Parmak izinin benzersizliği: Kimlikten kriminolojiye…

Günümüzde bir suç mahallinde bulunan parmak izleri, muhtemel şüphelileri tespit etmekte vazgeçilmez bir araç. Parmak izlerinin benzersizliği ilk defa 18. yüzyılda farkedilse de, kriminal kimlik tespiti için yaklaşık 100 yıl daha geçecekti. Bu işin süratle yapılabilmesi ise ancak bilgisayarlarla, 20. yüzyılın sonlarına doğru mümkün olabilecekti.

Bugüne kadar bulunan en eski parmak izinin, Çin’in kuzeybatısındaki bir arkeolojik alanda 6000 yıllık olduğu tahmin edilen bir toprak kapta keşfedilen parmak izi olduğu kabul ediliyor. Bâbil’in kil tabletlerinde ve çömleklerinde, Mısır mezarlarının duvarlarında, klasik Yunan çömleklerinde ve Roma’daki tuğla ve kiremitlerde de parmak izleri bulunmuştur. Parmak izlerinin kimliğin bir kanıtı olarak kullanıldığına dair ilk bulgular Çin kültürüne, MÖ 300 civarına uzanıyor.

Resmî belge mühürlemek için kullanılan kil mühürlere parmak izi basılırken, ipek ve kağıdın icadından sonra, bir sözleşmenin tarafları el izlerini belgenin üzerinde bırakmaya başlamıştı. Japonya’da 8. yüzyılda, İran’da 14. yüzyılda çeşitli resmî evraklarda parmak izine rastlanıyor.

1686’da İtalya’daki Bologna Üniversitesi’nde anatomi profesörü olan Marcello Malpighi (1628-1694), o sıralar yeni icat edilen mikroskopta parmak izlerini incelemiş ve bunların özelliklerine dikkati çekmişti. Malpighi, parmak izi türlerini inceleyen belki de ilk kişiydi; fakat parmak izinin kimlik belirleme özelliğini gözden kaçırmıştı.

tiptarihi-1
1930’larda, ABD’nin dörtbir yanından gelen parmak izi kayıtlarını tasnif eden FBI çalışanı kadınlar.

Parmak izlerinin “benzersiz” olduğu Avrupa’da ilk defa 18. yüzyılda farkedildi. Alman doktor ve anatomist Johann Christoph Andreas Mayer (1747-1801), 1788’de yazdığı kitapta bazı bireyler arasında benzerlikler olsa da parmak izinin asla aynı olmadığını kanıtladı. 19. yüzyılda, Prusya’daki Breslau Üniversitesi’nde anatomi profesörü olan Dr.Johannes Purkinje (1787-1869) ise, birbirinden farklı 9 parmak izi modelini ayrıntılarıyla tanımlayacaktı. 1823’te yayımladığı tezi, parmak izi konusunda daha sonraki gelişmeler için de bir başlangıç noktası olacak kıymetli bilgiler içeriyordu ve kendisi günümüzde kullanılan “Henry Sınıflandırma Sistemi”nin öncüsü olacaktı. Diğer taraftan Purkinje de, parmak izinin bireysel kimlik belirleme özelliğinden bahsetmemişti.

1853’te Doğu Hindistan’da yönetici olarak çalışan Sir William James Herschel (1833- 1917), Jungipoor’daki Hindistan sulh hakiminin ofisinde resmî bir sözleşmede el izini imza olarak ilk defa kullandı. Tarihte ilk defa bir cilt yüzeyi işareti resmî bir belgede kullanılmış ve geçerli sayılmıştı. Sir Herschel bu ilk deneyimin ardından aile üyelerinin, meslektaşlarının, arkadaşlarının parmak izlerini belgelemeye devam etti. Sonraki yıllarda resmî kurumlarda devlet kayıtlarını denetlediğinde bu yöntemi kullanmaya ve parmak izi kayıtları tutmaya başladı; bu kimlik belirleme yönteminin yaygınlaştırılması gerektiğine inanıyordu. Herschel hayatının sonraki yılları boyunca parmak izlerini, bunların benzersizliğinin ve kalıcılığının önemini incelemeye devam etti.

tiptarihi-2

1880’de İskoç doktor Henry Faulds (1843-1930) Nature dergisi için kaleme aldığı makale ile, bugünün kriminal parmak izi inceleme bilimine doğru açılacak yolun ilk adımını atıyordu. Japon- ya’da bir misyoner olarak bulunan Faulds, Japon çömleklerinin üzerinde onları yapan ustaların parmak izlerini görmüş ve bu gözlem onu “parmak izinin babası” yapacak serüveni başlatmıştı. Amerikalı arkeolog Edward S. Morse ile birlikte bir kazı sırasında kilden yapılmış çömleklerdeki parmak izleri ilgisini çekmiş; Faulds, bu dalgalı-girdaplı desenlerin kişiye özgü olup olmadığını merak etmişti. Sonraki birkaç yıl boyunca deneyler yapıp çok sayıda izi inceledikten sonra, her kişinin benzersiz bir parmak izine sahip olduğu sonucuna vardı. Parmak izinden kimlik tanımlama fikriyle Charles Darwin’in yardımını istese de, ünlü doğabilimcinin o sıralarda artık yaşlanmış ve hasta olması nedeniyle bu gerçekleşmemiş; ancak Darwin, mektubu kuzeni Sir Francis Galton’a iletmişti.

tiptarihi-3
Anatomi profesörü Johannes Purkinje (1787-1869), 1823’te yayımladığı ve parmak izi modellerini ayrıntılarıyla tanımladığı teziyle günümüzde kullanılan sistemin öncülerinden biri oldu.

Faulds henüz Japonya’dayken parmak izleri üzerine yazdığı ilk makalesini Nature dergisine gönderdi. 28 Ekim 1880’de yayımlanan bu yazıda kil ya da cam üzerinde parmak izleri mevcut olduğunda, bunların suçluların bilimsel olarak tanımlanmasını sağlayabileceği anlatılıyordu.

Parmak izi tanımlamanın yanısıra bir sınıflandırma yöntemi de geliştiren Faulds, parmak izlerinin insan hayatı boyunca değişmediğini de keşfeden ilk kişiydi ve sabıka kayıtlarının parmak izleriyle tutulmasını ve parmak izinin de mürekkeple alınmasını önermişti. 1886’da Britanya’ya döndüğünde parmak izi sistemini Scotland Yard’a sundu; fakat teklifi reddedildi.

tiptarihi-4
Uzun yıllar parmak izlerini inceleyen ve kimlik belirleme yöntemi olarak kullanılmaları için çalışan Sir William James Herschel (1833-1917), hayatının farklı dönemlerinde kendi parmak ve el izlerini de alarak bunların bireyin hayatı boyunca değişmediğini göstermişti.

1892’de Francis Galton (1822- 1911), parmak izlerinin benzersizliği ve yaşam boyu değişmezliği üzerine Parmak İzleri adlı kitabını yayınladı. Galton 8.000 parmak izi toplamış ve bunların spiraller, halkalar ve kemerlere dayalı sınıflandırmasını geliştirmişti. Bugün parmak izi sınıflandırma sisteminin Faulds’a mı yoksa Galton’a mı dayandırılacağı hâlen tartışmalı olmakla birlikte, Henry Faulds parmak izlerinin suç delili olarak değerini kanıtlayan ilk Avrupalı olarak kabul ediliyor.

tiptarihi-5
FBI’ın 1930’lu yıllarda kullandığı parmak izi alma kiti.

Yine aynı dönemde Arjantin’in başkenti Buenos Aires’te polis memuru olarak çalışan Juan Vucetich de (1858-1925) önemli bir parmak izi araştırmacısıydı.
Önce Galton sisteminden etkilenmiş, daha sonra “daktiloskopi” adı verilen yeni bir parmak izi sınıflandırma sistemi tasarlamıştı. Bu yöntemle bir kadının 2 oğlunun öldürülmesinden sorumlu olduğunu kanıtladı. Bu trajik hadisenin ardından parmak izi, kolluk kuvvetleri tarafından ilk defa kullanılmaya başlandı.

Yine 1892’de Hindistan’daki Bengal Polisi Genel Müfettişi Sir Edward Henry (1850-1931), Galton’un kitabından etkilenerek kriminal kimlik tespiti için parmak izlerinin kullanımıyla ilgili çalışmalara başladı. Galton’un yöntemini geliştirdi; mahkumların parmak izlerini de kaydetmeye başladı ve suçluları tanımlamak için parmak izi çizgilerini kullandı. Bugün “Henry Sınıflandırma Sistemi” diye bilinen sistemi oluşturdu ve adli tıp dünyasının benimsediği sistem de bu olacaktı.

Yine Hindistan’da hem bir mucit hem de polis memuru olan Khan Bahadur Qazi Azizul Haque (1872-1935), parmak izi sistemini matematiksel bir temel üzerinde geliştirmeye çalıştı. Parmak izi modellerine göre 32 sütun ve 32 satır hâlinde 1.024 bölmeye ayırmak üzere matematiksel bir formül tasarladı. 1897’ye gelindiğinde Haque, 7.000 parmak izi seti toplamıştı ve bu, yüzbinlerce numaralandırılmış koleksiyonun bile küçük fiş gruplarına bölünebileceği anlamına geliyordu. Haque’nin parmak izi sınıflandırma sisteminde bir hükümlünün aranması veya kaydedilmesi 5 dakika sürüyordu. Parmak izi sistemi böylece kriminal kimlik tespitinde parlayan yıldız olmuştu.

“Henry Sınıflandırma Sistemi”, 20. yüzyılın başından itibaren standart bir yöntem olarak önce Britanya’ya ve diğer İngilizce konuşulan ülkelere yayıldı; güvenilir bir yöntem olarak yerleşti ve gelişimini bugüne kadar sürdürdü (Bu sistem FBI tarafından 1999’dan beri kullanılan IAFIS’in (Integrated Automated Fingerprint Identifi- cation System-Entegre Otomatik Parmak İzi Tanımlama Sistemi) temelini oluşturur).

tiptarihi-6
Arjantin’in başkenti Buenos Aires’te polis memuru olarak çalışan ve önemli bir parmak izi araştırmacısı olan Juan Vucetich (1858-1925), parmak izi alma talimatlarını çizimlerle anlatan kitapçığını 1900’de yazmıştı.

Osmanlı Devleti’nde parmak izinden suçlu belirleme yöntemi ise ilk defa 1899’da kullanılmaya başlandı. 17 Eylül 1910’da İstanbul Polis Müdüriyeti’nde, Hacı Yusuf Cemil Bey’in başında olduğu “Daktiloskopi (Parmak İzi) Şube Reisliği” kuruldu. Daktiloskopi dersi 1912’den itibaren polis mekteplerinde müfredata dahil edildi ve öğrencilere ilk defa ihtisas eğitimi verildi.

Türk polisi 28 Ekim 1916 Salı gecesi İstanbul Tahtakale’de Sabuncu Aris’in dükkanında gece bekçisi Kiyos’un bıçaklanarak öldürülmesi olayını, ilk defa parmak izi tekniğini kullanarak çözmüştü. Bekçi Kiyos’un, olay yerindeki bir lambada parmak izleri bulunan en yakın arkadaşı Mano tarafından parası için öldürüldüğü ortaya çıktı.

1920’lerin ABD’sinde FBI direktörü J. Edgar Hoover, ulusal bir parmak izi havuzunun oluşturulmasını sağlamış ve bu havuz hızla büyüyerek 5 milyondan fazla kayıttan oluşan bir veritabanına dönüşmüştü. Ancak parmak izlerini indekslemenin güvenilir bir yolu olmadığından, eşleşmeleri bulmak aylar sürebiliyordu. Tepki süresinin hızlı hâle gelmesi ancak 1970’li yıllarda ve ilk bilgisayar tabanlı sistemlerin ortaya çıkışıyla mümkün olacaktı. Yakın geçmişte bilgisayar teknolojisi parmak izi çalışmalarına uygulandı; artık yeni verileri depolamak ve olası eşleşmeleri aramak son derecede hızlı bir şekilde yapılabiliyor.

tiptarihi-7
FBI’ın 1920’lerde oluşturmaya başladığı ulusal parmak izi havuzu kısa sürede büyümüş ve milyonlarca kayıttan oluşan bir veritabanına dönüşmüştü. Dünya Savaşı yıllarında Washington’daki Ulusal Muhafız karargahına taşınan FBI Kimlik Tespit Bölümü, tüm arşiviyle birlikte devasa talim salonuna zor sığmıştı.

Günümüzde sadece görünür parmak izleri değil, gizli parmak izleri de günışığına çıkarılabiliyor. Olay yerinde bırakılan ve “görünmez parmak izi” olarak tanımlanan izleri “görünür” hâle getirmek için yüzeye kimyasal veya fiziksel olarak müdahale etmeyen çeşitli tozlar uygulanıyor; bu parçacıklarının yüzeye yapışma etkinliğine göre parmak izine ulaşılabiliyor.

Araştırmacıların odak noktası, parmak izlerini ortaya çıkarmak ve bunları belirli bir kişiyle eşleştirebilmek. İki insanın aynı parmak izi olamayacağından, bu teknik adli tıp için hayati bir öneme sahip. 1997’de bu alandaki en büyük gelişmelerden biri yaşandı: DNA yapısının parmak izlerinden de çıkarılıp analiz edilebileceği ortaya çıkarıldı. Artık elle dokunulan nesnelerden alınan sürüntü örneklerinden DNA profili oluşturulabiliyor. Ayrıca parmak izlerinin, parmak izini veren kişinin temas hâlinde olduğu materyali tespit etmek ve analiz etmek için bir kaynak olduğu da kanıtlandı. Yani parmak izinden kişinin temas ettiği, mesela patlayıcı ya da uyuşturucu gibi maddelerin kimyasal analizi de mümkün.

tiptarihi-8
Amerikalı meşhur banka soyguncusu John Dillinger 3 Mart 1934’te Indiana eyaletindeki cezaevinden kaçınca, bölgedeki tüm polis birimlerine gönderilen arama kaydında parmak izleri de yer alıyordu.

Parmak izleri, belirli bir bireyin veya suçlu bir bireyin kimliğinin tespit edilmesini sağladığından, hem tıbbi analizler hem de polisiye soruşturmalar için vazgeçilmez bir araç. Sadece fiziksel değil, kimyasal bilgilere de ulaşmanın bir yolu.