Bundan 101 yıl önce bugün, 21 Şubat 1924’te 406 sayılı Telgraf ve Telefon Yasası yürürlüğe girmişti. Böylece Türkiye’de radyo yayınlarının önü açılmış oldu. Yasa, ülkedeki telekomünikasyon hizmetlerinin PTT eliyle yürütüleceğini hükme bağlıyordu. Türkiye radyo yayınlarını en erken başlatan ülkeler arasındadır. Dünyada ilk programlı radyo yayınları 1920’de ABD’nin Pittsburgh kentinde özel bir radyo ile başlamıştır. Avrupa’da ise düzenli radyo yayınlarını İngiliz Yayın Kurumu BBC başlatmıştır. Telgraf ve Telefon Yasası’nın yürürlüğe girmesinden sonra Cumhurbaşkanı Atatürk’ün emriyle kısa sürede radyonun altyapısı hazırlanmış ve ilk radyo yayını İstanbul Sirkeci’deki Büyük Postane binasında 6 Mayıs 1927 yılında yapılmıştır.
Henüz kimsede radyo alıcısı bulunmadığından, postane binasının kapısının üzerine yerleştirilen hoparlör yardımıyla her akşam yayın yapılıyordu. Amaç, halkın radyoya alıştırılmasıydı. Kısa süre sonra radyo cihazlarının satışı başladı ve yavaş da olsa bir radyo dinleyici kitlesi oluştu. İkinci Dünya Savaşı’nın sürdüğü 1942 yılında İstanbul’da 45 bin radyo alıcısı mevcuttu. Türkiye’deki radyo abonelerinin sayısı ise 120 bine yaklaşıyordu. 1964 yılında TRT’nin kurulmasıyla radyo yayınları bu kuruma bağlanmış, vericilerin artırılmasıyla radyo hızla ülke sathına yayılmıştır. Zamanla yeni kanallar ve bölge istasyonları açılmıştır. İnsan sesinin uzun mesafelere taşınmasını sağlayan ve dünyanın ilk elektronik yayını olan radyo, günümüzde de dünyanın en önemli medya mecraları arasında ilk sıralarda gelmektedir.




























