Etiket: 1870 beyoğlu

  • 1870 Büyük Beyoğlu Yangını

    1870 Büyük Beyoğlu Yangını


    türkiye geçmişten bugüne pek çok deprem, yangın ve sel felaketiyle boğuştu. 21 ocak 2025’te bolu kartalkaya’da bir otelde çıkan yangında 78 kişinin yaşamını yitirmesi ülkemizi yasa boğdu. yangına neden olan “ihmaller” zinciri gündem olurken geçtiğimiz yıllarda yaşanan can kayıplarının hemen hepsinin nedeni olan benzer ihmaller tekrar hatırlara geldi. bu “hatırlama” ve hızla “unutma” süreçleri elbette yeni değil. bundan 155 yıl önce yine ihmallerin neden olduğu 1870 beyoğlu yangını da bunlardan biriydi.

    İstanbul, kurulduğu tarihten itibaren yangınlarla anılır. İstanbul’un geçirdiği çok sayıda yangın içinde 19. yüzyılda yaşanan üç büyük yangın öne çıkar: 1822 Tophane Yangını, 1826 Hocapaşa Yangını ve 1870 Beyoğlu Yangını. 5 Haziran 1870’te Beyoğlu’nda öğle saatlerinde başlayan yangın gece yarısına kadar bir uçtan bir uca binlerce binayı yok ederken yüzlerce kişinin de canını alacaktı. Talimhane’de, Taksim’den Dolapdere’ye doğru inerken ahşap evlerle çevrili olan ve o zamanlar “Macar” adıyla anılan semte, yangının başladığı Feridiye Sokağı’na uzanalım…

    Beyoglu_Yangini_Yangin-03
    Yangının Kasımpaşa semtine girişi, L’Illustration, 25 Haziran 1870.

    Feridiye Sokağı’nda Yangın Var!
    Edebiyatımızın usta kalemi Salâh Birsel, Beyoğlu’nu anlattığı Ah Beyoğlu, Vah Beyoğlu ve Halley Kimi Kurtarır isimli kitaplarında 1870 Yangını’ndan söz eder. Halley Kimi Kurtarır’da yer alan “İşte Buna Yandı Yüreğim” başlıklı yazıdan birkaç satırı birlikte okuyalım: “Şimdiki Taksim Caddesi’nin altına düşen semte o vakitler ‘Macar’ adı veriliyordur. İşte yangın Macar’da, Feridiye Sokağı’nda, Reçini adında birinin kiracı olarak oturduğu evden çıkmıştır. Rüzgâr dur durak dinlemediği için ateş altı koldan Tarlabaşı’nı, Yenikafa Sokağı’nı, Bülbülderesi’ni, Aynalıçeşme’yi, Kalyoncukulluğu’nu sarmış, Cadde-i Kebir diye anılan İstiklal Caddesi’ne çıkarak Galatasaray’a yürümüştür. Yangında iki bin beş yüz, yallah yallah üç bin ev ve dükkân haritadan silinmiştir. Kalyoncukulluğu’ndaki kimi kişiler de evlerinin taş olmasına güvenerek, pencerelerinin demir kanatlarını örtüp içeri kapandıklarından, evleriyle birlikte, alevlerin karıntısına kılıç lokması olmuşlardır. Evlerinin bodrumlarına sığınanlar ise dumandan boğulmuşlardır.”

    Bazılarına göre beş bazılarına göre de altı koldan yayılarak Beyoğlu’nu 12 saatte yakıp yıkan yangının nedenleri üzerine yazılar, tanıklıklar dönemin basınında geniş yer alır. Sıralanan nedenler, ihmaller ne yazık ki yeni değildir. “Düzensiz, plansız yapılaşma”, “dar sokaklar”, “ahşap evlerin çokluğu” ve “tulumbacıların yetersizliği” gibi konularda hemen herkes hemfikirdir.

    L'Illustration (Paris)
    İngiltere Sefarethanesi yanarken, L’Illustration, 25 Haziran 1870.

    O yazılardan birine göz atalım… 25 Haziran 1870 tarihli Le Monde Illustré dergisinde “Pera’da Büyük Yangın” başlığı ile yayımlanan yazı, yangının çıkış, yayılış ve verdiği hasarı konu ettikten sonra yaşananların neden “kaçınılmaz” olduğunu sıralamaktadır. Yazar Maxime Vauvert, “Gözlerimizi Pera planına çevirip, birbirine geçen ve düzensiz bir çit etkisi yaratan bu yüzlerce dar sokağı sayarsak, böylesine tedbirsiz bir topografyaya sahip bir semtin periyodik olarak yangınla harap olduğunu anlarız.” diyerek başlar yazısına. Devamında on yıl içinde Pera’nın dördüncü kez yanması üzerine kaderciliğin kendini “yazgı” diye avutmasından söz ederek yangından çok önceleri ve de yangından çok sonraları yaşadığımız onca felaketin asli nedenine işaret eder. İstiklal Caddesi’nin yangın sonrasındaki hâlini yine Vauvert’ten aktaralım: “Rue de Pera’da, sadece birkaç parça kararmış duvar görülebilir, bunların hepsinden yerinden oynamış ve bükülmüş, arkasında güzel Rumların ve güzel Ermenilerin Boğaz’ın esintisini solumak için geldiği o zarif cam balkonların iskeleti sarkmaktadır. Bu aristokrat semtin zarif sokağının sağında ve solunda sadece yıkılmış evler ve küller vardır.”

    Gazeteler felaketin boyutlarını, nedenlerini ve bundan sonra yangınlar için alınması gereken önlemleri sıralarken, “yetkililerin” her zamanki gibi suskunluğu ile karşı karşıya kalır. Var olan önlemlerin yeni yangınları önlemeye yetmeyeceğini ifade eden Brunetti, yayımladığı 5 Haziran 1870 Hatırası: Pera Felaketinin Bir Bölümü isimli kitapçıktaki şu cümlelerle durumu açıkça ortaya koyar: “Türkiye, şu anki yerleşim yeri olarak, bu belayla mücadelede kullanılan çarelerin gücü ne olursa olsun, yangının etkisinden kaçamayan bir ülke olarak düşünülebilir. İnşaatlarımızın koşulları öyledir ki, yangınların tahribatına son vermeyi teklif edecek olsaydık, İmparatorluğun tüm şehirlerini yıkmak ve eski binaları modern mimarinin verilerine göre yenileriyle değiştirmek gerekirdi. Bu, mümkün olanın sınırlarının ötesinde olduğundan, yangınla mücadele için uygun tüm önlemlerin, inşaatlarımızın şu anki durumu göz önüne alındığında, özellikle de sadece birkaç gün önce tanık olduğumuz yangın gibi yangınlarda işe yaramadığı açıktır.”

    The Illustrated London News  1870-06-18: Vol 56 Iss 1599
    İstanbul tulumbacıları, The Illustrated London News, 18 Haziran 1870.

    İtalyan Yazar Amicis Anlatıyor
    İtalyan yazar Edmondo de Amicis, 1874’te İstanbul’a yaptığı seyahati anlattığı İstanbul (1874) isimli kitabında, 1870 yangınına uzunca yer verir. Amicis, 1874’te kendisine anlatılanla kaleme aldığı “Büyük Pera Yangını” hakkında şunları yazar: “Tophane’nin topu Marmara Denizi’nden Karadeniz’e kadar duyulan üç patlamayla tehlikeyi büyük şehre haber vermiş. Seraskerlik, Saray, Sefaretler, Beyoğlu ve Galata birbirine girmiş ve birkaç dakika sonra, Feridiye Sokağı’na, Harbiye nâzırı, bir sürü zabit ve bir tulumbacı ordusu doludizgin girmişler ve yangın söndürme çalışmaları büyük bir süratle başlamış. Fakat aşağı yukarı her zaman olduğu gibi, hiçbir şey yapılamamış. Daracık sokaklarda rahat hareket edilemiyor, tulumbalar çalışmıyor, su çok uzaktan getiriliyor ve kâfi gelmiyormuş, tulumbacılar her zaman olduğu gibi intizamsızmış ve bulanık suda balık avlayabilmek için kargaşalığı azaltmaktan ziyade çoğaltmaya bakıyorlarmış.”

    Amicis, dört yıl önce yaşananları anlattıktan sonra yangının izlerini taşıyan birkaç yer de olmasa yangının neredeyse unutulduğunu, gazetelerin önlem önerilerini hükümetin duymazdan geldiğini, İstanbulluların kendini “kadere” teslim ettiğini söyleyerek devam eder: “Böylece, hiçbir şey veya aşağı yukarı hiçbir şey değişmediğinden sultanların şehrini zaman zaman tahribedeceği ‘yazılı’ olan bu büyük yangınların sonuncusunun 1870 yangını olmadığından emin olunmalıdır.”

    Plan de Péra / Quartiers ravagés par l'incendie du 5 Juin 1870
    Pera Haritası: 5 Haziran 1870 yangınında harap olan mahalleler.

    Yangınlar için önerilen önlemler alınmadığından gazetelerin, Amicis’in öngörülerini doğrulayan büyük yangınlar peş peşe gelir. 1908’de Fatih Çırçır semtinde çıkan “İstanbul Felaketi” olarak adlandırılan yangında yaklaşık 1.500 bina yanarken 1911’de Aksaray’da 2.400, 1918’de yine Fatih’te 7.500 ev kül olacaktır.

    Biz tekrar 1870 Beyoğlu Yangını’na dönelim… 6 Haziran’dan başlayarak yerli ve yabancı gazetelerde “Büyük Beyoğlu Yangını”na ait haberler yayımlanır. Yangında hayatını kaybedenlere ilişkin haberler hemen her gün değişmektedir. İlk “resmî” açıklamada ölü sayısı 84 olarak verilirken sonra sayı 113 ve en nihayetinde 128 olarak kayıtlara geçer. Gazetelere göre bu sayı gerçeği yansıtmıyordur. Bazı gazetelere göre 500 bazılarına göre de yangında 900 kişi ölmüştür. Aynı tutarsızlık yangının hasarı konusunda da yaşanır. Altıncı Belediye Dairesi’nin (Beyoğlu Belediyesi) ilk açıklamasına göre yangında 65 sokak, 163 mahalle ve 3.449 ev harap olmuştur. Ancak gazetelere göre bu sayı 4 bin ila 9 bin arasında değişkenlik göstermektedir. Yine gazetelere göre

    29 bin kişi evsiz kalmıştır. Naum Tiyatrosu, Lüksemburg Oteli, Galatasaray Karakolu, Ermeni Katolik Kilisesi gibi çok sayıda bina yanarken; Amerikan, İtalyan, Portekiz ve İngiliz sefarethaneleri yangında büyük hasar görmüştür. Yaklaşık 2,5 kilometrelik bir alanı etkisi altına alan yangında ölenlere ve yanan binalara ait yapılan “resmî açıklamalar” inandırıcılıktan uzak bulunur.

    The Illustrated London News  1870-07-02: Vol 57 Iss 1601
    Pera Yangını, The Illustrated London News, 2 Temmuz 1870.

    Yangının Ardından
    Reşad Ekrem Koçu yayımladığı İstanbul Ansiklopedisi, “Beyoğlu Yangınları” maddesinde yangın sonrasında yaşananlar hakkında şu bilgiyi verir: “Padişahın emri ile Taksim’deki Topçu Kışlası derhâl boşaltıldı, kışlanın karşısındaki Tâlimhâne meydanı ile Ermeni mezarlığına 2000’den fazla çadır kuruldu. Tophâne Müşüri paşa felâketzedeleri arabalarla ve kurtarabildikleri eşyaları ile bu kışla ile çadırlara naklettirdi, çadır aralarına taraf taraf çeşmeler yapıldı, elden gelen insânî yardım gösterildi.”

    Beyoglu_Yangini_Yangin-07
    1870 Beyoğlu Yangını sonrası…

    Abdülaziz’in emriyle evsiz kalanlar Taksim Topçu Kışlası’na, Talimhane ve eski Ermeni Mezarlığı’na kurulan çadırlara yerleştirilir. Bir süre sonra da çevre semtlerde kiralanan evlere taşınırlar. Dayanışmanın bir başka örneği ise yangının maddi zararlarını gidermek üzere kurulan yardım sandıklarıdır. Hükümetin oluşturduğu yardım sandığına Abdülaziz başta olmak üzere bankalar ve varlıklı tüccarlar bağış yaparken, yangından etkilenen elçilikler kurdukları yardım sandıklarına yurt içinden ve yurt dışından para toplarlar.
    Maddi zararın yaklaşık 3.000.000 lira olarak kayıtlara geçtiği yangında, İstanbul’da faaliyet gösteren İngiliz sigorta şirketleri büyük zarara uğrar ve hükümete önlemlerin alınması için baskı yapar. 1870 Yangını sonrasında itfaiye teşkilatı yeniden düzenlenir. 1874’te İstanbul’da 48 yıl görev yapacak olan Macar Ödön Seçenyi (Széchenyi) Paşa tarafından kurulan İtfaiye Alayı, 1923’te İstanbul Belediye İtfaiyesi’ne devredilir. 

    Beyoglu_Yangini_Yangin-08.1

    İstanbul tarihine “Beyoğlu Harîki Kebîri” (Büyük Beyoğlu Yangını) olarak geçen yangın, Beyoğlu’nda bir dizi değişikliğe ve yeniliğe neden olur. Yangından sonra yıllar içinde Beyoğlu yeniden yapılanırken yenilenir. Beyoğlu ile birlikte Harbiye, Nişantaşı ve Şişli gibi semtler büyür, gelişir. Ahşap evler yerine kâgir evlerin, iki üç katlı binaların yerine apartmanların ve “modern yaşamın” yükseldiği Beyoğlu, kültür ve sanatın olduğu kadar moda ve eğlencenin de İstanbul’daki ilk adresi olacaktır. Yangından sonra Beyoğlu küllerinden yeniden doğar… #