1918’de sona eren 1. Dünya Savaşı, asker-sivil 18 milyon insanın ölümüne yol açan bir dehşet dönemiydi. Her yıl Belçika’nın Ypres şehrinde, 11. ayın 11’inde, saat 11.00’de başlayan anma törenlerinde tüm ülkelerin kayıpları anılıyor, acılar paylaşılıyor ve gelecek için bir devamlılık umudu taşınıyor: Gelincikler hep yaşasın ve unutmayalım diye.
Büyük Savaş, yani ikincisi çıktıktan sonra 1. Dünya Savaşı olarak anılan 191418 dönemi. Bugünkü dünyanın ve sınırların büyük ölçüde ortaya çıktığı; imparatorlukların çöktüğü; devrimlerin ve karşı devrimlerin birbirini izlediği ve 30’lu yıllardan itibaren tekrar felaketli günlere doğru gidildiği bir yakın tarih silsilesi. Gerek ülkemizi gerek Avrupa ve dünyayı doğru anlamak, nereden gelip nereye doğru gittiğimizi sorgulamak -eğer mümkünse değiştirebilmek- için, hiç değilse ana hatlarıyla bilmemiz gereken bir dönem.
Bizim daha ziyade ve normal olarak doğu cephesini (Çanakkale-Ortadoğu) bildiğimiz 1. Savaş, batıda da çok büyük kayıplara, acılara yol açtı; 9 milyon civarında asker, bir o kadar da sivil hayatını kaybetti. Bu dehşet devri, 1918’de, 11. ayın 11’inde, saat 11.00’de yürürlüğe giren bir ateşkesle sona erdi. Biz de bundan 13 gün önce Mondros Bırakışması’nı (30 Ekim 1918) imzalamıştık; birkaç ay sonra İstiklal Harbi’ne doğru ilerleyen mücadelemiz başlayacaktı.
Savaş’ın bitişi, çok uzun zamandır Belçika’nın Ypres şehrindeki anma törenleriyle hatırlanıyor. Her ülkeden gelen torunlar, çocuklar, eski askerler, temsilciler, o günlerin acılarını hatırlayıp tüm hayatını kaybedenleri anıyor; gelecek için bir umut çiçeği taşıyor: Bir gelincik rozeti. Bu çiçeğin sembol olması, Kanadalı doktor-asker John McCrae’nin o dönem yazdığı meşhur “In Flanders Fields” (Flaman Ovasında) şiiri: “In Flanders fields the poppies blow/Between the crosses, row and row… (Gelincikler dalgalanır Flaman Ovası’nda/
Uzanır sıra sıra haçların arasında…). Hayatını kaybeden askerlerin ağzıyla yazılmış bu şiir, bugün hayatta olanlara, geçmiş günleri unutmamalarını söylüyor.
Bu seneki anma törenleri yine büyük bir katılımla Ypres’te, Menin Gate anıtı ve çevresinde yapıldı. 106. yıl anma törenleri hem hüzünlü hem güzeldi. Beni ise İskoç gaydalarından ziyade Türk devletinin basit bir çelenkle de olsa temsil edilmemesi hüzünlendirdi.

