Kapitalizm eleştirisinde kültürel kodların peşinde…

Amerikalı eleştirmen, filozof Fredric Jameson 90 yaşında öldü. Kimine göre kendi zamanının en büyük kültür eleştirmeni sayılan Jameson, ortodoks Marksizm-Leninizm’e mesafeli durdu. Geleneksel Marksist felsefeden farklı olarak, kültürü sosyal ve tarihsel bir olgu olarak değerlendiriyordu.

ardindan-frederic

Kurumsal kültürsüzleşmenin, lümpenleşmenin doruğa çıktığı neoliberal çağda, kültür eleştirmenliği gibi çokdisiplinli bir alanda dolu-dizgin bir ömür sürmüş bir insandı. “Jameson, kuşkusuz kendi zamanının en büyük kültür eleştirmeniydi. Ama ‘kültür eleştirmeni’ terimi, henüz daha uygun bir isim bulamadığımız, estetikten felsefeye, sosyolojiden antropolojiye, psikanalizden siyaset teorisine uzanan bir tür entelektüel çalışmayı vekaleten tanımlamak için kullanılan bir ifade. Sinema ve mimariden resim ve bilimkurguya kadar beşerî bilimler alanında Jameson’ın ilgisini çekmeyen şey yoktu; dünyadaki herkesten daha fazla kitap okumuş gibi görünürdü” diyor Terry Eagleton.

Jameson 14 Nisan 1934’te ABD’de doğdu. 1954’te Haverford College’dan mezun olduktan sonra kısa bir süre Avrupa’ya geçti; Aix-en-Provence, Münih ve Berlin’de okudu ve burada “kıta felsefesi”yle ilgilendi. Ertesi yıl Yale Üniversitesi’nde doktora yapmak için ABD’ye döndü.

Araştırmaları, kültürel eleştiriyi Marksizmin ayırtedici özelliği olarak gören György Lukács, Ernst Bloch, Theodor Adorno, Walter Benjamin, Herbert Marcuse, Louis Althusser ve Jean-Paul Sartre gibi düşünürlere odaklandı. Tarihsel materyalizme dair daha dar bir bakışaçısına sahip ortodoks Marksizm-Leninizm’e çok mesafeli durdu. Geleneksel Marksist felsefe kültürel üstyapının tamamen ekonomik altyapı tarafından belirlendiğini düşünürken; Batılı Marksistler, kültürü ekonomik üretim ve siyasi gücün yanısıra sosyal ve tarihsel bir olgu olarak değerlendiriyordu.

Birçok eseri Türkçeye de çevrilen Jameson’ın edebî çalışmalarında, tarih her zaman merkezî bir rolde oldu.