Gerçek hayattan kurguya bir hafıza kitabı: Memoria

Şebnem işigüzel 100 yıllık cumhuriyetin fırtınalı tarihini anlattığı yeni romanı Memoria’da, asırlar boyunca susturulan kadın seslerini duyuruyor. Romanda erkek baskısı altında varolma mücadelesi veren kadınlar Eyüp semtindeki “Karılar Tekkesi”nde, bir sığınma evinde, “toprak altındaki kömürün elmasa dönüşmesi gibi varlık ve değer kazanıyorlar”.

Erkekler üzerinden anlatılan tarihi ters yüz eden, kendi deyimiyle “ortalığı dağıtan” kadınların hikayelerini anlatmayı seven bir yazar Şebnem İşigüzel. İstanbullu Amazonlar 1809, Gözyaşı Konağı Ada 1876, Venüs romanlarında cesaretleri, öfkeleriyle gerçek kadınları konu alan İşigüzel’ün Everest Yayınları’ndan çıkan son romanı Memoria raflarda yerini aldı.

kapdos-kitap-2
Memoria
YAZAR ŞEBNEM İŞİGÜZEL

İşigüzel’in kitabı, dede-torun ilişkisi üzerinden 100 yıllık cumhuriyetin sancılı doğumunu destansı bir şekilde anlatıyor. Bir imparatorluğun çöküşünün yarattığı enkazın altında ezilen toplum ağır bir yoksullukla mücadele ederken, bu çetin sürecin en ağır yükünü omuzlarında taşıyanlar tabii kadınlar. Kürtajın yasak olduğu, doğum kontrol yöntemlerinin neredeyse hiç bilinmediği bir dönemde, istenmeyen gebelikler ve buna bağlı ölümler… Kadınlar, erkek şiddeti ve baskısı altında varolma mücadelesi veriyor. Modernleşmenin sancıları ise bedenleri ve ruhlarında derin izler bırakıyor.

Şebnem İşigüzel’e, kitabının özellikle bu niteliğini sorduk:

Kadınların direnişi Memoria’da çok önemli bir tema. Nasıl bir bağ kurdunuz bugünle?
Kadınlar çok güçlü. Bu coğrafyada sırf kadın oldukları için öldürülmelerine, sözde gelenekler ve namus baskısı yüzünden diri diri gömülmelerine rağmen pes etmiyorlar, pes etmiyoruz. Ben dayanışmanın daha daha güçlendiğini ve büyüdüğünü düşünüyorum. Memoria bu isyanın hikayesi bir bakıma, başkaldırının. Kurbanken cellada dönüşen bir kadının, Muazzez gibi güçlü bir bireyin tarihi.

Romanın önemli bir bölümünün geçtiği mekan, Eyüp Mezarlığı’nda ve geçmişte Hatunîye Dergâhı olarak adlandırılan Karılar Tekkesi. Bu mekânı seçme nedeniniz neydi?
Hayatta herkesin sığınmak istediği bir yer vardır. Dönmek istediği bir yer. Kalmak istediği bir yer. Duygusal olarak böyledir bu. Bunun için görünürde bir nedeniniz bile yoktur. Karılar Tekkesi’ni keşfedince bir romancı olarak böyle bir duygusal yakınlığım oldu. Yazmak istediğiniz satırlar, hissî-kalbî bir yakınlık kurunca varolur. Karılar Tekkesi zor durumdaki müşkül kadınların sığındığı bir yer. Bir tür sığınma evi. Orada gizli-saklı bir cennet, özgürlük alanı oluşturdum. Orası benim benim romanımın da tekkesi. Baskı altındaki kadınlar bu tekkeye sığınınca, tıpkı toprak altında kalan kömürün elmasa dönüşmesi gibi varlık ve değer kazanıyorlar.

kapdos-kitap-1
Şebnem İşigüzel

Kadınların yaşadıkları dönemki siyasi ve sosyal olaylara karşı tutumları nasıl?
İmparatorluk batıp cumhuriyet ilan edildiğinde güzel bir teşhisleri var aslında: “Dünya tam da buradan yırtıldı” diyorlar. Koskoca imparatorluk çökerken peşinden dünyayı sürüklediğini görüyorlar. Bu bir yana Karılar Tekkesi’nin kapatılmasından korkuluyor. Kadınefendileri Amerikan Koleji mezunu, Halide Edip’in sınıf arkadaşı. Mustafa Kemal’in gözüne girebilmek için Harf Devrimi’nden önce Latin karakterleriyle mektup yazıyorlar ona hitaben. Olmuyor tabii. Aralarında en yaşlıları ise kocasını zehirlemiş bir kadın. Kadınlar zeki tabii. Karılarını- kızlarını öldürüp öldürüp ceza almayan erkeklere karşı onların diliyle konuşuyor, kocalarını zehirliyorlar; çünkü erkeğin yanındaki kanun, karısının kafasına odunla vurup öldüren kocayı “arada odun ya da balta olduğu için” suçlu saymıyor.