Halide Edib Sinekli Bakkal Romanını Yazarken Hangi Tekkelerden Esinlendi?


halide edib gerçek hayattan çok sayıda mekân, olay ve kişiyi romanlarına yansıtmıştır. romanlarında haminnesinin bağlı olduğu bahariye mevlevihanesi, çocukluk ve gençlik yıllarında çok yardımını gördüğü özbekler tekkesi ve adnan adıvar’la evlendikten sonra yerleştiği haseki semtindeki başcı mahmud tekkesi’nden izlere rastlamak mümkündür. 1942’de chp sanat mükâfatı’nı kazanan sinekli bakkal da bu izleri taşıyan romanlarındandır.

Halide_Edib_DepoPhotos_14961973-2

Halide Edib Adıvar 20. yüzyılın ilk yarısında eserler vermiş önemli bir Türk romancısıdır. İyi bir tahsil görmüş, gazetede yayımlanan piyesleri 31 Mart isyancılarının tepkisini çekmiştir. 1919’daki İzmir’in İşgalini Tel’in (lanetleme) için Üsküdar ve Sultanahmet’te gerçekleşen mitinglerde yaptığı konuşmayla adını duyurmuş, İstanbul’un işgali üzerine kocası Adnan Adıvar’la beraber Millî Mücadele’ye katılmak için Anadolu’ya geçmiş, bir yandan gazete ve dergilere yazılar yazarak bir yandan da cephedeki hastanelerde çalışarak istiklal mücadelesine katkı sağlamıştır. Kurucuları arasında yer aldığı Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kapatılması üzerine 1925’te ülkeden ayrılarak İngiltere’ye gitmiş, ardından geçtiği Paris’te 1939’a kadar yaşamıştır. Yurt dışında yaşadığı süre içerisinde de ülke gündeminden uzaklaşmamış, yazdığı romanlarla adından söz ettirmiştir. The Clown and His Daughter (Meddah ve Kızı) ismiyle Paris’te 1928’de kaleme aldığı roman, ilk olarak Londra’da 1935’te İngilizce yayımlanmıştır. Bu roman aynı sene Türkiye’de Haber gazetesinde bölümler hâlinde yayımlanmaya başlamış ve 1936 yılında İstanbul’da Sinekli Bakkal ismiyle basılmıştır. 1940’ta İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ne profesör tayin edilip İngiliz Dili ve Edebiyatı Kürsüsü’nü kurmakla görevlendirilmiştir. 1950-1954 yılları arasında Demokrat Parti İzmir milletvekilliğine seçilmiş, 9 Ocak 1964’te İstanbul’da hayatını kaybedince Merkez Efendi Kabristanı’na defnedilmiştir.

Bahariye Mevlevihanesi ve Özbekler Tekkesi
Halide Edib’e çocukluğunda en çok tesir eden aile büyükleri haminnesi (anneannesi) Eyyûblü Nâkiye Hanım ve Bahariye Mevlevihanesi türbedarlığını üstlenen dayısıydı. Mevleviyye tarikatından olan dayısının, karakterinin oluşumunda önemli bir rol oynadığını ifade etmektedir. Halide Edib’in gençliğinin ve evliliğinin ilk yılları Üsküdar Sultantepe’deki Özbekler Tekkesi’nin karşısında bulunan babası Edib Bey’in köşkünde geçmiştir. 31 Mart Vakası esnasında yazdığı piyesler yüzünden tehditler almış, şeyhin daveti üzerine Özbekler Tekkesi’nde saklanmıştır. Matematik âlimi ve Kandilli Rasathanesi Müdürü Salih Zeki Bey’le evliliğinden doğan çocukları Ayetullah ve Hikmetullah’a isimlerini yine bu tekkenin şeyhi Edhem Efendi vermiştir.

Halide_Edib_1. Halide Edib Üsküdar'daki evlerinde babası Edib Beğ'in el falına bakarken
Halide Edib Üsküdar’daki evlerinde babası Edib Bey’in el falına bakarken…
Halide_Edib_2. Halide Edib çocukken
Halide Edib’in çocukluğundan…
Halide_Edib_3.1 Özbekler Tekkesi ve önünde Şeyh ailesinden Ethem Özbekkangay
Adnan Adıvar ve Halide Edib, 1920’de İstanbul işgal edildiğinde Özbekler Tekkesi’nde saklandı.

Halide Edib, Salih Zeki Bey’den ayrıldıktan sonra ikinci evliliğini Sıhhiye Umum Müdürü Dr. Adnan Adıvar’la yapmıştır. İngilizler 16 Mart 1920’de İstanbul’u işgal ettikleri vakit İstanbul Mebusu Adnan Bey ve eşi Halide Edib’i yakalamak için harekete geçince saklandıkları yer yine Özbekler Tekkesi olmuştur. Bir gece Şeyh Ata Efendi’nin odasında kalan çift, Karakol Cemiyeti’nin organizasyonuyla 19 Mart 1920’de gizlice Ankara’ya hareket etmiştir.

İsmet İnönü’nün Anadolu’ya geçişinin de yine ilginç bir hikâyesi vardır. Kaçış planını Şeyh Ata Efendi’nin yeğeni Vahide Alev’in anlatımından öğreniyoruz:

Şeyh Ata Efendi imam kıyafetiyle at üstünde, Miralay İsmet Bey de er kılığında yürüyerek tekkeden ayrılırlar. Bağlarbaşı’ndan geçerlerken önlerini Kuvâ-yı İnzibatiye askerleri keser. Şeyh Efendi soğukkanlı bir şekilde, “Bu ne biçim iş? Ben tabur imamıyım, bu da benim emir erim. Bizi ne diye durduruyorsunuz?” diyerek çıkışınca askerler barikatı açmış ve İsmet Paşa’nın sağ salim Millî Mücadele’ye katılabilmesi mümkün olmuştur.1 İsmet Paşa bu iyiliği unutmayıp Şeyh Ata Efendi’nin kızı Belkıs Özbek’in eğitimi süresince masraflarını karşılamış. Şeyh Ata Efendi’nin kuzeni Münir Ertegün de Lozan görüşmelerinde hukuk müşaviri ve tercüman olarak bulunmuş, sonraki yıllarda Paris ve Vaşington büyükelçiliği yapmıştır.

Halide_Edib_4. Halide Edip'in ilk baskısı İngilizce yayımlanan romanı
Halide Edib’in ilk baskısı İngilizce yayımlanan romanı The Clown and His Daughter (Meddah ve Kızı).

Sinekli Bakkal Romanında Neler Anlatılıyor?
Sinekli Bakkal romanı Sultan II. Abdülhamid’in son devirleri ve Meşrutiyet’in ilk yıllarında geçmektedir. Halide Edib, Haseki ile Aksaray arasında kalan Sinekli Bakkal semtinde bir ailenin başından geçen olayları anlatırken devrin siyasi gelişmelerine de yer verir. Mahalle imamı İlhami Efendi karısını erken kaybetmiş, kızı Emine’yle yaşayan, dinin günah-sevap, cennet-cehennem bahislerine odaklanmış, sevdirmekten ziyade korkutmaktan ibaret taassup ehli bir kişi olarak tanıtılır. Tevfik ise yaşlı annesi ve dayısı bakkal Mustafa Efendi ile birlikte yaşayan, karagöz oynatan, orta oyununda kadın kılığında zenne rolüne çıktığından “Kız Tevfik” lakabıyla anılan 19 yaşındaki haylaz bir delikanlıdır. Emine 17 yaşına geldiğinde okuldan itibaren birlikte büyüdükleri Tevfik’e gönlünü kaptırır ve babası evlenmelerine rıza göstermeyince tiyatroculuğu bırakıp bakkal işleteceği sözünü alır almaz da Tevfik’e kaçar. Tevfik ilk zamanlar anlaşmaya riayet etse de sonradan tiyatroculuk arzusu ağır basar ve karısından gizli gizli etrafına topladığı erkeklere meddahlık yapmaya başlar. Bir gece Emine gürültüleri duyup kulak kabarttığında Tevfik’in zenne rolünde kendisinin taklidini yapıp seyircileri güldürdüğüne hatta yatak odasındaki özel anları anlatarak mahremiyet sınırlarını aştığına şahit olur. Bunun üzerine bir arbede çıkararak Tevfik’i ve etrafındakileri kovar ve hamile hâliyle babasının evine döner. Çok geçmeden bir kız çocuğu dünyaya getirir ve ismini Rabia koyarlar. İmam İlhami Efendi torununu küçük yaşta hafız yapar, sesi de güzeldir. Rabia’nın Aksaray’daki Valide Camii’nde mukabele okuyuşunu beğenen Zaptiye Nazırı Selim Paşa’nın karısı Sabiha Hanım, küçük kızı konaklarına davet eder. Konağa musiki dersi vermek için gelenlerden biri Mevlevi şeyhi Vehbi Dede, diğeri de İtalyan Peregrini’dir. Selim Paşa’nın oğlu Hilmi ise Jön Türkler’i gizliden gizliye desteklemektedir. Hatta yurt dışından Cemiyet’in gazetelerini postaneden aldırmak için Rabia’nın babası Kız Tevfik’i dahi kullanmış ve sürgün cezası almasına sebep olmuştur.


“sinekli bakkal romanı sultan ıı. abdülhamid’in son devirleri ve meşrutiyet’in ilk yıllarında geçmektedir. halide edib, haseki ile aksaray arasında kalan sinekli bakkal semtinde bir ailenin başından geçen olayları anlatırken devrin siyasi gelişmelerine de yer verir.”

Bakıcısı Ahmed Ağa, Ramazan ayında Halide Edib’i Üsküdar çarşısındaki bir kahvede oynatılan Karagöz’e götürmüştür. Halide Edib, Mor Salkımlı Ev başlığını taşıyan hatıralarında Sinekli Bakkal romanındaki Kız Tevfik karakterinin bu intibalarından ilhamla yazıldığını belirtmektedir.

Şeyhlikten Tiyatroculuğa İmam Hakkı’nın Hikâyesi
Halide Edib 1917’de Dr. Adnan Adıvar’la evlendiğinde Haseki Hastanesi’nin yanındaki köşke gelin gitmiştir. Bu köşk günümüzde de mevcut olup aile tarafından Kızılay’a bağışlanmıştır. Aynı semtte bulunan bir tekkede ise Sinekli Bakkal romanında anlatılanlara çok benzer bir hadise gerçekleşmiştir. Cerrahpaşa Camii imam-hatibi ve Kadiri şeyhi Mehmed Arif Efendi’nin kızı Keşfiye Hanım, yine Haseki semtindeki Gülşeniyye tarikatına bağlı Başçı Mahmud Tekkesi’nin Şeyhi Hakkı Efendi’yle evlenir.

1882’de dünyaya gelen kızları Şahende henüz beş yaşına geldiğinde aile arasına kara kedi girer. Şeyh Hakkı Efendi tekkesine gelen Komik Abdi, Kel Hasan ve Küçük İsmail gibi orta oyuncuların tesirine girerek tiyatroya merak sarar. Bu ilgi öyle bir noktaya ulaşır ki tekkedeki şeyhlik, camideki hatiplik vazifelerini bırakıp tiyatro oyunculuğunu meslek edinir. Hatta bununla da kalmaz, bir rivayete göre Küçük İsmail Kumpanyası’ndaki Virjini isimli bir kantocuyla, başka bir rivayete göre de meşhur şantözlerden “Marika”nın kardeşi “Tireze”yle gönül ilişkisi kurar.2 Tabii bu durum Keşfiye Hanım’ın kızını alarak evi terk etmesine ve babasının Cerrahpaşa’daki evine taşınmasına sebep olur. Malik Aksel, 1977’de yayımlanan İstanbul’un Ortası isimli kitabında, “Bir kantocuya tutkunluk gösterip âşık olan İmam Hakkı’nın başından geçenler bir romana konu olabilir.” diye yazarken herhâlde Halide Edib’in Sinekli Bakkal romanını okumamıştır.

Halide_Edib_6. Şahende Hanım'ın Suzişli Hatıraları
Şahende Hanım’ın Sûzişli Hatıraları, Sinekli Bakkal romanına ilham veren bir olayı ele alıyor.
Halide_Edib_7. sağdaki kupür
Sinekli Bakkal romanının ödül haberi. Tan, 23 Şubat 1942.

Roman Kahramanı Rabia, Gerçek Hayatta Şahende Hanım Olabilir mi?
Dedesi Şeyh Mehmed Arif Efendi zeki ve kabiliyetli torunu Şahende’ye “molla” diye seslenir ve çok severdi. Büyüdüğünde Amasyalı Kemal Bey’le evlendirilir. Kemal Bey jandarma olarak görev yaparken Sultan II. Abdülhamid’e muhalefet edip Jön Türkler’le yurt dışına kaçmış, affedilince ülkeye dönebilmiştir. Gümrük İdaresi’nde sermuhasip (başsayman) olarak çalışmış, 1908’de Meşrutiyet’in ilanı sonrasında İttihat ve Terakki Fırkası’nın otoriterleşme eğilimlerine karşı çıkıp yeni bir arayışa girmiştir. Şerif Paşa’nın Paris’te kurduğu Islahat-ı Esasiyye-i Osmaniyye Fırkası’nın yurt içindeki gizli ekibini teşkil eden Cemiyet-i Hafiye’nin başkanlığını üstlenmiştir. Bu fırkanın Paris’te yayımladığı Meşrutiyet isimli gazete ecnebi postaneleri vasıtasıyla getirilmekte ve gizlice İstanbul’da dağıtılmaktadır. Bu durumu haber alan İttihatçılar takibata başlar, Kemal Bey tutuklanacağını anlayınca Paris’e kaçar. Fakat evine yapılan baskında karısı Şahende Hanım gözaltına alınır ve 84 gün tutuklu kalır. Cemiyet-i Hafiye’ye ilişkin Rıza Nur bir kitap yazmıştır. Şahende Hanım’ın tutukluluk günlerinde yaşadıklarını anlattığı günlük de A. Filiz Evcimen Salıcı tarafından yayımlanmış böylelikle Sinekli Bakkal romanına ilham veren bir hadise daha aydınlanmıştır.3

Şeyh Arif Efendi’nin oğlu Şerefeddin Yaltkaya Cumhuriyet devrinin ikinci Diyanet İşleri Başkanı’dır. Diğer oğlu Kemaleddin Yaltkaya ise Yenikapı Mevlevihanesi’nde çile çıkarmış, Laleli Camii’nde hatiplik yapmış, Romanya Kralı Carol tarafından Köstence’de yaptırılan camide 1913 yılında imam-hatip olarak görevlendirilmiştir.

Şeyhlerin İçinde Bulunduğu Mükâfat Jürisi
Halide Edib, Sinekli Bakkal romanıyla 1942’deki CHP Sanat Mükâfatı’nı kazanmıştır. Bu yarışmanın jüri heyeti başkanlığını Halid Ziya Uşaklıgil yapmıştır. Diğer jüri üyeleri ise şunlardır: Nureddin Artam, Nurullah Ataç, Falih Rıfkı Atay, Fazıl Ahmet Aykaç, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, Nasuhi Baydar, Behice Boran, Yahya Kemal Beyatlı, Behçet Kemal Çağlar, Ahmet Muhip Dıranas, Sabahattin Eyüboğlu, İbrahim Alaeddin Gövsa, Ferit Celal Güven, Fuat Köprülü, Mustafa Nihat Özön, İsmail Hakkı Sevük, Sabri Esat Siyavuşgil, Vedat Nedim Tör, Mustafa Şekip Tunç, Hakkı Tarık Us, Hüseyin Cahit Yalçın, Suut Kemal Yetkin ve Kadri Yörükoğlu.

Bu üyelerden Nureddin Artam Çengelköyü’ndeki Şeyh Nevruz Tekkesi’nin, Nasuhi Baydar ise Topkapı Sarayı girişinde bulunan Nazikî Tekkesi’nin son şeyhiydi. Yahya Kemal, Üsküp’teki Rıfai Tekkesi Şeyhi Sadeddin Sırrî Efendi’ye biatlı oluşundan Beyatlı soyadını almıştı. Sabri Esat Siyavuşgil’in çocukluğu tekkelerde geçmişti. Suut Kemal Yetkin de Urfa mebusluğu, Oğlanlar Tekkesi Şeyhliği, tekkeleri denetleyen ve idari işlerine bakan Meclis-i Meşayih başkanlığı yapan Şeyh Safvet Yetkin’in oğluydu.

Halide_Edib_Halide edib'in Bayezid Camii'ndeki cenaze merasimi
Halide Edib’in Bayezid Camii’ndeki cenaze merasimi.

1967’de sinemaya da uyarlanan Sinekli Bakkal’ın senaryo ve yapımcılığını Osman F. Seden, yönetmenliğini ise Mehmet Dinler üstlendi. Başrollerde ise Türkan Şoray ve Ediz Hun vardı. #

DİPNOTLAR
1 Vahide Alev, “Özbekler Tekkesi”, Tarih ve Toplum dergisi, sayı 2, Ağustos 1984, s. 40-45.
2 Musahipzade Celâl, Eski İstanbul Yaşayışı, Türkiye Yayınevi, İstanbul, 1946, s. 63; Cemaleddin Server Revnakoğlu Arşivi, Süleymaniye Kütüphanesi, Dosya: 71/140 vd.
3 A. Filiz Evcimen Salıcı, 1910 Cemiyet-i Hafiye Davasının Tek Kadın Sanığı, Şahende Hanım’ın Suzişli Hatıraları, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2016.