Etiket: sayı:114

  • Bilimkurguydu bilim oldu yapay zeka aklımızı okudu

    Bilimkurguydu bilim oldu yapay zeka aklımızı okudu

    İnsan zekasının işlevlerini taklit edebilen bilgisayar sistemleri ve algoritmalar, 6 yıldır öğrenme, problem çözme, mantık yürütme, dili anlama ve görsel algılama yetilerini olağanüstü şekilde geliştirdi. Bu “derin öğrenme” (sinir ağları kullanarak verileri işleme ve anlamlandırma) ve bilgiyi işlemede “şimdilik” son nokta, OpenAI’ın yeni modeli.

    Sadece 6 yıllık ChatGPT tarihindeki en önemli güncelleme duyuruldu: Geçen ay tanıtılan ve dünya gündemine düşen GPT 4o.

    OpenAI tarafından geliştiri­len dil öğrenme modelinin ilki GPT-1, Haziran 2018’de tanıtıl­mıştı. Model, bir girdi dizisini, bir çıktı dizisine dönüştüren bir tür sinir ağı mimarisinden (transformer) oluşuyordu. 117 milyon parametreye (yapay zeka modelinin sinir ağındaki bağlantı sayısını temsil eder ve modelin başarısı büyük ölçüde parametrelerin sayısına bağlı­dır) sahipti ve dil konusunda te­mel seviyede başarı göstermişti. O dönem Türkiye’de neredeyse hiç bahsedilmeyen bu teknolojik gelişim, yapay zeka alanı için büyük bir adımdı.

    Üst versiyonu GPT-2 ise 2019 Şubat’ında tanıtıldı. Daha büyük bir veri kümesi üzerinde eğitil­mişti; özellikle doğal dil işleme alanında üstün performans gösteriyordu. Parametre sa­yısı ise bu mo­delde 1.5 mil­yara çıkmıştı; GPT-1’deki sayının yakla­şık 13 katı. İlk tanıtıldığında potansiyel yanlış kulla­nım riskleri nedeniyle tam sürümün çık­ması geciktiril­miş ve aşamalı olarak erişime sunulmuştu.

    Haziran 2020’de GPT- 3 tanıtıldı. Parametre sayısı 175 milyara çıkmıştı ve dil kapasitesi önceki modellere kıyasla çok daha yüksekti. Çeşitli uygulamalarda kullanılabilecek daha yetenekli bir sohbet robotu olarak öne çıkan bu model, daha akıcı ve doğal sohbetler yapabiliyordu. Başlangıçta yalnızca şirketle­rin ve geliştiricilerin, Kasım 2021’de ise toplumun daha geniş bir kesimi için erişime sunul­du. Kasım 2022’de ise çeşitli iyileştirmelerle daha yüksek performans, daha gelişmiş dil işleme yetenekleri sunan GPT- 3.5 tanıtıldı ve ücretsiz olarak erişime açıldı.

    Mart 2023’te tanıtılan GPT-4 daha fazla veri ve hesaplama gü­cüyle geliştirildi ve hem metin, hem ses girdilerini işleyebilen çok modlu bir model olarak öne çıktı. Parametre sayısı resmî olarak açıklanmayan bu versiyon için sayının yaklaşık 1 trilyon olduğu düşünülüyor. Ön­ceki versiyonlarına göre cevap­larında daha yüksek doğruluk sunuyordu ve aylık 20 USD’ye erişime açıldı.

    Kapak-Dosyasi-Seher-1
    GPT-4o’ya, kendisinden bahsedilen bir dergi yazısında hangi görsel malzemenin kullanılabileceğini sorduğumuzda bu görüntüyü oluşturdu.

    Geçen ay (13 Mayıs) tanıtılan ve ücretsiz olarak tüm kulla­nıcılara sunulacağı açıklanan güncel sürüm ise GPT-4o. GPT- 4’ten sonra beklenen isim GPT- 4.5 veya GPT-5’ti fakat verilen ad GPT-4o oldu. “Bugün en iyi modelimizi yayınlıyoruz” cüm­leleriyle duyurulan GPT-4o’daki “o” harfi, “omni” yani “her şey”, “her şeye hakim” anlamına geliyor. Sohbeti ileri bir safhaya taşımanın da ötesinde, “gerçek zamanlı” bir iletişim modeli mevcut bu sürümde. Kullanıcı­ya, karşısında gerçek bir zihin varmış gibi “hissettiriyor”. Ses, görüntü ve metin bilgilerini kullanıyor, mantık yürütüyor ve gerçek bir insan gibi cevap veriyor. İnsan-makine etkileşi­mi açısından büyük adım olan bu yeni versiyon, bir makinenin duygularını, tepkilerini gözler önüne seriyor. Ses tonunda ise doğal bir samimiyet seziliyor.

    OpenAI’ın web sitesinden yayınlanan videolarda bu yapay zekanın verdiği bazı cevap ve “insani tepkiler”, modelin neler yapabileceğini bilmelerine rağ­men OpenAI çalışanlarını bile şaşırttı. Eşzamanlı çevirmenlik de yapabiliyor ve bunu yapan diğer yapay zeka programlarına göre çok daha hızlı.

    Bir geometri problemini çözmesini isteyen öğrenciye cevabı hemen vermek yerine, onu yönlendiriyor ve çözüme götürü­yor. Öğrenci hata yaptığındaysa GPT-4o, “yanlış yaptın” demek yerine “yaklaştın” şeklinde kibar bir cevap vererek doğru olan yolu izlemesine yardımcı oluyor. Evet, GPT-4o ile artık herkesin bir özel öğretmeni var!

    Bununla da kalmıyor yeni model; şarkı söylüyor, şakalar ve alaycı konuşmalar yapıyor. Yani bir mizah anlayışına sahip! Sesini istenildiği gibi kullana­biliyor; bir haber sunucusu veya bir robot gibi… Konuşanı anlıyor, değerlendiriyor, yorumluyor ve bir geribildirimde bulunuyor. Örneğin bir tanıtım videosunda yapay zeka, kendisiyle konuşan insana derin bir nefes almasını öneriyor. Kişinin nefesi doğru almadığını anlayıp nasıl doğru nefes alacağını tarif ediyor.

    Firma, tüm bu özellikleri taşıyan uygulamanın yakında cep telefonlarında kullanıcılara sunulacağını açıkladı.

    ‘TAVŞAN KULAĞI’ ESPRİSİ

    İki yapay zekanın iletişimi

    OpenAI’ın kurucularından Greg Brockman, GPT-4o sürümlerini iki farklı telefondan birbiriyle konuşturdu. Biri, kamera aracı­lığıyla etrafta gördüğü tüm nesneleri diğeri­ne anlatıyordu. Kendi aralarında derin bir sohbete daldıkları esnada Greg Brockman kamerayı kendine çevirdi. O esnada başka bir görevli kamera açısına girerek Greg Brockman’a kısa bir süre “tavşan kulağı” yaptı ve odadan ayrıldı. Bu esnada iki GPT- 4o konuşmaya devam ediyordu. O sırada Brockman sohbeti kesip, kamerası açık olan yapay zekaya “az önce sıradışı bir şey oldu mu?” sorusunu yöneltti. GPT-4o’nun verdiği yanıtsa ilginç: “Evet, sorduğun için söyleyeyim: Başka bir kişi öndeki kişinin arkasına geldi ve ‘tavşan kulağı’ yaptı. Sonra da hızlıca görüntüden çıktı.” AI, diğer sohbet robotuyla konuşurken bu deta­yı gördü, aklında tuttu ve sorulduğunda olanları aktardı.

    Kapak-Dosyasi-Seher-Kutu-1

    ‘TAŞ, KAĞIT, MAKAS’

    Siz oynayın, o sizi yönlendirsin

    “Canımız sıkılıyor AI, ne yapsak?” sorusunu sorduğunuz­da akıl yürüten ve size oyun oynamanızı tavsiye eden bir yapay zekayla karşılaşmanız artık gayet muhtemel. Bununla da kalmayıp oyununuzda size, yanınızda sanki üçüncü bir arkadaşınız varmışçasına katılıyor. 13 Ma­yıs’ta yayınlanan tanıtım videosunda, GPT-4o iki kişiye “taş, kağıt, makas” oyununu öneriyor. Sesini bir yarışma programı sunucusu gibi kullanan yapay zeka oyunu başlatıyor ve karşısındaki iki insanın el hareketlerini gerçek zamanlı olarak izleyip o elde kimin kazandığını anlıyor. İlk iki seferde beraberlikle sonuçlanan oyunun üçüncü turu için kullandığı cümle oldukça ilginç: “Third time’s the charm.” Yani “üçüncüde keramet vardır”, yani “Allah’ın hakkı üçtür!” Her bir turda oyunu başlatmak için 3’ten geriye doğru sayan yapay zeka, üçüncü turun sonunda kazananı ismiyle açıklıyor ve onu kutluyor.

    Kapak-Dosyasi-Seher-Kutu-2

    ‘SOHBET ROBOTU’ DEĞİL

    İş dünyası ve askerî alanlar

    Yapay zeka sohbet robot­ları, AI’ın sadece bir parçası; eğitim, otomativ, savunma sanayi, nükleer silah, finans, sağlık hizmetleri, ev işleri, genetik çalışmaları, akıllı asistanlar, oyunlar ve daha birçok sektörde karşımıza çıkıyor. Hatta artık yapay zekaya kendini adapte edemeyen, yatırımlarını bu yönde şekillendirmeyen şirketlerin yavaş yavaş iş dünyasından silindiği görülüyor.

    Yapay zeka, ülkeler arasındaki gerilime ve savaşlara da yön veriyor. Gaz­ze’deki savaşta yeni “yüksek teknoloji silahlar” deneyen İsrail ordusu, saldırıla­rında “insan hedefi” belirlemek amacıyla “Lavender” adlı yapay zeka progra­mını kullanmakla suçlanıyor.

    Mayıs başında ABD Hava Kuvvetleri Bakanı Frank Kendall, “Vista” adı ve­rilen yapay zeka kontrollü bir F-16 savaş uçağı ile bir savaş pilotunun kontrol ettiği ikinci bir F-16’nın, yerden sadece 300 metre yukarıda 1 saatten uzun süren “hava kapışması”nı aktardı. Uçuş sonrası Bakan, yapay zekaya savaşta ateş edip etmemesi konusunda güvenilebileceğini düşündüğünü söyledi. ABD, önümüzdeki yıllarda insansız savaş uçağından oluşan yapay zeka destekli bir filo planlıyor. Nükleer silah kullanımının “yapay zeka”ya bırakılıp bırakılamaya­cağı konusu da devlet yetkililerinin gündemini meşgul eden en önemli aktüel meselelerden biri.

    Kapak-Dosyasi-Seher-Kutu-3
    Yapay zeka kontrolündeki F-16 (solda) ve savaş pilotunun kontrol ettiği diğer F-16.

    ZORLU VE BÜYÜK BİR YARIŞ

    Uluslar ve firmalararası rekabet

    Teknoloji devi Google başta olmak üzere OpenAI, NVIDIA, Microsoft, IBM Watson ve Meta yapay zeka ala­nında bir yarış hâlinde. Hepsi birbirinden önce davran­mak ve bu alanda geri kalmamak için çabalıyor. Google bu konudaki yeniliklerini, aylar öncesinden “14 Mayıs” tarihini vererek duyuracağını açıklamıştı. Mayıs başında ise NVIDIA, yapay zeka sohbet robotuna yeni özellikler eklediğini duyurdu. Google’ın etkinliğine birkaç gün kala OpenAI, yapay zekadaki yeniliklerini “13 Mayıs” günü bir lansman ile açıklayacağı bilgisini verdi. Bunun üzerine Google, OpenAI’ın lansmanından önce X (twitter) üze­rinden yenilikleriyle ilgili ipuçları vermeye başladı.

    2023’ün sonlarında ise OpenAI’ın “Q*” isimli yapay zekayı tanıtacağı açıklanınca, Google alelacele “Gemini” programını yayınlayacağını bildirmişti. Rekabet yalnızca ABD merkezli bu şirketler arasında değil, ülkeler arasın­da da yaşanıyor. Çin 2030’a kadar yapay zeka alanında dünyada küresel bir lider hâline gelmeyi planladığını açıklamıştı. Japonya, Birleşik Krallık, Almanya, Güney Kore, Kanada, Suudi Arabistan, Singapur, Birleşik Arap Emirlikleri’nde de ekonomik ve teknolojik kalkınma planlarının merkezinde yapay zeka var.

    Kapak-Dosyasi-Seher-Kutu-4
  • Divriği Şaheserinin 800 yaşındaki “denge sütunu” artık dönüyor, çalışıyor!

    Divriği Şaheserinin 800 yaşındaki “denge sütunu” artık dönüyor, çalışıyor!

    Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası’ndaki denge sütunu artık -8 asır sonra- çalışıyor. “Bana bir dayanak noktası gösterin, kaldıraçla Dünyayı kaldırayım!” diyen bilgin Arşimet’in, diğer İlkçağ bilge ve bilginlerinin fizik kuram ve yasaları dünya durdukça değişmeyecek.

    Bundan esin diyelim, sonsuza kadar hiz­met vermesi dileğiyle yüksek mimarlık eserlerinin çoklukla girişlerine, yapının “stabil” (:Dengeli) durumunun değişmediğini gösteren birer denge sütunu monte edilir­miş. Dikey ekseni üstte ve altta madenî birer mile dayanan denge taşı, yapıya doğal veya yapay bir yüklenme olmadığı sürece el dokunuşuyla döner­miş. İstanbul’da, Edirne’de, Bursa’da, kimi Anadolu kent­lerinde tarihi yapıların kapıla­rında Denge sütunu örnekleri vardır ama birkaçı dışında bun­lar yapısal sorunlarla hassasi­yetlerini yitirmiştir.

    İstanbul Edirne Bursa’da, İzmir-Selçuk -Şirince’de, Anadolu’da Selçuklu-Osmanlı vakıf mimari eserlerin cümle kapılarındaki köşe çalığı işlevli porfir sütuncukların denge taşı olduğu tartışmalıdır. Denge taşı olup binadaki duvar-temel hareketleri sonucu bu özelliğini yitirenler içinse halk arasında: -“Demek bina yıkılacak durum­da, kıyamet de yakın!” denir­miş.

    Denge taşı denen bu mimari düzeneğin ne zaman başladığı bilinmese de Roma dönemi-sonrası düşünülebilir ki bir araştırma konusudur.

    İslâm dünyasında servet­lerini hayra vakfetmek üzere Cami, medrese kervansaray… yaptıranlar, vakfiyelere, eser­lerinin kıyamete kadar işlevini sürdürmesi dileklerini yazdı­rırken mimar ve ustalardan da öylesine sağlam yapmalarını isterlermiş. Bunun güvencesi de yapının el dokunuşuyla ken­di ekseninde dönen dikey denge sütunu -yani o zamanların bir tür sismografı imiş. Zamanla denge taşı dönmez olunca “kı­yamet yakın!” denirmiş.

    Kimi camilerde örnekleri görülebilen denge sütunları, zaman aşımı, deprem, yapıda­ki tasmanlar sonucu “dönme” özelliğini yitirmiştir.

    ***

    Havadis-3
    Darüşşifa taçkapıdan ayrıntı. Pencere önündeki hayat ağacına basan denge sütunu. Fotoğraf: Yüksek Mimar Basri Hamulu Arşivi.

    Konumuz olan denge taşı için önce Divriği Mengücek Camii ve bitişik Darüşşifası konusun­da genel bilgi vermek gerekiyor: Eserin yapılış tarihi 1228, bu mimarlık şaheserinin Doğu bilimcilerce keşfedilişi 1890’lar, “UNESCO Dünya Kültür mirası” kapsamına alınışı 1985, 2016’da başlayan restorasyonu ise 2024’te tamamlanmak üzere­dir. Kendi kaynaklarımızdan Kâtip Çelebi’nin (öl. 1657) Cihan-nümâ’’sında adı Ahmet Şah Camii, yaptıranı da A. Keykubat kaydedilmiştir. Evliya Çelebi (öl. 1681) de Divriği’yi ve eseri din­lediklerinden yazmış olmalıdır.

    Devam eden restorasyonun son evresindeki sürpriz, kül­liyenin câmiye bitişik Melike Turan Melek Darüşşifası’ndaki: Denge sütununun işlevine kavuşturulması, bir el dokunu­şuyla dönmesi bunun da anıt eserin sağlamlığını işaret edişi olmuştur.

    Görkemli taçkapının üst kat penceresi önündeki yüzey­leri kabartma-oyma Mühr-i Süleyman ve kozmik simgelerle bezeli, üstün sanat ustalığıyla başarılmış bu müstesna denge taşı, taçkapı yüzeyinin dışına asılı izlenimi verir. 8 asırlık sütunun bugün de dönmesi ise mimarlık-mühendislik ve sanat tarihçileri için önemli bir haberdir.

    Mimar, sanat yetisi ve cesa­retiyle boyut, biçim ve üslupça özgün bir “tek”liği başarmış. Heykeltıraşlık eseri denebilir sütunu, çift yapraklı “Hayat Ağacı” biçimli kaidesiyle pen­cerenin dışına -sanki- boşluğa oturtmuş!.. Bir el dokunuşuyla dönen Sütunun tekilliği, Cami ve Darüşşifa’nın tekliğini de hatırlatıyor.

    Taçkapı alınlığın altındaki iç içe silmelerle çerçevelen­miş sığ panonun ana öğesi bu sekiz yüzlü denge sütunu kaidesi hayat ağacıdır. Bu ikili, taşıntılı olarak pencere taba­nına bağlıdır. Sütunun bastığı yekpâre kaide tomurcuğu da olan iri ama zarif hayat ağacı­dır. Sütunun oval başlığı, yalın bir silme ile pencere lentosuna bağlıdır.

    Havadis-2
    Turan Melek Darüşşifası taçkapı (üstte) ve üzerindeki kozmik bezemeli denge sütunun günümüzdeki görüntüsü. Fotoğraf: İhsan Çalapverdi

    Sütundaki Mühr-i Süleyman (6 köşeli yıldız) motifleri yontu harikası, hayat ağacı, mima­ride görülen örneklerinin en büyüğüdür. Bu kaidenin her iki yanından pencere sövelerine doğru uzanan bükümlü yap­raklarından sağdaki, dikey bir çatlak nedeniyle kırılmış.

    Denge sütunun, başlık ve kaide milleri arasında bir el dokunuşuyla dönebilmesi­ni sağlayan yöntem, uzman incelemeleri gerektiriyor. Taçkapıdaki dikey çatlak, saptanamayan bir tarihte ciddi bir doğal sorun yaşandığını işa­ret eder ama denge sütunu bu hasarda kilitlenmişti denemez. Çünkü restorasyon sürecinde­ki müdahaleyle işlevselliğini kazanmış bulunuyor.

    Havadis-1

    Kapı sövelerine bağlanan başka tarihî yapılardaki denge taşlarına karşılık, bu Turan Melek Darüşşifası’nda mimarın (Hurşad?) üst kattaki pencere açıklığını seçmesi, başlı başına bir teknik ve sanatsal beceriyi düşündürdüğü gibi ustanın, Darüşşifa’nın sağlamlığına güveniyle de açıklanabilir. Bu sütun, salt Darüşşifa taçkapı­sının veya külliye bütününün denk-durumunu kontrol için mi tasarlanmıştı? da önemli bir sorudur.

    Hâcet penceresinin üstün­deki yıldızlarla bezeli alınlığın ağırlığı, denge sütunu ile ikiye bölünerek hayat ağacı taba­na, azman iki yaprakla da yan yüzeylere aktarılmış. Böylece yıldızlarla bezeli taçkapı alınlığının hâcet penceresine yüklenmesi önlenmiş. Bu hari­kulâde mimarlık tasarımı için bir fizik kuralının uygulandığı, pencere açıklığına yüklenen taş alınlık ağırlığının, orantısal bölüşümle sütuna, hayat ağacı tabana, iki azman yaprakla da yanları yüzeylere aktarıldığı aynı kuralın farklı tanımıdır.

    Sütunda ve kaidelik eden ha­yat ağacındaki öğelerle kozmik bir anlatım/okuma da tasar­lanmış: Kutb-ı Şimâlî (Cedi, Demirkazık, Kutup Yıldızı) ile Kutb-i Cenubî (Süheyl, Yıldırak) yıldızları arasında ve kendi ek­seni çevresinde döndüğü kabul edilen dünyanın bu penceredeki simgesi 8 yüzeyli denge sütunu, bunun “koruyucusu” da “Mühr-i Süleyman” tırazlı başlıkla yaşa­mın sonsuzluğunu simgeleyen Hayat Ağacı kaidedir. Bu tasa­rımda: Başlıkla kaide arasındaki sütunun bir dokunuşla dönüşü ise dünyanın uzayda dö­nüşünü; hacet pencere­sinden görülen asma kat divanhanesine gizemli loşluk da “kaos” olarak tasarlanmış olabilir.

    Darüşşifa ile bütün­sellik kuran Ahmed Şah Camii’nde, Batı kapısının iki yanındaki taş sütun­ları veya teki de belki ca­minin denge sütunuydu. Kapıdaki bariz tasman ve onarımlar nedeniyle gündeme getirilebilir bir konu değildir.

    Yine kaledeki camide Şahinşah’ın yaptırdığı sanatsal cephede Fars Kemerli mozaik işlemeli girişin iki yanındaki kırmızı sütunlardan sağ­daki 1920’lerden önce, olasılıkla “döndüğü?” için sökülüp götürülmüştür ki belki bir denge sütunu idi.

    Aydınlığa kavuşma­mış bir durum daha var: Geçmiş asırlarda ruh ve akıl sağlığı için tasarlan­mış sağlık yurtlarının en seçkini sayılan Turan Melek Dârüşşifası’nı kitabesi yaptırtan melikeyi (prensesi) ve babası Behram Şah’ı tanıtıyor. Bu 3 satırlık Arapça kitabede, bu darüşşifanın (sağlık yurdu) işlevi ve işleyişi konusunda tek sözcük yok! Darüşşifa vakfiyesi ise Divriği 14. yüzyılda Memlûk Sultanlığına bağlıyken yok edilerek yapı, Medrese-i Kübra adıyla Kur’an, Tefsir, Hadis, Fıkıh öğretilen medreseye dö­nüştürülmüş.

    Havadis-4
    Divriği Camii ve Darüşşifası’nın, restorasyonun son aşamasındaki görünüşü. Fotoğraf: Yusuf Güldalı

    1516’da Osmanlı sınırlarına katılan kentte 1519’da tahrir işlemi yapan “il yazıcıları” da Darüşşifa adını anmayarak Medrese-i Kübra kaydını düş­müşler.

    Bu bilgi açıkları bilim-araş­tırma insanlarının çalışma konusu olacakken uzun bir dönem hurafeler anlatılmış. Uydurulanlara yenileri katılmış. Söylenceler giderek çoğalarak günümüze kadar gelmiş. 60 yıl önce benim yaşlılardan dinle­diğim “Helvacı Hatun”, “Şehitlik ve mumyalar” bugün unutul­muş! Şimdilerde bir denge taşı öyküsü uydurulabilir. Bu çağda masallara inanmak!.. Örneğin bir yabancı N. Watss, Sevginin Yolu romanında, Şems-i Tebrizî kaybolunca bunalıma giren Mevlâna’nın tedavi için buraya getirildiğini yazmış. Bir öteki W. Traugott Divriği’de Bir Cami ve Darüşşifa İle Karşılaşmalar kitabında caminin kilise ola­rak yapıldığını ileri sürmüş. Caminin batı kapısı nişindeki doğal gölgeye “bu eseri yap­tıran Ahmed!” öndeki gölge uzantısına da “Kur’an-ı Kerim” ta­nısı koymuş! Alın size “Kitap okuyan Ahmed Şah”! Divriği’ye gelen­ler bunları da dinliyor. Divriği şahlarının 13. yüzyılda yaptır­dıkları şaheserleri dünyaya tanıtan Batılı araştırmacıları: V. Cuinet, S. Lane Poole, M.F. Grenard, Max V. Berchem, A. Gabriel’i ananlar da belki vardır.

    Havadis-5
    Darüşşifa Taçkapı ve Türk yıldızlarının sıralandığı alınlığın altında denge sütunu. Sivas Olgunlaşma Enstitüsü uzmanlarının çizimi, Sivas Valiliği Arşivi.

    ***

    Sonuç: Müjdeler ol­sun: 8 yüzyıldır denge ve dönme özelliğini koruyarak monte edil­diği yapının statiğini/ dinginliğini göstermiş sapasağlam bir denge sütunumuz var.

    ***

    UNESCO Dünya Kültür Mirası Mengücekli Camii ve Darüşşifası’nda 2016’dan beri devam eden restorasyonların son aşamasına gelinmişken denge sütununun dönme özelliğini koruduğunun öğrenilmesi bir sürprizdir. Başarıya imza atan­ları kutlamalıyız.

    Türkiye ve İslâm dünyasın­da örneği olmayan Mengücek Külliyesini ziyarete gelenler bu mucizeyi nasıl görebilecekler?.. Her gelen ve gezen çevirme şan­sını denemek isterse sonuç ne olur? Allah saklasın, dev sütun günün birinde kapı sahanlı­ğında parçalanmış görülebilir. Kuşkusuz önlemler alınacaktır. Denge taşının dönüşü ziyaretçi­lere kamera/video gösterimiyle izletilebilir.

    Taçkapı: Kozmik bir kompozisyon

    Havadis-Kutu
    Taçkapıdan detay. Bozkırda Yükselen Tarih-Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası, Sivas Olgunlaşma Enstitüsü.

    Turan Melek Darüşşifası Tackapısının tamamı okunabilen kozmik bir kom­pozisyondur. Alınlıktaki 3 sıradaki 16 yıldız, bir “atlas” (uzay) betimidir. Eski Grek kültüründe Pitagor işareti veya pentagram denen bu yıldız­lar, Asya Turan/Türk yurdunda da ulusal-kutsal simgelerdi. Giderek batı Tük yurtlarına da taşındı. Türk Bayrağının 5 ışınlı yıldızı biçim ve oran olarak bu alınlıktaki yıldızlarla bire bir aynıdır. Demek oluyor ki Türkiye ve Türk egemenliğinin simgesi “Beş ışınlı yıldız”ın otantiği taşa işlenmiş olarak 8 asırdır Divriği’de ışıldıyor. Türk Hilâ­linin örnekleri de bu kapıdaki kursları bezemeleri çerçevelemiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nden başka Türk, İslam ülkeleri bayraklarında da 5 ışınlı yıldız ve hilâl simge var.

    Bu alınlık, Denge Sütunu, altı kollu Mühr-i Süleyman, yıldızlı alınlık bir­likte okunduğunda, Cami ve Darüş­şifa ustalarının taçkapılarda evreni çağrıştıran kompozisyonlar tasarla­dıklarını söylemekte bir duraksama yoktur. Bütün öğeler, Hayat Ağacı, yıldızlar, büstler, figürler, kemerler tılsım örgenleri, okuyamadığımız kaligrafiler, iki eşkenar üçgenin birbi­rini ortalayarak dik kesmesiyle elde edilmiş Mühr-i Süleyman’ın, şekline karşılık Beş Kollu Türk Yıldızı, 3 üçge­nin birbirine geçmesidir. Bu biçimin mistik okunuşunda göz biçiminin simgesi üçgen ile kem göze karşı beş parmak-yani pençe dikkati çeker. Bunlar, halk kültürlerinde tılsım işa­retleri olarak “kem gözden” koruyucu sayılarak kutsallaşmıştır.

    Sonuç: Divriği şaheserlerinin res­torasyon sonrası insanlığa açılışı yeni bakış ve yorumlara açık olacaktır.

  • Siyaset, ticaret, propaganda, hakikatler ve gazetecilik…

    Siyaset, ticaret, propaganda, hakikatler ve gazetecilik…

    Türkiye’nin Filistin meselesindeki sert tutumuna rağmen, kimi firmaların İsrail ile ticareti sürdürmesi; hatta bunların içinde askerî olarak da kullanılabilecek parçaların bulunduğunun ortaya çıkması geçen ayın gündemini belirledi. Türkiye, herkese açık kaynaklardaki belgelere ulaşıp gazetecilik yapan Metin Cihan sayesinde gelişmeleri izledi.

    İsrail’in Filistin toprakların­da başlattığı ve sivilleri de hedef alan askerî harekatın ardından, hem Türkiye’de hem dünyada ciddi tepkiler devam ediyor. Son olarak Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi Gazze’de acilen ateşkes talep eden karar tasarısını kabul etti, Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) ise İsrail Başbakanı Binya­min Netenyahu hakkında savaş suçu işlediği gerekçesiyle tu­tuklama kararı çıkardı. Karar, üç Hamas liderini de kapsıyor.

    Tüm bu gelişmeler sırasında, yurtdışında yaşamak zorunda kalan genç bir gazeteci, Metin Cihan, kamuya açık kaynakları tarayarak Türkiye’nin İsrail’le ticari ilişkilerini tüm hızıyla sürdürdüğünü ortaya çıkardı. Üstelik ticaretin miktarı, Filis­tin’e saldırıların başlamasının ardından artmıştı.

    GundeminTarihi-Israil-1
    1979 doğumlu Metin Cihan yaptığı haberlerle ülke gündemini belirledi. Cihan’ın haberlerinin ardından, İsrail’le ticaretin kesilmesini isteyen gösteriler sert müdahalelerle engellendi.

    Metin Cihan, Türkiye ile İs­rail arasındaki ticareti belgele­riyle sosyal medya hesabından paylaşınca iktidar cenahında ilk önce sessizlik yaşandı. Filistin’e destek veren gruplar ise iktidarı protesto etmeye başladı. Ticaretin silah ve stra­tejik ürünler de içerdiği ortaya çıkınca, Cihan ağır hakaretler ve tehditlerle karşı karşıya kaldı. Eski Bakan, AK Parti mil­letvekili Mustafa Varank, Metin Cihan’a “Sen Türkiye’de yaşa­maya bile cesareti olmayan, ahlaksız, yalancı bir müfterisin” diye seslendi.

    Tüm bu gelişmelerin ve yerel seçimlerin ardından, 9 Nisan’da resmî yetkililer Türkiye’nin İsrail’le ticaretini kısıtladığını duyurdu. Bu kara­ra rağmen ambargolu ürünle­rin İsrail’e gittiğini yine Metin Cihan sosyal medya üzerin­den duyurdu. Metin Cihan ilk olarak 2014 yerel seçimi öncesi Yenikapı’da izlediği AK Parti mitinginden çektiği fotoğraf­larla kamuoyunda ilgi çek­mişti: Yayımladığı fotoğraflar, mitingdeki kalabalığın diğer mecralarda gösterilenden daha az olduğunu kanıtlıyordu.

    “Yurttaş gazeteciliği” yaptı­ğını söyleyen Cihan’ın hayatını değiştiren ise 2019’da Gire­sun’dan gelen bir mesaj oldu. Mesajda 11 yaşında şüpheli biçimde ölen Rabia Naz olayı­nı araştırması öneriliyordu. Araştırmalarının sonucunu sosyal medyadan paylaşınca, bu hadise tüm kamuoyuna mâ­loldu. İşin ucu bir takım “güçlü” siyasilere dayanınca, hapse gir­mekle sürgünde olmak arasın­da bir tercih yaptı ve yurtdışına çıktı.

    Cihan, İsrail’le ticaret dahil yaptığı bütün araştırmalarda genellikle herkesin erişiminin bulunduğu açık kaynakları kul­lanıyor ve ülkemizde giderek itibarsızlaşan gazeteciliğin bir “meslek” olduğunu gösteriyor, kanıtlıyor.

    GundeminTarihi-Israil-2