Dili ‘eksilten’ tamlamalar, gereksiz ve yanlış kullanımlar

Şöyle bir anons: “Bakan …, İstanbul’daki resmî geçit törenine katıldı.” Buradaki “resm” sözcüğünün, sivillik ya da resmîlikle ilgisi yoktur. Arapça “merasim”in tekili olan “resm”, “tören” demektir; dolayısıyla “resmigeçit” de “geçiş töreni” anlamına gelir. “Resmigeçit” tamlamasındaki “i”harfi bir “nispet i’si” olmadığı için kısa okunmalıdır.

Radyo ve TV kanallarında duyduğumuz en yaygın tamlama yanlışlarından biri, “resmigeçit” veya “geçit töreni”nin “resmî geçit” diye söylenmesidir. Ulusal bayram günlerinde bazı spikerlerin habere şöyle başladığını duyarız: “… günün anlam ve önemini belirten konuşmalardan sonra resmî geçiş töreni yapılacak.” Ya da muhabir alandan şöyle bir anons geçer, “Bakan …, İstanbul’daki resmî geçit törenine katıldı.” Bu iki örnek cümlede geçen “resm” sözcüğünün, sivillik ya da resmîlikle ilgisi yoktur. Arapça “merasim”in tekili olan “resm”, “tören” demektir; dolayısıyla “resmigeçit” de “geçiş töreni” anlamına gelir. “Resmigeçit” tamlamasında spiker ve muhabirin uzatarak söylediği “i”harfi bir “nispet i’si” olmadığı için kısa okunmalıdır. Üstelik zaten “tören” sözcüğünü içeren tamlamaya ayrıca bir “tören” sözcüğü daha eklemek tam anlamıyla bilgisizliktir.

Şiar Yalçın Doğru Türkçe kitabında bu yanlış söyleyişten şöyle yakınır: “… en büyük felaket, 30 Ağustos şenlikleri vesilesiyle resmî ve özel TV’lerde zaman zaman kulaklarımızı tırmalayan ‘resmî geçit’lerdi! Biri Türkçe öbürü Arapça kelimeler arasında izafet terkibi yaptığı için yanlış olmasına rağmen yerleşmiş bir tâbir olduğu için ‘resm-i geçit’ şeklinde kullanabiliriz. Ama en iyisi, güzel Türkçe karşılığını kullanarak ‘geçit töreni’ demektir.”

Tamlamaların yanlış kurulması, tamlamalardaki eklerin yanlış yere yazılması veya eklerin gereksiz kullanılması dil yanlışlarına neden olur. Tamlayan-tamlanan uyumsuzluğu, isim tamlamalarının iki ögesi arasında ortaya çıkan bir uyumsuzluktur. Belirtili isim tamlamalarında tamlayan (ilk öge) ses uyumlarına göre değişebilen -in/-nin ekini; tamlanan (ikinci öge) ise yine ses uyumlarına göre değişebilen -i/-si ekini alır. Belirtisiz isim tamlamalarında ise sadece ikinci öge ek alır. Bu eklerden birinin kullanılmaması veya fazladan kullanılması, bu ekler yerine başka bir ekin kullanılması uyumsuzluklara yol açar.

Tamlama uyumu sadece şiirde aranmaz. Ece Ayhan “Ala Ala Hey” şiirinde “kara” sıfatını isimden sonra kullanarak ne de güzel devirmiştir sözdizimini:

“… Bütünleyemez mi sanıyorsunuz çalışır bir şiir kara

Yukarda parçalanmış yüzleri Türkiye mezarlığının derinliklerinden çıkarıp…”

Mesele: Uymak ya da uymamak

TV haber bültenlerindeki tamlama yanlışlarını, parantez (yay ayraç) içinde cümlelerin düzeltil- miş biçimlerine yer vererek inceleyelim.

  • “Bu adamlar hiç böyle bir niyetleri yok.” cümlesinde tamlayan ile tamlanan arasında başka sözcükler yer aldığı hâlde, tamlayan için gerekli -in/-nin eki kullanılmamıştır. (Bu adamların hiç böyle bir niyetleri yok.)
  • “İspanya’nın başkenti olan Madrid Belediyesi heyetini…” cümlesinde Madrid sözcüğüne -in ekinin getirilmemesi anlam karışıklığına yol açmıştır. (İspanya’nın başkenti Madrid’in belediye heyetini…)
  • “Biz bu seçimlerdeki başarısızlığımızın sebebi de…” Şahıs zamirlerinin tamlayan olması durumunda -in/-nin (birinci şahıslarda -im) ekine mutlaka gereksinim vardır. (Bizim bu seçimlerdeki başarısızlığımızın sebebi de…)
  • “Kendimizin irademize göre…” Şahıs zamirlerinin tersine, dönüşlülük zamirinde bir eke gerek yoktur. (Kendi irademize göre…)
  • “Hastalık derecede titiz.” İsim tamlamalarında ikinci ögenin yani tamlananın mutlaka iyelik eki (-i/-si) alması gerekir. İyelik ekinin kullanılmaması, tamlayan ile tamlanan arasında uyumsuzluk yaratır. (Hastalık derecesinde titiz)
  • “İnsanın inandığı doğrultusunda…” Medyada bazen isim tamlaması olmadığı hâlde bazı cümlelerde -su ekinin kullanıldığını görürüz. Bu cümle girişinde “inandığı doğrultu” bir sıfat tamlamasıdır. (İnsanın inandığı doğrultuda…)
  • Tamlayanla tamlanan arasında şahıs ve tekil-çoğul bakımlarından da uyumsuzluk görülmektedir: “…ben burada, sizler de ekranı başınızda…” (başında); “1433 yıllarında Osmanlı topraklarını gezen…” (1433 yılında veya 1433’te)