Olivera


osmanlı tarihinin en popüler trajedileri, erken modern dönem avrupa’sında fazlasıyla ilgi görmüş, oryantalist merak ve dürtüler eşliğinde alıcı bulmuştur. örneğin, şehzade mustafa’nın 1553 yılında babası kanuni sultan süleyman tarafından katli, doğulu hükümdar imgesinin trajik bir portresini çizen pek çok opera ve tiyatronun konusu olmuştur. batı’da en fazla etki uyandıran, sanat ve edebiyatta yansıması izlenen osmanlı trajedilerinden biri de oldukça dramatik bir şekilde sonuçlanan yıldırım bayezid-mileva olivera aşkıdır.

Olivera_8.1
Sırbistan’ın Novi Sad şehrinde Saborni hram Svetog velikomučenika Georgija’da (Aziz Georg Katedrali) Olivera’nın Bayezid ile evliliğine gönderme yapan vitraydan detay.

Osmanlı yazarlarının adını zikretmek yerine “Laz kızı”, “Vılk kızı”, “kâfir kızı” ve “kâfire avrat” gibi sıfatlarla andığı Mileva Olivera Lazarević  farklı kaynaklarda “Olivera”, “Mileva” ve/veya “despot” kelimesinden türetilen dişi bir ünvan olan “Despina” lakabıyla anılır. 1373 ila 1376 yılları arasında Sırbistan’ın Kruševac (Alacahisar) kentinde doğduğu varsayılan Olivera, 1367-1389 yılları arasında Sırbistan’ı idare eden Knez LazarHrebeljanović ile ünlü Sırp hanedanı Nemanjić ailesinden Milica’nın yedi çocuğundan biridir.

Yıldırım Bayezid ile Olivera Lazarević’in Evliliği
Olivera’nın, Yıldırım Bayezid ile yolu 1389 yılında meydana gelen Kosova Savaşı’nda kesişti. Osmanlı ordusunun zaferiyle sonuçlanan savaşın ardından Murad Hüdavendigar, günümüzde mitolojik bir hâl alarak Sırp tarihinin en büyük kahramanlarından birine dönüşen Miloš Obilić tarafından şehit edilmiş, apar topar Osmanlı tahtına geçen Bayezid ise intikam için Olivera’nın babası Lazar’ı öldürtmüştü. 

Olivera_1)
Pavle Čortanovic tarafından yapılan “Çar Lazar ve Ailesi” isimli 1860 tarihli taş baskı.

1390’lı yılların başında Osmanlı ve Lazarević hanedanları arasında barış sağlandı. Bunun bir evlilik bağıyla sağlamlaştırılması kararlaştırılınca babalarını aynı savaşta kaybeden Bayezid ve Olivera, Kruševac’ta bulunan Alacahisar Camisi’nde nikâhlandı. Bu nikâha ilişkin detaylı gözlem sunan bir kaynak ne yazık ki bulunmuyor. 

“Kötülüklerin Anası” Olivera’nın Dillere Destan Güzelliği 
Nikâh töreni hakkında suskun kalan Osmanlı kaynakları, Olivera’nın güzelliği hakkında ise oldukça detaycıdır. Şeyhülislam Kemalpaşazâde onu, “Cennet hurileri kadar güzel bir peri kızı” şeklinde tanımlarken Hadîdî, “Güneş gibi parlayan, selvi boylu ve gönül alıcı” ifadelerini kullanır. Olivera’nın, Osmanlı yazarlarının şairane betimlemelerle yücelttiği güzelliği, siyasi bir temele oturan bu evliliğin büyük bir aşka dönüşmesine neden olmuş, Bayezid’in gözünü kör etmiş, devlet yönetimini zaafa uğratmıştır. Bu durum, muteber Osmanlı yazarlarının nefretini kazanmasına ve zamanla özellikle Bayezid’in hoş karşılanmayan alkol tüketimi ve eğlence anlayışının sorumlusu olarak görülmesine zemin hazırlamıştır. Peçevî’nin, “Âdâb-ı selatinden bî-haber kâfirin kızı” ifadesiyle aşağıladığı Olivera, Neşrî’nin ifadeleriyle Osmanlı sarayına şarabı sokan kişiydi: “Sultan Bayezid şarab içüb sohbet itmeği Laz kızından öğrendi. Yoksa ol vakte değin nesl-i Osman her giz şarab içmiş değüldi.”Olivera’yı, “Gül bahçesinde yeni filiz vermiş bir gonca ve dolunaylar kadar güzel, peri suretinde melek yüzlü bir dilber” ifadeleriyle tanımlayan Hoca Sadeddin Efendi, Bayezid’in, “Olivera’nın ak gerdanına ve işveli sohbetine gark olarak atalarının ele almadıkları al renkli kadehi,bu dilberin ısrarına kanarak yudumladığını, gece ve gündüzü birbirine katarak devlet işinden el etek çektiğini” söylemektedir.

Olivera_2)
Jelena Balsić’in vasiyetinden Olivera hakkındaki bölüm. (Testamenta notariae 13, Testamento de Dna Jella de V. Sandagli, s. 152; Dubrovnik Arşivleri.)

Olivera’nın, Bayezid’in içkili eğlencelerinin günah keçisi olmasının nedeni elbette Âşıkpaşazâde’nin, “Kız kendi töresince dura geldi.” cümlesiyle ifade ettiği gibi Osmanlı sarayında kendi dinini muhafaza ederek evliliğini sürdürmesiydi. Diğer bir deyişle ancak bir gayrimüslim Bayezid’i yoldan çıkarabilirdi. Oysa Orhan Bey’in eşi VI. Ioannes Kantakuzenos’un kızı Thedora ile Olivera’nın II. Murad ile evlenen yeğeni Mara Branković kendi dinlerini korumalarına karşın, söz konusu Sultanlar kötü alışkanlıklarıyla anılmadıkları için benzer ithamların muhatabı olmazlar. Hâlbuki Bayezid’in alkol alışkanlığının Olivera ile evliliğinden daha öncesine dayandığı anlaşılıyor. Örneğin, 1391’de Bayezid ile Anadolu seferine katılmak zorunda kalan Bizans İmparatoru II. Manuel Palaiologos bir mektubunda Sultan’ın ısrarıyla iştirak ettiği içkili eğlencelerden sıkılgan ifadelerle bahseder. 

Bayezid ve Olivera İçin Bir Dönüm Noktası: Ankara Savaşı
Olivera, zamanla öyle nefret edilen bir figür hâline gelir ki Osmanlı ordusunun hezimeti ve Bayezid’in esaretiyle sonuçlanan Ankara Savaşı ve hatta Bayezid’in intiharı iddiası dahi onunla ilişkilendirilir. Olivera’yı “Sevimsiz ve uğursuz kadın” ifadeleriyle tanımlayan Bostanzade Yahya Efendi’ye göre, “Timurlenk olayına üç şey sebep olmuştur: Biri içki içmek, ikincisi haram kaptan yemek, üçüncüsü ise Las Kralı’nın kızın[ı] almak.” Güzelliği erotik tınılar içeren betimlemelere konu olan Olivera böylece yüzyıllar boyu hanedanın bir mensubu ve Bayezid’in Paşa Melek ve Oruz/Uruz Hatun adlı iki kızının annesi olduğu unutularak aşağılanır, günah keçisi ilan edilir ve sonunda doğrudan hakarete maruz kalır.

Yahya Efendi’nin, ilahi bir ceza olduğunu ima ettiği Ankara Savaşı, Bayezid ve Olivera için bir dönüm noktası olmuştur. Bayezid, 28 Temmuz 1402 günü savaş meydanında, Olivera ise 3 Ağustos’ta Bursa’ya giren Timurlu ordusunun yağmaladığı Bursa Sarayı’nda esir düştüler. Olivera’nın esareti, dönemin Timurlu, Memlûk, Bizans ve Avrupa kaynaklarına yansırken, onu bu mağlubiyetin nedenlerinden biri olarak gören Osmanlı kaynakları ise onur kırıcı bulduklarından olsa gerek bu konuda sessizliğe bürünür.

Olivera_3)
Bayezid, Olivera ve iki kızını Timur’un önünde gösteren gravür
Olivera_4)
Yıldırım Bayezid’in esaretini ve Olivera’nın köle muamelesi görmesini işleyen Peter Johann Nepomuk Geiger’e ait gravür.

Bursa yağmasından dönen Timurlu ordusu, aralarında Olivera ve iki kızının da bulunduğu esirlerle ganimeti Timur’a Kütahya’da sunmuştu. Kaynaklar, Timur’un burada, Bayezid’in de davetli olduğu bir eğlence düzenlediğini, servisin ise Osmanlı sarayından getirilen hizmetli ve cariyeler tarafından yapıldığını söylüyor. XVI. yüzyıla tarihlenen ve Olivera’nın esaretine değinmekten çekinmeyen nadir Osmanlı kaynaklarından Anonim Osmanlı Kroniği bu eğlencede hizmet edenler arasında yalnızca sıradan cariyelerin değil, Bayezid’in eşi Olivera’nın da yer aldığını bildiriyor: “Meger bir gün Timür Han, Yıldırım Han ile meclis kurup sohbet iderken Sultan Bayezid’ün bir kâfire avratı vardı. Vılk-oğlu kızı idi. Timür Han buyurdı kim, ol avratı sohbete getüreler. Andan Timür Han buyurdı kim, Yıldırım Han’a sagrak süre [içki servisi yapsın]. Andan Yıldırım Han avratın sohbetde göricek hayli melûl oldı, gaza gelüp Timür Han’a çok küstâhâne sözler söyledi.” Anonim Osmanlı Kroniği yazarı, bu konuya değinse de Timur’un Bayezid’i aşağılamak gibi bir düşüncesi olmadığını aksine kadınların eşlerine servis yapmasının Orta Asya’da gelenek olduğunu belirten bir açıklama eklemeyi ihmal etmiyor.

Timur’un, İstanbul’u kuşatarak çok zor günler yaşattığı için Bayezid’i cezalandırmak üzere Tanrı tarafından gönderildiğini düşünen ve Bayezid ile Olivera’nın esaretini Osmanlıları aşağılamak için bir fırsat olarak gören Grekçe kaynaklar ise bu olayı bir hayli süsler. Chalkokondyles ve Spandounes, Bayezid’in demir bir kafes içinde hapsedildiğini, Olivera’nın ise çıplak hâlde davetlilere serviste bulunduğunu kaydeder. Olivera’nın uğradığı hakarete dayanamayan Bayezid kimilerine göre yüzüğündeki zehri içerek kimilerine göre başını içinde tutulduğu kafesin korkuluklarına vurarak intihar eder.

Batı’da Tiyatro ve Operalara Konu Olan Aşk ve Esaret 
Grek metinleri üzerinden Avrupa’ya ulaşan bu anlatılar, oryantalist fantezilerle çeşitlendirilir, edebiyat ve sanatın farklı alanlarında ve zamanla farklı çevrelerde iştahla tüketilir hâle gelir.

Olayın geniş kitlelere ulaşması özellikle tiyatro ve operalar aracılığıyla gerçekleşir. Christopher Marlowe’un, Grekçe metinlere dayanan Tamburlaine the Great adlı tragedyası ilk kez 1587-1588 yıllarında sahnelenir. Marlowe’un tragedyasını Luis Vélez de Guevara’nın Gran Tamerlan de Persia; Jean Magnon’un La Grand Tamerlan et Bajazet; J. Serwouters’in Den Grooten Tamerlan, met de Doodt van Bayaset de I, Turks Keiser; Anonim, Asterie du Tamerlam; Nicolas Pradon’un Tamerlan ou la Mort de Bajazet; Charles Saunders’in Tamerlane the Great, a tragedy; Francis Fane’in The Sacrifice, a tragedy;Mademoiselle de la Roche-Gulhem’ın Tamerlan; Marc Anton Ziani’nin Gasparini, Chelleri, Handel, Vivaldi gibi ünlü besteciler tarafından bestelenen Il Gran Tamerlano; William Popple’ın Tamerlan the Beneficent, a targedy; Johann Philipp Förstch’ün Bajazet und Tamerlane; Nicholas Rowe’un Tamerlane; Gabriello Francesco Henry’nin Le Peripizie della Fortuna o il Bajazetto, dramma in Musica; Monsieur le Chevalier de P.’nin Bajazet Premier; Etienne Morel de Chefdeville’in Tamerlan; Matthew Gregory Lewis’in Timour the Tartar, A Romantic Drama; Charles Brifaut’un La fille de Bajazet; Johannes Carsten Hauch’un Bajazet adlı tiyatro ve operaları izler. 

Olivera_6)
Vivaldi’nin Tamerlano adlı tragedyası günümüzde farklı ülkelerde hâlen sahnelenmektedir.
Olivera_7)
Olivera’nın demir bir kafes içindeki Bayezid’in gözleri önünde Timur’a servis yapışını anlatan Andrea Celesti’nin Neues Palais’te sergilenen tablosundan ayrıntı.

Bayezid ve Olivera’nın esareti ayrıca resim, gravür ve duvar halılarının işlendiği bir sahne hâline gelir ve Avrupalı elitin konutuna kadar girer. Bunlardan en ünlüsü, Almanya Potsdam’da bulunan Neues Palais’ın Tamerlanzimmer (Timurlenk Odası) adlı bölümünde yer alan İtalyan ressam Andrea Celesti’ye ait 3.69×8.00 metre ebatlarındaki, Olivera’nın demir bir kafes içindeki Bayezid’in gözleri önünde Timur’a servis yapışını resmeden devasa tablodur. 

Olivera_5)
Olivera ve Bayezid’in esaretini konu alan iki oyun.
Olivera_5.1)

Avrupa’da oryantalist dedikodularla süslenen ve geniş kitlelerce tüketilen anlatının aksine, Timurlu kaynaklarında, Olivera’nın bu eğlencede bulunduğuna ilişkin herhangi bir ima söz konusu olmadığı gibi, Timur’un Bayezid’i çok iyi ağırladığından bahsedilir. 

Hatta Timurlu kaynaklarına göre Olivera, Timur’un huzurunda Müslüman olmuş ve iki kızından biri Timurlu prenslerinden biriyle, diğeri ise emirlerden biriyle nikâhlanmıştır.

Olivera’nın Esaretten Sonraki Yaşamı
Olivera’nın esareti sonrasındaki hayatına ilişkin detaylı bilgi bulunmuyor. Ankara Savaşı’nda Bayezid’in yanında Timur’a karşı savaşan Olivera’nın ağabeyi Stefan Lazarević’in savaşın ardından İstanbul’a giderek kardeşinin kurtarılması için gereken fidyeyi sağlamak üzere Cenevizli bankerlere başvurduğu biliniyor. Ancak Olivera, Bayezid’in 8 Mart 1403’teki ölümünün ardından Timur tarafından serbest bırakıldığından bu fidyeye ihtiyaç kalmamıştır. 

Geleneksel Sırp anlatısı, esaretten kurtulan Olivera’nın Sırbistan’a döndüğü ve bir süre Kladovo civarında bir manastıra çekildiğini, ardından Belgrat’a giderek Stefan Lazarević’in yanına yerleştiğini söyler. Kaynaklar, Olivera’nın, Stefan’ın 1427 yılındaki ölümünün ardından Dubrovnik’te bulunan kardeşi Jelena’nın yanına taşındığını, ardından Despot ünvanını alan yeğeni D– urad– Branković’in yönetimindeki Smederevo’ya yerleştiğini ve D– urad–’ın kızı Mara Branković’in II. Murad ile nikâhı sırasında burada olduğunu gösteriyor. 1443 yılı civarında hayatını kaybettiği anlaşılan Olivera’nın nerede defnedildiği bilinmiyor. #

KAYNAKÇA
Emecen, Feridun, “İhtirasın Gölgesinde Bir Sultan: Yıldırım Bayezid”, Osmanlı Araştırmaları/Journal of Ottoman Studies, XLIII, 2014, s. 67-92.
Giljen, Nikola, Olivera Šaranović ve Sonja Jovićević Jov, Princess Olivera A Forgotten Serbian Heroine, The Princess Olivera Foundation, Belgrade, 2009.
Keskin, Mustafa Çağhan, “Çağdaş Kaynaklarda Ankara Savaşı Sonrası Bursa Sarayı’nın Yağmalanması”, Belleten, LXXVIII (283), 2014, s. 891-906.
Novaković, Stojan, Srbi i Turci XIV i XV veka, Beograd, Prosveta, 1933.
Sakaoğlu, Necdet, Bu Mülkün Kadın Sultanları: Vâlide Sultanlar, Hâtunlar, Hasekiler, Kadınefendiler, Sultanefendiler, Oğlak Yayınları, İstanbul, 2011. 
Uluçay, Çağatay, Padişahların Kadınları ve Kızları, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2001.