sultan ıı. mahmud ve pertevniyal valide sultan’ın oğlu sultan abdülaziz 25 haziran 1861’de tahta çıktı. 30 mayıs 1876’da ise bir darbeyle tahttan indirildi. sultan abdülaziz ve ailesini çırağan sarayı’na götüren görkemli saltanat kayığı marmara’da hızla yol alırken sultan abdülaziz karmaşık duygular içindeydi; acı, öfke, korku, pişmanlık… düşünceleri onu tahta çıktığı ilk günlere götürdü.
Padişah Abdülmecid 22 yıllık saltanattan (1839-1861) sonra 1861’de ölünce yerine 32. Osmanlı padişahı olarak Sultan Abdülaziz tahta çıktı. Tahta çıktığı sırada Osmanlı Devleti’nin durumu, ekonomik güçlüklerin yanı sıra sınırları içindeki devletlerin ayaklanmaları nedeniyle de çok karışıktı. Sultan Abdülaziz, imparatorluğu içine düştüğü olumsuz durumdan kurtaracak kişi olarak karşılandı. II. Mahmud ve Pertevniyal Valide Sultan’ın oğlu olan Padişah, iyi bir eğitim görmüştü. Arap dili ve edebiyatını öğrenmişti. Müzikle ilgileniyor, ney ve lavta çalıyordu. Güreş, yüzme, cirit atma gibi spor dallarıyla ilgileniyor ve ava gitmekten hoşlanıyordu. İçkili eğlenceler pek ilgisini çekmiyor, sade bir yaşam sürüyordu. Abdülmecid’i Batı taklitçisi olarak gören ve sarayın israfından bunalmış olan halk onun tahta çıkmasına sevinmişti. Sultan Abdülaziz, ilk zamanlarında ödeneğinin ve saray masraflarının azaltılmasını kabul etti. Rüşvet alanlar cezalandırıldı, siyasi mahkûmlar için genel af çıkarıldı. Tahta çıktıktan birkaç gün sonra bir ferman yayımlayarak Avrupa devletlerinin, Tanzimat Fermanı’yla getirilen yenilik ve düzenlemelerden vazgeçeceği konusundaki kaygılarını ortadan kaldırdı. 1862’deki II. Karadağ Harekâtı’nın Osmanlı zaferiyle sonuçlanması da Padişah’a olan güveni artırdı.
İlkleri Gerçekleştiren Padişah
Osmanlı İmparatorluğu’nda ilk denilebilecek pek çok çalışma onun padişahlığı döneminde yapıldı. 1863 yılında ilk posta pulu basıldı ve Osmanlı Bankası açıldı. 1864’te yayımlanan Vilayet Nizamnamesi ile yeni idari yapı ve bunun uygulanmasıyla Vilayet Meclisleri oluşturuldu. 1868’de (Bugünün Yargıtay’ı anlamına gelen) Divan-ı Ahkâm-ı Adliyye ve (Danıştay anlamına gelen) Şûra-yı Devlet kuruldu. 1869’da hukuk alanında önemli bir gelişme olan İslami özel hukuk kuralları anlamına gelen Mecelle yayımlandı. 1871’de belediyeye bağlı ilk modern itfaiye kuruldu. 1867’de Avrupa’ya giden Sultan Abdülaziz, seyahat amacıyla Avrupa’ya giden ve Mısır’ı ziyaret eden ilk Osmanlı padişahıydı. Eğitime büyük önem veren Sultan Abdülaziz’in döneminde Mekteb-i Sanayi (Sanayi Okulu-1865), Darülfünun (İstanbul Üniversitesi-1868), Mekteb-i Sultani (Galatasaray Lisesi-1868), Dârülmuallimât (Kız Öğretmen Okulu-1870), Darüşşafaka-1873 ve Mekteb-i Maadin (Maden Mektebi-1874) açıldı.
Hüseyin Avni Paşa’yla Ordunun Modernizasyonu
Sultan Abdülaziz’in en çok önemsediği şey Osmanlı ordusunun ve donanmasının güçlendirilmesi ve modernleştirilmesiydi. Bunu, tahta çıktığı dönemde ordudaki yükselişi süren Hüseyin Avni Paşa’yla birlikte gerçekleştirdi. 1862’de Askerî Şûra reisliğine, 1863’te müşir rütbesiyle Birinci Ordu Kumandanlığı’na ve kaymakamlığa, 1864’te Bahriye Nazırlığı’na atanan Hüseyin Avni Paşa, orduyu yeniden düzenledi. Var olan ordulara Yemen Ordusu’nu ekleyerek ordu sayısını yediye çıkardı. Silah teknolojisindeki gelişmeleri yakından izleyerek ordunun silahlandırılması konusunda da ilk sayılabilecek çalışmalar yaptı. Donanmanın güçlendirilmesi için yeni gemiler alındı. Osmanlı donanmasına ilk zırhlı savaş gemisi Sultan Abdülaziz’in padişahlığı döneminde katıldı. Bu dönemde, Osmanlı İmparatorluğu’nun deniz gücü gözle görülecek ve Avrupa ülkelerini ürkütecek kadar büyümüştü.
Darbeyi Hazırlayan Nedenler
Sultan Abdülaziz’in tahta çıkarken saraydaki israfı önleyeceği konusunda verdiği sözlerin gereği yapılamadı. Saray ve çevresinin önlenemeyen israfına ordu ve donanmanın güçlendirilmesi için alınan dış borçlar da eklenince ekonomik durum iyice bozuldu. Veliaht sistemini değiştirip saltanatı kendi oğullarına bırakmak istediği söylentileri hoşnutsuzluğu iyice artırdı. Halkın desteğini yitirmekte olduğunu fark eden Sultan Abdülaziz, orduda ve devlet yönetiminde değişiklikler yaparak bu durumun önüne geçmeye çalıştı. İlk kez 1869’da, ikinci kez 1873’te serasker olan Hüseyin Avni Paşa, 1874’te seraskerlik de uhdesinde kalmak koşuluyla sadrazamlığa getirildi.
Her iki görevi elinde tutması, Hüseyin Avni Paşa’ya, padişah ve devlet yönetimindeki karşıtları üzerinde büyük bir güç vermişti. Ancak Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu kötü ekonomik koşulları düzeltememesi, Hüseyin Avni Paşa’nın yakınlarına çıkar sağlaması ve rüşvet dedikoduları padişahın kulağına kadar gelince, 26 Nisan 1875’te Hüseyin Avni Paşa sadrazamlıktan alındı. Azledilen Hüseyin Avni Paşa, daha önce kendisini birkaç kez seraskerlikten alıp sürgüne gönderen Padişah’a iyice kinlendi. Devletin kötü yönetiminden Sultan Abdülaziz’in sorumlu olduğunu düşünüyor, yeni bir padişahın tahta geçmesinin durumu düzelteceğini ifade ediyordu. İntikam almak için fırsat bekliyordu. İmparatorluk sınırları içinde yaşanan ayaklanmalar (Bulgar Ayaklanması, Hersek İsyanı, Selanik Olayı) ve Avrupa ülkelerinden gelen baskı ve müdahalelerle Osmanlı yönetiminin baskıcı, otoriter tutumu birleşince Sultan Abdülaziz halkın desteğini yitirdi ve böylece bu fırsat kapısı da aralanmış oldu.
Şehzade V. Murat ve annesinin Sultan Abdülaziz’in aleyhindeki çalışmaları, meşrutiyet yanlısı Genç (Yeni) Osmanlılar’ın ona karşıt olması da darbeyi hazırlayan etkenler arasında sayılabilir. Hüseyin Avni Paşa, Yeni Osmanlılar’ın meşrutiyet fikrine sıcak bakmıyor, meşrutiyet için çalışan Mithat Paşa’yla da aynı düşünceleri paylaşmıyordu. Buna karşın, kendisi gibi Abdülaziz’e karşı olan Yeni Osmanlılar’la iş birliği yapmaya karar verdi.
Sultan Abdülaziz’in “Hal” Edilmesi
Artık sıra Sultan Abdülaziz’in tahttan indirilmesine gelmişti. Hüseyin Avni Paşa aracılığıyla Askerî Şûra reisi Redif Paşa, Harb Okulu Komutanı Süleyman Paşa ve Bahriye Nazırı Ahmet Paşa ikna edildi. Şeyhülislamdan “hal” için fetva alındı ve durum şehzade Murat’a bildirildi. Mithat Paşa, yaptıkları anlaşma uyarınca, Sadrazam Mahmud Nedim Paşa ve Padişah’a bağlı kişileri iktidardan düşürmek için çalışmaya başladı. Buna bağlı olarak İstanbul’daki Süleymaniye, Fatih ve Bayezid medreselerinde okuyan öğrenciler 10 Mayıs 1876’da dersleri boykot ederek ayaklandı. Üç gün süren eylemler, Sadrazam Mahmud Nedim Paşa’nın azledilmesi ve hükümet değişikliğiyle sona erdi. Mütercim Rüştü Paşa sadrazam olunca Hüseyin Avni Paşa dördüncü kez seraskerliğe getirildi. Mithat Paşa yeni mecliste görev aldı. İmâm-ı Sultânî Hayrullah Efendi de Şeyhülislam oldu. Padişah yeni hükümete güvenmiyordu. İlk hükümet toplantısında güvensizliğini açıkça belirterek onları kendi isteğiyle değil, halkın isteğiyle göreve getirdiğini söyledi.
Sultan Abdülaziz’in tahttan indirilmesi konusundaki en önemli adımlar, Serasker Hüseyin Avni Paşa tarafından atıldı. Padişah’a bağlı kumandanları İstanbul dışında görevlendirerek saraydan uzaklaştırdı. Kendisine bağlı kumandanlarla hükümet üyelerinin “hal” fikrini kabul etmelerini sağladı. Padişah’ın tahttan indirilmesi için yapılan gizli toplantılar Paşalimanı’ndaki yalıda yapılıyordu. 26 Mayıs 1876’da yapılan toplantıda darbe için 31 Mayıs tarihi belirlendi. “Hal” planından habersiz olan Sultan Abdülaziz, 29 Mayıs Pazartesi günü Hüseyin Avni Paşa’yı görüşmek için saraya çağırdı. Hüseyin Avni Paşa telaşlandı ve bahaneler öne sürerek saraya gitmedi. Önlem olarak “hal” planı bir gün önceye alındı.
30 Mayıs 1876 günü, sözde, İstanbul’da çıkan olayları bastırmak ve Padişah’ı korumak bahanesiyle Dolmabahçe Sarayı karadan ve denizden kuşatıldı. Hüseyin Avni Paşa kendi arabasıyla Veliaht V. Murat’ı Topkapı Sarayı’ndan alarak Serasker Kapısı’na getirdi. V. Murat kendisini karşılayan Sadrazam, Şeyhülislam ve Mithat Paşa tarafından Dolmabahçe Sarayı’na götürülerek “padişah” ilan edildi. Saltanat değişimi cülus toplarıyla halka duyuruldu. Kısa süre sonra Sultan Abdülaziz’in yanına gelen Darüssaade Ağası Cevher Ağa durumu ona bildirdi. Abdülaziz’in tahttan indirilmesi halka, “Millet Abdülaziz Han Hazretlerini ‘hal’ etti.” biçiminde duyuruldu.
Osmanlı İmparatorluğu’nun 33. padişahı olarak tahta geçen V. Murat, Sultan Abdülaziz’in Topkapı Sarayı’na götürülmesini emretti. Sultan Abdülaziz ve oğulları Yusuf İzzeddin ile Mahmud Celaleddin, Hüseyin Avni Paşa’nın adamları tarafından Topkapı Sarayı’na götürülerek hapsedildi. Daha önce harem ağalarının kullandığı daireye yerleştirilen Sultan Abdülaziz, tahttan indirildikten sonra burada öldürülen III. Selim gibi öldürüleceğini düşünerek korkuya kapıldı. V. Murat’a mektup yazarak onu kutladıktan sonra daha uygun bir yere taşınmasını rica etti. Sultan Murat, onu hemen yanıtlayarak Çırağan Sarayı’ndaki dairelerden birinde yaşayabileceğini belirtti. Ancak bu durumu sakıncalı bulan Hüseyin Avni Paşa tarafından, “koşulların uygun olmadığı gerekçesiyle” Abdülaziz’in Çırağan Sarayı’na nakli birkaç gün geciktirildi.
İntihar mı Cinayet mi?
Abdülaziz beş gün Topkapı Sarayı’nda hapsedildikten sonra Çırağan Sarayı’na götürüldü. Padişah’ın Çırağan Sarayı’na götürülüş biçimi, Hüseyin Avni Paşa’nın intikamcı kişiliğinin ve kindarlığının somut bir yansımasıydı. Tahttan indirilen Padişah’ı Sarayburnu’ndan Ortaköy’deki Çırağan Sarayı’na Sultan Abdülaziz’in kendi parasıyla yaptırıp sadrazamlığı döneminde ona armağan ettiği saltanat kayığıyla getirtmişti. On kürekçinin çektiği saltanat kayığı Dolmabahçe Sarayı’nın önünden geçerken “hal” edilen padişah acı acı düşündü. Kendisine yapılan hareketi kabullenmekte zorlanıyordu.
Abdülaziz ve ailesi Çırağan Sarayı’nda hazırlanan daireye yerleştirildi ancak Abdülaziz burada fazla kalamadı. 4 Haziran 1876 sabahı hapsedildiği odada bilekleri kesilmiş olarak bulundu. Kapının kilitli olduğunu görüp içeriden ses gelmediğini fark eden bir cariye durumu Valide Sultan’a bildirdi. Kapıyı zorla açan harem ağaları Abdülaziz’in cansız bedeniyle karşılaştı. Ölüm haberini alan Hüseyin Avni Paşa, hemen Çırağan Sarayı’na gitti. Abdülaziz’in hizmetkârlarının, “Sultan Abdülaziz’in sabahleyin sakalını düzeltmek için bir aynayla makas istedikten sonra odasına kapandığı” biçiminde ifade vermeleri sağlandı. Abdülaziz’in ölü bedeni Feriye Karakolu’nun kahve ocağına taşınarak bir ot yatağın üzerine yatırıldı. Üstünkörü bir muayeneden sonra göstermelik bir doktor raporu düzenlenerek olay halka, tahttan indirilen padişahın son günlerde akli dengesinin bozulduğu ve makasla bileklerini keserek intihar ettiği biçiminde duyuruldu. Abdülaziz’in cenazesi, Topkapı Sarayı’nda yıkandıktan sonra Cağaloğlu’nda toprağa verildi.
Hüseyin Avni Paşa’nın, Abdülaziz’in ölüm nedenini belirlemek isteyen doktorların ayrıntılı muayene isteğine izin vermemesi, hakkında kuşku uyandırdı. Söylentilere göre, tahttan indirilen Padişah intihar etmemiş, darbecilerin saraya gizlice soktukları suikastçılar tarafından öldürülmüştü. Kız kardeşi Adile Sultan’ın Sultan Abdülaziz’in ardından yazdığı ağıtta da onun katledildiğinden söz eden dizeler vardı. Bu olaylar nedeniyle Abdülaziz’in kayınbiraderi olduğu söylenen Kolağası Çerkez Hasan Bey, Hüseyin Avni Paşa’ya kinlenmişti. Sultan Abdülaziz’in toprağa verilmesinden kısa süre sonra 16 Haziran 1876 günü Hüseyin Avni Paşa’nın, Mithat Paşa’nın konağındaki bir toplantıya katıldığını öğrenince oraya baskın düzenleyerek onu öldürdü. Darbeyle Padişah olan Sultan V. Murat tahtta çok kalamadı. Akli dengesini yitirdiği gerekçesiyle 31 Ağustos 1876’da tahttan indirilerek II. Abdülhamid tahta çıkarıldı.#















