Nazime Hanım’a mektuplar: Aşk, mücadele, cumhuriyet

Cumhuriyet gazetesinin kurucusu Yunus Nadi Abalıoğlu’nun, eşi Nazime Abalıoğlu’na yazdığı mektuplar, torunu Emine Uşaklıgil tarafından yayına hazırlandı. Adalet Çavdar, Hasan Hayyam Meriç ve Emre Taylan, gerekli araştırmaları ve mektupların (1914-1934) transkripsiyonunu yaptı. Kurtuluş Savaşı ve cumhuriyetin ilk yıllarından özel tanıklıklar…

Yunus Nadi’nin mektupları nasıl ortaya çıktı?
Emine Uşaklıgil (EU)
Vefatından sonra annemin kitapları bana geldi, yıl 2018 olmalı… Aralarından kocaman bir zarf çıktı; merak edip açtım ve birçok eski Türkçe mektupla karşılaştım. Daha sonra yavaş yavaş bunların transkripsiyonları yapıldı.

Annem bu mektuplardan, elinde böyle şeyler olduğundan hiç ama hiç sözetmemişti; bu ilginç. Bir diğer ilginç durum, Nazime Hanım’ın cevabi mektuplarının olmaması. Gerçi mektuplarda Yunus Nadi sıklıkla karısına şikayette bulunuyor “yazmadın” diye ama, yine de henüz bu mektuplar ortaya çıkmadı. Belki Cumhuriyet’in arşivinde olabilir. Antikalardan da gazetenin binasında vardı ama kitap pek yoktu.

Mektupların transkripsiyonu bitti. Bunlarla ilgilenen İş Kültür oldu 1 yılı aşkın bir zaman önce. 4 kişilik ekip kuruldu (Emine Uşaklıgil, Adalet Çavdar, Hasan Hayyam Meriç ve Emre Taylan). Önce “nasıl yapacağız” diye düşündük, tartıştık; çünkü mektupların çoğu özel konular üzerineydi. Birincisi Yunus Nadi eşine âşık bir koca; çocuklarına çok düşkün bir insan. İkincisi mektupları uzun uzun yazmasına rağmen kendinden pek fazla sözetmiyor; bu da çarpıcı.

Mektup tarihleri bazında bir kronoloji çıkardık. Bir yandan da “o dönemde fiilen ne yapıyordu?” üzerine çalıştık. 1 yıla yakın bir çalışma yapıldı. Fotoğraflar da bu kitapta çok iyi kullanıldı.

kitap-1
Yunus Nadi ve eşi Nazime Hanım uçağın penceresinde.
GREECE - TURKEY SERVICE
Yunus Nadi’nin İstanbul’dan İzmir’e giderken vapurda, eşi Nazime Hanım için “Khedivial Mail Line Greece-Turkey Service” antetli kağıda yazdığı 7-8 Nisan 1914 tarihli mektup. “Nazimeciğim, gördün mü bir kere, bak sen mışıl mışıl uyuyorsun da burada ben seni düşünüyor ve sana mektup yazıyorum” cümlesiyle başlıyor. Yunus Nadi, eşi Nazime Hanım’a olan düşkünlüğünü “Paşasız yatak biraz soğuk geliyor değil mi?” cümlesiyle kelimelere döküyor.

Çok faal bir insandan bahsediyoruz. Aktüel gelişmeler, iş-güç ama oturup yazıyor bir de. Bizde o dönemde de nadir görülen bir özellik.

GREECE - TURKEY SERVICE

EU Yunus Nadi’nin hayatına baktığımızda, yazmayı çok sevdiği anlaşılıyor. Çok erken başlıyor yazmaya, Rodos’tan itibaren (Süleymaniye Medresesi’ndeki eğitimi için Rodos’tadır). Çok erken başlıyor zaten gazeteciliğe. Yazmayı hiç bırakmıyor. Dili de ilginç. Bugünün insanının da rahatlıkla anlayabileceği bir dil. Mektupların diliyle hiç oynamadık. Sadeleştirme yapmadık. Zaten kendi yazılarında, ilk gazetecilik zamanlarından itibaren vurguladığı şey “dil”. Dilin sadeleşmesi üzerine de yazan bir insan. Aynı şekilde eğitim konularını da sıklıkla ele alıyor. “Medreselerin ve dinî kurumların kapatılması doğru değil; onları ıslah etmek lazım, bilim için seferber etmek lazım” diyor.

Nazime Hanım’ın vefatı ne zaman?
EU
14 Ocak 1975’te vefat ediyor, 1890 doğumlu. Yunus Nadi ise 1879 doğumlu ve çok erken, 1945’te vefat ediyor.

Kitabın ismi (düşmanı yendik nazime!) nereden geliyor?
EU
Ben seçtim. Mektupların birinde söylüyor o cümleyi. “Düşmanı yendik Nazime” diye.

Kurtuluş Savaşı sırasında Yeni Gün gazetesinde yazdığı yazılarda onun imza cümlelerinden biri aslında. Yazdığı mektuplarda dönemin ruhunu izlemek de mümkün. Titiz bir devamlılık var cümlelerinde. Ancak yeniliğe çok açık bir insan. “Yeni”yi arayan, hattâ bizzat deneyen bir insan. Bunun en güzel örneklerinden biri “Zeplin’le 49 saat” meselesi. Zepline binmek için, bunu tecrübe etmek için elinden geleni ardına koymuyor. Nazime Hanım’ın “binme, yapma, etme” demesine rağmen atlıyor, gidiyor. Bu da tabii, gazeteci olmasının doğal bir sonucu.

Önemli detaylardan biri de ailesine ve çocuklarının eğitimine çok meraklı ve düşkün olması. Nerede okuyacaklar, sağlıkları nasıl, hangi doktora gidecekler, hangi eğitimi alacaklar… Mektupların büyük bir kısmında bunlar da var.

BİR DÖNEMİN TANIĞI: YUNUS NADİ (1879-1945)

Cumhuriyetin öncü aydını

kitap-kutu

Gazeteci ve siyasetçi Yunus Nadi Abalıoğlu 1879’da Fethiye’de doğdu. İstanbul’da Mekteb-i Sultani ve Hukuk Mektebi’ndeki eğitiminden sonra 1900’de Malumat dergisinde yazmaya başladı. 1901’de 2. Abdülhamid yönetimine muhalif cemiyetle ilişkisi olduğu iddiasıyla 3 yıl hapis cezası aldı ve Midilli’ye gönderildi. 1909’da Selanik’e giderek İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin yayın organı Rumeli gazetesinde başyazar oldu. Balkan Savaşı yıllarında İstanbul’a dönerek Meclis-i Mebusan’da Aydın mebusluğu yaptı. Bu dönemde Tasvir-i Efkâr gazetesinde yazar ve idareci olarak çalıştı. 2 Eylül 1918’de İstanbul’da Yeni Gün gazetesini kurdu. İstanbul’un işgalinden sonra matbaa makinelerini Ankara’ya taşıyarak Millî Mücadele’ye katıldı. 23 Nisan 1920’de açılan Büyük Millet Meclisi’nde İzmir mebusu olarak yer aldı. Bir yandan Yeni Gün’ü yayımlarken bir yandan da Halide Edib (Adıvar) ile Anadolu Ajansı’nın kuruluş çalışmalarına katıldı. Cumhuriyetin ilanının ardından 7 Mayıs 1924’te Cumhuriyet gazetesini kurdu; 1945’teki ölümüne kadar gazetenin başyazarlık görevini sürdürdü. 1924’ten itibaren 3 dönem Muğla milletvekilliği yaptı. 28 Haziran 1945’te Cenevre’de vefat etti.

8-9 EYLÜL 1922

Zafer ve düğün satırları

Kurtuluş Savaşı’nın en zorlu yıllarında, hayatın yalnızca acılarla dolu olduğuna dair bir algı olsa da, her zaman olduğu gibi mutluluklar da vardı. Yunus Nadi’nin 9 Eylül 1922 tarihli mektubundan 1 gün önce Ankara Dikmen’de gerçekleşen bir düğün bu gerçeği gözler önüne seriyor. Mustafa Kemal’in Trablusgarp’tan itibaren yakın dostu olan, İstiklal Madalyası sahibi, asker, siyasetçi ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nun kurucularından İbrahim Süreyya (Yiğit) Bey, savaştaki iniş-çıkışların ardından Mediha Hanım ile evlenir. Düğünde kimler yoktur ki? Yunus Nadi, Rauf Bey, Muhittin Baha, Celal (Bayar) Bey, Mazhar Müfit… Zübeyde Hanım, yanında Fikriye Hanım ile düğüne katılır. Mediha Hanım’ın annesi Cenaniyar Hanım’a, “Darısı başınıza, hanımefendi” denildiğinde Fikriye Hanım gülümser. Mazhar Müfit Bey, Mediha Hanım’a Büyük Taarruz ve İzmir’in kurtuluşunun heyecanıyla “berid-i zafer” (zaferin müjdecisi) diye hitap eder. Bu hitap, Mediha Hanım tarafından da benimsenir ve kendisine uzun yıllar boyunca böyle seslenilir.

Hasan Hayyam Meriç

kitap-4

düşmanı yendik nazime! – YUNUS NADİ’DEN EŞİNE
MEKTUPLAR
(1914-1934)

YAYINA
HAZIRLAYAN

EMİNE UŞAKLIGİL

TÜRKİYE İŞ BANKASI
KÜLTÜR YAYINLARI

440 SAYFA