Hayduklar


osmanlı’nın özellikle siyasal ve toplumsal yaşamını etkilemesi bakımından balkanlar’daki “eşkıyalık”ın kökeni, ortaya çıkışı önemlidir. dilimizdeki “haydut” kelimesinin asıl kaynağı olan “hayduk” tabirinin balkan dillerine macarcadan veya türkçeden geçtiği düşünülmektedir. kırcalılar zamanının ünlü hayduku ındzhe (ince) voyvoda’nın önce bulgar yazar yordan yovkov’un “ince” adlı öyküsüne sonra da yaşar kemal’in ince memed adlı ünlü romanına ilham vermesi ise kültürel etkileşimin bir örneğidir.

Hayduklar
Sırp hayduklar, 1800’lerden bir illüstrasyon. / Paja Jovanović’in fırçasından Takovo İsyanı-İlk Sırp Ayaklanması, 1894.

Bir zamanlar sarp geçitlerden gün ışığı değmez sık ormanlara Balkan dağlarında dolanan mahallî eşkıyalar olan “hayduklar” (hajduk, haidut), birçok ülkenin tarihine ve folkloruna mal olmuştur. Dilimizdeki “haydut” kelimesinin asıl kaynağı olan “hayduk” tabirinin Balkan dillerine Macarcadan veya Türkçeden geçtiği düşünülmektedir. Osmanlı döneminde Türklerin, Macar paralı askerlere Macarca “hajdo”dan hareketle “hajduk” demeye başladığı öne sürülmektedir ki bu eşkıya motifinin temelinde de aslında bu silahlı milis mahiyetindeki kimseler vardır. Günümüzde Balkan ülkelerinde “hayduk” isimli futbol takımlarına ve taraftar gruplarına denk gelinmesi, bu motifin hâlen halk dimağında canlı olduğunu göstermektedir. Tıpkı “bir yeri basıp götürmek” anlamına gelen “çapmak” tabirinden “çapul” ve “çapulcu” kelimelerinin türemesi gibi, muhtelif Balkan dillerinde “haydamak”, Rumeli Türklerinin hatta Kırım sahasında Kırım Tatarlarının da ağızlarında “aydamak” şeklinde geçen ve “halletmek, becermek” anlamlarına gelen bir kelime türemiştir. Örneğin 1850’ler-1860’lar arasında Kırım’da yaşamış Kırım Tatarlarının Köroğlu’su Azamatoğlu Alim yani Halim’in lakabı “Aydamak”tır, folklor derlemelerinde ve kayıtlarda “Alim Aydamak” diye geçmektedir.

Hayduklar, Dağlılar/Kırcalılar, Âyanlar
Özellikle 18’inci yüzyılın sonları ile 19’uncu yüzyılın başlarında (1700’lerin sonu, 1800’lerin başı) Balkanlar’da üç önemli mefhumdan (kavramdan), toplumsal realiteden biridir “hayduk”lar. Diğerleri ise “dağlılar/Kırcalılar”, “âyanlar”dır. Balkan tarihi ve folklorunda eşkıyalık vakalarının nerede durduğunu anlatmaları ve “haydukların” varlığını anlayabilmek açısından önemlidir. Çünkü “hayduk”lar bu coğrafyanın koşullarında ortaya çıkmışlardır.
1780’lere doğru kaynaklarda geçen ve 1820’lere kadar kullanılan bir tabir olup; “Dağlılar”, “Kırcalı askeri”, “Kırcaalililer”, “Kırcaali askeri”, Osmanlı belgelerinde de yaygın olarak “Dağlı eşkıyası” olarak bahsedilen eşkıya grupları, tıpkı “hayduk”lar gibi ünlü eşkıya motiflerinden biridir. Bunlar 1766-1774 Osmanlı-Rus Savaşı esnasında ahaliden düzensiz olarak toplanıp silahaltına alınmış, savaştan sonra da başıboş kalarak soyguna, çapula çıkan çeteler hâline gelmişlerdir. Kimi zaman Osmanlı’dan başına buyruk hareket eden âyanların ordularına katılmışlar kimi zaman da eşkıya grupları hâlinde, Celaliler dönemindeki sekbanlar, sarıcalar gibi köyleri, şehirleri vurup talan etmişlerdir. Nitekim 1791-1808 arasında Osmanlı Rumelisi’nde bu şekavet hareketliliği (Yücel Özkaya’nın tespiti ve tarifiyle) “Dağlı İsyanları” olarak tarihe geçmiştir. Birçok Türk, Arnavut, Boşnak, Bulgar eşkıyanın türediği bu dönemi Bulgar tarihçi Vera Mutafçieva, “Kırcalılar Zamanı” (Kırcaliysko vreme) diye de isimlendirmiştir.

Hayduklar_1) 1703 tarihli bir Hayduk tasviri
1703 tarihli bir Hayduk tasviri.

Âyanlar ise ilkin Osmanlı taşra teşkilatında şehir ve kasabalarda devletle halk arasındaki ilişkileri düzenleyen kimseler, ileri gelenler, oranın temsilcileri konumundayken, daha sonra merkezî otoritenin karşısında konumlanan örfi, maffios otoriteler hâline gelmişler ve nüfuzlu aileleriyle yerel hanedanlara dönüşmüşlerdir. 17’nci yüzyılda Celali İsyanları ve takip eden dönemde eşkıyalık vakaları artınca âyanların güç kazanmalarına göz yumulmuş, 1683’teki Viyana Bozgunu sonrasında bazı topraklar para karşılığı malikâne usulüyle bunlara işlettirilmeye başlanınca güçleri artmaya başlamıştır. Nihayetinde 18. yüzyılın ortalarına doğru, kısmen de merkezdeki yeniçeri zorbazları nedeniyle İstanbul’un taşradaki gücünün giderek azalması, âyan ailelerinin kendi bölgelerinde devamlı olarak yöneticilik yapmaya başlamasına, akabinde de âdeta bir hanedan hüviyeti kazanan büyük ailelere dönüşmelerine olanak sağlamıştır. Rumeli sahasında Tirsiniklioğlu ile Alemdar Mustafa, Rusçuk dolaylarında; Pazvandoğlu Vidin’de; Tepedelenli Ali Paşa ile oğulları da Yanya ve çevresinde bir anlamda kendi idarelerini tesis etmişlerdir ki köy köy, kasaba kasaba detaylara indiğimizde başka âyanlar da söz konusudur. Daha sonra Sultan II. Mahmud devrinin başlarında 1808’de bu odakların bir kısmıyla meşhur Sened-i İttifak imzalanacaktır.

Hayduklar_Delyo Haydut anıtı-Zlatograd (Darıdere) Bulgaristan
Delyo Haydut anıtı, Zlatograd (Darıdere),  Bulgaristan.

Haydukların, Âyanların Asi Unsurlara Dönüşmesi
Hayduklar, âyanların ve Dağlı eşkıyasının mücadeleleri esnasında bölgedeki sosyal bunalımlar neticesinde asi unsurlara dönüşüp milli-kültürel mahiyet kazanmaya başlamışlardır. Aslında hayduklar başlangıçta eşkıya çetelerinden çok farklı ordulara hizmet veren milislerdir. Osmanlı ordusunda da paralı askerlerin, yeri geldiğinde silah taşımasına müsaade edilen gayrimüslimlerin de kullanıldığı bilinmektedir. Martolozlar, voynuklar, akıncılar gibi barış zamanı başka iş yapıp, savaşa çağrılan bir nevi milisler söz konusudur. Hayduklar da ilk zamanlar bu unsurlardandır. Çünkü 16. ve 17. yüzyıllarda Osmanlı dâhil o bölgedeki pek çok ülkede, ta Lehistan’da bile yardımcı asker mahiyetinde kullanılmışladır. Suraiya Faroqhi’nin de vurguladığı üzere bunların sonraki yüzyıllarda eşkıya çetelerine dönüşmelerinin sebebi, kırsal nüfusun ve paralı milis unsurların büyük bölümü gayrimüslim olduğu için daimi silahaltında bulunamamaları, işsiz kalan askerlerin de (Tıpkı Celaliler devrindeki kapısız, paşasız leventler ve sarıcalar gibi) soygunculuğa yönelmeleridir.


hayduklar, âyanların ve dağlı eşkıyasının mücadeleleri esnasında bölgedeki sosyal bunalımlar neticesinde asi unsurlara dönüşüp milli-kültürel mahiyet kazanmaya başlamışlardır.

Hayduklar_3) Bartosz Paprocki'den Leh Hayduklar tasviri-1578
Bartosz Paprocki’den Leh Hayduklar tasviri, 1578.

Yani ilk başlarda Osmanlı egemenliğine karşı ayaklanan asi figürü söz konusu değildir. Hayduklar ilk göründükleri zamanlarda yani 1500’ler ila 1600’lerde, serhat boylarında (sınır bölgeleri) yaşayan, vergiden yahut kanundan kaçan, çobanlık eden, kimi zaman sürü kaçıran, esir ticareti dâhil her türlü “al vur işi” yapan, daima müsellah (silahlı) kimselerdir. Serhat sınır bölgelerinde bu tiplere sıkça rastlanabilir. Mesela Ukrayna’da, Zaporijya Kozakları akla gelebilecek ilk örnektir. 1600’lere doğru Zaporijya’da Kırım’dan, Polonya’dan, Ruslardan vs. kaçan silahlı gruplara, çetelere, onların al-vur’a dayanan yaşantısına Taras Bulba (Nikolay Gogol, 1835) ve Ateş ve Kılıç (Ogniem i mieczem-Henryk Sienkiewicz, 1884) gibi romanlardan, bunlardan uyarlanan filmlerden de aşinayız.

Hayduklar_4) Starina Novak (1885'te yapılmış bir tasvir)
Starina Novak, 1885’te yapılmış bir tasvir.

Yine de 1600’lere doğru Osmanlılara karşı savaşlarda rol aldıkları için kahraman hüviyeti kazanmaya başlamalarından söz edilebilir. Örneğin ünlü Sırp hayduk “Baba Novac” yahut “Starina (İhtiyar) Novac”, kendisine işkence yapan yeniçerilerin elinden kurtulduktan sonra bir “harambaşa” (harami başı) çetesine katılıp Sırp ormanlarında nam salan bir hayduk olmuştur. Daha sonra 1595’te Osmanlılara karşı isyan eden Eflak Voyvodası Cesur Mihael’in çağrısıyla kendisine bağlı çeteleri alıp Erdel (Transilvanya) topraklarına geçmiş, akıncı ocağının büyük kısmının katledildiği 1595 Köprü Faciası’nda (Yergöğü Savaşı) bulunmuş ve Tuna Nehri’nin güneyindeki şehirleri emrindeki çetelerle yağmalamıştır. Bu açıdan kendisi Sırp folklorunda da Rumen folklorunda da yer bulmuş, popüler şarkılara dahi konu olmuştur (Transsylvania Phoenix grubunun 2005 tarihli Baba Novac albümü gibi).

Hayduklar_2) 1800'lerden Sırp Hayduklar illüstrasyonu
Sırp Hayduklar illüstrasyonu, 1800’ler.

Keza babası da bir dönem “hayduk” iken sonradan domuz ticaretiyle uğraşan, köyüne haraç kesmeye gelen yeniçerilerle çatıştıktan sonra kırsala kaçıp Sırp hayduklara katılıp kendisi de “hayduk” olan Kara Yorgi de epey ünlüdür. 1800’lerin başındaki “Prvi Sırpski Ustanak” yani “İlk Sırp İsyanı”nı başlatan ve kendi adıyla anılan kraliyet hanedanını kurup Sırp Prensliği’nin başına geçmiştir. 1800’lerin sonuna doğru geldiğimizde daha komitacılar yani siyasi çeteler zamanı yeni başlarken hayduklar yerini yavaş yavaş bunlara bırakmaya başlamıştır. Örneğin “Son Hayduk” lakaplı ünlü Bulgar çeteci İlyo Malişevski yahut Dedo İlyo (İlyo Dede) 1899’da öldüğünde hayduklar çağının son nüvesidir.

Hayduklar_6) “Son Hayduk” lakaplı ünlü Bulgar çeteci İlyo Malişevski yahut Dedo İlyo (İlyo Dede)
“Son Hayduk” lakaplı ünlü Bulgar çeteci İlyo Malişevski yahut Dedo İlyo (İlyo Dede).

Haydukların folklordan popüler kültüre uzanan etkileri hâlâ mevcut. Mesela 1700’lerin başında Rodoplar’da Osmanlılara karşı çetesiyle misillemelerde bulunan Delyo (Deli) Voyvoda’ya yakılmış “Izlel e Delyo haydutin” adlı ağıt dünya çapında tanınıyor. Bulgar halk şarkıcısı Valya Balkanska’nın icrasını ise uzaya gönderilen “Voyager 1” ve “Voyager 2” uyduları için çok kültürlü bir müzik seçkisi içeren Altın Plak Kaydı’nda yer alması bu denli ünlü kılıyor. Kırcalılar zamanının ünlü hayduku, 1821’de Moldova’da Filiki Eterya milisleriyle Osmanlı kuvvetlerine karşı savaşırken öldürülen Indzhe (İnce) Voyvoda, önce Bulgar yazar Yordan Yovkov’un “İnce” adlı öyküsüne ilham oluyor. Bu öykü de Yaşar Kemal’in İnce Memed adlı ünlü romanına ilham veriyor. 1800’lerin başında Istranca havalisinde Osmanlı vergi tahsildarlarının yolunu keserek ele geçirdiği büyük hazinenin söylentisi, hâlen Bulgar ve Türk definecilerin arasında hararetle anlatılan ve inanılagelen Valchan Voyvoda da popülaritesini hâlen koruyor. #