yıl 1922… tbmm ve hükümeti, mudanya mütarekesi’nin ardından gerçekle yüzleşir: yıllardır seferber yaşayan anadolu halkının ekonomik gücü tükenmiştir. fiilen savaş alanı olan anadolu toprakları yanmış, yıkılmıştır. ekilebilen araziler kullanılmaz duruma gelmiş, yerleşim alanlarının çoğu yok olmuştur. ülke, meslek sahibi pek çok insanını yitirmiştir… topraklarını emperyalizmin kıskacından kurtarmanın bedelidir bunlar. gelecek kuşaklar da aynı bedeli ödemesin diye kollarını sıvar yeni türkiye’nin yöneticileri. bir kış günü iktisat kongresi toplanır…
İktisat Kongresi Düşüncesi Gazi’ye Ulaşıyor
Kongre’nin düşün babası dönemin İktisat Bakanı Mahmut Esat Bozkurt’tur. Arkadaşlarıyla işgalden arındırılan bölgede inceleme yapar. Meclis vermiştir bu görevi onlara. Adım adım tanık olurlar yıkıma. Genç iktisat bakanı, yıkıntılar arasında hoplaya hoplaya yürürken “Bu ekonomi nasıl toparlanacak?” diye sorar kendine… Daha 16 yaşında gazete makalesinde iktisat=ihtiyaç saptamasını yapan Bozkurt,1 soruyu kendisi yanıtlar: Kurtuluş, ekonomik unsurların tanışması ve tartışmasıyla mümkündür, der. Sorunu çiftçinin üvendiresi, sanatkârın çekici çözmelidir ona göre. İzmir’de telgrafhaneye koşar. Çankaya’yı arayalım, der. Tarih yaprakları 21 Kasım 1922’yi göstermektedir. Madeni çubuk hareket eder, kısa ve uzun tıkırtılar birbirini izler…
“Memleketin iktisadiyatı uzun senelerden beri unutulmuştur. İktisat unsurları dinlenmemiştir. Bu meslek adamlarını dinlemek ve onların dileklerine göre bir iktisat programı vücuda getirmek (…) lazımdır ve bu çok hayırlı olur.”2
Mahmut Esat, Gazi’den açış konuşmasını yapmasını da ister. Yanıt olumludur. Bakan kolları sıvar, Türkiye’nin ekonomik unsurlarını çiftçi, sanayici, tüccar ve işçi olarak belirler. Kongre’ye bu sınıfların temsilcileri çağrılır.3
Hazırlık süreci âdeta demokrasi şölenidir. Ülkenin dört yanında çiftçiler, işçiler, sanayiciler, tüccarlar temsilcilerini belirlemek için seçim yapar. Örneğin Erzurum, Konya, İzmir illeriyle Antalya, Eskişehir, Kayseri, Kütahya, Erzincan, Amasya livaları ve İnebolu, Tosya, Karaman gibi kazalardan toplam 250 üye ocak ayında belirlenir.4 Şubat ortasında pek çok temsilci İzmir’e ulaştığında kentte heyecan egemendir. Lozan’da barış görüşmelerinin kesildiği haberi bile gölge düşürememiştir geleceğini kurmak isteyenlerin heyecanına…
Kongre’den Beklentiler Nelerdir?
Beklenti farklıdır. Örneğin Tan gazetesi mesleki ve ekonomik bir programın ortaya konmasını ister. Aydınlık’tan Şefik Hüsnü, tartışmalar köylü ve işçi sınıfının yararında düğümlenirse Türkiye kurtulur, der. İleri’den Feridun Fikri, girişim özgürlüğünün ve ticaret serbestisinin sağlanmasını, yerli sermayeye destek olunmasını, üretim kooperatifleri oluşturulmasını ister. Suphi Nuri’ye göre, ülkenin üretici-tüketici ve aracı unsurları, yarının Türkiye’sinden nasıl bir ekonomik idare bekliyor sorusu yanıtlanmalıdır.5 Kamuoyunda ve TBMM’de özgür eleştiri ortamı vardır. Meclis’te örneğin Ali Şükrü Bey’in başını çektiği muhalefet, Kongre’yi lüks diye tanımlar.6 Mahmut Esat’ı, izleyeceği iktisadi politikayı Meclis’e onaylatmadan, halktan ya da meslek sahiplerinden görüş almaya kalkmakla suçlar. Bakanın yanıtı ders niteliğindedir. Ekonomik unsurlar hükümete her zaman yol göstermelidir ve buna her zaman gereksinim vardır.7
Kongre Çalışmaları Başlıyor
17 Şubat 1923… 1.135 temsilci ve dört bini aşkın izleyici Kongre salonunda hazırdır. Kadın işçiler ve dinleyici locasındaki kadınlar yeni Türkiye’nin gelecek yüzüdür. Salondaki sessizliği otomobil düdüğü bozar. Gazi salondakileri selamlayarak yerine gelir gelmez Ertuğrul Mızıkası esas duruşa geçer. İstiklal Marşı’nı çalar ilk kez bir açılış töreninde… Ardından Gazi konuşmasını yapar. Onu Mahmut Esat ile Kâzım Karabekir’in konuşmaları izler.
Mustafa Kemal Paşa ile Mahmut Esat’ın konuşmaları uyumludur. Her ikisi de Osmanlı Devleti’nin yıkılışını ekonomik nedenlere bağlar. Liberal ekonomi çökertmiştir devleti. Mustafa Kemal örneğin, Türkiye Devleti ve hükümeti artık yabancı sermayenin “jandarma”sı olmayacak, der.8 Jandarma devlet, ekonomik liberalizmi benimseyen devlettir.9 Mahmut Esat da Türkiye’nin liberal, sosyalist, komünist ya da devletçi ekolden yürümeyeceğini ama ülke gereksinimlerine göre var olan ekonomik sistemlerden yararlanacağını söyler. Tanımı, karma ekonomidir aslında.10 İkilinin dışa karşı mesajı da ortaktır. Lozan’da Türklerin ekonomik bağımsızlığını tanımak istemeyen emperyalistlere tam bağımsızlık vurgusu yapılır. Katılımcılar da o günden itibaren aynı amaçla çalışır.
KAYNAK: GÜNDÜZ ÖKÇÜN
Çiftçi, İşçi, Tüccar, Sanayici Grupları ve Kararları
Salonda demokrasi egemendir. Kongre başkanı Kâzım Karabekir Paşa seçimle belirlenir. Her meslek grubu kendi grubunu oluşturur. Grup başkanları seçimle belirlenir. Gruplar ülke sorunlarını, çıkarlarını, gereksinimlerini ve hatta hükümete sunacakları çözüm önerilerini tartışarak belirler, raporlaştırır ve başkanlık makamına sunar. Grup kararları gerçekçidir, akılcıdır, çağdaş ve kalkınmış bir Türkiye özlemiyle yoğrulmuştur. Sanayi Grubu, örneğin koruyucu gümrük vergileri yoluyla sanayinin korunmasını, sanayicinin yasalarla teşvik edilmesini, ulaşım olanaklarının geliştirilmesini, kredi verecek bankaların açılmasını ister. Tüccar Grubu, tekelcilikle mücadele edilmesini, ipotek karşılığı kredi verilmesini, bir ana ticaret bankası açılmasını, iktisat eğitiminin yaygınlaştırılmasını, kömür üretiminin dış rekabetten korunmasını, haberleşme hizmetlerinde gecikmelerin önüne geçilmesini ister. Çiftçi Grubu, öncelikle Aşar Vergisi ile Reji kaldırılsın, der. Sonra tütün ekim ve ticaretinin serbest olmasını, tarımsal kredilerin düzene sokulmasını, hayvan hastalıklarıyla mücadele edilmesini, tarım alet ve makinelerinde standartlaşmaya gidilmesini, pratik tarım derslerinin okul programlarına konulmasını ister. İşçi Grubu’nun istekleri sosyal devletin gereğidir aslında. Çalışma saatlerinin sekiz saate indirilmesi, 12 yaşından küçüklerin çalıştırılmaması, gece çalışmalarına çift ücret ödenmesi, kaza ve hayat sigortasının sağlanması gibi pek çok dilek vardır. Özünde, “Devletim desteklerse emeğimi esirgemem” anlayışı egemendir grup kararlarında. Acaba Kongre’nin asıl metni olan Misak-ı İktisadi de benimsemiş midir bu düşünceyi?
Misak-ı İktisadi ve Hayal Kırıklığı
Ne yazık ki hayır… 4 Mart 1923’te duyurulan ve on iki maddeden oluşan metin, iktisattan çok ahlaki ve dinî özellikler taşır: Türkiye halkı, tahribat yapmaz; imar eder. Sarf ettiği eşyayı mümkün mertebe kendi yetiştirir. Çok çalışır. Ormanlarını evladı gibi sever. Mukaddesatına (…) mallarına karşı yapılan düşman fesat ve propagandalarından nefret eder. Hırsızlık, yalancılık, riya, tembellik büyük düşmanımız; taassuptan uzak dindarca dayanıklılık her şeyde esasımızdır. Türkler, irfan ve marifet âşığıdır. Kandil gününü kitap bayramı olarak kutlar…
“iktisat andı neden iktisattan uzak düşmüştür? pek çok neden sayılabilir ancak temel neden demokratik bir tartışma ortamında kaleme alınmaması, kaleme alanın örneğin latin harfleri gibi devrimci düşünceye sahip olmamasıdır.”
İktisat andı neden iktisattan uzak düşmüştür? Pek çok neden sayılabilir ancak temel neden demokratik bir tartışma ortamında kaleme alınmaması, kaleme alanın örneğin Latin harfleri gibi devrimci düşünceye sahip olmamasıdır. Kongre sekreteri Ahmet Hamdi Bey, metni Kâzım Karabekir Paşa’nın hazırladığını ve hazırlarken tartışmaya izin vermediğini şöyle açıklar:
“…Yarattığı bu eserin kılına hiç kimseyi dokundurtmadı. Kendisi bu maddeleri bana dikte ettirdi; âdeta ordu kumandanının emir subayına talimat dikte ettirdiği gibi. Vakıa, itiraza kalktım; böyle misak olmaz dedim ama Paşa’ya dinletemedim…”11
Kâzım Karabekir Paşa, Kongre’nin kapanış konuşmasında metnin ninnilerde, şiirlerde yer almasını istese de basında sert eleştirilir. Hüseyin Cahit örneğin, okurken acı acı gülümser: “Ne boş bir hülya.” der. Ahlaki kurallar yazılacaksa eğer, onun da önerisi vardır: “Türk Türk’ün gözünü oymayacaktır. Türk Türk’ün başarısını kıskanmayacaktır…”12 Necmettin Sadık’a (Sadak) göre İktisat Kongresi ansızın bir ahlak cemiyetine dönüşmüştür. Nasihatler kıymetlidir ancak bunları bulmak için 1.135 kişi toplamak gereksizdir.13 Suphi Nuri, on iki maddeden oluşan metni tekrar tekrar okur, ekonomiye dair tek kelime bulamaz. Yine de karamsar olmaz, bir sonraki kongreye inşallah…14 Hayal kırıklığının Mahmut Esat da farkındadır. Ama nezaketi elden bırakmaz, tek başına değil grup kararlarıyla değerlendirelim, der.15
“tbmm 1 nisan 1923 günü seçim kararı alır. 8 nisan’da mustafa kemal paşa ı. grup’un seçim beyannamesini yayımlar. ‘9 umde’ olarak anılan belge (c)halk partisi’nin programı olacaktır. mustafa kemal 9 umde’de misak-ı iktisadi’yi değil, grup kararları’nı esas alır. misak-ı iktisadi ise terakkiperver cumhuriyet fırkası’na ruh verir.”
Misak-ı İktisadi ve Yol Arkadaşlığı
Grup Kararları ile Misak-ı İktisadi arasındaki zihniyet farkı önemli bir soruya yanıt olur: Barış döneminde sorunlara ülke gereksinimlerine uygun akılcı yanıtlar mı verilecektir? Yoksa nas, us’un önüne mi geçecektir.
TBMM 1 Nisan 1923 günü seçim kararı alır. 8 Nisan’da Mustafa Kemal Paşa I. Grup’un seçim beyannamesini yayımlar. “9 Umde” olarak anılan belge (C)Halk Partisi’nin programı olacaktır. Mustafa Kemal 9 Umde’de Misak-ı İktisadi’yi değil, Grup Kararları’nı esas alır. Misak-ı İktisadi ise Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’na ruh verir. İki parti arasındaki temel fark dinî duygulara saygılı olmak da değildir; Terakkipervercilerin yerinden yönetimi/ademimerkeziyeti savunmasıdır. Sonuç? Parti kapatılır. Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal yol arkadaşlarını değiştirerek yoluna devam eder. Zira yol doğrudur, akılcıdır, yalnız bazı yol arkadaşlarının ufukları dardır. Mustafa Kemal’e göre yol arkadaşlığı ne midir? Ali Fuat Cebesoy 1923 yılında ona, “Senin yeni apôtreslerin [Fr. yoldaş, yol arkadaşı] kimdir?” diye sorduğunda bakın ne yanıt verir:
“Benim apôtreslerim yoktur. Memleket ve millete kimler hizmet eder ve hizmet, liyakat ve kudretini gösterirlerse apôtres onlardır.”16 #


















