Etiket: Osmanlı Reformları

  • İstibdattan Cumhuriyet’e Münevver Bir Aile: Şakir Paşa Ailesi

    İstibdattan Cumhuriyet’e Münevver Bir Aile: Şakir Paşa Ailesi


    şakir paşa ailesi’nin hikâyesi osmanlı imparatorluğu’ndan başlayarak günümüze kadar uzanan bir dönemin hikâyesidir. bu hikâye imparatorluğun en uzun yüzyılı olan 19. yüzyılda ekilen tohumların, istibdattan cumhuriyet’e doğru evrilişinin de bir örneğidir. osmanlı’nın batılılaşma hareketleri döneminde kurulmuş okullarda okuyan, altı dil bilen, kitap yazan, fotoğraf çeken, resim yapan, piyano çalan, seramik yapan, botanik bilen öksüz iki kardeş, cevat ve şakir, başarılarıyla devletin üst kademelerinde söz sahibi olur. hatta cevat paşa, padişah abdülhamid’in sadrazamlığına kadar yükselir.

    Sakir_Pasa_Ailesi_1) Şakir Paşa Ailesi2
    Soldan sağa, ayaktakiler: Hakkiye Koral, Asım Kabaağaçlı, Şakir Paşa, eşi İsmet Hanım, Cevat Şakir. Ortada: Ayşe Erner. Öndekiler: Fahrünissa Zeyd, Suat Şakir, Aliye Berger. 

    Şakir Paşa Ailesi gelişmeyi ve yeniliği seçen, bunu içlerine sindirerek hayatlarına geçiren münevver bir aile portresi çizer. Tarihçiler ve sanatseverlerin yakından tanıdığı Şakir
    Paşa ve Ailesi bugünlerde televizyonda yayınlanan bir diziyle gündeme geldi. Ailenin nevi şahsına münhasır karakterleri bir bir ekrana yansıdıkça aileye ve diziye olan ilgi de artıyor. Senaryosunu Hande Altaylı’nın yazdığı, Now TV’de yayınlanan Şakir Paşa Ailesi: Mucizeler ve Skandallar adlı bu dizi Şakir Paşa Ailesi’nin birbirinden çılgın ve değerli fertlerinin bugün yeni nesillerle buluşmasını da sağlayacak. Dizi başlarken “İzleyeceğiniz hikâye gerçeklere, söylentilere ve hayal gücüne dayanılarak kurgulanmıştır.” dese de aşağıda okuyacaklarınız Şakir Paşa Ailesi’nin gerçek hikâyesidir.

    Batı’daki Değişimin Doğu’ya Yansımaları
    Avrupa’nın Rönesans ile yakaladığı ivme toplumun her katmanında hissediliyordu. 15. yüzyılda dünyayı keşfe çıkan seyyahlar Avrupa’ya yenilik taşıyordu. Doğu için sıradan olan şeyler Avrupalılar için alışılmadıktı. Batı’nın bu şaşkınlığının karşısında Doğu ise kendi hızında ilerliyordu. Osmanlı İmparatorluğu’nun 18. yüzyıldan beri değişimlere açtığı kapı onu yeni bir dünya ile tanıştıracaktı. Bu yüzyılda Osmanlı’da dünyayı tanımaya başlayan, okuyan, gezen yeni bir aydın zümre oluşuyordu. “Tanzimat, Islahat, Meşrutiyet, Anayasa, Cumhuriyet” gibi kavramlar toplum tarafından konuşulur olmuştu. Kurumlardaki değişimler, kültürel yenilikler toplumu değiştirmeye başladı. Halil İnalcık Fütühat, İmparatorluk, Avrupa ile İlişkiler: Osmanlı adlı kitabında II. Meşrutiyet’e giden dönemi etkileyen iki büyük etkiden bahseder. Bunların ilki gazeteler, ikincisi ise laik okullardır. 1839’da başlayan Tanzimat Dönemi, Osmanlı toplumunun Batılılaşmasının yoğun olarak görüldüğü bir zaman aralığıdır. İşte böyle bir toplumsal iklime doğan Kabaağaçlızade iki kardeş, Cevat ve Şakir, Osmanlı’nın yenilikçi ve aydın zümresinin bir ferdi olacak, Osmanlı’dan aldıkları mirası Cumhuriyet’e taşıyarak hem devlet kademesinde hem de sanat dünyasında arkalarında eşsiz bir isim bırakacaklardı.


    “bir gün ahmet efendi, babasından hatta karısından bile gizlice oğlu asım’ı kaptığı gibi bir zerzevat arabasının içinde saklanıp istanbul’a gider ve onu askerî okula yazdırır. askerî okulu başarı ile bitiren asım bey’in şam’a tayini çıkar.”

    Sakir_Pasa_Ailesi_2
    Soldan sağa üst sıra: Asım Kabaağaçlı, Ayşe Erner, Cevat Şakir. Ortada: Şakir Paşa, İsmet Hanım, Aliye Berger. Önde: Fahrünissa Zeyd, Hakkiye Koral, kucağında Suat Şakir.

    Kabaağaçlızadeler
    Şakir Paşa Ailesi’nin 11. yüzyıla kadar giden sicil kayıtlarına göre ataları aslen Türkmen olup Antalya Elmalı bölgesinde yaşarken Afyon’a göç eder. Burada yüzyıllar boyunca medreseler kurup tasavvuf ehli olan aile büyükleri dinle, ilimle hemhâl olur. Ne zamanki Asım Bey’in babası Ahmet Efendi çocuklarının geleceği için bir şey yapmaya karar verir, işte o zaman ailenin kaderi değişir. Bir gün Ahmet Efendi, babasından hatta karısından bile gizlice oğlu Asım’ı kaptığı gibi bir zerzevat arabasının içinde saklanıp İstanbul’a gider ve onu askerî okula yazdırır. Askerî okulu başarı ile bitiren Asım Bey’in Şam’a tayini çıkar. Afyonkarahisarlı Hacı Ahmet Efendi’nin oğlu Kabaağaçlızade Mustafa Asım, Suriye’nin önemli ailelerinden Hattatzade Hüseyin Bey’in kızı Zehra Hanım ile Şam’da görücü usulü evlenir. Bu evlilikten 1849 yılında Sara, 1851 yılında Cevat doğar. Albay Asım daha sonra Şam’dan Bursa’ya tayin edilir. 1855 yılında Bursa’da Şakir doğar. Bir süre sonra evin annesi vereme yakalanır. Hasta yatağından zar zor kalktığı bir gün pencereden bakarken eşinin evin beslemesiyle oynaştığını görür, karısının onu gördüğünü fark eden Asım Bey, atına atlayıp çılgınlar gibi evden uzaklaşır. Atın üstünde saatlerce süren bu koşu sonunda fıtığı patlar ve oracıkta ölür, ondan üç gün sonra eşi de vefat edince evin üç çocuğu öksüz kalır.

    Osmanlı’nın İki Gözde Paşası: Cevat Paşa ve Şakir Paşa
    Öksüz üç kardeş için artık yeni bir hayat kurulacaktır. Henüz 13 yaşındaki Sara, babasının İstanbul’daki arkadaşı Şeyhülislam Atıfzade Hüsamettin Efendi’nin yanına gitmeye karar verir. Yanına 11 yaşındaki kardeşi Cevat ve 8 yaşındaki kardeşi Şakir’i alıp İstanbul’a gider. Atıfzade Hüsamettin Efendi’nin himayesine giren çocuklardan Cevat ve Şakir askerî okula yazdırılırken Sara ise zengin bir toprak ağasıyla evlendirilir. Askerî okulu başarıyla bitiren iki kardeşten Cevat, zengin bir kızla evlenip iç güveyisi olur ama evliliği kısa bir sürede sona erer. Şakir ise Macar asıllı bir kadınla evlenir ve Asım adında bir çocuğu olur ama bir süre sonra eşi vefat eder.


    “özel hayatlarındaki başarısızlığın aksine iki kardeşin askerî kariyeri çok başarılı bir şekilde ilerler. cevat paşa, berlin kongresi’nde görev alır ve albay olur. şakir paşa ise romanya ve karadağ’da askerî ateşe olarak görev alır. 1889 yılında iki kardeşin de tayini girit’e çıkar. askerî vali ve komutan olarak göreve başlayan cevat’ın yaveri de kardeşi şakir paşa olacaktır.”

    Sakir_Pasa_Ailesi_3
    Şakir Paşa Ailesi, Büyükada’daki köşklerinin merdivenlerinde. Üstte: Şakir Paşa ve eşi İsmet Hanım.

    Özel hayatlarındaki başarısızlığın aksine iki kardeşin askerî kariyeri çok başarılı bir şekilde ilerler. Cevat Paşa, Berlin Kongresi’nde görev alır ve albay olur. Şakir Paşa ise Romanya ve Karadağ’da askerî ateşe olarak görev alır. 1889 yılında iki kardeşin de tayini Girit’e çıkar. Askerî vali ve komutan olarak göreve başlayan Cevat’ın yaveri de kardeşi Şakir Paşa olacaktır. Tarihler 1890’ı gösterdiğinde Şakir Paşa, Girit eşrafından İsmet Hanım’la evlenir. Cevat Paşa, Girit’ten İstanbul’a dönerken mareşal ünvanı taşıyordur, gemisi İstanbul’a giriş yaptığında 21 pare top atışıyla karşılanır ve Abdülhamid tarafından sadrazam ilan edilir. Artık o imparatorluğun en güçlü kişilerinden biridir. Üç yıl boyunca sadrazamlık yapan Cevat Paşa, iki kez istifa etse de kabul görmez. En sonunda Abdülhamid istifasını kabul eder. O dönem Kayser II. Wilhelm’in Türkiye ziyaretine mihmandarlık etmesi için Padişah’tan Cevat Paşa’yı istemesi zaten şüpheci olan Abdülhamid’i kuşkulandırır. Paşa’yı Şam’a yollar. Orada hastalanıp verem olan Cevat Paşa, İstanbul’a dönmek için Padişah’a defalarca mektup yazar ancak bu isteği her seferinde reddedilir. Nihayetinde kardeşi Sara bir gün Saray’a giderek çarşafını sıyırır ve avazı çıktığı kadar bağırarak Padişah’tan yardım ister. Bu kez istek kabul edilir ancak sedyede İstanbul’a getirilen Cevat Paşa 49 yaşında ölür. Onun ölümünün ardından ağabeyine yapılan bu haksızlığı kabul edemeyen Şakir Paşa görevinden istifa eder ve Büyükada’ya taşınır. Şakir Paşa’nın Cevat, Hakkiye, Ayşe, Suat, Fahrünissa, Aliye isminde altı çocuğu daha olur.

    Şakir Paşa Ailesi’nin Afyon’da Değişen Kaderi
    Şakir Paşa’nın kaderi Asım Bey’in Afyon’dan bir zerzevat arabasında onu İstanbul’a getirmesiyle nasıl değiştiyse, oğlu Cevat Şakir ile 1914 yılının Haziran ayında Afyon’a yaptığı ziyaretle kaderi yeniden değişecektir.

    Sakir_Pasa_Ailesi_4
    Şakir Paşa ve oğlu Cevat Şakir. (Şirin Devrim, Şakir Paşa Ailesi, Doğan Kitap.)

    Baba oğul en başından beri anlaşamıyorlardır. Şakir Paşa kudretli bir kişidir ve oğlu Cevat’ın da onun sözünden çıkmasını istemez. Belki de ailenin ilk çocuğu olduğu için babasının ondan beklentisi çok fazladır. İlk yol ayrımı Robert College (Kolej) mezuniyetinden sonra olur. Cevat resim tahsil etmek ister, babası ise onun Oxford’a gidip tarih okumasını ister. Savaşı kazanan Şakir Paşa olur. Cevat, babasının istediği gibi Oxford Üniversitesi’ne Yakın Çağ Tarihi Bölümü’ne yazılır. Okul ilk zamanlar ona iyi gelir ama içindeki resim tutkusu onu rahat bırakmaz. Okuldaki aristokrat İngiliz arkadaşlarıyla iyi anlaşır hatta onlar gibi yaşamaya, giyinmeye başlar. Ancak İngiltere’den İstanbul’a gelmeye başlayan yüklü ödemeler Şakir Paşa Konağı’nda infiale yol açar. Oxford’da aradığını bulamayan Cevat, okulu bırakıp İtalya’ya gider ve orada resim eğitimine başlar. Roma’da özgür, sanatla iç içe bohem bir hayat yaşar. İngiltere’nin kasvetli ve soğuk havasından sonra Roma ona çok iyi gelmiştir. Üstelik resim okulunda öğrencilere modellik yapan bir İtalyan kıza âşık olur. Cevat, önce annesini bu evliliğe ikna eder sonra annesi de Şakir Paşa’yı. Cevat, Agniesia Kaferia ile Roma’da evlenir. Eşini alarak Büyükada’daki köşklerine döner. Üstelik eşi hamiledir. Döndüğünde işler istediği gibi gelişmeyecek, babası ile arasındaki kavgalar her geçen gün şiddetlenecektir. 1914 yılının Haziran ayında Afyon’a yaptıkları bir seyahatte Cevat, babası Şakir Paşa’yı vurur. Şakir Paşa Ailesi ile ilgili en merak edilen konulardan biri işte bu cinayettir.

    Şakir Paşa Neden Öldürüldü?
    Sanırım bu sorunun yanıtını verebilen hiç kimse yok! Çünkü aile üyelerinin ardında bıraktıkları hatıratlarda da aile hakkında yazılan eserlerde de bu sorunun net bir cevabı yok. Elbette ki bu konuyla ilgili birçok rivayet var. Kimisine göre sebep baba-oğulun arasında yıllardır süren sürtüşmeler, kimi rivayete göre para mevzusu, kimine göre de İtalyan gelin ve kayınpeder arasındaki bir yakınlaşmadan dolayı olduğu. Ancak cinayetin sebebi ne olursa olsun bu durum Şakir Paşa’nın oğlu Cevat tarafından öldürüldüğü gerçeğini değiştirmeyecektir. Cevat Şakir, babasını öldürmekten 14 yıl kürek mahkûmiyeti cezasına çarptırılacak, cezasını çekerken intihar girişiminde bulunacak, hapishanede yakalandığı verem sebebiyle 7 yıl sonra tahliye edilecektir. Yıllar sonra başka bir suçtan İstiklal Mahkemesi’nde yargılanıp Bodrum’a sürgüne yollanacak ve Halikarnas Balıkçısı olarak orada yeniden doğacaktır. Ancak Şakir Paşa Ailesi’nde eline silah alan sadece Cevat Şakir olmayacak, kız kardeşi Aliye sevgilisi Carl Berger’i kıskanarak onun keman dersi verdiği bir kadın öğrencisini vuracak ancak ceza almadan işin içinden sıyrılacaktır.

    Sakir_Pasa_Ailesi_5
    Füreya Koral’ın atölyesi. Soldan sağa: Aliye Berger, Fahrünissa Zeyd, Robert Trainer, Şirin Devrim, Hakkiye Koral, Füreya Koral.
    FOTOĞRAF: SALT ARAŞTIRMA / YUSUF TAKTAK ARŞİVİ

    Sanat Dünyasının Önemli İsimleri
    Yıllar içinde Şakir Paşa Ailesi’nin hemen her ferdi sanat dünyasının önemli isimleri hâline gelir. Cevat Şakir ünlü bir yazar, ressam olur. Dünyanın bir ucundan getirttiği tohumlarla Bodrum’un bitki örtüsünün bugünkü hâle gelmesini sağlar. Sünger avcılarına, balıkçılara yeni teknikler öğretir. Hakkiye, İstanbul Belediyesi’nin ilk kadın üyesi olurken, ailenin bir başka üyesi Fahrünissa Zeyd ise resimdeki üstün yeteneğiyle dünyaca ünlü bir ressam olur. Zeyd, önce kardeşi Aliye Berger’i gravür sanatına yönlendirir, onun bir gravür sanatçısı olmasının yolunu açar. Yıllar sonra İsviçre’de bir sanatoryumda yatan yeğeni Füreya’yı destekleyerek onun da Türkiye’nin ilk seramik sanatçısı olmasını sağlar. Çocukları Nejad Devrim ünlü bir ressam, Şirin Devrim de tiyatro sanatçısı olur. Fahrünissa Zeyd’in torunu Nissa Raad, bugün Şakir Paşa Ailesi’nin sanat geleneğini devam ettiriyor. #

    KAYNAKÇA
    Binark, Nermidil Erner, Şakir Paşa Köşkü, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2025.
    Devrim, Şirin, Şakir Paşa Ailesi, Doğan Kitap, İstanbul, 2000.
    İnalcık, Halil, Fütühat, İmparatorluk, Avrupa ile İlişkiler: Osmanlı, Timaş Yayınları, İstanbul, 2020.
    Kulin, Ayşe, Füreya, Everest Yayınları, İstanbul, 2017.
    Ortaylı, İlber, İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı, Kronik Kitap, İstanbul, 2019.
    Şakir, Cevat, Mavi Sürgün, Bilgi Yayınevi, Ankara, 2008.
  • Kavalalı Mehmet Ali Paşa İsyanı ve Beykoz’daki Moskof Taşı

    Kavalalı Mehmet Ali Paşa İsyanı ve Beykoz’daki Moskof Taşı


    mısır valisi mehmet ali paşa, mora ve navarin’de uğradığı kayıpların karşılığında suriye valiliği’ni istedi ancak bu isteği kabul görmedi. bunun üzerine oğlu ibrahim paşa’nın ordusu osmanlı kuvvetlerini mağlup ederek suriye’yi ele geçirdi ve kütahya’ya kadar ilerledi. ıı. mahmud, ingilizlerin ve fransızların soruna ilgisiz kalması üzerine çareyi ruslara yönelmekte buldu. rusların başkent istanbul’u korumak için gönderdiği donanma büyükdere limanı’na demirledi. rus komutan muravyev, karargâh kurduğu beykoz servi burnu’na bir anıt diktirdi. halkın “moskof taşı” dediği kaya anıt 1914’te parçalanarak yıkıldı.

    Kavalalı Mehmet Ali Paşa
    Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın Auguste Couder tarafından 1841’de yapılan portresi.

    Derbent Ağası İbrahim Ağa’nın oğlu olarak 1769’da Kavala’da doğan Mehmet Ali’yi, küçük yaşta babası vefat edince, kasabanın çorbacısı himayesine alır. Çorbacının çocuklarıyla büyüyen Mehmet Ali, gençlik yıllarında Selanik pazarında tütün satarken zekâsı ve çalışkanlığıyla dikkati çeker. Tanıştığı Fransız tüccar Lion’dan çok etkilenir. Avrupa kültürü hakkında ilk bilgileri ondan alır. Mehmet Ali’yi vergi tahsilatında zorluk çıkaran köy ve kasabalarda görevlendiren çorbacı, akrabası dul bir kadınla da evlendirir. Üç erkek çocuğu olur: İbrahim, Tosun ve İsmail.

    III. Selim, Napolyon’un işgal ettiği Mısır’ı kurtarmak için harekete geçtiği zaman Kavala beyi de destek için üç yüz asker gönderir. Binbaşı rütbesindeki Mehmet Ali de bu askerler arasındadır. Kısa zamanda hızla rütbesi yükselir. Mehmet Ali Paşa’nın Arnavutlardan kurduğu ordu Memlükler ile Mekke ve Medine’yi işgal eden Vahhâbîlere karşı başarı kazanınca Mısır Valiliği’ne getirilir. Feodal kölemenleri ortadan kaldıran Mehmet Ali Paşa Mısır’ın tek hâkimi olur.

    II. Mahmud, Arabistan’a saldırıları sürdürüp Hac yolunu kapatan Vahhâbîleri ezmesi için Mehmet Ali Paşa’yı görevlendirir. Mehmet Ali Paşa ve oğulları Tosun ve İbrahim Paşa görevi başarıyla yerine getirir. Vahhâbîlerin lideri Abdullah bin Suud’u yakalayarak İstanbul’a gönderirler. Abdullah bin Suud, Babıali’deki Bostancıbaşı nezaretinde Haremeyn-i Şerîfeyn’den gaspettiği malların tespiti için üç gün sorgulandıktan sonra Sultanahmet Meydanı’nda idam edilir (17 Aralık 1817). Abdullah bin Suud’un torunları ileride İngilizler tarafından Arabistan’ın yönetimine getirileceklerdir.

    Moskof_Tasi_3) Mahmud_II
    II. Mahmud’un Henri-Guillaume Schlesinger tarafından çizilmiş portresi.

    Modern Mısır’ın Kurucusu
    Siyasi, askerî, idari, ekonomi, eğitim ve tıp alanında yaptığı reformlarla modern Mısır devletinin kurucusu kabul edilen Mehmet Ali Paşa, 1820’de ilk matbaayı kurar. Sekiz yıl sonra da ilk resmî gazete Vakayyi Mısriyye’yi yayımlatır. Eğitim için Avrupa’ya öğrenciler gönderir, okuma yazma oranını artırmak için ilköğretim okulları açar. Avrupa eğitimini rehber alan tıp, eczacılık, veterinerlik ve ebelik okulları açtırır. İlk nüfus sayımını yaptırarak Mısırlı Araplara zorunlu askerlik getirir. Salgın hastalıklardan korunmak için karantina merkezleri kurar. Halkın tepkisine rağmen çiçek aşısı uygulaması başlatır. İltizam sistemini kaldırarak merkezî yönetimin gücünü artırır. Fransız uzmanlarca modern tarım uygulamasını başlatıp Nil Nehri’ne “Mahmudiye Kanalı” açtırır. Şeker, iplik, bez fabrikaları kurdurur. Güçlü ve modern bir ordu kurmak için yine Fransa’dan uzmanlar getirtip piyade, topçu, süvari okulları açar…

    Moskof_Tasi_2) Ambroise-Louis Garneray (1783-1857) Garneray
    20 Ekim 1827’de Osmanlı ve Mısır donanması ile İngiliz, Fransız ve Rus donanmaları arasında Navarin’de gerçekleşen deniz muharebesinde Osmanlı ve Mısır donanması ağır bir yenilgi aldı. Ambroise Louis Garneray’ın Navarin Muharebesi’ni anlattığı çizimi.

    Babıali ile de iyi geçinen Mehmet Ali Paşa, mali ve askerî istekleri karşılıksız bırakmaz. II. Mahmud’un Mora’da isyancılarla başı derttedir. Mehmet Ali Paşa’dan yardım isteyince oğlu İbrahim Paşa komutasında on altı bin asker ve elli dört gemiden oluşan bir donanma gönderir. Bu yardımın karşılığında Mehmet Ali Paşa’ya Girit ve Mora valiliği verilecektir. İbrahim Paşa isyanı bastırarak Navarin’i geri alır (1825). İki yıl sonra Mısır donanması Navarin Limanı’nda İngiliz, Fransız ve Rus donanmalarından oluşan müttefiklerin baskınına uğrar. Gemiler yakılır, sekiz bin denizci şehit olur. Müttefiklerin baskısıyla Mısır kuvvetlerinin geri çekilmesi II. Mahmud’u çok kızdırır.

    Yeniçeri Ocağı’nı kapatan II. Mahmud, yeni ordusunu tam kuramamışken 1828’de Ruslarla tekrar savaşa girer. Çar I. Nikola’nın 120 bin kişilik ordusu Tuna’yı aşarak ilerlerken Varna ve Şumnu’da toplanan 100 bin kişilik Osmanlı ordusu varlık gösteremez. Varna komutanı Yusuf Paşa ihanet ederek Rus saflarına geçer. Osmanlı kaleleri tek tek düşür, Silistre elden çıkar. II. Mahmud, Rus Generali Dibitich’in ordusunun Edirne’ye girmesinden sonra barış antlaşması yapmak zorunda kalır.

    Mehmet Ali Paşa İsyanı
    Mora’da uğranılan yenilgi Mısır’a da pahalıya mal olur. Donanma ve asker kayıplarına karşı kendisine Rumeli ve oğluna Anadolu Seraskerliği’ni isteyen Mehmet Ali Paşa’ya yalnızca Girit Valiliği verilir. Babıali ile arası açılan Mehmet Ali Paşa’nın yönetimindeki Mısır, Osmanlı’ya bağlı bir eyalet olmasına rağmen artık özerklik kazanmış gibi davranmaktadır.
    Mora’daki kayıplarını telafi etmek için Suriye’yi gözüne kestiren Mehmet Ali Paşa, Fransa ve İngiltere’nin desteğini almak istese de olumlu yanıt alamaz. Tek başına hareket etmeye karar veren Mehmet Ali Paşa, Akka Valisi Abdurrahman Paşa ile anlaşmazlığı bahane ederek oğlu İbrahim Paşa komutasındaki donanma ve orduyu Suriye’ye gönderir. II. Mahmud aracılar gönderse de Mehmet Ali Paşa Suriye’yi almakta kararlıdır. Gazze, Yafa ve Kudüs’ü alan İbrahim Paşa, Akka Kalesi’ni kuşatır. Napolyon’a karşı başarılı bir savunma yapan Akka Kalesi, İbrahim Paşa’ya ancak altı ay direnir. Vali Abdurrahman Paşa teslim olur. Şam’a doğru hareket eden İbrahim Paşa’yı Suriyeliler bir kurtarıcı olarak görür. Şam direnmez. Halep’te bulunan Osmanlı kuvvetlerini yenerek Humus ve Hama’yı kolaylıkla alır.

    Kendi valisi ile karşı karşıya gelen II. Mahmud’un, Serdar-ı Ekrem Hüseyin Paşa komutasında gönderdiği Osmanlı ordusu Antakya-İskenderun arasında bulunan Belen Geçidi’nde Mısır kuvvetleri karşısında ağır bir yenilgi alır. Mehmet Ali Paşa, II. Mahmud’a haber göndererek Suriye Valiliği verilirse ordusunu geri çekeceğini bildirir. Olumsuz cevap alınca İbrahim Paşa Urfa ve Maraş’ı alarak Adana’ya kadar ilerleyip çevre illerin valilerine de kendisine katılmaları için haber gönderir. Telaşa kapılan II. Mahmud bir yandan İngilizlerin desteğini ararken bir taraftan da Reşit Mehmet Paşa komutasındaki orduyu İbrahim Paşa’nın üzerine gönderir.

    Osmanlı ve Mısır ordusu Konya’da karşılaşır. İyi eğitimli Mısır ordusu kendisinden iki kat fazla Osmanlı ordusunu hezimete uğratır. Sadrazam Reşit Mehmet Paşa esir düşer. Mehmet Ali Paşa, II. Mahmud’a tekrar haber göndererek Suriye ve Adana Valiliği verilirse geri çekileceğini bildirir. Yanıt olumsuzdur. İbrahim Paşa’nın ordusu Bursa’ya doğru hiçbir engelle karşılaşmaksızın ilerlemektedir. Bu sırada Rus Çarı I. Nikola’nın İstanbul’a gönderdiği General Muravyev yardım teklifinde bulunduktan sonra arabuluculuk için Mısır’a hareket eder. Muravyev’in diplomatik girişimlerden sonuç alınamaz. İngiltere ve Fransa’dan da destek bulamayan II. Mahmud Rusların teklifini kabul etmek zorunda kalır.

    Moskof_Tasi_4) Rus subayları Efim Vasilevi Putyatin ve Vladimir Alekseyevi Kornilov’un çizgileriyle “Moskof Taşı” ve Rus karargâhı_
    Rus subayları Efim Vasilevi Putyatin ve Vladimir Alekseyevi Kornilov’un çizgileriyle “Moskof Taşı” ve Rus karargâhı.

    Rus Donanması ve Askerleri Boğaziçi’nde
    2 Şubat 1833’te Sivastopol’dan yola çıkan Rus filosu Büyükdere Limanı’nda demir atar. Diğer filolar gelmeden önce Beykoz Servi Burnu civarında hazırlıklar yapılır. Payitahtı tehlikede gören II. Mahmud, Topkapı Sarayı’ndaki Sancak-ı Şerif’i alıp Tarabya’daki Kalender Kasrı’na yerleşir. Hazırlıkları bizzat kontrol ederek Rusların tüm ihtiyacının karşılanması için emir verir. 2. Filo, Beykoz Hünkâr İskelesi önüne demirlerken General Muravyev karargâhını Servi Burnu’nda kurar.

    Boğaziçi’nde yankılanan Rus müziği ve şarkıları İstanbulluların ilgisini çekince kampı önce üst düzey zevat ziyaret eder. Sonraları turist gemileri de kampa uğramaya başlar. Fransız yazar Lamartin de kampı ziyaret edenler arasındadır. Paskalyada askerlere yiyecek ve şarap gönderen II. Mahmud ayrıca kampı ziyaret ederek onuruna düzenlenen töreni izler. Çar I. Nikola’nın doğum günü olan 25 Haziran’da düzenlenen eğlencede Boğaziçi beş bin havai fişekle aydınlatılır. Gösteriyi Beykoz açıklarında gemide izleyen II. Mahmud’u Çar’ın fevkalade elçisi ve aynı zamanda Rus Deniz ve Kara Kuvvetleri Kumandanı Kont Orlov ziyaret eder.

    Moskof_Tasi_5) II. Mahmud'un Servi Burnu'ndaki Rus kampını ziyareti (Thomas Allom gravürü)
    II. Mahmud’un Servi Burnu’ndaki Rus kampını ziyareti. Thomas Allom gravürü.

    Kütahya ve Hünkâr İskelesi Antlaşması
    İngiltere, Fransa ve Avusturya’nın anlaşmaya zorladığı Mehmet Ali Paşa’ya ordusunu çekme karşılığında Suriye Valiliği, oğlu İbrahim Paşa’ya Cidde Valiliği ve Adana murahhaslığı (vergi toplama hakkı) verilir. 5 Temmuz 1833’te de Rusya ile 8 yıl süreli Hünkâr İskelesi Antlaşması yapılır.

    Moskof Taşı
    Antlaşma sağlandıktan sonra ayrılmaya hazırlanan Rus General Muravyev, Beykoz Servi Burnu’nda Rus varlığını gelecek kuşaklara hatırlatan bir anıt dikmek ister. Kont Orlov, Türkleri gücendireceği düşüncesiyle karşı çıkar ama Muravyev’in ısrarıyla yontulmamış bir işaret taşının dikilmesine izin verir. Muravyev bunu da istismar edecektir çünkü Kont Orlov’dan izin alırken taşın boyutu hiç konuşulmamıştır. Askerler arasında gizlice para toplayarak 400 askeri Baltalimanı’ndaki taş ocaklarına gönderir. Anıt için seçilen 25 tonluk kayanın Beykoz sahiline taşınabilmesi için Kaptanpaşa’dan yardım ister. Kaptanpaşa’nın sağladığı birbirine bağlanmış iki gemiyle taşınan kaya, Beykoz sahiline zorlukla çıkarılır. Muravyev’in ağaç kızaklarla Servi Burnu’na taşıttığı kayanın üzerine, 907 yılında İstanbul’u kuşatıp Bizans’ı antlaşmaya zorlayan ulusal kahraman Oleg’e ithafen, “Oleg’in Anısına, Nikolay’ın Alayları” yazdırma isteğini Kont Orlov geri çevirir. Sonunda kayaya Çar I. Nikola’nın doğum gününün yazılmasına karar verilir: “25 Haziran 1813.”

    Moskof_Tasi_6) Selvi Burnu 1884 (Önde fotoğrafçı Basil Kargapoulo görülüyor)
    Beykoz Servi Burnu, 1884. Önde fotoğrafçı Basil Kargapoulo görülüyor.

    Hünkâr İskelesi Antlaşması yapıldıktan sonra Servi Burnu’nda büyük bir kutlama ve eğlence düzenleyen Rus askerleri iki gün sonra da İstanbul’dan ayrılır.

    Moskof Taşı I. Dünya Savaşı Başlarken Yıktırıldı
    Osmanlı Devleti 28 Temmuz 1914’te başlayan I. Dünya Savaşı’na 14 Kasım’da Ruslara savaş ilan ederek katılır. Toplumda yükselen Rus nefreti sonucu savaş ilanından üç gün sonra Yeşilköy’deki Rus anıtı bombalanır. 20 Kasım’da Tasvir-i Efkâr gazetesinde “Bir Nişane-i Şeamet Daha!” yazısı yayımlanınca Vaniköy’deki Rehberi İttihad-ı Osmanî Sultanisi öğrencileri harekete geçer. Halkın “Moskof Taşı” dediği 3 metre yüksekliğinde, 25 ton ağırlığındaki kaya anıt parçalanır. #

    KAYNAKÇA
    Karal, Enver Ziya, Osmanlı Tarihi, V, TTK, Ankara, 1983.
    Altundağ, Şinasi, Kavalalı Mehmet Ali Paşa İsyanı: Mısır Meselesi 1831-41, TTK, Ankara, 2021.
    Lamartine, Alphonse de, Osmanlı Tarihi, Toker Yayınları, İstanbul, 2016.
    Ünal, Fatih, Ruslar Tarafından 1833’de Beykoz/Selvi Burnu’na Dikilen Kaya Anıtı “Moskof Taşı”, Türkiyat Mecmuası, C. 23/Güz, 2013.