki müş­terileri arasına Kim Kardashian ve Jeniffer Lopez de girmişti.

    Roberto Cavalli, sürekli bronz teni, neredeyse hiç çıkarmadığı güneş gözlüğü, puroları ve gece hayatıyla bir rock yıldızı gibi yaşadı. Freedom adlı süper lüks yatıyla dünya turuna da çıkan ünlü modacı kadınlara düşkün­lüğüyle de ünlüydü. Roberto Cavalli moda dünyasında kalıcı bir iz, çocuk­larına ise servet bıraktı. Moda tasa­rımcısı Barbaros Şansal, Cavalli için şu çarpıcı yorumu yapmıştı: “Esas olarak bir ‘kumaşçı’dır. Cavalli tasarımlarını gerçekleştiren, eşi Eva Cavalli’dir.”

    Ardindan-Roberto

    TOGAY BAYATLI (1938-2024)

    Önce futbolcu, sonra duayen spor yazarı

    Niğde’de 20 Eylül 1938’de doğan Togay Bayatlı, Tarsus Amerikan Koleji’nin ardından İstan­bul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden mezun oldu. İstanbulspor ve Yeşildirek kulüplerinde futbol oy­nayan Togay Bayatlı, sakatlığının ardından futbolu bırakmak zorunda kaldı. 1958’de spor yazarlığına başladı. Milliyet’te ve birçok gazetede köşe yazarı oldu. Türkiye Spor Yazarları Derneği Başkanlığı (1986-1992) ve Türkiye Millî Olimpiyat Komitesi Başkanlığı (2003-2011) yaptı. Bayatlı, Olimpiyat Nişanı (Olympic Order), Fransa Spor Bakanlığı Al­tın Madalyası, FIFA 100. Yıl Onur Nişanı ve Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü sahibiydi. 2 Nisan’da İstanbul’da yaşamını yitiren Togay Bayatlı, Zincir­likuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.

    Ardindan-Togay
  • Sinema dünyasının mütevazı ve kalender bilgesi

    Sinema dünyasının mütevazı ve kalender bilgesi

    Kendine özgü uzun cümleleri, incelikli üslubu ve sinema tarihine hâkimiyetiyle sinema yazarlığı alanında müstesna bir yere sahip olan Sungu Çapan, 1 Nisan’da öldü. Bir 68 kuşağı mensubu olarak hayatı boyunca politik çizgisini korumuş, basın ve sinema camiasında “bilge” bir kişilik olarak tanınmış ve gençlere hep destek olmuştu.

    Yaş itibarıyla yetişemedi­ğimiz ama okudukları­mızdan, izlediklerimiz­den öğrendiğimiz ve gıptayla baktığımız, öykündüğümüz bir dönemdi ‘68. Değişim isteğinin bütün dünyada dillendirildiği ve Fransa’da zirvesini bulduğu bir hareket… Sungu abimiz ise bütün bu dönemin yaşayan, yanıbaşı­mızda duran canlı bir kanıtıydı. Yıllar geçse, takvimler eskise de o, hayatı boyunca aynı çizgiyi, aynı profili korudu, yaşadı ve yaşattı.

    Varlık gösterdiği asıl alanda, yani sinema yazarlığındaki ma­haretine gelince… Sungu Çapan kendine özgü uzun cümleleri, bakışaçısı ve sinema tarihine hâkimiyetiyle mesleğimiz için özel bir ses ve soluktu. İnterne­tin olmadığı, bilginin, birikimin kişisel hafızalar vasıtasıyla daha çok insana ulaştığı geçmiş dö­nemlerde bir tür “bilge” sıfatıyla yazıp çizerdi; ancak dostluğunu paylaştığınızda o sıfatın getirebi­leceği kibir, üstten bakış, mesafeli duruş gibi tehlikeli vasıflardan hiçbirinin onda olmadığını gö­rürdünüz.

    Abimizdi ama bunu hiçbir zaman hissettirmez; sıcak, se­vecen, hemen durumu eşitleyen kişiliğiyle sıkı bir dostunuz olur­du. Kendimi yetiştirme dönemi saydığım üniversite yıllarında okuduğum ve hayran olduğum bir kalemin yıllar sonra dostlu­ğunu kazanmak, basın gösterim­lerinden festivallere onca anıyı, muhabbeti paylaşmak benim ve aynı ortamları paylaşan diğer ar­kadaşlarım için büyük bir kazanç ve özel bir gurur vesilesiydi.

    Derin bir futbol tutkusu vardı. “Güzel oyun”un tutkulu entelek­tüellerinden biriydi. Birçok maçı izler, konuşur, bizlerle payla­şırdı. Hatta bazen festivallerde birlikte maç izlediğimizde önceki kuşaklara ait bilgileri de ondan edinirdim.

    Bu konuya ilişkin bir anıyı nakledeyim: Ekim 2003, Altın Portakal dolayısıyla Antalya’da­yız. O hafta futbolda Şampiyonlar Ligi maçları var ve Beşiktaş’ın deplasmanda Chelsea ile oy­nadığı maçı kaldığımız otelde izliyoruz. İzleyiciler arasında rahmetli Ömer Kavur da var. O yıllarda entelektüellerin futbola mesafeli yaklaştığını bildiğim için bu manzara bana ilginç geli­yor. Aramızdaki lakabıyla “Sungu Baba”nın durumu izahı ise şöyle: “Sen ne diyorsun, Ömer gençken santrfor oynardı”.

    Grafik tasarımı okumuştu, iyi bir grafikerdi; sinemaya olduğu kadar rock müziğe de hâkimdi. Fransız Yeni Dalga sineması, İtal­yan sineması özel ilgi alanlarıydı. Bir yazar, dost ve abi olarak hepi­mize dokundu, değdi, derin izler bırakıp gitti. Yeri dolmayacak elbet. Bize düşense onu unutma­mak, unutturmamak…

    resim_2024-08-25_171613808
    Fransız Yeni Dalga ve İtalyan sinemasına özel ilgi duyan sinema yazarı Sungu Çapan, futbol ve rock müzik üzerine yazılarıyla da tanınıyordu.
    Fotoğraf: ŞAHAN NUHOĞLU, birartibir.org