rusya, birinci dünya savaşı’nda batıya ilerleyerek galiçya hattına doğru yayılmaya başlayınca avusturya-macaristan imparatorluğu müttefiklerinden yardım istemiş, osmanlı’da galiçya cephesi’ne 15. kolordu bünyesinde yer alan en seçkin tümenlerinden 19. ve 20. tümenleri göndermeye karar vermişti. osmanlı askeri, bir yandan avrupa askerî usullerine, yemeklerine, avrupalı müttefiklerine “türk imajını” koruyarak alışmaya çalışırken bir yandan da iklim şartlarına uyum sağlamaya, hastalıklarla, salgınla mücadele etmeye çalışmıştı.
Osmanlı Devleti’nin Galiçya Cephesine Asker Göndermesi
Rusya’nın, Birinci Dünya Savaşı’nda batıya ilerleyerek Galiçya hattına doğru yayılmaya başlamasıyla Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Alman müttefiklerinin yardımıyla Galiçya Cephesi’ni (Bugün Polonya ve Ukrayna arasında kalan bölge) açmıştı. Galiçya Cephesi, Almanların yardımıyla şiddetli Rus saldırılarına karşı korunabilmişti. Buna rağmen Brusilov Taarruzu’nda (1916) Galiçya’nın düşme tehlikesi belirince dört müttefik devletin ortak yürüttüğü genel harekâtın, Alman Genel Karargâhı’ndan yönetilmesine karar verilmişti. Bu çerçevede Osmanlı Devleti’nden de üç kolorduluk kuvvet gönderilmesi talep edilmişti. Osmanlı Devleti, Galiçya Cephesi’ne 15. Kolordu bünyesindeki 19. ve 20. Tümenlerini göndermeye karar vermişti. Osmanlı Genelkurmay’ı, 9 Temmuz 1916’da, hazırlıkların gizli bir şekilde ivedi olarak yapılmasını istemiş ve buna göre birlikler Keşan ve Şarköy bölgesine çekilmişti. Birliklerin bir yandan kadro eksiklikleri tamamlanırken bir yandan da konaklama, yeme-içme, sağlık hizmetleri, hayvanlarının beslenmesi ve bakımı gibi ihtiyaçlarının karşılanmasına çalışılmıştı.
15. Kolordu’nun Osmanlı Topraklarında Bit ile Başlayan Mücadelesi
Galiçya Cephesi’ne gönderilecek birliklerin sevki öncesinde temizlik hazırlıklarına azami özen gösterilmiş ve bu durum Başkomutanlık nezdinde takip edilmişti. Temizlik hazırlıkları arasında ise bitle mücadele de önemliydi. Nitekim cephe gerisine alınmaya başlanan tümenlerin hastanelerindeki yaralı ve hastalarda “dehşetli surette kehle (bit)” olduğuna dikkat çekilmişti. Bunun önlenebilmesi için sahra fırınlarından ve hamamlardan istifade edilmesi istenilmişti. Ayrıca askerlerin hamama girmeden önce saçlarının kesilmesi ve tıraşlarının yapılmış olmasına özen gösterilmesi hatırlatılmıştı. Bir yandan da sahra abdesthanelerinin “suret-i daimada” toprak ve kireç ile kapatılarak askerlerin dizanteri aşılarının yapılması emredilmişti. Bu kapsamda Keşan ve çevresinde toplanmaya başlayan birliklerde bit ile mücadele için önlemler alınmaya başlamıştı.
15. Kolordu, 27 Şubat 1916 tarihinde yayımladığı emir ile Lâpseki ve Gelibolu yoluyla gelen askerlere dikkat edilmesini, Uzunköprü-Keşan arasında çalışan Amele Bölüğü’nde tifoya rastlanıldığını ve lekeli hummanın da görülmesini dikkate alarak durumun kontrol altına alınması için sürekli olarak askerde bit kontrolünün yapılmasını emretmiştir.
“bu hassasiyetin oluşmasında kolordu bağlılarında üç ayrı noktada görülen lekeli tifonun tespiti etkili olmuştu. nitekim önce tekirdağ’da, sonra lâpseki 3’üncü harp hastanesi’nde ve son olarak keşan-uzunköprü demir yolunda çalışan inşaat taburu askerlerinde hastalık tespit edilmişti. bu noktada hastalığın meydana gelmesinde en önemli etkenlerin başında bit görülmüştü.”
Bu hassasiyetin oluşmasında Kolordu bağlılarında üç ayrı noktada görülen lekeli tifonun tespiti etkili olmuştu. Nitekim önce Tekirdağ’da, sonra Lâpseki 3’üncü Harp Hastanesi’nde ve son olarak Keşan-Uzunköprü demir yolunda çalışan İnşaat Taburu askerlerinde hastalık tespit edilmişti. Bu noktada hastalığın meydana gelmesinde en önemli etkenlerin başında bit görülmüştü. Bunun için 15’inci Kolordu Komutanı Yakup Şevki Bey, birliklerine gönderdiği emirde haftada bir gün bütün askerin çamaşırlarının mutlaka kaynatılması ve elbiselerin fırından geçirilmesi, bit olup olmadığının her gün subay ve sıhhiye tarafından muayene edilmesi, bit görülmesi durumunda elbiselerin tekrar fırından geçirilmesi ve ateşli hastaların koğuşlara alınmaması istenilmiştir. Temizliği yapılan birliklerde hastalığın meydana gelmemesi için subayların İstanbul’da ve taşrada bulunan aileleri ile temas hâlinde bulundukları, erzak gönderiminin yapıldığı belirtilmiş, bu noktada azami özen gösterilmesi beklenmiştir.
19. Tümen’de Bit Alarmı
Alınan tüm bu önlemlere rağmen 7 Mart 1916 tarihinde 19. Tümen’de bir askerde lekeli tifo görülmüş ve tüm revir kordon altına alınarak eşyaların temizliğine başlanmış, bitlerin imhası için “azami gayret” istenilmişti. Bu kapsamda 27 Mart 1916 tarihinde Kolordu yayımlamış olduğu emirle yeni tedbirler almaya çalışmıştı. Bu emirde “lekeli tifo ve ateşli hummanın” her gün görüldüğü, bu hastalıkların bit ile bir askerden diğerine geçtiğinin bilindiği; karantinaya alınan bölüklerde bit veya sirkelerin tamamen temizlendiğine kani oluncaya kadar “mütemadiyen” çamaşırlarının kaynatılarak elbiselerinin fırınlardan geçirilmesi talep edilmişti. Ayrıca seyyar hastaneye her gün gelen askerlerin bitlerinin olup olmadığına dair rapor verilmesi istenilmiştir. Bite rastlanılması durumunda askerin karantinaya alınması gerekli görülmüştü. Nitekim Müşir Cerrah Renslauf, bir hastada “dehşetli bit gördüğünü” ifade etmişti. Bunun için askerin bütün elbise ve çamaşırlarının fırından geçirilip hamamda yıkanması sağlanarak hasta elbisesi giydirilmişti.
Temizlenmiş olan askerlere yeniden bit bulaşmaması için 15. Kolordu Başhekimi Yarbay Nizameddin Bey’in 28 Mart 1916 tarihinde gönderdiği emirle askerlerin sık sık çamaşırlarını değiştirmesi istenilmiş ve temizlikleri için sabun dağıtılmıştı.
15. Kolordu’nun Galiçya Cephesi’ne Hareketi
15. Kolordu, 23 Temmuz 1916 tarihinde intikale başlamıştı. Birlikler Uzunköprü’den trenle Belgrad’a ulaşmış ve burada Avusturya tahaffuzhanelerinde temizlik işlemlerinden geçirilerek sağlık kontrolleri yapılmıştı. Bir yandan da tüm askerlere tifo ve kolera aşısı yapılmıştı. Yakup Şevki Bey (Subaşı) komutasındaki 15. Kolordu 26 Temmuz’da Galiçya’ya ulaşarak Güney Galiçya Ordusu Komutanı General Felix von Bothmer’in emrine girmişti. Birlikler Galiçya’ya ulaşır ulaşmaz kısa süre içerisinde yeni bir mücadeleye daha başlayacaktı; bit.
15. Kolordu’nun Galiçya’da Bit ile Mücadelesi
Güney Ordusu Başkomutanlığı’ndan 28 Ağustos 1916 tarihinde yayımlanan emirle 15. Kolordu’ya sağlık hizmetleri ve bit ile mücadele konusunda hatırlatmalar yapılmıştı. Buna göre vücudun temizlik ve “nezafetine” büyük önem verilmesi istenilmişti. Pire ve bitin meydana gelmemesi için ellerin her yemekten önce ve tuvaletten sonra yıkanması, askerlere durgun sularda banyo yaptırılmaması, pişirilmiş yemek ve kaynatılmış içeceğin içilmesi, satılık maden sularının içilmemesi, çiğ et yenilmemesi emredilmişti. İçilemeyecek durumdaki kuyuların kapatılması, suyu içilebilecek çeşme ve kuyuların işaretlenmesi, sadece sahra tuvaletlerinde “abdest bozulması” ve çadırların yanlarına ve açık alanlara pisletilmemesi istenilmiştir. Bunun için ordugâhların çevresinin her gün devriyeler ile teftiş edilmesi, ordugâhların tesisinde “hemen” tuvaletlerin yapılması gerekli görülmüştür. Ayrıca tuvaletlerin her gün toprak ile kapatılması, kötü durumdaki tuvaletlerin ise kullanıma kapatılması ve önlerine samanla işaret koyulması istenilmiştir. Bitlere karşı naftalin kullanılması, naftalinin yatılan mahallere dökülmesi, akşam yatmadan önce elbiselere bir avuç kadar serpilmesi ve bunun 4 ila 8 günde tekrar etmesinin faydalı olacağı değerlendirilmiştir.
Alman Güney Ordusu Başkomutanlığı’nca 3 Eylül 1916 tarihinde bitle mücadele edilebilmesi için “Kehleye Karşı Naftalin ile Mücadele” genelgesi yayımlamıştı. Genelgede bitle mücadelede farklı yöntemlerin denendiği ancak eksikliklerinin görüldüğü, bu nedenle naftalinin bu eksiklikleri bertaraf etmesinden hareketle yapılması gerekenler tüm birliklere bildirilmişti. Naftalin ile mücadelenin daha çok Güney Ordusu’nda tatbik edilerek takibinin sağlanacağı iletilmişti. Ayrıca bu yöntemin “pek sade ve basit” olduğu hatırlatılmıştı. Bunun için naftalinle yarı oranında suyun karıştırılarak ince bir toz hâlinde avuç kadar alınıp gece yatmadan önce elbiselere dökülmesi ancak bunun için billur naftalinin tesiri olmadığı, daima toz hâlinde karışımın yapılması gerektiği, her zaman ince ve toz hâline gelmiş naftalinin kullanılması, naftalini bu hâle getirmek için önce ezilmesi daha sonra ise elekten geçirilmesi istenilmiştir.
Naftalin tozunun tesirini temin etmek için gece yatmadan önce dökülen naftalinin sabaha kadar vücuda tesir edeceği, vücut ısısı ile gaz hâline geleceği ve böylece bitlerin ve bit yumurtalarının ölerek sabaha birçok bit ölüsü görüleceğine dikkat çekilmiştir. Ancak bu noktada böyle bir işlemin bir kere uygulanması ile sonuç alınamayacağı 3-4 gün aralıklar ile uygulanması istenilmiştir. Bunun için bir kişide bit görülmesi durumunda üç defa naftalin uygulanması ve bu şekilde 10 gün zarfında bitten tamamen arınmış olunacağı, buna rağmen bit görülmesi durumunda ara ara kontrol edilmesi gerektiği hatırlatılmıştır.
Elbise ve kıyafetlerde bit temizliği için kıyafetleri öncelikle sandık içerisine koyarak üzerine naftalin tozunun serpilmesi, sandıkların 60 derece sıcaklığa çıkması durumunda etkisinin artacağı, örtü, yatak, arka çantası gibi eşyaları bitlerden temizlemek için üç gün boyunca naftalin serpilmesinin iyi olacağı hatırlatılmıştır. Diğer yandan naftalin tedavisi için vücudun tüylü yerlerinin tıraş olunmasının gerekmediği ancak iyice vücuda yedirilmesi gerektiğine dikkat çekilmiştir. Bunun yapılması durumunda naftalinin şimdiye kadar vücuda zararının görülmediği ifade edilmiştir. Buna rağmen cildin “yıpratılmış olan yerlerinde biraz ızdırap hissi” olacağı bu nedenle dikkat edilmesi istenilmiştir. Naftalin, birliklere 100 gramlık teneke kutular hâlinde dağıtılmış ve kullanılan boş tenekelerin atılmaması emredilmiştir.
Osmanlı birliklerinin Galiçya’da bit ile mücadele süreci 15. Kolordu Başhekimliği denetimdeki kontrollerle devam etmiştir. Kolordu Komutanlığı’nın bit konusundaki hassasiyetinin temel nedeni ise “her türlü emrazın [hastalığın] müsebbibi” olması idi. Bunun için bol miktarda naftalinle, sahra fırınlarında çamaşırların kaynatılarak imhasına çalışılmasıyla birlikte Hucisko’da inşa olunan temizlik merkezlerinin Nadarozniov’da da oluşturularak birliklerin sık sık “fen-i temizlik” usulleri ile bitlerden kurtulması gerektiği belirtilmişti.
Osmanlı ordusu, Galiçya Cephesi’ne en seçkin birliklerini göndermiş ve bu birlikler önemli görevler icra etmişti. Ordu, salgın hastalıklardan korunmayı öncelikli hedef olarak görmüş ve bunun için bit ile mücadeleyi öncelemişti. Bu kapsamda temizlik önlemleri başta olmak üzere her türlü tedbire başvurmuştu. #