çanakkale muharebeleri, toplumun hafızasında büyük bir destan olarak yer almıştır. çanakkale muharebeleri’nin 110. yıl dönümünde zaferin tanımı ve kapsamı üzerine çeşitli değerlendirmeler yapılıyor ancak gözden kaçırılan en önemli husus devlet olma geleneğidir. çanakkale muharebeleri’nin tüm koşulları içerisinde yazılı gelenek, askerî kültür ve tarihsel köklerin korunmuş olması büyük önem arz ediyor. cephede kıyasıya şiddetli muharebeler yaşanırken cephe gerisindeki faaliyetler de devam etmiştir. aralıksız devam eden bu faaliyetlerden biri de eğitim ve sınavlardır.
Ateş Altında Eğitim
Çanakkale Muharebeleri devam ederken bir yandan da askerlerin eğitim hizmetleri sürdürülmüştür. Piyade sınıfının eğitimi o esnada yürürlükte olan piyade ve atış
talimnamelerine göre yapılmıştır. Bu eğitimler sürecinde yaşanan sorunlar komuta kademesine aktarılarak nizamnamelerde gerekli düzenlemelerin yapılması sağlanmıştır. Cephe hattında piyade sınıfına her gün orta ve uzak mesafe nişan alma talimleri yapılması emredilmiş, diğer yandan askerlere yanaşık nizam talimleri, muharebe eğitimi ve mesafe tahmini eğitimleri yaptırılmıştır. Silah başı eğitimlerinin her gün birkaç defa bölükçe yapılması istenilmiştir. Talimlerde avcılık, atış eğitimi, kabza kavramak, tetik düşürmek, nişan vaziyeti alma ve muharebe atış eğitimi, silahlı ve silahsız idman talimleri, koşmak, engel aşmak, taarruz, müdafaa hücum talimleri, yürüyüş ve ikamette emniyet hizmeti ve inzibat görevleri, tahkimat ve piyadeye mahsus siper avcı oyukları, ara siper ve mahfuz mahal inşası gibi hizmetler gerçekleştirilmiştir. Askerlerin talim yapmadıkları zamanlarda boş kalmamaları için gerekirse “yeniden yeniden hafriyat” yapması istenilmiştir.
Karargâhtaki askerî personelin eğitimi amacıyla bölük seviyesinde dershaneler oluşturulmuş ve bu dershanelerde haftada üç kez eğitim faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi planlanmıştır. Ders içeriği için ise din, askerî sağlık vb. konularda konferanslar yapılması emredilmiş ayrıca derslerin askerler arasında ilgi görmesi için “hikâyedar” olması istenilmiştir. Diğer yandan askerlerin morallerini yükseltmek için dersler haricinde kalan zamanlarda ip çekme, koşu, sıçrama ve taş atma oyunları oynatılmıştır. Böylece askerler oyun ile askerî eğitimi birlikte sürdürmüştür. Çünkü askerlerin el bombası atma eğitimleri de taş atmak suretiyle gerçekleştirilmiştir.
Savaşın İhtiyacına Göre Pratik ve Teorik Eğitim
Çanakkale Cephesi’nde muharebelerin kısa süre içerisinde mevzi harbine dönüşmesiyle eğitimlerin içeriği de buna göre düzenlenmeye başlamıştır. Bu çerçevede siperden atlama ve süngü hücumu eğitimleri yaptırılmış, bir yandan da önce takımların sonra bölüklerin siperlerden harp nizamında birden çıkmaları ve koşarak süngü hücumu yapmaları, bölüklerin birbirini takip ederek arkasında siperlerden harp nizamında koşar adımla düşman siperlerine atılma talimleri yapılmıştır. Bu faaliyetler alay komutanlarının sorumluluğunda icra edilmiştir.
Süvari sınıfının talimlerinde keşif hizmetleri, sahilin korunması ve sahilden geriye haber getirme eğitimlerinin yapılması emredilmiştir. Ayrıca süvarilerin eğitimlerde hayvanları “lüzumsuz yere yormaması” için teçhizatsız olarak yapılması istenilmiştir. Eğitimler esnasında birlikler bazen uzmanlık alanlarına göre Alman askerlerin eğitim vermelerini istemiş bazen de “bomba eğitimleri için gözü açık nefer” gönderilmesini talep etmiştir. Bunun sağlanamadığı dönemlerde ise “az vâkıf efrâd gönderilmesi”nin de yeterli olacağı bildirilmiştir.
Askerlere bedeni eğitimin yanı sıra teorik eğitimler de verilmiştir. Bu kapsamda askerlere, ordu üst komuta kademesinin isimleri hakkında bilgi verilmesine özen gösterilmiştir. 3 Nisan 1915 tarihinde Anadolu Yakası’ndaki 3’üncü Tümen birliklerine gönderilen emirde, “Mensup olduğumuz ordunun komutanı Mareşal Liman Paşa, Kolordu Komutanı Weber Paşa ve Tümen Komutanı Nikolay Bey olduğunu tüm personelin eksiksiz şekilde öğrenmesi sağlanmalıdır.” ifadesine yer verilmiştir. Ayrıca askerlerin konuşlandıkları bölgedeki coğrafi isimleri öğrenmesi emredilmiştir. Eğitimler sürecinde önemli konulardan birisi ise gönderilen risalelerin dikkate alınması ve talimnameler dâhilinde eğitimlerin sürdürülmesi olmuştur.
Eğitimin Maneviyatı
Cephede askerlerin fiziki olarak savaşa hazırlanması kadar manevi olarak da hazır olmalarına azami özen gösterilmiştir. Bu amaçla aileleri ile mektuplaşmalarının sağlanması önemli bir yere sahiptir. Diğer yandan talim olmayan zamanlarda askerlere dinî eğitim verilmeye çalışılmıştır. Bu eğitim kimi zaman doğrudan komutanlar tarafından yapılmıştır. Rumeli Mecidiye Tabyası Komutanı Mehmet Hilmi Bey, anılarında bu duruma şöyle değinmiştir: “Bu tarihten itibaren, gayeme ancak talim ve terbiyesiyle görevlendirildiğim erleri maddi ve manevi yönden yetiştirip yükselterek ulaşabileceğime, bunun dışındaki uğraşlara mesleki yetkimin ve bulunduğum çevrenin uygun olmadığına karar verdim. Bütün hayatımı, erlerin ruh ve askerî ahlak terbiyesiyle, talim ve eğitimine adadım. Üç sene devam eden bu çalışmalar sırasında, tabya yakınındaki evime ancak 15 günde bir girebiliyordum.”
“cephede askerlerin fiziki olarak savaşa hazırlanması kadar manevi olarak da hazır olmalarına azami özen gösterilmiştir. bu amaçla aileleri ile mektuplaşmalarının sağlanması önemli bir yere sahiptir.”
Eğitimlerde Yaşanan Olumsuz Durumlar
Eğitimler esnasında kimi zaman olumsuz durumlar da yaşanmıştır. Bu duruma örnek olarak Haydar Mehmet Alganer anılarında şunlara değinmiştir: “Gece yarısından sonra kapım çalındı, kalktım. Halit Bey, düşmanın Telgraftepe’ye ilerlediği haberini getirdi. Hemen telefon ettim, bir şey yok. Sonradan anladım ki eğitim yapan tabur, komşusuna haber vermemiş. Bu yanlışlık meydana gelmiş.” Diğer yandan birliklerin atış cetvellerine rağmen bazı topların atış açılarında farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Öyle ki Müstahkem Mevki Komutanlığı 2 Mayıs 1915 tarihinde yaptığı talimlerde 30 çap uzunluk ve 12 cm’lik topların atış cetveline rağmen en yüksek atış açısı 35 derece altı ve yüksekliğin ise 37 derece verilebileceğini Harbiye Nezareti’ne bildirmiştir. Bu durum cephedeki atış tecrübelerinin önemine dikkat çekmiştir.
Muharebeler sürecinde yaşanan aksaklıklar hatıralara da önemli ölçüde yansımıştır. Bu noktada Alman subay Carl Mühlman piyade sınıfı için eğitimin askerlik ruhunu öldürdüğünü, seferi hizmetin bilinmediğini, atış eğitimlerinin sınırlı olduğunu, tüfek doldurma gibi temel bilgilerin ve keskin nişancılığın bilinmediğini, birliklerin kimilerinde atış poligonlarının bulunmadığını, birliklerin hareket hızlarının yavaş olduğunu, yürüyüş disiplininin eksik olduğunu ifade etmiştir. Aynı subay, süvari sınıfı için atların bulaşıcı hastalıklardan dolayı yetersiz kaldığını, donatım eksikliklerinin bulunduğunu vurgulamıştır.
Muharebe sahasındaki eğitimler daha çok sabahları 07.00-10.00 arası, öğleden sonra ise 14.30-16.30 arasında yapılmıştır. Bu durum mevsimsel olarak değişiklik gösterebilmiş, kış şartları içerisinde saatlerde değişikliğe gidilebilmiştir.
Ateş Altında İmtihan
Çanakkale Cephesi’nde gerek muharebeler gerekse iklim etkisiyle kayıpların her geçen gün artmasına, ikmal askerine duyulan ihtiyacın gitgide daha fazla kendisini hissettirmesine ve kış şartlarında donarak şehit olmaların yaşanmasına rağmen devlet mekanizması sağlıklı bir şekilde işlemiştir. Bu durum devletin geleneksel yazılı kültürüne sıkı sıkıya bağlı olarak ve askerî geleneğin içerisinde sürdürülmüştür.
Birliklerin komuta kademelerinde terfisi gelen subayların tabi olduğu sınavlar cephe şartları içerisinde gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla alaylardaki subaylardan sınava girecek olanların tespiti yapılmış ve sınavların 14 Aralık 1915 ila 7 Ocak 1916 tarihleri arasında yapılmasına karar verilmiştir. Sınav yerleri, sınava girecek askerlerin rütbelerine göre farklılık gösterebilmiştir. Yüzbaşı ve binbaşıların sınavları Grup Karargâhı’nda, teğmen ve üsteğmenlerinki ise Tümen Karargâhı’nda yapılmıştır. Ayrıca sınavların yapılmasına dair esaslar da birliklere tamim (genelge) ile bildirilmiştir. Buna göre sınavların süreli olarak bir tarih planlaması dâhilinde yapılacağı ve seferberlik talimnamesi, atış, dâhiliye nizamnamelerinden soruların sorulacağı, bu nedenle bahsi geçen konuların “bir kere gözden geçirilmesi” tavsiye edilmiştir. Sınavlar konularına göre ayrı günlerde yapılmıştır.
14 Aralık 1915: Talimnamenin 1. ve 2. Kısımları
18 Aralık 1915: Seferberlik Nizamnamesi
23 Aralık 1915: Dâhiliye Kanunnamesi
23 Aralık 1915: Askerlik İlmi/Sanatı (Harita mütalaası, basit kroki okuması ve sahra nizamnamelerinin ana hatları)
Sınavlarda birinci derslerin saat 10.00-12.00 arasında, ikinci derslerin ise 14.00-16.00 arasında yapılmasına karar verilmiştir.
Sınav yapılmasına dair yayımlanan tamim ile birlikler nezdinde sınav komisyonlarının oluşturulmasına karar verilmiştir. Bu komisyonlar sınava girecek subayları belirtilen program ve tarih aralığı içinde davet etmiştir. Kimi bölgelerde sınav komisyonu kurulamamıştır. Örneğin Kayaltepe mıntıkasının kadro durumu buna uygun olmadığı için bu bölgede sınava girmek isteyen subayların ve süvari sınıfının Tümen Karargâhı’nda sınava girmesine karar verilmiştir. Diğer yandan süvari sınıfının imtihanı için Nakliye Katar Kumandanı Süvari Binbaşı Abdurrahman Efendi görevlendirilmiştir. Sınav evrakları ise bireysel olarak hazırlanıp mazbataları ile Grup Karargâhı’na gönderilmiştir. Tüm süreç için “iktidar ve ehliyetleri” dâhilinde yükselmeler esas görülmüştür.
Çanakkale Cephesi’nin zafere dönüşme aşamasında binlerce kayıp verilmesine, şehitlerin kimi zaman gömülememesine, bazı muharebelerde Osmanlı birlikleri üzerine 60.000 top mermisi atılmasına rağmen devlet geleneği sistematik olarak işlemiştir. Subayların görevde yükselmeleri için ateş altındaki tüm şartlara rağmen yazılı sınavlar yapılmış bunun için azami özen gösterilmiştir. #






