Kıymetli ve kaliteli ‘böz’ nasıl sıradan ‘bez’e dönüştü?

Türkçedeki “böz” sözcüğü Doğu Türkistan Uygurlarından en az 500 yüz yıl evvel biliniyor, kullanılıyordu. Eski Uygurcada ise giyim-kuşam hammaddesi ve nakdi ödeme aracından ressam tuvaline kadar çok geniş bir kullanım alanına sahip oldu. Türklerin dilinden zamanla silindi ve İslâmiyet’in yayılmasından sonra yerini Arapça “bez”e bıraktı.

Necip Üçok’un “dolaşıcı kelime” diye adlandırdığı “gezgin sözcük”ler (wanderwörter) çok sayıda dile geçerek evrenselleşen kelimelerdir. Bunların en eskileri (indigo, çay, şeker, kahve, şampuan, vs.) Çince, Hintçe, Arapça gibi doğu dillerinden Geç Ortaçağ ile Erken Modern Çağ arasındaki dönemde Avrasya ticaret yollarıyla dünyaya yayılmış, zamanla girdikleri dilin ses sistemine entegre olmuşlardır (İng. coffee, Fr. café, Rus. kofe gibi). Türkçeye geçen “gezgin sözcük”lerin en eskisi ise, Eski Uygurcada keten ve pamuk kumaş karşılığında çok yaygın olan “böz”dür. Bu sözcüğün Türkçeye geçiş zamanı ve rotası kesinkes aydınlatılamamıştır. Hem Türk hem de Moğol dillerinde hem tek heceli (böz) hem de iki heceli (boso) biçimleri olması ve bu formların farklı zamanlarda ve farklı dillerden girmesi, sözcüğün tarihini karmaşıklaştırır. Tek heceli biçim için, aracı dilin Grekçe (bússos) olduğu ve Nesturi misyonerler aracılığıyla Türkçeye girdiğine dair Berthold Laufer’in uzun zaman önceki (1919) tahmini hâlen en popüler varsayımdır. Yaygın bir kanıya göre nihai kökeni Eski Mısırca olan “böz”, bu dilde mumyalama işleminde cesedi sarmak için kullanılan beyazımsı yeşil bir kumaş cinsi” (Róna-Tas) anlamındaydı. Mısır mumyalarının “byssus” adlı dayanıklı keten parçalarına sarıldığı Herodot Tarihi’nde de kayıtlıdır.

turkdili
Böz’e sarılı Mısır mumyası (British Museum).

“Böz” Eski Uygurcada giyim-kuşam hammaddesi ve nakdi ödeme aracından ressam tuvaline kadar çok geniş bir kullanım alanına sahipti. “Böz” bunca yaygınlığa rağmen Müslüman Türklerin dilinden zamanla silinmiş ve İslâmiyet’in yayılmasından sonra yerini Arapça eşdeğeri “bez”e bırakmıştır.

11. yüzyıldan itibaren Orta Farsça “pambag” (pamuk) ve varyantlarının Türkçeye girmesiyle, “böz” kaba dokunmuş kumaş anlamında daralır. Kutadgu Bilig (1069), Nehcü’l Ferādīs (1360) gibi ilk İslâmi-Türkçe metinlerde, Eski Mısırca özgün anlamını hatırlatan “kefen bezi” karşılığında kullanılır. Dede Korkut Kitabı’nda geçen “eski panbuk bez olmaz, karı (eski) düşman dost olmaz” atasözü, “bez”in 14. yüzyılda alelade kumaş anlamında daraldığını gösteren iyi bir örnektir. Arapça (bez) biçiminin Farsçadaki türevi “bezistan”ın (bez satılan çarşı) 17. yüzyıl Türkçesinde dönüştüğü “bedesten” başta olmak üzere; “bebek bezi, toz bezi, yelken bezi” gibi yapılar, kelimenin Anadolu coğrafyasında günlük hayatın merkezine yerleştiğini gösteren verilerdir.

Sinolog Ildikó Ecsedy, “böz”ün Çin’e komşu halklardan egzotik bir ticari mal, haraç veya armağan olarak geldiğini söyler. O ve başka sinologlar (Pelliot 1929), Türk kağanı Tu-lan’ın 588’de Çin imparatoruna hediye gönderdiği keten kumaşı simgeleyen Çince 勃 (p’o) imin, Türkçedeki “böz” sözcüğü olduğunu saptamışlardı. Demek ki bozkır Türkleri bu sözcüğü, Doğu Türkistan Uygurlarından en az 500 yüz yıl evvel biliyorlardı. Bu durum, “böz”ün Proto Türkçe dönemine ait bir kültürel alıntı olduğuna dair Macar Türkolog Róna-Tas’ın hipotezine kanıt oluşturur. Süryani tüccar ve misyonerlerin Çin’e 6. yüzyılda veya daha önce ulaşmaları ve güçlenen Türk kabileleriyle çok yakın temaslar kurmaları; bu tipteki başka kültürel alıntıların da tahminimizden çok önce Türkçeye girmiş olabileceğine delalet eder.