Etiket: Sayı:01

  • Adobe’nin Atası Ahmet Nazmi Bey

    Adobe’nin Atası Ahmet Nazmi Bey

    Bugün gelişmiş bilgisayar programlarıyla başarılan ‘grafik tasarımı’ 1890’larda Babıali ressamlarının sanatıydı. Çizgiyle yapılabilecek her iş onlardan beklenirdi. Çoğu kayıp kahramanlar olan bu sanatçılar arasında, el yapımı kartvizitlerin üstadı ve 24 punto kûfi yazının yaratıcısı Ahmet Nazmi Bey’in özel bir yeri vardı.

    Bir zamanlar Bâbıâli’de ressam, klişeci, hakkâk, çinkograf, hattat, hatta çizgici unvanlarını kullanarak hayatlarını kazanan sanatçılar vardı. Teknik imkanların günümüzden hayli uzak olduğu bir zamana mensup bu kişiler, günümüze meçhul kahramanlar olarak kaldı.

    Eskiden yayınların hazırlandıkları yer, aynı zamanda basıldıkları yerdi. Bâbıâli’deki yayınevleri, gazeteler ve matbaalar, kurum içinde görevli ya da kendilerine dışarıdan iş üreten çizerlerle çalışırlardı. Basın-yayın dünyamızın güzel yazı, çizgi ve resimleme işleri bu deneyimli zanaatkârların elindeydi. Günümüzün en yaygın grafik tasarım programı Adobe’yi ustalıkla kullananların öncüleri diyebileceğimiz Babıâli ressamları, uzun yıllar görsel belleğimizi şekillendirip zanaattan tasarıma geçişin aktörleri oldu.

    Bu kişiler o dönem için “ressam” olarak ifade edilen, aslında görev tanımı tam da belirlenmemiş sanatkârlardı. Daha çok yaptıkları iş üzerinden adlandırılırlardı; matbaa ressamı, kartvizit ressamı, afiş ressamı gibi bir de ressamların yaptığı işi sonlandırıp baskıya hazırlayan ya da ressamların işlerini de yapan çinkograf ve klişeciler bulunurdu.

    Adobe'nin Atası Ahmet Nazmi Bey
    Ahmet Nazmi’nin kendisi için tasarladığı antetli kağıdında “matbaa, çinkografhane, resimhane; Ahmet Nazmi sanathanesi” yazıyor.
    Adobe'nin Atası Ahmet Nazmi Bey

    Güzel yazı demek olan hat sanatını icra eden pek çok önemli ve ünlü hattat Avrupai anlamda bir yenilik olan kartvizit tasarımıyla da uğraşmıştı. Türk hat tarihinde genellikle usta sayılan hattatların eserleri ve hayatları biliniyor. Daha küçük çaplı ama çok önemli işler yapmış bazı kişilerse halen tanınmıyor. Ahmet Nazmi Bey, işte bu isimlerden biridir.

    Adobe'nin Atası Ahmet Nazmi Bey

    Ahmet Nazmi Bey 1896’da Cağaloğlu Yokuşu’nda 16-17 numaralı mekanda “Ahmet Nazmi San’athânesi” adıyla bir dükkân açmıştı. Burada ressamlık, hattatlık, hakkâklık, çinkoğraflık gibi yayın hayatının emek isteyen alanlarında çalışmıştı.

    Adobe'nin Atası Ahmet Nazmi Bey
    Cağaloğlu yokuşundaki iş yeri binası, bugün bakımsız gözükse de Ahmet Nazmi döneminde sanatçıların uğrak yeriydi.
    Fotoğraf: Begüm Özpınar

    Çeşitli dergilere verdiği ve de özel olarak el ilanı şeklinde bastırdığı ilanlarda: “Ahmet Nazmi San’athânesi, Hutut-ı Nefise-i İslâmiye’ye ve bilhassa hatt-ı kûfi’ye müteallik yazılar, Türkçe markalar, Kabartma kartvizitler, Eczahanelere mahsus pullar ve etiketler, Ticarete mahsus mühürler, hisse senetleri, faturalar tersim ve hak ve tab’ olunur” yazıyordu. Ahmet Nazmi, İstanbul’un pek çok ünlü siması için özel olarak tasarladığı kartvizitler için müşterilerine özel kutular da hazırlıyordu. Dolayısıyla iş yeri o dönem sanatçıların uğrak yeri haline gelmişti. Kartvizit, antetli kağıt dışında hisse senedi, tahvil gibi kıymetli kağıtlar da basıyordu. Maden Kömürü İşleri Türk Anonim Şirketi’ne ait hisse senedi bunlara önemli bir örnektir.

    Adobe'nin Atası Ahmet Nazmi Bey
    Ahmet Nazmi Beyin istifiyle bir mühür: Mebrûre binti Osman.

    Ahmed Rasim “Yeni yirmi dört punto kûfi yazı” başlıklı yazısında hurufat dökümcüleri ve hakkaklardan söz ederken Ahmet Nazmi Bey’i övgüyle anar. Reşad Ekrem Koçu ise İstanbul Ansiklopedisi’nde şunları yazar: “Asrımızın başında yaşamış pul ressamı ve Arab harfleri
    ile kûfi yazı mutahassısı. Harf inkılâbından evvelki Türk basınında muhtelif puntolar üzerinde nesih, rik’a, tâlik ve kûfi hatlarda 19 çeşid yazı kullanılırdı; bunların içinde 12, 16 ve 48 punto üzerinde üç çeşit kûfi yazı vardı. Bu Ahmet Nazmi Bey 24 punto üzerine matbaa için yeni bir kûfi yazı hazırlamış ve o devrin yaşlı fakat pek namlı matbaa harfi hak- kâkı Haçik Kevorkyan bunları 1924’te hak ederek dökmüştür.”

    Bu gizli kalmış usta, 1928’de Latin harflerinin kabulünden sonra işini devam ettiremeyip ticari hayattan çekildi. Son yılları ve ölümü hakkında bilgi sahibi olamadığımız bu üretken zanaatkâr, Babıâli’nin, dolayısıyla basın ve tasarım tarihimizin bilinmeyen kahramanlarındandır.

    Adobe'nin Atası Ahmet Nazmi Bey
    O döneme ait diğer kartvizit örnekleri.
    Adobe'nin Atası Ahmet Nazmi Bey
    O döneme ait diğer kartvizit örnekleri.
    Adobe'nin Atası Ahmet Nazmi Bey
    O döneme ait diğer kartvizit örnekleri.
  • İktidarın zirvesindeki Habeş köle

    İktidarın zirvesindeki Habeş köle

    Osmanlı tarihinin en ünlü haremağalarından Hacı Beşir Ağa, ABD’li yazar Jane Hathaway’in eserine konu oldu.

    İktidarın zirvesindeki Habeş köle
    Hacı Beşir Ağa: Osmanlı Sarayının En Ünlü Harem Ağası
    Jane Hathaway
    Çeviren: Hazal Yalın Kitap Yayınevi

    Jane Hathaway, Osmanlı Sarayının ünlü haremağası Hacı Beşir Ağayı (öl. 1746) tanıtan kitabını “Bob” dediği eşi Robert Simkins ile Beshir (Beşir) ve Stella adlı kedilerine ithaf etmiş!

    Yazarın, Hacı Beşir Ağayı odağa alışının nedeni ilk sayfalarda fark ediliyor: Afrika ve Kafkasya’dan, Ortadoğu ve Amerika’ya uzanan coğrafyalar arasındaki binlerce yıllık köle ticareti. İnsanoğlunun kendi soyuna reva gördüğü işkencelerin en vahşice olanı, bu ticaretin bir gerçeğiydi. Hathaway, hadım köleler tarihini, bu vahşeti şansa dönüştüren Darüssaade Ağası Hacı Beşir Ağa’nın yaşam öyküsüne bağlayarak anlatmış. Kitapta önce Afrikalı gençlerin kölelik ve hadımlık serüvenleri, sonra Hacı Beşir’in darüssaade ağalığı işleniyor. Sudan, Habeşistan, Eritre’den toplanıp Mısır’daki köle pazarlarına sevk edilen erkek çocukları bekleyen, korkunç operasyon ve hadımlık ezikliğiyle yaşama yazgısıydı. Satıldıkları Arap, Türk, Fars ve başka kültürlere adapte olmak, buyruklara itaat etmek, yeni dil öğrenmek, yeni bir kimliği kabullenmek; çiş kaçırmanın, ucu mesaneye sokulan bir çubuktan işemenin bunalımlarına katlanmak; kendilerine aşağılayarak bakan harem kadınlarına bekçilik yapmak; kendi aralarında kıskançlık yaşamak…

    İktidarın zirvesindeki Habeş köle
    İstanbul’da yaşayan Hollandalı ressam Van Mour’un (1671-1737) Kızlarağası portresi, yani büyük ihtimalle Beşir Ağa.

    Kitapta Hacı Beşir Ağanın Mısır ve Hicaz’daki görevleri, 1717-1746 arasındaki Darüssaade ağalığı, III. Ahmed , I. Mahmud ve anneleriyle ilişkileri, yönetimdeki nüfuzu, hac hizmetleri, 1007 cilt yazma eser içeren kütüphanesi, kurduğu vakıflar, dönemin hadiseleri konularında da değinmeler var.

    Darüssaade ağaları üzerine bizdeki iki temel kaynaktan biri, Ahmed (Resmî) bin İbrahim’in 1750’de yazdığı Hâmiletü’l- Kübera, diğeri Teberdar (Baltacı) Derviş Abdullah’ın 1742’de yazdığı Risâle-i Teberdariye fi Ahvâl-i Ağa-yı Dârüssaade’dir. Yazarın herhalde görmediği, bu yazmada “Firavun’dan beri saraylardan eksik olmayan kara kâfirler” için ağır eleştiriler vardır. Hacı Beşir’in “mülhid ve zındıklığı” (dinsizliği), I. Mahmud’u etkileyişi, başarılı sadrazamları azlettirişi” de vurgulanmıştır.

    İktidarın zirvesindeki Habeş köle
    Beşir Ağa Camii Topkapı Sarayındaki minaresiz Ağalar Camii gibi mescit ölçeğinde, minaresi de saçak boyundadır.
    Fotoğraf: Hayri Fehmi Yılmaz
  • Edebiyat ve tarih arasındaki köprü

    Edebiyat ve tarih arasındaki köprü

    Türkçülüğü, araştırmalarıyla ete kemiğe büründüren Fuat Köprülü’nün (1890-1966) bütün eserleri yeniden yayımlanıyor. Köprülü, tarih ve edebiyat araştırmalarına getirdiği çağdaş düzeyde yeniliklerle tanınır.

    YAHYA KEMAL TAŞTAN

    Geleneksel vekayinâme yazıcılığı yerine edebiyat, kültür ve siyasal tarih alanlarını modern bilim temeline oturtmada öncü olan Fuat Köprülü, kaynak kullanımı, irdeleme ve karşılaştırmada çığır açtı; Türk tarihçiliği için, Orta Asya’dan Anadolu’ya bütüncül bakış önerdi. 1920’lerden 1950’lere onun düzey ve verimliliğinde özgün ve yoğun, kitap ve makale yazan, öğrenci yetiştiren yoktur.

    Edebiyat ve tarih arasındaki köprü

    Ailesi bir daldan Köprülülere bağlanan Fuat Köprülü, 4 Aralık 1890’da Sultanahmet’te doğdu. Ayasofya Merkez Rüştiyesi ve Mercan İdadisinde eğitim gören Mehmet Fuat, edebiyata ilgi duydu; Farsça, Arapça ve Fransızca öğrendi. Hukuk Mektebindeki eğitimden tatmin olmayarak üçüncü sınıfta okulu bıraktı. O dönem ilgilendiği sosyoloji ve iktisat, ona gelecekteki çalışmaları için zemin hazırladı.

    Fecr-i Âti topluluğunun kurucuları arasında yer alan Köprülü, Servet-i Fünûn’da şiirler, yazılar kaleme aldı. Balkan Savaşları’nın da etkisiyle, önce mesafeli yaklaştığı Türkçülük fikrini benimsedi. Bunda İttihat ve Terakkî Partisi, Ziya Gökalp ve çevresiyle kurduğu ilişki belirleyici oldu. Gökalp, Türkçülüğün Esasları eserinde onu, Türkoloji alanının büyük bilgini olarak sunar.

    Üretken eğitmen

    Genç yaşında, üstelik üniversite eğitimini yarıda bırakmış birinin Darülfünûn’da kürsü sahibi olacağı haberi bazı çevrelerce yadırgandı. Ancak o, Türk edebiyatı tarihini okutacak daha yetkili kimsenin bulunmadığı iddiasıyla adaylığını ilan etti. Bilgi Mecmuası’nda yayımladığı “Türk Edebiyatı Tarihinde Usul” makalesi ona üniversite kapısını araladı. 23 yaşındayken, Darülfunûn’da Türk Edebiyatı Tarihi muallimliğine ve sonra da müderrisliğine getirildi.

    Fuat Köprülü’ye haklı bir şöhret kazandıran 1918’de basılan Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar adlı eseri oldu. 1920’de ilk cildini yayımladığı Türk Edebiyatı Tarihi de Batılı Türkologlar arasında geniş yankı buldu. Anadolu’da İslamiyet çalışması da din ve tasavvuf tarihi araştırmalarında önemli bir yer edindi.

    Edebiyat ve tarih arasındaki köprü

    Cumhuriyet’in ilanından sonra yayınlanan Türkiye Tarihi’nde, Türklerin Anadolu’yu yurt edinmelerine kadar olan tarihini irdeledi. Atatürk, Köprülü’ye bir tebrik mektubu gönderdi. 1924’te Edebiyat Fakültesi dekanlığına atandı. Darülfünun’a modern bir kütüphane kazandırmaya uğraştı ve birçok yazma eser koleksiyonunun satın alınmasına aracılık etti. 12 Kasım 1924’te kurulmasını sağladığı Türkiyât Enstitüsü onun en büyük eseridir. Enstitü’nün en önemli faaliyetleri Türkiyât Mecmuası ve Türklüğe dair yayınlardı.

    Köprülü, inkılapları yeni bir milli ülkü yaratacağı heyecanıyla benimsedi ama Arap harflerinin terk edilerek Latin harflerinin benimsenmesine karşı çıktı. Bu konudaki ısrarı üzerine bir gece yarısı konağından alınarak meçhul bir yere götürüldü ve o günden sonra Latin harflerinin savunucuları arasında yer aldı.

    Edebiyat ve tarih arasındaki köprü
    Köprülü, şapka yeniliğini (1925) izleyen günlerde ‘çarliston’ şapkası dizinde bir toplantıda. Cengiz Kahraman koleksiyonu

    1933’de İstanbul Üniversitesi kurulduğunda Köprülü yine Edebiyat Fakültesi dekanı oldu ve Ordinaryüs Profesör unvanını aldı. 1934’te The Encyclopedia of Islam’ın yazarları arasına katıldı. Paris’te Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşuna ilişkin verdiği konferanslar Les Origines de l’Empire Ottoman (1935) adıyla neşredildi; Türk Halk Edebiyatı Ansiklopedisi’ni yayınlamaya başladı. 1941’de Türk Saz Şairleri eserinin 2 ve 3. ciltlerini yayınladı. 1940’ta Türkçe yayınlanacak İslâm Ansiklopedisi’nin yazarları arasında yer aldı.

    11 Mart 1935’te Atatürk’ün isteğiyle Kars milletvekili oldu. 1940’larda CHP içi muhalefetin liderlerinden biriydi. 7 Ocak 1946’da Bayar ve Menderes ile birlikte Demokrat Parti’yi kurdu. Parti programını hazırlayan Köprülü, partinin ideolojisinin şekillenmesinde rol oynadı. Dışişleri Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı yaptı. Başbakan olma beklentisi içindeki Köprülü, Menderes’in seçilmesiyle hayal kırıklığına uğradı; partiden istifa etti.

    1958’de Harvard Üniversitesi’nden aldığı davet üzerine bir yıl ABD’ye gitti. Döndükten sonra Demokrat Parti’ye karşı Millî Muhalefet hareketi içinde yer aldı. 1960 askerî darbesinden sonra, 6-7 Eylül olaylarında rolü bulunduğu gerekçesiyle Yassıada’da yargılandı. 5 Ocak 1961’de beraat etti. 16 arkadaşıyla Yeni Demokrat Parti’yi kurduysa da başarılı olamayan parti, kendini feshetti. Köprülü, 1962’den itibaren yarım kalmış eserlerini tamamlamaya çalıştı. 28 Haziran 1966’da vefat etti.

    Batılı bilim adamlarınca “Türk akademi dünyasının Atatürk’ü” olarak nitelendirilen Köprülü’nün eserleri bir külliyatta toplanıyor. 22 kitabın ilk üçü yayımlandı.

    Edebiyat ve tarih arasındaki köprü
    Fuat Köprülü’nün ricası üzerine tarihçi Ali Nihat Tarlan’ın (1898-1978) ve hattat Hamit Aytaç’ın (1891-1982) hazırladığı hat, torun Faiz Bey’in doğumunu müjdeliyor. Fotoğraf: Özgür Güvenç

    Torun Köprülü anlatıyor

    ‘Kitap yatarak okunmaz!’

    Pembe Köşk’teki kütüphane benim oyun alanımdı. Dedem Fuat (Köprülü) Bey, araba, gemi gibi oyuncaklar yerine, bana üzerine yazabileceğim antetli kağıtlar verirdi. Kalemleri nasıl açacağımı gösterir; fakat fazla açmamam hususunda da uyarırdı. Kalem kıymetliydi. En kızdığı şeylerden biri yatarak ya da uzanarak kitap okunmasıydı. Bir yazar, eserini göz nuru dökerek yazdıysa; ona saygının gereği, eserinin oturarak okunmasında fayda olduğunu söylerdi. Dedem, ebced hesabıyla tarih düşürmeyi, yani harflere karşılık gelen değerlerle bir olayın gerçekleştiği tarihi belirtmeyi iyi bilen yakın arkadaşı Ali Nihat Tarlan’dan benim için de tarih düşmesini istemiş. İşte dedemin bana en büyük armağanlarından biri, Ali Nihat Tarlan’ın tarih düştüğü ve hattat Hamit Aytaç’ın yazdığı belgedir: “Söyledi Tarlan böyle tarih bir gelir. En büyük ulvi Rabbanidir evlat insana. Geldi Faiz, Asuman’dan Orhan’a.”

    Edebiyat ve tarih arasındaki köprü
    Türk Edebiyatı Tarihi
    Mehmet Fuad Köprülü Alfa Yayıncılık
    İslam Medeniyeti Tarihi
    Mehmet Fuad Köprülü Alfa Yayıncılık
    Bizans Müesseselerinin Osmanlı Müesseselerine Tesiri
    Mehmet Fuad Köprülü Alfa Yayıncılık
    Hazırlayanlar: Mustafa Küpüşoğlu, Seda Ç. Şan
  • #YaşarkenYazılanTarih

    #YaşarkenYazılanTarih

    27 Mayıs gecesi iş makinalarının Gezi Parkı’nda çalışmaya başlamasından 15 Haziran’da parkın boşaltılmasına kadarki süreç, Türkiye tarihi açısından bir dönüm noktası yaratan gelişmelere sahne oldu. 19 güne ve İstanbul’dan başlayarak yurt geneline yayılan gösteriler sırasında yaşananların bilançosu da ağırdı. Türkiye’yi sarsan 19 günün saat saat en önemli kırılma anları…

    Türkiye, Mayıs ayında bulunduğu coğrafyanın en önemli kırılma anlarından birini yaşadı. 27 Mayıs gecesi Taksim’deki Gezi Parkı’nda iş makinalarının çalıştığını gören birkaç kişinin uyarısı sosyal medyada yankılandı. Gece yarısı toplananlara yönelik polis müdahalesi, ağaç yıkımına yönelik başlayan eylemi Türkiye tarihinin en geniş katılımlı sivil direnişine dönüştürdü. Özellikle 31 Mayıs sabah 05:00’te Gezi Parkı’nda “nöbet tutan” binlerce kişiye yapılan müdahaleyle, bu tarih eylemler için bir dönüm noktası oldu. O gece kentte destek eylemleri düzenleniyordu.

    İçişleri Bakanı Muammer Güler, 6 Haziran’da 28 Mayıs’tan o güne kadar Türkiye’deki 81 ilin 78’inde 746 gösteri yapıldığını açıkladı. Gösterilerin bilançosuysa çok ağır oldu 3 Haziran’da Mehmet Ayvalıtaş ve Abdullah Cömert, 5 Haziran’da Mustafa Cömert, 14 Haziran’da Ethem Sarısülük hayatını kaybetti. Türk Tabipler Birliği’nin 20 Haziran’da açıkladığı verilere göre 13 ilde 7836 yaralı hastanelere başvurdu, 60 kişi ağır yaralandı, 101 kişi kafa travmasına uğradı, 11 kişi gözünü kaybetti.

    Eylemciler, arkaya dönüp baktıklarında yaşananların nasıl bu noktaya geldiğinin şaşkınlığı içindeydi. Ancak yalnız değildiler. İktidar ve muhalefet partileri de sürece dair doğru bir okuma yapmakta zorlandı. CHP eylemi desteklerken yaşananların sahiplenmekten uzak durdu. MHP eylemlere katılmama çağrısı yaparken BDP ise çoğunlukla tepkisini sokaklara yansıtmadı.

    Esas belirleyici, kuşkusuz AK Parti’nin tavrıydı. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Kuzey Afrika gezisindeyken “Olaylar başladığında bunu çevre olayı olarak görseydik, bu noktaya gelmezdi” dedi. Ancak Başbakan’ın Türkiye’ye dönüşü yaşananları küresel komplo olarak değerlendirmesi ve “milli iradeye saygı” mitingleri, uzlaşma çabalarını çıkmaza soktu.

    Klişe tabirle artık Türkiye’nin ve dünyanın gözü Gezi Parkı üzerindeydi. Yabancı siyasilerden gelen açıklamalar diplomatik sorunlara yol açtı. Bir yandan da Gezi Parkı protestolarıyla Türkiye, yurt dışına direniş ihraç etti. Brezilya’da isyanda, “Aşk bitti, burası Türkiye” sloganları atıldı.

    Olayların patlak vermesiyle sosyologlar, ekonomistler, siyaset bilimciler farklı platformlarda eylemlere yönelik analizlerini sundu. Yaşananları değerlendirmek için tarihçilerin vakti henüz gelmedi. İlerleyen yıllarda, araştırmacıların tarafsız dönem kaynağı bulmakta sıkıntı çekeceği muhakkak. Bu sorunu şimdiden gidermek adına NTV Tarih olayların başladığı 27 Mayıs gecesinden Gezi Parkı’nın boşaltıldığı 15 Haziran’a kadarki dönemin dönemeçlerine dair bu zaman çizelgesini hazırladı. Ne de olsa tarih, yaşarken yazılır!

    28 MAYIS 2013
    GECE YARISI İNŞAAT

    Ekran-Resmi-2021-03-12-18.20.08

    29 MAYIS 2013
    2. GÜN
    ‘BİZ KARARI VERDİK’

    Ekran-Resmi-2021-03-12-18.20.21

    30 MAYIS 2013
    3. GÜN
    ÇADIRLAR YAKILDI

    Ekran-Resmi-2021-03-12-18.20.37

    31 MAYIS 2013
    4. GÜN
    #HERYERTAKSİM

    Ekran-Resmi-2021-03-12-18.20.49

    1 HAZİRAN 2013
    5. GÜN
    CUMARTESİ

    Ekran-Resmi-2021-03-12-18.21.04

    2 HAZİRAN 2013
    6. GÜN
    ÜÇ BEŞ ÇAPULCUNUN TWITTER BELASI

    Ekran-Resmi-2021-03-12-18.21.24

    3 HAZİRAN 2013
    7. GÜN
    EYLEMLERİN İLK KURBANLARI

    Ekran-Resmi-2021-03-12-18.21.38

    4 HAZİRAN 2013
    8. GÜN
    TANSİYON DÜŞTÜ

    Ekran-Resmi-2021-03-12-18.21.50

    5 HAZİRAN 2013
    9. GÜN
    İÇKİ YOK KANDİL SİMİDİ VAR

    Ekran-Resmi-2021-03-12-18.22.01

    6 HAZİRAN 2013
    10. GÜN
    MUSTAFA SARI HAYATINI KAYBETTİ

    Ekran-Resmi-2021-03-12-18.22.16

    7 HAZİRAN 2013
    11. GÜN
    BAŞBAKAN’A HAVAALANI KARŞILAMASI

    Ekran-Resmi-2021-03-12-18.22.32

    8 HAZİRAN 2013
    12. GÜN
    ANKARA VE İSTANBUL’DA MİTİNG KARARI

    Ekran-Resmi-2021-03-12-18.22.43

    9 HAZİRAN 2013
    13. GÜN
    TAKSİM’DE ŞÖLEN ANKARA’DA MİTİNG

    Ekran-Resmi-2021-03-12-18.22.55

    10 HAZİRAN 2013
    14. GÜN
    GEZİ’ DE MANTIK DERSİ

    Ekran-Resmi-2021-03-12-18.23.06

    11 HAZİRAN 2013
    15. GÜN
    ÇEVİK KUVVET 10 GÜN SONRA TAKSİM’DE

    Ekran-Resmi-2021-03-12-18.23.16

    12 HAZİRAN 2013
    16. GÜN
    GEZİ PARKI İÇİN REFERANDUM

    Ekran-Resmi-2021-03-12-18.23.26

    13 HAZİRAN 2013
    17. GÜN
    EYLEMCİLERİN PROFİLİ ÇIKARILDI

    Ekran-Resmi-2021-03-12-18.23.39

    14 HAZİRAN 2013
    18. GÜN
    YARGININ KARARI BEKLENECEK

    Ekran-Resmi-2021-03-12-18.23.50

    15 HAZİRAN
    19. GÜN
    15 GÜN SONRA GEZİ PARKI BOŞALTILDI

    Ekran-Resmi-2021-03-12-18.23.59