şakir paşa ailesi’nin hikâyesi osmanlı imparatorluğu’ndan başlayarak günümüze kadar uzanan bir dönemin hikâyesidir. bu hikâye imparatorluğun en uzun yüzyılı olan 19. yüzyılda ekilen tohumların, istibdattan cumhuriyet’e doğru evrilişinin de bir örneğidir. osmanlı’nın batılılaşma hareketleri döneminde kurulmuş okullarda okuyan, altı dil bilen, kitap yazan, fotoğraf çeken, resim yapan, piyano çalan, seramik yapan, botanik bilen öksüz iki kardeş, cevat ve şakir, başarılarıyla devletin üst kademelerinde söz sahibi olur. hatta cevat paşa, padişah abdülhamid’in sadrazamlığına kadar yükselir.
Şakir Paşa Ailesi gelişmeyi ve yeniliği seçen, bunu içlerine sindirerek hayatlarına geçiren münevver bir aile portresi çizer. Tarihçiler ve sanatseverlerin yakından tanıdığı Şakir
Paşa ve Ailesi bugünlerde televizyonda yayınlanan bir diziyle gündeme geldi. Ailenin nevi şahsına münhasır karakterleri bir bir ekrana yansıdıkça aileye ve diziye olan ilgi de artıyor. Senaryosunu Hande Altaylı’nın yazdığı, Now TV’de yayınlanan Şakir Paşa Ailesi: Mucizeler ve Skandallar adlı bu dizi Şakir Paşa Ailesi’nin birbirinden çılgın ve değerli fertlerinin bugün yeni nesillerle buluşmasını da sağlayacak. Dizi başlarken “İzleyeceğiniz hikâye gerçeklere, söylentilere ve hayal gücüne dayanılarak kurgulanmıştır.” dese de aşağıda okuyacaklarınız Şakir Paşa Ailesi’nin gerçek hikâyesidir.
Batı’daki Değişimin Doğu’ya Yansımaları
Avrupa’nın Rönesans ile yakaladığı ivme toplumun her katmanında hissediliyordu. 15. yüzyılda dünyayı keşfe çıkan seyyahlar Avrupa’ya yenilik taşıyordu. Doğu için sıradan olan şeyler Avrupalılar için alışılmadıktı. Batı’nın bu şaşkınlığının karşısında Doğu ise kendi hızında ilerliyordu. Osmanlı İmparatorluğu’nun 18. yüzyıldan beri değişimlere açtığı kapı onu yeni bir dünya ile tanıştıracaktı. Bu yüzyılda Osmanlı’da dünyayı tanımaya başlayan, okuyan, gezen yeni bir aydın zümre oluşuyordu. “Tanzimat, Islahat, Meşrutiyet, Anayasa, Cumhuriyet” gibi kavramlar toplum tarafından konuşulur olmuştu. Kurumlardaki değişimler, kültürel yenilikler toplumu değiştirmeye başladı. Halil İnalcık Fütühat, İmparatorluk, Avrupa ile İlişkiler: Osmanlı adlı kitabında II. Meşrutiyet’e giden dönemi etkileyen iki büyük etkiden bahseder. Bunların ilki gazeteler, ikincisi ise laik okullardır. 1839’da başlayan Tanzimat Dönemi, Osmanlı toplumunun Batılılaşmasının yoğun olarak görüldüğü bir zaman aralığıdır. İşte böyle bir toplumsal iklime doğan Kabaağaçlızade iki kardeş, Cevat ve Şakir, Osmanlı’nın yenilikçi ve aydın zümresinin bir ferdi olacak, Osmanlı’dan aldıkları mirası Cumhuriyet’e taşıyarak hem devlet kademesinde hem de sanat dünyasında arkalarında eşsiz bir isim bırakacaklardı.
“bir gün ahmet efendi, babasından hatta karısından bile gizlice oğlu asım’ı kaptığı gibi bir zerzevat arabasının içinde saklanıp istanbul’a gider ve onu askerî okula yazdırır. askerî okulu başarı ile bitiren asım bey’in şam’a tayini çıkar.”
Kabaağaçlızadeler
Şakir Paşa Ailesi’nin 11. yüzyıla kadar giden sicil kayıtlarına göre ataları aslen Türkmen olup Antalya Elmalı bölgesinde yaşarken Afyon’a göç eder. Burada yüzyıllar boyunca medreseler kurup tasavvuf ehli olan aile büyükleri dinle, ilimle hemhâl olur. Ne zamanki Asım Bey’in babası Ahmet Efendi çocuklarının geleceği için bir şey yapmaya karar verir, işte o zaman ailenin kaderi değişir. Bir gün Ahmet Efendi, babasından hatta karısından bile gizlice oğlu Asım’ı kaptığı gibi bir zerzevat arabasının içinde saklanıp İstanbul’a gider ve onu askerî okula yazdırır. Askerî okulu başarı ile bitiren Asım Bey’in Şam’a tayini çıkar. Afyonkarahisarlı Hacı Ahmet Efendi’nin oğlu Kabaağaçlızade Mustafa Asım, Suriye’nin önemli ailelerinden Hattatzade Hüseyin Bey’in kızı Zehra Hanım ile Şam’da görücü usulü evlenir. Bu evlilikten 1849 yılında Sara, 1851 yılında Cevat doğar. Albay Asım daha sonra Şam’dan Bursa’ya tayin edilir. 1855 yılında Bursa’da Şakir doğar. Bir süre sonra evin annesi vereme yakalanır. Hasta yatağından zar zor kalktığı bir gün pencereden bakarken eşinin evin beslemesiyle oynaştığını görür, karısının onu gördüğünü fark eden Asım Bey, atına atlayıp çılgınlar gibi evden uzaklaşır. Atın üstünde saatlerce süren bu koşu sonunda fıtığı patlar ve oracıkta ölür, ondan üç gün sonra eşi de vefat edince evin üç çocuğu öksüz kalır.
Osmanlı’nın İki Gözde Paşası: Cevat Paşa ve Şakir Paşa
Öksüz üç kardeş için artık yeni bir hayat kurulacaktır. Henüz 13 yaşındaki Sara, babasının İstanbul’daki arkadaşı Şeyhülislam Atıfzade Hüsamettin Efendi’nin yanına gitmeye karar verir. Yanına 11 yaşındaki kardeşi Cevat ve 8 yaşındaki kardeşi Şakir’i alıp İstanbul’a gider. Atıfzade Hüsamettin Efendi’nin himayesine giren çocuklardan Cevat ve Şakir askerî okula yazdırılırken Sara ise zengin bir toprak ağasıyla evlendirilir. Askerî okulu başarıyla bitiren iki kardeşten Cevat, zengin bir kızla evlenip iç güveyisi olur ama evliliği kısa bir sürede sona erer. Şakir ise Macar asıllı bir kadınla evlenir ve Asım adında bir çocuğu olur ama bir süre sonra eşi vefat eder.
“özel hayatlarındaki başarısızlığın aksine iki kardeşin askerî kariyeri çok başarılı bir şekilde ilerler. cevat paşa, berlin kongresi’nde görev alır ve albay olur. şakir paşa ise romanya ve karadağ’da askerî ateşe olarak görev alır. 1889 yılında iki kardeşin de tayini girit’e çıkar. askerî vali ve komutan olarak göreve başlayan cevat’ın yaveri de kardeşi şakir paşa olacaktır.”
Özel hayatlarındaki başarısızlığın aksine iki kardeşin askerî kariyeri çok başarılı bir şekilde ilerler. Cevat Paşa, Berlin Kongresi’nde görev alır ve albay olur. Şakir Paşa ise Romanya ve Karadağ’da askerî ateşe olarak görev alır. 1889 yılında iki kardeşin de tayini Girit’e çıkar. Askerî vali ve komutan olarak göreve başlayan Cevat’ın yaveri de kardeşi Şakir Paşa olacaktır. Tarihler 1890’ı gösterdiğinde Şakir Paşa, Girit eşrafından İsmet Hanım’la evlenir. Cevat Paşa, Girit’ten İstanbul’a dönerken mareşal ünvanı taşıyordur, gemisi İstanbul’a giriş yaptığında 21 pare top atışıyla karşılanır ve Abdülhamid tarafından sadrazam ilan edilir. Artık o imparatorluğun en güçlü kişilerinden biridir. Üç yıl boyunca sadrazamlık yapan Cevat Paşa, iki kez istifa etse de kabul görmez. En sonunda Abdülhamid istifasını kabul eder. O dönem Kayser II. Wilhelm’in Türkiye ziyaretine mihmandarlık etmesi için Padişah’tan Cevat Paşa’yı istemesi zaten şüpheci olan Abdülhamid’i kuşkulandırır. Paşa’yı Şam’a yollar. Orada hastalanıp verem olan Cevat Paşa, İstanbul’a dönmek için Padişah’a defalarca mektup yazar ancak bu isteği her seferinde reddedilir. Nihayetinde kardeşi Sara bir gün Saray’a giderek çarşafını sıyırır ve avazı çıktığı kadar bağırarak Padişah’tan yardım ister. Bu kez istek kabul edilir ancak sedyede İstanbul’a getirilen Cevat Paşa 49 yaşında ölür. Onun ölümünün ardından ağabeyine yapılan bu haksızlığı kabul edemeyen Şakir Paşa görevinden istifa eder ve Büyükada’ya taşınır. Şakir Paşa’nın Cevat, Hakkiye, Ayşe, Suat, Fahrünissa, Aliye isminde altı çocuğu daha olur.
Şakir Paşa Ailesi’nin Afyon’da Değişen Kaderi
Şakir Paşa’nın kaderi Asım Bey’in Afyon’dan bir zerzevat arabasında onu İstanbul’a getirmesiyle nasıl değiştiyse, oğlu Cevat Şakir ile 1914 yılının Haziran ayında Afyon’a yaptığı ziyaretle kaderi yeniden değişecektir.
Baba oğul en başından beri anlaşamıyorlardır. Şakir Paşa kudretli bir kişidir ve oğlu Cevat’ın da onun sözünden çıkmasını istemez. Belki de ailenin ilk çocuğu olduğu için babasının ondan beklentisi çok fazladır. İlk yol ayrımı Robert College (Kolej) mezuniyetinden sonra olur. Cevat resim tahsil etmek ister, babası ise onun Oxford’a gidip tarih okumasını ister. Savaşı kazanan Şakir Paşa olur. Cevat, babasının istediği gibi Oxford Üniversitesi’ne Yakın Çağ Tarihi Bölümü’ne yazılır. Okul ilk zamanlar ona iyi gelir ama içindeki resim tutkusu onu rahat bırakmaz. Okuldaki aristokrat İngiliz arkadaşlarıyla iyi anlaşır hatta onlar gibi yaşamaya, giyinmeye başlar. Ancak İngiltere’den İstanbul’a gelmeye başlayan yüklü ödemeler Şakir Paşa Konağı’nda infiale yol açar. Oxford’da aradığını bulamayan Cevat, okulu bırakıp İtalya’ya gider ve orada resim eğitimine başlar. Roma’da özgür, sanatla iç içe bohem bir hayat yaşar. İngiltere’nin kasvetli ve soğuk havasından sonra Roma ona çok iyi gelmiştir. Üstelik resim okulunda öğrencilere modellik yapan bir İtalyan kıza âşık olur. Cevat, önce annesini bu evliliğe ikna eder sonra annesi de Şakir Paşa’yı. Cevat, Agniesia Kaferia ile Roma’da evlenir. Eşini alarak Büyükada’daki köşklerine döner. Üstelik eşi hamiledir. Döndüğünde işler istediği gibi gelişmeyecek, babası ile arasındaki kavgalar her geçen gün şiddetlenecektir. 1914 yılının Haziran ayında Afyon’a yaptıkları bir seyahatte Cevat, babası Şakir Paşa’yı vurur. Şakir Paşa Ailesi ile ilgili en merak edilen konulardan biri işte bu cinayettir.
Şakir Paşa Neden Öldürüldü?
Sanırım bu sorunun yanıtını verebilen hiç kimse yok! Çünkü aile üyelerinin ardında bıraktıkları hatıratlarda da aile hakkında yazılan eserlerde de bu sorunun net bir cevabı yok. Elbette ki bu konuyla ilgili birçok rivayet var. Kimisine göre sebep baba-oğulun arasında yıllardır süren sürtüşmeler, kimi rivayete göre para mevzusu, kimine göre de İtalyan gelin ve kayınpeder arasındaki bir yakınlaşmadan dolayı olduğu. Ancak cinayetin sebebi ne olursa olsun bu durum Şakir Paşa’nın oğlu Cevat tarafından öldürüldüğü gerçeğini değiştirmeyecektir. Cevat Şakir, babasını öldürmekten 14 yıl kürek mahkûmiyeti cezasına çarptırılacak, cezasını çekerken intihar girişiminde bulunacak, hapishanede yakalandığı verem sebebiyle 7 yıl sonra tahliye edilecektir. Yıllar sonra başka bir suçtan İstiklal Mahkemesi’nde yargılanıp Bodrum’a sürgüne yollanacak ve Halikarnas Balıkçısı olarak orada yeniden doğacaktır. Ancak Şakir Paşa Ailesi’nde eline silah alan sadece Cevat Şakir olmayacak, kız kardeşi Aliye sevgilisi Carl Berger’i kıskanarak onun keman dersi verdiği bir kadın öğrencisini vuracak ancak ceza almadan işin içinden sıyrılacaktır.
FOTOĞRAF: SALT ARAŞTIRMA / YUSUF TAKTAK ARŞİVİ
Sanat Dünyasının Önemli İsimleri
Yıllar içinde Şakir Paşa Ailesi’nin hemen her ferdi sanat dünyasının önemli isimleri hâline gelir. Cevat Şakir ünlü bir yazar, ressam olur. Dünyanın bir ucundan getirttiği tohumlarla Bodrum’un bitki örtüsünün bugünkü hâle gelmesini sağlar. Sünger avcılarına, balıkçılara yeni teknikler öğretir. Hakkiye, İstanbul Belediyesi’nin ilk kadın üyesi olurken, ailenin bir başka üyesi Fahrünissa Zeyd ise resimdeki üstün yeteneğiyle dünyaca ünlü bir ressam olur. Zeyd, önce kardeşi Aliye Berger’i gravür sanatına yönlendirir, onun bir gravür sanatçısı olmasının yolunu açar. Yıllar sonra İsviçre’de bir sanatoryumda yatan yeğeni Füreya’yı destekleyerek onun da Türkiye’nin ilk seramik sanatçısı olmasını sağlar. Çocukları Nejad Devrim ünlü bir ressam, Şirin Devrim de tiyatro sanatçısı olur. Fahrünissa Zeyd’in torunu Nissa Raad, bugün Şakir Paşa Ailesi’nin sanat geleneğini devam ettiriyor. #





