cumhuriyet’in ilk yıllarında çocuk sağlığı millî bir mesele olarak ele alındı. bu kapsamda himaye-i etfal cemiyeti tarafından “gürbüz türk çocuğu yarışmaları” düzenlendi. amaç, sağlıklı çocukların yetişmesini teşvik etmekti. yarışmaya katılmak için ailelerden çocuklarının fotoğrafları, yaş ve beslenme bilgileri isteniyordu. büyük ilgi gören bu yarışma, cumhuriyet’in sağlıklı nesiller yetiştirme idealinin bir parçasıydı.
“Çocuklar!
Gazi’nin çocukları.
Hür, müstakil, asil Türk milletinin çocukları.
Bayramınız kutlu olsun.
Cumhuriyet, hür, müstakil, eşsiz ve örnek Türk vatanında,
en büyük günü, 23 Nisanı size bayram diye bağışladı.
Müstakil vatanının kurtuluş vatanın iki tarih devri; geçen ve geleceği birbirini kucaklıyor…
23 Nisan sizin bayram gününüz, Türk milletinin kurtuluş günü,
Türk milletinin en büyük şeref günü…
Bayram diye siz bugünü kutluyorsunuz.
Hak diye kendinize, kendi milletinize, kendi milletinizin büyüklerine,
Millet davasına bağlanıyorsunuz.”1
Cumhuriyet ilan edildiğinde en önemli sorunlardan biri sağlıktır. Uzun süren savaşlar sonucunda halkın büyük çoğunluğu salgın hastalıkların pençesine düşmüş, savaşlarda kaybedilen insan sayısının kat kat fazlası hastalıklar sonucunda yitirilmiştir. Bu nedenle sağlık meselesi Cumhuriyet’in ilk yıllarında bir millî meseledir. Öyle ki Kurtuluş Savaşı’nın devam ettiği günlerde Mustafa Kemal, 1 Mart 1922 tarihli Meclis açış konuşmasında sağlıklı bireylerin yetiştirilmesine verdiği önemi şu şekilde ifade etmiştir:
“Memleketimizin sıhhatini korumak ve takviye etmek, ölümü azaltmak, nüfusu çoğaltmak, bulaşıcı ve salgın hastalıkların tahribine karşı koymak ve bu suretle millet fertlerinin dinç ve çalışmaya kabiliyetli, sıhhatli vücutlar hâlinde yetişmesini temin etmeliyiz.”
Kurtuluş Savaşı yıllarından başlayarak önem verilen sağlık meselesinde en önemli sorun çocuk sağlığıdır. Çünkü çocuk bir milletin geleceğidir. Sağlıklı çocuklardan meydana gelen bir millet geleceğe umutla bakar. Cumhuriyet’i kuran kadro da çocuğun gelecek için ne kadar önemli olduğunun farkındaydı. Balkan Savaşları’ndan beri aralıksız devam eden savaşlar özellikle çocukları derinden etkilemiştir. Açlık, yoksulluk, sağlıksız ortamlarda yaşamak gibi etkenler çocuk ölümlerini arttırmıştır. Hiçbir çocuk yeterli beslenememekte, yeni doğan her beş çocuktan dördü hayatını kaybetmektedir.
Çocuk ölümlerinin bu kadar yüksek olması, sağlıklı çocuklar yetiştirmenin önemini ortaya koymuştur. Sağlam bir Cumhuriyet için sağlam çocuklar şarttır. Çocuk demek gelecek demektir. Gelecek demek sağlam temeller üzerine oturtulmuş dinamik bir Cumhuriyet demektir.
Gürbüz Türk Çocuğu Dergisi
Gürbüz Türk Çocuğu, 1926-1935 yılları arasında Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin çıkardığı dergilerden biridir. Dergi 1931 yılına kadar çocukların eğitimiyle ilgilenen anne, baba ve diğer herkese yönelik yayın yaparken 1931 yılından sonra yetişkinlere yönelik yayın yapmıştır. Derginin imtiyaz sahibi Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin de kurucusu olan Kırklareli Mebusu Dr. Fuat Mehmet (Umay) Bey’dir. Derginin kapağında yazan “Çocukluğun sıhhî, terbiyevî inkişâfına yardım eder” cümlesi derginin çocuk konusuna nasıl yaklaştığının da ispatıdır.
Ekim 1926’da yayın hayatına başlayan dergi, ilk sayısında “Millî Siyasetlerin En Mühimi Çocuk Siyasetidir” başlıklı yazısında Türk halkına, anne ve babalara şöyle seslenmektedir:
“Ey analar! Ey müstakbel analar! Çocuk yalnız sizin değildir. Türk vatanının kendi malı Türk milletinin kendi varlığıdır. Size emanet ettiğimiz bu canlı cevherleri büyük emeklerle yetiştirmek vatani bir borçtur.”2
“Sakarya ne ise Türk çocuğu odur.” parolasıyla yayın hayatına başlayan dergi, sağlıklı çocuklar yetiştirmeyi millî bir vazife olarak görmüş, çocuk ölümlerini millî facia olarak adlandırmış ve “Toprağa girmek için rahimden çıkan çocuk aile ve aile Türkiye demektir.” diyerek çocuk sağlığı için öncelikle ailelerin bilinçlendirilmesine yönelmiştir.
Gürbüz Türk Çocuğu Yarışmaları
Gürbüz Türk Çocuğu dergisinde en ilginç etkinliklerden biri de halkı sağlıklı çocuklar yetiştirmeye teşvik etmek için düzenlenen Gürbüz Türk Çocuğu Yarışmaları’dır. Yarışma sayesinde hem sağlıklı gürbüz Türk çocuklarının fotoğrafları yayımlanarak ideal Türk çocuğunun nasıl olması gerektiği gösterilmiş hem de gürbüz çocukların arttırılması teşvik edilmiştir.
Gürbüz Çocuk Yarışması ilk olarak derginin ikinci sayısında yayımlanan bir ilanla halka duyurulmuştur. Yarışma ilanında şu cümleler yazılıdır:
“Gürbüz Çocuk Müsabakası,
Muhtelif dereceli mükâfatlar verilecektir. Çocuklarını müsabakaya idhal edecekler birer fotoğraflarını göndermelidirler. Klişesi yapılabilmek veya basılmak için bu fotoğrafların gayet net olması lazımdır. Her resmin altına veya arkasına çocuğun yaşı, adı, sikleti, ne sütü ile emzirildiği ve mevzi-i adresi yazılacaktır. Müsabaka iki kısımdır. Birinci kısım sıfırdan iki yaş nihayetine kadar çocukları için. Bunların resimleri behemehal çıplak çektirilmelidir. İkinci kısım, ikiden beş yaş nihayetine kadar. Bunlar elbiseli olup olmamakta serbesttirler. Resimlerin bir an evvel merkez-i umumiyeye gönderilmesi ve zarfın üzerine çocuk müsabakası cümlesinin yazılması rica olunur.”3
Yarışma ilanında ailelerden bebeklerinin fotoğraflarını net şekilde çekerek yollaması, gönderilen her fotoğrafın altına veya arkasına çocuğun yaşı, adı, kilosu, ne sütüyle beslendiği, şimdiye kadar hasta olup olmadığı, açık adresi, ebeveynin mesleği ve fotoğrafın ne zaman çekildiğinin yazılması istenmiştir. Örneğin yollanan fotoğraflardan birinin arkasında şöyle yazmaktadır:
“Isparta Umum Gazeteciler Bayii Lütfü Efendi kerimesi 13 aylık Pervin. Boyu 50 santim, ağırlığı 9 kilo. Anne sütüyle beslenmiştir. Şimdiye kadar hiçbir hastalık görmemiştir.” Ya da “Sinop Himaye-i Etfal Cemiyeti Reisi Zühdü Bey’in ikiz evlatları. Yılmaz ve Yıldırım. Üç yaşındadırlar. Kısmen ana sütüyle kısmen hayvan sütüyle beslenmişlerdir. Hiç hasta olmamışlardır.”4
Yurdun dört bir yanından hatta Amerika’dan, Kıbrıs’tan pek çok aile bebeklerinin fotoğrafını çekerek yarışmaya katılmıştır. Yarışma ilk başta iki bölümdür. İlk grup 0-2, ikinci grup ise 2-5 yaş arası bebeklerden oluşmaktadır. Daha sonra yarışmalar dört grupta yapılmıştır. İlk grup 1-2 yaş, ikinci grup 2-3 yaş, üçüncü grup 3-5 yaş, dördüncü grup 5-6 yaş arasıdır.
Derginin 2. sayısında başlatılan yarışmanın sonuçları 10. sayıda açıklanmıştır. İlk müsabakaya 200 çocuk katılmıştır. Yarışmaya katılan çocukların ailelerine bakıldığında toplumun her kesiminden katılımın olduğu görülmektedir. Tüccardan esnafa, kaymakamdan milletvekiline kadar birçok aile bebeklerinin fotoğrafını yollayarak yarışmaya katılmıştır.
Gürbüz Çocuk Müsabakası’nda Urla’dan Güzeller Güzeli Kösem
Yeni Asır gazetesinin 29 Mayıs 1929 tarihli nüshasında, “Gürbüz Çocuk Müsabakası” yarışmasına katılım için ailelerin düzenli olarak kupon toplaması gerektiği ifade edilmektedir. Ancak bazıları bu süreci zor bulduklarından kuponlarını tamamlayamamış ve yarışma hakkını kaybetmiştir. Bunun üzerine organizatörler Hamza Rüstem Fotoğrafhanesi’ne talimat vererek sadece bir kuponla başvuranların da resminin çekilip yarışmaya dâhil edilmesini sağlamıştır. Bu durum, yarışmaya katılımın kolaylaştırılması adına atılan bir adım olarak önemlidir. Ayrıca çok çocuklu ailelerin daha fazla avantaj elde edeceği belirtilmiştir.
Haberde İzmir Urla’dan yarışmaya katılan Girit mübadillerinden Nuri Bey’in kızı Kösem de yer almaktadır. Günümüzde Urla’da bir zamanlar minik Kösem’in yaşadığı evde, onun adını taşıyan bir kahvaltı işletmecisi yer almaktadır. Bu ticarethaneyi hâlen ailesi işletmektedir.
Gürbüz Çocuk Yarışması’na Yoğun İlgi
Birinci Gürbüz Çocuk Yarışması’nın büyük ilgi görmesinden sonra hemen İkinci Gürbüz Çocuk Yarışması düzenlenmiştir. 11. sayıda başlayan İkinci Gürbüz Çocuklar Yarışması’nın sonuçları derginin 22. sayısında yayımlanmıştır. İkinci yarışmadan sonra ise üçüncü yarışmanın ilanı verilmiştir.
Yarışmayı kazanan çocuklara üstünde Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin ambleminin ve kazanan çocuğun adının yazılı olduğu gümüş vazolar hediye edilmiştir.
Yarışma gittikçe ülke geneline yayılmış, 1927 yılının 23 Nisan Çocuk Bayramı’nda yurdun dört bir yanındaki Himaye-i Etfal Cemiyeti şubelerinde 0-2 yaş, 2-7 yaş ve 7-14 yaş arası Gürbüz Çocuk Müsabakası düzenlenmiş, yarışmayı kazanan çocuklara ödüller, katılan çocuklara şeker ve onları iyi yetiştirenlere de takdir belgeleri verilmiştir.
Gürbüz Çocuk Müsabakası’nın yoğun ilgi görmesinden sonra “Gürbüz Güzeller Müsabakası” düzenlenmiş, bu müsabakaya 12-18 yaş aralığında kız ve erkek çocuklar katılmıştır. Yarışmada güzellikten neyin kastedildiği şöyle açıklanmıştır:
“Burada güzellikten maksat sırf yüz güzelliği değildir. Herhangi bir vücut sıhhatçe, bünyece, tenasüpçe [birbirine uyma, yakışma] kuvvetli ve matlup [istenilen, talep edilen] derecede ise o vücut güzel demektir. Bütün bu esaslardan maada [başka] bir de çehre güzelliği varsa şüphesiz bu cihet de nazar-ı dikkate alınacaktır.”5
Gelecek nesillerin sağlıklı şekilde yetişmesi, Cumhuriyet yönetiminin en büyük ideallerinden biriydi. Cumhuriyet yönetimi, “Gürbüz Türk Çocuğu” projesiyle ailelere sağlıklı çocuk yetiştirmenin yöntemlerini öğretmenin yanında gerekli sağlık ve gıda yardımını da düzenli şekilde yapıyordu.
Gürbüz Türk Çocuğu projesi, düzenlenen birtakım yarışmalarla da popülerlik kazandı. “Gürbüz Çocuk Müsabakası”, “Temiz Yavrular Müsabakası” ve “Çok Evlatlılar Müsabakası” gibi yarışmalarla anne ve babalar arasında çocuk bakımı bilincini, duyarlılığını inşa etme hatta çocuk doğurmaktan kaçınan annelerin de gönüllerinde çocuk yapmak hevesini teşvik düşüncesi yatmaktaydı.
“gürbüz türk çocuğu projesi cumhuriyet türkiye’sinin ilk dönemlerinde bir ideal olarak ortaya çıkmış ve sonraları devletin sosyal politikasının bir parçası hâline gelmiştir. savaşların getirdiği yıkım, sağlıksız koşullar yanında birinci dünya savaşı sonrasında devlet başkanlarının ulus-devlet yaratmak amacıyla söylemiş olduğu sözler, şüphesiz genç türkiye cumhuriyeti’ni de etkilemiş ve bu projenin ortaya çıkmasına neden olmuştur.”
Gürbüz Türk Çocuğu projesi Cumhuriyet Türkiye’sinin ilk dönemlerinde bir ideal olarak ortaya çıkmış ve sonraları devletin sosyal politikasının bir parçası hâline gelmiştir. Savaşların getirdiği yıkım, sağlıksız koşullar yanında Birinci Dünya Savaşı sonrasında devlet başkanlarının ulus-devlet yaratmak amacıyla söylemiş olduğu sözler, şüphesiz genç Türkiye Cumhuriyeti’ni de etkilemiş ve bu projenin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Diğer yandan savaşlar ve salgın hastalıklar yüzünden azalan nüfus genç Cumhuriyet için önemli bir problemdi ve bu probleme basit rakamsal boyutta bakılmamaktaydı. Nüfus, ulusun iktisadi gücünün temeli olarak görülmekte ve bireylerin sağlığı, barınma ve iaşesi, mutluluğu, sosyal yardım politika gündeminin konusu hâline gelmişti. Bu yüzden Cumhuriyet rejiminin sosyal yardım politikası gündeminin çerçevesini, nüfusun artırılması, önleyici kamu sağlığı ve çocuk meselesi çizmişti.
Çocuk sorunu çerçevesinde Himaye-i Etfal Cemiyeti, benimsemiş olduğu modern sosyal yardım yöntemleriyle çocukların fiziksel ve sosyal gelişimine katkı sağladığı gibi ailelere verdiği kurumsal destek ile Cumhuriyet yönetiminin benimsemiş olduğu modern laik politikaların da önemli bir uygulayıcısı oldu. #






















