verilen minicik bir karar daha sonraki kuşakların kaderini belirleyebilir mi? şayet bu karar üzerine alınan sorumlulukları yerine getirebilecek kadar cesaret ve bilinç varsa evet. grünberg sülalesinin kaderini belirleyen kırılma anlarından birisi, jak grünberg’in, sahibinin sesi’nin türkiye temsilcisi nobert şor (schorr) ve aram gesaryan’ın yeni plak işlerinde çalışması için kendisine bulunduğu teklife “hayır” demesiydi. bay jak bu teklifi kabul etmiş olsaydı, türkiye’nin müzik tarihi bambaşka bir doğrultuda yazılacak, muhtemelen sahip olduğu zenginliklerin bir kısmından mahrum kalacaktı.
Grünberg ailesi 1907 yılında Çarlık Rusyası’ndan kaçarak önce Ukrayna ve Kafkasya’ya, oradan İstanbul’a göçmüştü. Haim Grünberg’in iki oğlundan Jak, Tünel’de gramofon ve fonograf işi yapan Bluementhal Biraderler firmasında çalışırken firmanın Odeon Türkiye temsilcisi olmasına ve Orfeon’u kurmasına tanık olmuş, daha sonrasında ise kendi işini kurmuştu. Grünberg Ticaret (Grünberg ve halefleri), 1922 yılında elektrik işi yapmış, sonra müziğe dönmüştü. Bay Jak, kapı kapı dolaşarak mumlu gramofon iğnesi ve gramofon satıyordu.
Jak Grünberg, Odeon’un Temsilcisi Oluyor
Bluementhal Biraderler, yeni aldıkları plak firmasının işleri için Bay Jak’a yeniden teklifte bulunmuş, o ise cevap için müsaade istemişti. Ancak Odeon’un serbest olduğunu öğrenince bu işi kendi hesabına yapmanın daha doğru olacağına kanaat getirerek trenle Almanya’ya gitmiş ve firmanın Türkiye temsilciliğini alarak Nobert Şor (Schorr) ve Aram Gesaryan’a durumu bildirmişti. Aralarında bir müddet sonra oluşacak rekabet, dostluklarını hiç zedelememişti.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında Batılılaşma ilkesini uygulayan yönetim, müziğe önem veriyordu. Böyle bir ülkede gramofon ve taş plakların geleceği vardı. Aslında Odeon, Bay Jak’tan önce 1903 yılında İstanbul’da faaliyete geçmişti. Sonradan Orfeon Record’u kuracak olan Bluementhal Biraderler, Odeon’un temsilciliğini almıştı. Türkiye’de plakçılık 1910-12 yıllarında onlarla başladı. Bluemanthal Biraderler fabrika kurduktan sonra araya savaş yılları girmiş, Odeon ortadan kaybolmuştu. Odeon firmasının 1911 ila 1925 yılları arasındaki tarihi ise bazı bilinmezlikler içermekteydi; savaşta bazı belgelerin yok olması, arşiv yapılamaması, kayıt tutulamaması gibi nedenlerle… O sürecin ilk yıllarında Bluementhal Biraderler stokları eridikten sonra Odeon etiketi altında plak basmaya devam etmişti. Almanya’da bulunan merkez savaş nedeniyle denetleme yapamadığından Bluementhal Biraderler kendilerini fiilen temasta bulunamadıkları şirketin vârisi olarak görüyordu.
Odeon’un temsilciliği için Bay Jak zorlukla karşılaşmamıştı; zira Türkiye Cumhuriyeti iyi bir pazardı. Bay Jak, temsilciliği isterken “Garanti verebilir misiniz?” sorusuna kravatındaki iğneyi göstermişti, üzerinde ufak da bir inci vardı. Bay Jak, 1925 yılında Odeon’un temsilcisi olmuştu. İlk iş olarak meşhur stüdyo rejisörü Hafız Aşir Efendi’yi müzik danışmanı olarak işe almış ve plaklarını yayımlamıştı. Odeon, Sirkeci Sultanhamam’da Hamdi Bey Geçidi’nde bulunan (İçinde Favorite Record firmasının da bulunduğu) Topalyan Han’da faaliyete başlamıştı.
Kayıtlar önce Beyoğlu’nda bir apartman katında yapılırken, 1926 yılından sonra devreye elektrik girince (İpekçi’lere ait) Melek Sineması’na taşınmıştı. Ses yalıtımı uygulanmış bu sahne, kayıt firmalarının kiralama yoluyla ortak kullanımına açıktı. Odeon bazı erken dönem kayıtlarını Almanya’da yapmış olmakla birlikte, altyapılar için eş zamanlı olarak Melek Sineması sahnesini de kullanmıştı. Yeşilköy fabrikası açılına kadar taş plak kayıtları burada sürdürülmüştü.
Güç Birliği ve Yayımlanan Plaklar
Bu arada Columbia ile Odeon birleşmiş, Kurtuluş’ta bir fabrikada plak basıyorlardı. Derken bu iki markaya yeni bir isim daha eklenmişti: Sahibinin Sesi. Avrupa’da bu üç isim tek bir şirket adı altında birleşti. Türkiye’de de bir fabrika kurmaya karar verdiler, Yeşilköy’de… Bunun üzerine Kurtuluş’taki fabrika kapandı.
Odeon dönemin tutulan, sevilen sanatçılarının plaklarını yayımlamayı politika edinmişti. İlk Odeon kataloğu Arap ve Latin harfleriyle, Fransızca çevrim yazıyla Türkçe basılmıştı. 501’e kadar numaralandırmış plakları içeriyordu ama imalat ve kalıp numaraları yazılmamıştı. Bu katalogda 1904 ila 1911 yılları arasında yapılan kayıtlar da yer aldı. 1’den 6’ya kadar olan plaklar 35 cm’lik, Hafız Aşir ve Hafız Sami’ye ait; 7’den 14’e kadar olan plaklar 30 cm’lik, Hafız Aşir ve Karakaş Efendi’ye ait plaklardı. Kataloğun ağırlığını 15’ten 501’e kadar 27 cm’lik plaklar oluşturmaktaydı ve bir plağın iki yüzünde farklı sanatçıların yer almasıyla basılmışlardı. Odeon yenilikçi bir yönetime sahipti. 1926’dan sonrasını içeren ikinci katalogda tüm bu hamleleri gözlemlemek olasıydı. Burada kalıp ve katalog numaraları bulunmakla birlikte, plaklara eşleme numarası eklenmişti. Plaklar kahverengi-kırmızı-menekşe olmak üzere üç farklı renk göbekle basılmış, 25-27-30 cm olmak üzere üç farklı boyutta basılmıştı. En çok kullanılan 27 cm, daha uzun eserlerin kaliteli ses kaydıyla basılmasına olanak veriyordu. Bir de plağın iki yüzünde de aynı sanatçının yer alması uygulaması başlamıştı.
Hafız Burhan ile Hafız Ahmet Efendi Rekabeti
Odeon’un ilk plağı Hafız Ahmet Efendi tarafından okunmuştu. Bu isim Colombia’nın ünlü solisti Hafız Burhan’a rakip olarak düşünülüp bulunmuştu. Hafız Ahmet Efendi’nin Odeon’da 50’den fazla plağı olmuştu. En ünlülerden biri Her Yer Karanlık plağıydı. Plağın üzerine sadece Karanlık diye yazılmıştı. Hafız Ahmet Efendi, sonradan firmanın baş sanatçısı ünvanını almıştı. Plaklara tıpkı Hafız Burhan gibi şarkılar, gazeller, kantolar, türküler okumuştu.
Odeon Türkçe Plakları Umumi Kataloğu şirketin üçüncü kataloğuydu ve Harf Devrimi’nden sonra Latin harfleriyle Türkçe basılmıştı. “Erkek Sesleri”, “Kadın Sesleri”, “Heyetler”, “Oyun Havaları”, “Taksimler”, “Monolog”, “Komikler”, “Marşlar”, “Laz Havaları” gibi bölümlerden oluşmuştu. Firmanın sanat danışmanı (stüdyo rejisörü) Hafız Aşir’in son plakları bu katalogda yer almıştı. “Kadın Sesleri” bölümünün ilk sayfasında yer alan Afife Hanım (Tanyeli), Fransa’da konservatuar eğitimi gören ilk kadın sanatçılarımızdandı; fokstrot, çarliston, tango gibi dans parçalarını Türkçe sözlerle okuyarak aranjman akımının ilk temsilcilerinden biri olmuştu. Ali Baba plağının ticari başarısı münasebetiyle Bay Jak tarafından Fransa’ya gönderilmiş, Paris Odeon Stüdyoları’nda “Ramona” isimli şarkıyı okuyarak bir ilke imza atmıştı. Müteakip yıllarda sanatçı transferleri başlamış, bu yarıştan galibiyetle çıkan Odeon olmuştu, zamanın sanatçılarının ilk tercihi bu firma olmaya başlamıştı.
Bay Jak’ın Oğulları Bay Hugo ve Bay Leon
Bay Jak’ın oğulları Bay Hugo ve Bay Leon, 1936 yılındaki vefatına değin babalarına yardımcı olmuşlardı. Bay Hugo, Unkapanı yolculuğunun ilk adımlarını atmış, Balet Plak’ın kuruluşunda aktif rol almıştı. Aynı zamanda şirketin dış ilişkilerini yönetiyordu. Bay Leon da üretim ve satışla ilgilenmişti. Bay Hugo’nun 1971 yılındaki vefatından sonra şirket yönetimi Bay Leon tarafından yürütülmüştü. Leon Grünberg 17 yaşında iş hayatına atılmıştı. Sözüne sadık, vergi kaçıranlardan uzak, her şeyi nizami yapan bir iş adamıydı. Sesler konusunda keşif yapmaktan çok hoşlanıyor, bunun için Anadolu’yu geziyordu. Türkiye’nin plak kaydı olarak ilk prodüksiyon işi Leon Grünberg döneminde 1955-56 yıllarında yapıldı. Teknoloji ilkeldi; eserler borular aracılığıyla mum kalıba okunup Almanya’ya gidiyor, taş plağa basıldıktan sonra Türkiye’ye ithal ediliyordu. Bu kayıtlar yılda bir iki kez Türkiye’ye gelen Alman ses teknisyenlerinin gözetiminde yapılıyor, kalıplar trenle Almanya’daki merkeze gönderiliyordu. Alman mühendis bir ay fabrikada kalıp her şirket için ayrı zaman ayırıyordu. O bir ay içinde ne yapılırsa yapılıyor, sonra dönüyordu. Almanya’da basılan plaklar 50 plaklık ambalajlar hâlinde geliyordu; trenle ve kamyonetlerle memleketin her ucuna gidiyordu.
Üçüncü Kuşak Grünberg’ler
Roni ve Dani Grünberg üçüncü kuşak yöneticilerdendi. Roni Bey müzikle alakadar olmamakla birlikte modern bir yönetici vizyonuna sahipti, şirkete zor zamanlarda format atmıştı. Dani Bey ise öğrenimini yurt dışında tamamlamış, Türkiye’den 1978 yılında ayrılıp Warner Bros için çalışmıştı. Askerlikten sonra kredi departmanında çalışmış, ardından müzik departmanına geçmişti. Eşi, Arif Mardin’in yeğeniydi. Yurt dışında Mardin’ler ile on, bağımsız olarak dört yıl çalışmıştı. Yokluğunda yapım olmamış, sadece fason kaset-CD basmışlardı. Firma seksenli yıllarda müzik faaliyetlerini yavaşlatmış, sanayici taraflarını öne çıkarmıştı. 1984 yılında Plaksan AŞ’yi kuran Odeon, 1992’de de CD fabrikası kurmuştu. Açılışı Cumhurbaşkanı Turgut Özal yapmıştı. Fabrika kurulunca Avrupa ülkelerinde basılan albümler burada üretilmeye başlamıştı. Fabrika 1992 yılının Eylül ayında, Plaksan’ın hemen bitişiğinde faaliyete geçmişti. Bu hamle Raks’ın da harekete geçmesine neden olmuş; onlar da bir CD fabrikası için düğmeye basmıştı. Bu arada Türkiye’deki kaset fiyatları Avrupa ülkelerine göre üçte bir fiyatta olduğu için turistler kaset konusunda “bavul ticaretine” bile başlamıştı. Fabrika on yıl içinde üretim hacmini yılda 15 milyon CD’ye çıkarmıştı. Firmanın yan kuruluşu olarak faaliyet gösteren Plaksan ise 25 milyon kaset üretiyordu. İSO 9001 kalite belgeli Odeon tesisi, 1987 yılında Yeşilköy’den Avcılar’a taşınmıştı.
İlk Arşiv Çalışmaları
Dani Bey on dört yıl sonra dönünce sorduğu ilk soru “Bizim arşivimiz nerede?” oldu. Fabrikanın çatısında, demir dolapların içinde bantlar hâlinde devasa bir arşiv vardı. Arşive sahip çıkamadıkları düşüncesiyle hızlıca işe girişti. Bantları dat’lara aktarmakla işe koyuldular. Aşağı yukarı üç bin şarkılık bir repertuar çıkmıştı; TSM, THM ve Türk Pop Müziği dallarında. Ellerinde resmî kâğıtları olmadığı için izinlerini yeniden almaya yani işe sıfırdan başlamışlardı ancak bazılarını çeşitli nedenlerle alamadılar. Bu ağır mesai sonunda katalogda yüzde ellilik bir azalma meydana gelmişti. 1950’den önce yapılan taş plak kısmına hiçbir şey yapamadılar. Bak Bir Varmış Bir Yokmuş derlemelerini yaptılar. Bu çalışmalar esnasında danışman Nino Varon’un eşi rahatsızlanmıştı, yerine Hakan Eren başlamıştı. O süreçte çok değerli derlemeler çıktı; Nesrin Sipahi’den Yaşar Özel’e, Tanju Okan’a…
Odeon her dönem dinlenen ve tüm zamanlar satacak işler yapmıştı; günübirlik, mevsimlik, yazlık, genel geçer popülist anlayıştan uzak. Bu anlamda arşiv çalışmalarını ilk başlatan firmaydı. Bilhassa arşiviyle müzik tarihimizin abidevi firmasıydı. Trend yaratan firmaydı; o güne değin örneği bulunmamasına rağmen Fransızca şarkıya Türkçe söz yazan Fecri Ebcioğlu’nun denemesini İlham Gencer’e okutup piyasaya sürerek bir ilke imza atmıştı. Ne var ki Grünberg’lerin dördüncü kuşağında bu işe gönül verecek kimse yoktu; bu kuşak farklı konularda yetişmiş ve çalışmaya başlamıştı. Artık müzik işinden çekiliyorlardı. Ve derken şirket tarihinin en büyük hatası yapıldı; Odeon kataloğu 2011 yılında Avrupa Müzik’e satıldı. #








