Sri Lanka’da hava döndü, ‘Sol’ taraftan esiyor yel…

Yolsuzluk ve insan hakları ihlalleriyle gündeme gelen Güney Asya ülkelerinden Sri Lanka’da geçen Eylül ayındaki seçimlerde “sürpriz” bir sonuç çıktı. Solcu ve demokratik güçlerin birleşik partisinin adayı Anura Kumara Dissanayake başkan seçildi. Hedefi, ülkenin elitist, kayırmacı, “erkek” ve şiddet içeren siyasi kültürünü değiştirmek.

Ağustos 2022 sayımızda Sri Lanka’da Devlet Başkanı Gotabaya Rajapaksa’nın ülkesini terkederek Singapur’a kaçmak zorunda kaldığından bahsetmiş; ülkenin son 17 yılına damgasını vuran otoriter-popülist rejimin yıkılışından hareketle şöyle yazmıştık: “… Göstericiler yalnızca ekmek için sokağa çıkmadı, meşruiyetini yitiren ailenin yaldızları da döküldü… Ülkede son 40 yılda, elit kesimin haksız istifçiliği ve gösterişçi tüketimi de dahil olmak üzere aşırılıkları; çay tarlalarında ve fabrikalarda, yurtdışında göçmen olarak çalışanların sırtından gerçekleştirildi. Şimdi Sri Lanka’nın geleceği, pandeminin aksamaları ve ekonomik krizle kaynayan bir ortamda sokağın ‘Yeter’ dedikten sonra taleplerinin gerçekleşmesi için siyaset erbabını ne kadar zorlayacağına bağlı…”

gundemintarihi
Sri Lanka’nın kanlı tarihinin yakın tanıklarından Anura Kumara Dissanayake, ülke için yeni bir umut.

21 Eylül 2024’te yapılan başkanlık seçimini, 225 sandalyelik mecliste sadece 3 sandalyesi olan NPP’nin (Halkın Ulusal Gücü) adayı Anura Kumara Dissanayake’nin (AKD) kazanması bir dönüm noktası oldu. Bağımsızlıktan bu yana siyasal seçkinlerin ülke yönetiminde bulunduğu Sri Lanka’da yeni başkan, hem sosyal kökeni hem siyasal geçmişi itibarıyla tam bir aykırılık arzediyor. AKD, 1968’te pirinç yetiştirilen bir köyde doğdu. 1988-90’daki Janatha Vimukthi Peramuna (JVP-Halk kurtuluş Cephesi) silahlı isyanı sırasında henüz öğrenciydi. Baskıcı devlet şiddeti sonucunda yakın aile üyelerinin ve arkadaşlarının ölümlerine tanık oldu (tutuklu ve kaybedilenlerin sayısı 10 binlerceydi). Daha sonra üniversitede öğrenci hareketine aktif olarak katıldı. Son seçimlerdeki ana rakipleri ise, Colombo’daki ayrıcalıklı elit okulların üyeleri ve egemen siyasi çevrelerden gelenlerdi.

Yeni başkan, partisinin bir bileşeni olduğu NPP’nin (sendikaların, siyasi partilerin, kadın, gençlik, sivil toplum gruplarının ve aktivist ağlarının oluşturduğu geniş bir ittifak) adayıydı. Seçim manifestosu sıkı bir şekilde sosyal-demokrat bir çerçeve içerisinde yer alıyor ve sosyal korumaları güçlendirirken ülkenin ihracata dayalı ekonomisini sürdürmeye odaklanıyordu.

NPP kendi adına “sosyal adalet, ekonomik demokrasi, dayanışma ve işbirliği, sürdürülebilirlik ve yolsuzluk olmadan yönetişim” değerlerini öne çıkarıyor. Ancak temel hedeflerden biri, ana akım parti politikalarının hakim anti-demokratik (elitist, kayırmacı, erkek, şiddet içeren) kültürünü değiştirmek.