3-12 Ocak 1925: Gazi’nin Konya’da On Günü


mustafa kemal paşa’nın reisicumhur olarak konya’ya ilk gelişi 3 ocak 1925 günü oldu. yurt gezisinin bu ilk durağında geçirdiği süre ise dikkat çekici uzunluktaydı. ne öncesi ne sonrasında izmir ve istanbul dışında hiçbir kentte bu kadar kesintisiz zaman geçirmemişken, yüz yıl önceki konya ziyareti on gün sürmüştü.

Gazi_Konyada_0

Yeni yılın ilk günü saat 17.00’de Ankara’dan hareket eden tren, ertesi sabah Eskişehir’de iki saat mola verip yola devam etti ve 3 Ocak 1925 sabahı Konya’ya vardı. Eskişehir’deki kısa molada bile askerî bir tören düzenlendiğinden ısrarla Konya’da resmî karşılama yapılmaması istenmişti. Buna rağmen Reisicumhur, eşi Latife Hanım ve beraberindekileri bekleyen büyük bir kalabalık toplanmıştı. Vali Kazım Müfit, Belediye Başkanı Kazım (Gürel), Fahrettin (Altay) ve Naci (Eldeniz) paşalar ve coşkulu bir halk kitlesi toplanmış, sabahın ilk saatlerinden itibaren çevre köylerden gelenler, esnaf birlikleri, öğrenciler ve askerler kent merkezine giden bayraklar ve taklarla süslü yola dizilmişti. Alkışlar ve bağrışlar arasından ilerleyen protokol sık sık duruyor, selamlaşma ve ayaküstü sohbetleri yapıyordu.

Hizmete tahsis edilen köşk, 1916’dan beri Vali Konağı olarak kullanılmış, 1923’teki Konya ziyaretinde de aynı çiftin ağırlandığı, günümüzde Atatürk Evi Müzesi olan binaydı. Halk köşkün önünden saatlerce ayrılmadığı için konukların dinlenmesi pek mümkün olmadı; sık sık balkona çıkıp selamladılar. Askerî birliklerin, polis ve öğretmen okullarıyla lise öğrencilerinin ve izcilerin geçit töreni de balkondan seyredildi.

“Geçici Beğeni Kazanma Yoluna Girmeyiz”
Konya’daki ilk güne dair basına yansıyan haberler hemen her ziyarette yaşananları aktarıyordu. Peki, Mustafa Kemal Paşa’yı o gün not defterine şunları yazmaya iten neydi?

“Memleket ve milletin kurtuluşu ve mutluluğu için çalışmaktan başka bir amacım yok. Bu da insana yeterince sevinç ve haz sağlıyor. Ben ve benimle beraber olanlar, hedefimizin yüceliği ve yolumuzun doğruluğundan eminiz. Bunda asla şüphe ve tereddüt yoktur. Türk milletinin yakın ve uzak tarihine dair gerekli bilgiye sahibiz. Geçmişten ders alma ve gelecek için göz önünde tutma dikkatinden yoksun değiliz. Yaptığımız hizmetlerle övünmüyoruz. Yapacaklarımızın övgüye değer olması ümidiyle avunuyoruz. Milleti aklımızın ermediği veya yapılması güç olan, kendimizde görmediğimiz konularda kandırarak geçici beğeni kazanma yoluna girmeyiz. Millete adi politikacılar gibi yalancı vaatlerde bulunmaktan nefret ederiz. Vatani ve millî işlerle ilgili çalışmalarda fikrî ve fiilî kusur ve noksanlarımızı görüp iyilikseverlikle bizi uyaranlardan memnun olur, teşekkür ederiz. Fakat amacımızı kötü niyetle saptıran, yorumlayan ve millet ve memlekete dair hedeflerimize engel olmak için çalışanları iyi niyetli sayamayız. Bu gibiler gerçekten hain değilse, kesinlikle ileriyi düşünmeyenlerdir. Bu nedenle hıyanet, kötülük ve bozgunculuk aracıdırlar. Bu gafillerin hakikat gününde yerlere kapandığını çok gördük. Milletimizi gerçek kurtuluşa, mutluluğa kavuşturmak için yapılmasının zorunlu olduğuna inandığımız esasları uygulama ve yerine getirmede kararsızlık göstermedik. Bu esasların devam ve istikrarını sağlamak için hayatlarımız ortadadır.”

İzleyen günlerde aldığı notları dikkate alarak Konya günlerinin izini sürdüğümüzde dışarıdan görülenle içten içe yaşanan çatışmaların birbirine zıt manzaralar olduğu anlaşılıyor.

4 Ocak Pazar günü olağan ziyaret ve denetlemelerde bulundu. Ertesi gün üçüncü kurtuluş yıl dönümü kutlamalarına katılmak için Adana’ya gitmekte olan TBMM Heyeti’ni kabul etti ve günlüğüne şu notu düştü: “Yönetim ilkemiz, milletin ortak ve genel görüş ve eğilimlerine uymaktır. Bu görüş ve eğilimlerin gerçekçi ve ciddi olması, yine milletin maddi ve manevi ihtiyaçlarından kaynaklanmasına bağlıdır.”

Gazi_Konyada_1
Konya ziyaretinde balkondan halkı selamlayan M. Kemal Paşa.
Gazi_Konyada_1.1
Günümüzde Konya’daki Atatürk Evi Müzesi.

“Biz Keyfî Hareket Etmeyiz”
5 Ocak günü her gezisinde olduğu gibi kentteki kolordu, valilik, belediye ve parti merkezini ziyaret etti. Şehirde geçen zaman olağan akışındayken günlüğe yansıyan düşünceler yine savunu ifadeleri taşıyordu:

“Kamuoyu gibi gösterilen yapay fikirler, sonuçta özel fikirler gibi düşünülebilir. Değerli ve çıkarlara uygunluğu görülürse dikkate alınır; fakat genel idarenin uyması gereken ilkeler niteliğinde kabul edilemez. Genel değeri olmayan fikir ve görüşlere gereğinden fazla önem verilmemesi, sahiplerini üzmemelidir. Dargınlıklara yenilip kızgınlık duyanları hoş görsek bile haklı bulamayız. Özellikle bizi keyfî hareket eden baskıcılar diye nitelendirmelerini büyük haksızlık ve insafsızlık kabul ederiz. Biz keyfî hareket etmeyiz. Asla zorba değiliz. Hayatımız ve bütün faaliyetimiz memleket işlerinde keyfî ve baskıcı hareket edenlere karşı mücadeleyle geçti. Akıl, mantık ve zekâyla hareket etmek belirgin özelliğimizdir. Hayatımız boyunca yaşadıklarımız bu gerçeğin kanıtıdır. Memleket ve millet işlerinde, şahısları, eylemleri ve fikirleriyle zararlı olma durumuna düşenlere karşı zaman zaman sertleştiğimiz olmuştur. Milleti gerçek kurtuluş yolunda yürümekten alıkoymaya çalışanlara karşı sert ve amansız olma eğilimindeyiz. Toplum düzenini bilerek veya bilmeyerek bozanlara izin veremeyiz! Bu doğrudur. Bu konularda bizden sessiz ve tarafsız kalmamızı isteyenleri tatmin edemiyorsak, sebebi ülke ve milletin çıkarlarını her şeyin üstünde görmemizdir.”

Gazi_Konyada_2
İngiliz gazeteci Grace Mary Ellison’un 1928’de yayımlanan Turkey To-day adlı kitabında yer verdiği Hacı Hüseyin Ağa’nın stüdyo fotoğrafı.

Sıra Dışı Bir Ziyaret!
6 Ocak yine bazı heyetlerin kabulü, farklı kasabalıların dertlerinin dinlenmesi, Meram Bağları ve Dere Köyü gezintilerinde halkın yaşam koşullarının gözlemiyle geçti. Reisicumhur bu arada eşiyle birlikte sıra dışı bir ziyarette bulundu. İki yıl kadar önce tanıştıkları yetmişini aşkın Hacı Hüseyin Ağa’nın Sedirler Mahallesi’ndeki kerpiç evine misafir olan çift, evin hanımı Akile Ana’nın böreğinden yedi ve bu iki şehit babasının köyü Abditolu’da yaptırmayı düşündüğü ev hakkında konuştular. Hatta Hüseyin Ağa’nın fikrini sorması üzerine, Mustafa Kemal Paşa onun için bir ev krokisi çizdi.

İstanbul Gazetelerinin Tartışma Yaratma Girişimleri
7 Ocak günü okulların ziyaretine ayrılmıştı. Önce Erkek Öğretmen Okulu, ardından Kız Kimya Öğretmeni Okulu gezildi; derslere katılan Reisicumhur çocuklara sorular sordu ve ricalarını kırmayıp hazırladıkları gösteriyi seyretti. Şanlı Bayrak adlı müzikli bir oyun ve yılın aylarının temsilinden sonra kız öğrencilerin hazırladığı pasta ve bisküvilerle bir çay partisi verildi. Paşa’nın günün sonunda aldığı not, yine yaşadıkları yüzündeki memnuniyetle ilgisizdi:

“Bazı İstanbul gazetelerinin zaman zaman ortaya attığı tartışma yaratma girişimleri dikkat çekiyor. Her hükûmet ve her yöneticinin tartışılacak ve eleştirilebilecek yanları olabilir. Bir parti ve üyelerinin her yaptığı hatta varlığı zararlı görülebilir; fakat işaret ettiğim gazetelerin eleştirileri esasen başka bir özelliğe sahip. Bir İstanbul-Anadolu sorunu yaratılıyor gibi görünüyor ki, bunu çok tehlikeli görüyorum. Böyle bir sorun vatandaş tarafından anlaşılır hâle getirilirse toplumda büyük bir yara açılmasına sebep olur. Bundan Anadolu’dan çok İstanbul zararlı çıkar. Anadolu’nun zararı ise İstanbul’un zarar görmesinden doğar. Bir İstanbul-Anadolu sorunu yaratmak isteyenleri, içeriden çok dışarıda aramak gerekir. Bilerek veya bilmeyerek yabancı kaynakların hayallerine kapılanlar var. Bunlar fikir ve sözleriyle birliğimizi güçsüz kılma faaliyetinde bulunuyor. Vatandaş bunları tanımalı ve sözlerinin gerçek anlamını bulmaya çalışmalı. Hükûmet merkezinin İstanbul’da olması davasını güdenler İstanbul-Anadolu sorununun önemli noktalarından biri. Bütün bilim kuruluşlarını İstanbul’da yoğunlaştırma eğilimi de aynı sorunla ilgilidir. Ankara hükûmet merkezidir ve sonsuza kadar hükûmet merkezi olarak kalacaktır.”

“Musul İçin Harbe Devam Etmek Makul Olur mu?”
Bir günlük dinlenmeden sonra 9 Ocak günü Lozan’dan beri hükûmetin gündeminden düşmeyen ve TBMM’nin en hararetli tartışma konularından olan Musul sorunu mesaisi vardı. Mustafa Kemal Paşa tam iki yıl önce, barış konferansı devam ederken İzmit’te bir basın toplantısında gazetecilere yazılmamak kaydıyla, “Her şey oldu bitti. Musul için harbe devam etmek makul olur mu?” diye sormuş, 1923 Temmuz’unda barış imzalanmasına engel olmamak için bu sorunun dokuz ay içinde çözülmesi üzerine anlaşmaya varılmıştı. Aksi hâlde konu Milletler Cemiyeti’ne götürülecekti. Uyuşmazlık 1924 Mayıs’ında Türkiye ve İngiltere’nin bir araya geldiği Haliç Konferansı’nda da çözümlenmemiş, fikrî çatışma devam etmişti. Kriz İngiltere’nin 29 Eylül 1924 tarihli ültimatom niteliğindeki notasıyla üç ay önce tetiklenmişti. Cenevre’de görüşmeler sürerken Türk askerinin 48 saat içinde çizilen sınıra çekilmesini isteyen notaya karşı hükûmetin verdiği yanıt, sınırların ve bağımsızlığın korunacağı olmuştu. Mustafa Kemal Paşa’nın zihnini meşgul eden asıl mesele, barış ya da yeniden savaş ikilemiydi.

9 Ocak günü Konya’daki buluşma, Musul’a giden Milletler Cemiyeti Murahhas Heyeti’ne katılacak olan Ali Fethi (Okyar) başkanlığındaki TBMM heyetiyleydi. Heyet Reisicumhur’la görüştükten sonra yoluna devam edecek, Musul halkının sevinç tezahüratıyla moral kazanacak ama bölgedeki İngilizlerin aşağılayıcı tavırlarıyla karşılaşacaktı.

Gazi_Konyada_3
Musul Tetkik Heyeti.

“Duyduğum Memnuniyet, Sevinç ve Güven Sonsuz”
10 Ocak günü hayat tekrar normale döndü. Saat 17.30’da Konya Lisesi’ne giden Mustafa Kemal Paşa’ya eşlik edenler arasında Latife Hanım, Fahrettin (Altay) Paşa, Naci (Eldeniz) Paşa, Başkâtip Tevfik (Bıyıklıoğlu), Muhafız Taburu Kumandanı İsmail Hakkı (Tekçe) ve yaverler ile Konya mebusları da vardı. Vali Kazım Müfit, lise müdürü ve öğretmenlerle izciler konukları okulun önünde törenle karşıladı. Okul süslenmiş, öğrenciler koridorlarda karşılıklı iki sıra hâlinde dizilmişti. Bayram sevinci içinde müsamere salonuna geçildi. İstiklal Marşı’ndan sonra program “Mehmetçik” başlıklı bir konuşmayla başladı. Kemanla Verdi’nin Rigoletto’sundan bir parça seslendirildi ve sahne Teftiş Sırasında Bir Ders adlı tek perdelik oyuna bırakıldı. Tiyatronun ardından zeybek, klasik müzik ve şiir gösterileri sunuldu ve okul korosu piyano eşliğinde “Akıncılar Marşı”nı seslendirdi. Koro keman eşliğinde bir klasik parça daha sunduktan sonra “Kuş Sesleri” başlıklı müzikli şiir gösterisi sahneye geldi. Programın son bölümlerinde Ludwig Minkus’un La Bayadère bale süitinden bir parça seslendirildi ve Mecaz Gazeteci adlı kısa oyun sahnelendi. Final gösterisi “Palandöken” türküsü eşliğinde sahnede oluşturulan tabloydu.

Geç saatlere kadar süren geceye katılanlar, protokolün memnuniyetine tanık olmuştu. Özellikle Mustafa Kemal Paşa, gösterinin sanatsal düzeyini, millî duyguları coştururken çağdaşlık sergilenmesinden çok memnun kalmış, ayrılırken müdür ve öğretmenlere, “Duyduğum memnuniyet, sevinç ve güven sonsuz. Bunu öğrencilere bildirmenizi dilerim.” demişti.

Gazi_Konyada_4
M. Kemal Paşa ve eşi Latife Hanım Konya’da.

Alaattin Tepesi’nde Birinci İnönü Zaferi Kutlama Töreni
11 Ocak günü Alaattin Tepesi’nde Birinci İnönü Zaferi’nin dördüncü yıl dönümünün kutlama töreni vardı. Saat 16.00’da askerî birlikler denetlendi ve tören alanında toplanan kalabalık Mustafa Kemal Paşa’nın konuşmasına kulak kesildi. Konuşmanın içeriğinde birçok benzerinde olduğu gibi Millî Mücadele’yi kazanan ordu ve millete övgülere yer vermişti. Yeni Türk Devleti’nin her anlamıyla henüz kurulmaya başladığı günlerde, ordunun henüz oluşum aşamasında düşmanı durdurabildiğini vurgulamış ve o dönemin koşulları altında ulaşılabilen her tür güçten yararlanma zorunda olunduğunu dile getirmişti. Konya’da o günleri şu sözlerle anlattı:

“Cephenin önemli bir kısmında nitelik ve amaçları kuşkulu örgütlenmeler vardı. Bunların başındakiler, milleti düşman uçaklarından atılan halifenin buyruklarına itaat edip düşmanın arzularına göre hareket etmeleri için isyana çağırıyor, düşman ordusuyla birleşmeye itiyordu. Bir avuç Türk Ordusu bu hainleri etkisiz kılıp cezalandırmak için Gediz çevresinde toplandı. O sırada Yunan Ordusu’nun Bursa’daki kuvvetleri de Eskişehir yönünde harekete geçip taarruz etti. Durum çok zorluydu fakat Türk Ordusu milletinin haklı amacı ve zaferden o kadar emindi ki, bir an bile kararsızlık göstermedi. Üç zayıf tümen, kendinden üç kat güçlü düşmanı İnönü sırtlarında karşılayıp meydan muharebesini kabul etmekten çekinmedi ve kesin sonuç aldı.”

11 Ocak söylevinde Birinci İnönü Savaşı’nın evrelerini anlatırken sonrasında sıkça yinelenecek vecizelerinden birini de seslendirmişti:

“Zafer, ‘Zafer benimdir’ diyebilenlerindir; başarı, ‘Başaracağım’ diye başlayıp ‘Başardım’ diyebilenindir.”

Aynı akşam yine bir okul müsameresi vardı. Bir önceki güne benzer sahneler bu kez Erkek Öğretmen Okulu’nda yaşandı. Etkinlik programında yine marşlara, yöresel türkülere, konser ve şiir okumalarına yer verilmişti. Tiyatro da unutulmamış, Ahmet Vefik Paşa’nın Molière’in Le Mariage Forcé (1664) adlı komedisinden uyarladığı çok tutmuş oyunu Zor Nikâh’ı sahneye konmuştu.

Coşkulu Bir Uğurlama ve Bilinmeyen Görevden Alma!
12 Ocak, Konya’daki onuncu gündü. Yakın çevrede küçük gezintilerle geçti. Özel tren Adana’ya gitmek üzere saat 21.00’de gardan ayrılırken halk yine coşkulu bir uğurlama yaptı. Konya ziyaretiyle başlayan 1925 yılının ilk haftalarında basına yansıyan haberlerde herhangi bir sorun görünmüyordu. Oysa Cumhuriyet’in ilanının üzerinden henüz on dört ay geçmişti ve kurucu liderin temel meselesi yeni rejimin tutunmasıydı. Bu on gün boyunca kapalı kapılar ardında konuşulanların çok azı dışarı sızdı. Örneğin Ankara’ya dönüşten bir ay sonra Konya Valisi Kazım Müfit’in görevden alınma nedeni sır olarak kaldı.

Deftere Yazılan Notlar ve İstanbul Basını
Reisicumhur ve beraberindekileri meşgul eden sorunlar ve deftere yazılan notlar, büyük olasılıkla eş zamanlı yaşanan gelişmelerden kaynaklanıyordu. Örneğin Toksöz gazetesinin sahibi ve başyazarı Abdülkadir Kemali’nin (Öğütçü) muhalif görüşleri hükûmeti rahatsız etmiş, gazetenin İstanbul baskısı yılın ilk günü durdurulmuştu. Toksöz aslen bir sonraki durak olan Adana’da güçlü bir yerel basın organıydı ve olası etkisi belirsizdi.

Hükûmet aynı gün mütareke döneminde İngiliz propagandası yapan The Orient News gazetesini de kapatmış, İngiltere’yle yaşanan Musul sorunundaki belirsizlikle ilgili yayılan çatlak seslerden biri susturulmuştu. Büyük olasılıkla bir aya kalmadan patlayacak Kürt isyanının belirtileri de takip ediliyordu.

Gazi_Konyada_5
Toksöz gazetesi. Gazetenin İstanbul baskısı
yılın ilk günü durdurulmuştu.

Terakkiperver Cumhuriyet Partisi’nin Muhalefeti
5 Ocak’ta Halk Fırkası’nın kurucu genel sekreteri ve Dâhiliye Vekili Recep (Peker) Bey’in istifa haberi gelmiş, gerekçe olarak büyük şehirlerin belediye başkanlarının merkezden atanmasını ve Başbakan Ali Fethi (Okyar) ile anlaşmazlığını göstermişti. Kurucu kadronun çatırdaması için henüz çok erkendi. Bu tehlikenin göstergelerinden biri de kurulalı henüz bir buçuk ay olan Terakkiperver Cumhuriyet Partisi’nin ilk meclisteki İkinci Grup’u anımsatan muhalif söylemiydi. Kâzım Karabekir liderliğinde örgütlenen bu ilk çok partili demokrasi girişiminin aktörleri arasında Dr. Adnan (Adıvar), Rauf (Orbay), Refet (Bele) Paşa, Feridun Fikri (Düşünsel) gibi Halk Fırkası’ndan ayrılan mebuslar vardı ve sayıları 29’a ulaşmıştı. Mustafa Kemal Paşa bu konudaki görüşünü Konya’dayken şehrin mebuslarından Fuat Bey’e (Gökbudak) şöyle aktardı:

“Yeni fırkanın muhafazakâr olmasını isterdim ki, bizim için nâzım [düzenleyici] olsun. O vakit onlara muavenet [yardımcı olmak] borçtu. Hâlbuki bizden daha terakkiperver [ilerici] olduklarını söylüyorlar. Bu yüzden nâzımlık vazifesi kalmıyor. Onun için muârız [karşıt] vaziyet almak mecburiyetindeyiz.” #

KAYNAKÇA
Ökte, Ertuğrul Zekai, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Yurtiçi Gezileri 1922-1938, Tarihi Araştırmalar Vakfı İstanbul Araştırma Merkezi, İstanbul, 2000. 
Solmuş, Fatma Önal, Cemal Avcı, “Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Türkiye’de Demokratik Gelişimin Sosyal Bilgiler Ders Kitaplarına Yansıması”, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 23 (4), 2023.
Karabekir, Kâzım, Günlükler (1906-1948) 2. Cilt, YKY, İstanbul, 2009.
“Konya Atatürk Evi Müzesi” muze.gov.tr
Önder, Mehmet, Atatürk Konya’da, Ankara, 1989.
Alkan, Mehmet Ö., Kurtuluş Savaşı’nda Adana ve Adana’nın Kurtuluşu Belgeler, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul, 2022.
Kütükçü, Murat, “Cumhuriyet’ten Harf Devrimine Kadar Adana’da Yayımlanan Osmanlıca Gazeteler (1923-1928)”, Korkut Ata Türkiyat Araştırmaları Dergisi, sayı 10, Mart 2023.
Güder, Süleyman, “1924 Musul Krizi”, www.tdpkrizleri.org
Erdoğan, Uzman Abdullah, “Lozan Barış Antlaşması Sürecinde ve Sonrasında Musul”, Sosyal Bilimler Elektronik Dergisi, yıl 2, sayı 3, Aralık 2018.
Uğuz, Zeynep Demir, İstanbul’da Bir İngiliz Gazetesi: The Orient News (1919-1922), Atatürk Kültür, Dil Ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara, 2024.