Son 50 yılın en önemli gazetecilerden Robert Fisk, özellikle Afganistan-Ortadoğu hattındaki haberleriyle uluslararası bir şöhret edinmişti. Kendi tabiriyle “otel gazeteciliği”ne karşı tutum alan Fisk, sahada gerçekleştirdiği özel haber ve röportajlarla işin hakkını veren bir muhabirdi.
Fisk, Büyük Medeniyet Savaşı kitabında gazeteciliği şöyle tanımlıyordu: “Gazetecilik otoriteye ve bütün otoritelere meydan okumaktır. Özellikle de hükümetler ve politikacılar bizi savaşa sürüklediğinde”.
Zamanımızın en önemli dış haberler muhabirlerinden Robert Fisk, 74 yaşında hayatını kaybetti. Fisk, her zaman sahada olmaya önem vermiş; kendi tabiriyle “otel gazeteciliği” ile mücadele etmiş; mesleki merakı ve Ortadoğu uzmanlığıyla kendine özel bir yer edinmişti.
Lübnan’da çatışmaların başlamasından 1 yıl sonra 1976’da Beyrut’a vardığında, Fisk de dünyadaki pek çok kişi gibi bu içsavaşın yaklaşık 15 yıl süreceğinden habersizdi. “Ortadoğu muhabiri” unvanı kendisiyle özdeşleştikçe, bölgedeki her gelişme için bakılacak ilk adres onun yazıları oldu. Özellikle İsrail destekli Falanjistlerin yaptığı Sabra-Şatilla katliamının hemen ardından kampa giren ilk Avrupalı gazetecilerden biri olması, Fisk’in kariyerinde çok önemliydi. 1989’da Times’ın yeni sahibi Rupert Murdoch’dan “daha dengeli olması” tavsiyesiyle “kesik yemesi”nin ardından son günlerine kadar yazmaya devam edeceği The Independent’a geçti. İran İslâm Devrimi’nden Sovyetler’in Afganistan işgaline, ABD’nin Irak işgallerinden Bosna Savaşı’na, Cezayir’deki içsavaştan İsrail-Filistin çatışmalarına kadar her zaman en sıcak bölgelerde, politikanın en vahşi yöntemlerine tanıklık etti. Özel konumu 1990’larda Usame bin Ladin’le üç röportaj yapmasına imkan sağladı.
Geçmişi unutmamak Fisk’in gazeteciliğinin temelindeydi; öfkeyi en iyi böyle aktaracağını biliyordu. Bu öfkenin mağduru olduğunda bile… 2001’de Pakistan sınırında Afgan mülteciler tarafından dövüldüğünde, yaşadıklarını “bu kirli savaşın nefret, öfke ve ikiyüzlülüğünün simgesi” diye özetleyecekti.
Fisk, Türkiye kamuoyunda özellikle 1991’de Saddam’ın yeni bir Halepçe katliamına imza atacağı korkusuyla 100 binlerce Iraklı Kürtün Türkiye sınırına dayandığı sıradaki haberiyle hatırlanıyor. Türk askerlerinin mültecilerin temel eşyalarını çaldığını, bu yüzden İngiliz askerleriyle silahlı çatışmanın eşiğine geldiğine bizzat tanık olduğunu yazmış; iki ülke arasında patlak veren diplomatik krizin hemen ardından Diyarbakır’da sorgulanıp sınırdışı edilmişti.
Fisk kimsenin “bilmiyorduk, bize anlatmadılar” dememesi için gazetecilik yaptı. Emperyalizm karşıtlığı, tanık olduğu devlet yalanları ve şüpheciliği, silinmez bir şekilde kimliğine kazımıştı. Arkasında 5’i Türkçeye çevrilmiş kapsamlı kitaplar, pek çok gazetecilik ödülü ve belgeseller bıraktı.
#tarih Ocak sayısında 2014’ün en önemli 11 arkeolojik keşfini listelemişti. Yılın son günlerinde Nevşehir’de ve Manisa’nın Kula ilçesinde yapılan keşifler, geç de olsa bu listeye girmeyi kesinlikle hak ediyor.
Aralık ayının son günlerinde Anadolu coğrafyasında yapılan iki keşif, sadece Türkiye değil, dünya ölçeğinde büyük ses getirdi. Biri Nevşehir’de diğeri Gediz Nehri yatağındaki keşifler, #tarih’in Ocak sayısında yayınladığı “2014’ün en önemli arkeolojik eserleri listesine” girmeyi birkaç günle kaçırdı.
Manisa’nın Kula ilçesinde, Gediz Nehri’nde bulunan beş santimetrelik bir taş, ilk insanın Afrika’dan Avrupa’ya yolculuğu konusunda çok önemli bir bilgi sağladı. Harran Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Tuncer Demir ile Hollanda ve İngiltere’den bilim insanlarının oluşturduğu araştırma grubu, Anadolu’da 1,2 milyon yıllık olduğu saptanan insan yapımı en eski taş aleti buldu. Keşfe dair hazırlanan makale ise Quaternary Science Reviews dergisinde yayınlandı.
NEVŞEHİR – YERALTI KENTİ
Makalede taşın 1,24 milyon yıllık olduğunun sanıldığı ve 1,17 milyon yıl önce lav akıntılarıyla üzerinin örtüldüğü aktarıldı ve kuvars taşından yapılma aletin, ağır bir nesne kullanılarak şekillendirildiği kaydedildi.
#tarih Yayın Kurulu üyesi ve İstanbul Üniversitesi Arkeoloji bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Şevket Dönmez keşfe dair şu yorumu yaptı: “İnsanlık tarihindeki başlangıçların en radikali, insanın insan öncesi atalarının insan haline geldiği ilk başlangıç noktasıdır. Alt Paleolitik Çağ (2,5 milyon – MÖ 80.000) denilen bu dönem aynı zamanda insanlık tarihinin en uzun, gelişimin en yavaş olduğu süreçtir. Türkiye’de Alt Paleolitik Çağ ’a ait çok fazla sayıda bulguya rastlanılmamış oluşu, bu dönemin günümüze olan uzaklığı ile doğru orantılıdır. Bu bağlamda Gediz Nehri yatağında keşfedilen taş alet, Türkiye tarih öncesi insan hareketlerinin güzergahını çizme noktasında oldukça büyük önem taşımaktadır. Alt Paleolitik Çağ’da Boğazlarda kara geçişleri olduğunun bilinmesi homo erectus (dik yürüyebilen) insan türünün Afrika’dan başlayan yolculuğunun Avrupa’ya kuzeybatı Anadolu üzerinden yapılmış olabileceğini göstermektedir”.
Belki de dünyanın en büyüğü TOKİ’nin dönüşüm projesi yürüttüğü bölgede ortaya çıkan yeraltı kentinin, 7 kilometrelik bir tüneli var. Kentin, benzerlerinin en büyüğü olabileceği sanılıyor.
Nevşehir’deki buluntuysa, bir şehirleşme projesiyle başlayan sürecin sonunda tamamen sürpriz bir şekilde ortaya çıktı. Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) 2005’te bir süre önce Nevşehir Kalesi ve çevresinde, kentsel dönüşüm çalışmalarına başlamıştı. Yaklaşık 1.500 yapı yıkıldı, proje boyunca 90 milyon lira harcandı. Ancak yıkılan yapıların yerine yeni konutların inşa edilmesi aşamasına gelindiğinde bölgede bir yeraltı kentine rastlandı. Hemen arkasından çalışmalar durduruldu, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile çeşitli üniversitelerin arkeoloji bölümleriyle temasa geçildi.
İlk araştırmalara göre 5.000 yıllık bu yeraltı kenti 400 bin metrekarelik bir alanı kaplıyor ve 7 kilometrelik bir tüneli var. Kentin şimdiden dünyadaki örneklerinin en büyüklerinden biri olduğu düşünülüyor. Kentte kaçış galerileri, kiliseler, yaşam alanları yer alıyor. Bu bölgenin, Nevşehir’deki diğer yeraltı kentleri gibi turizme açılacağı açıklandı.
MANİSA – ANADOLU’NUN EN ESKİ TAŞ ALETİ 1,2 milyon yaşında Manisa’da, Gediz Nehri’nde tesadüfen bulunan bu beş cm’lik küçük taşın, Anadolu’nun bilinen en eski insan yapımı taş alet olduğu anlaşıldı.
MUHTELİF
1- Suudi Arabistan’ın altıncı kralı Abdullah (90) ve Mısır kökenli ünlü Yunan şarkıcı Demis Roussos (68) hayatını kaybetti.
2- Hatay Arkeoloji Müzesi, Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından açıldı. Müze beş bin metrekare mozaik sergileme alanına sahip. Ayrıca Restorasyonu tamamlanan St. Pierre Kilisesi de ziyaret açıldı.
3- Sivas polisinin yaptığı tarihî eser kaçakçılığı operasyonunda Yunan mitolojisinde ‘Haberci tanrı’ kabul edilen Hermes’in iki bin yıllık heykelinin baş kısmı olduğu iddia edilen eser ele geçirildi.
4- Fetih öncesi Fatih Sultan Mehmet’in yaptırdığı Rumeli Hisarı’nda restorasyon başladı. Çalışmada, 1950’lerde Demokrat Parti dönemindeki restorasyonda tiyatro sahnesine dönüştürülen harap mescidin de yeniden inşa edileceği açıklandı.
5- Mısır, Kahire’de evinin altını kaçak bir şekilde kazan kişi, 10 metre derinlikte Keops Piramidi’ne giden bir geçit buldu. Antik “Gize mezar kenti”ndeki üç piramidin en eski ve en büyüğü Keops’a giden bu geçit on yıllardır arkeologlar tarafından aranıyordu.
6- Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nın önemli isimlerinden Paul Revere ve Amerika’nın ‘Kurucu Babaları’ndan Samuel Adams’ın 220 yıl önce gömdüğü ve Aralık ayında bulunan zaman kapsülü açıldı. Tarihin bilinen en eski zaman kapsülünün içinden Bağımsızlık Savaşı dönemine ait eşyalar ve gazete çıktı.
TARİHE KALANLAR
Charlie Hebdo’ya saldırı Fransız hiciv dergisi Charlie Hebdo’nun Paris’teki binasına 7 Ocak günü silahlı iki kişi saldırı düzenledi, 12 kişi hayatını kaybetti. Saldırganlar iki gün sonra polis tarafından öldürüldü. Derginin bastığı Hz. Muhammed karikatürleri nedeniyle gerçekleştiği iddia edilen saldırıyı El Kaide’nin Yemen kolu üstlendi. Saldırının ardından dünya liderleri Paris’teki yürüyüşe katıldı. Derginin sonraki sayısı Türkçe dahil altı dilde yedi milyon adet basıldı.
Nijerya’da katliam Radikal İslamcı Boko Haram örgütü, Ocak ayının ilk haftasında Nijerya’nın Baga kasabasında korkunç bir katliam gerçekleştirdi. Uydu fotoğraflarıyla bölgede yüzlerce binanın yok olduğunun anlaşıldığı katliamda, kimi kaynaklar ölü sayısını iki bin olarak aktarırken Nijerya hükümeti sayıyı 150 olarak açıkladı.
Yunanistan’da solun zaferi IMF kurtarma paketleri muhalifi ve ülkenin kamu borçlarının silinmesini vadeden Radikal Sol Koalisyon (SYRİZA), Yunanistan Genel Seçimini %36,3 oy ile kazandı. SYRİZA lideri Aleksis Çipras (40) koalisyonla başbakan oldu.
TBMM’den Yüce Divan’a ret Haklarında yolsuzluk iddiaları bulunan AK Parti’den dört eski bakanın (Zafer Çağlayan, Muammer Güler, Egemen Bağış, Erdoğan Bayraktar) Yüce Divan’a gönderilmelerine yönelik önerge TBMM’de 20 Ocak’ta oylandı ve kabul edilmedi.
Türk resim tarihinin belkemiği Ankara Resim ve Heykel Müzesi’ne kayıtlı 120’si resim, toplam 302 eser kayıp. Peki sorun nerede, neler yapılmalı? İşte cevapları…
Ankara’daki Resim Heykel Müzesi’nde yıllara yayılan sanat eseri hırsızlığının ayrıntıları Kasım ayı içerisinde art arda ortaya çıktı. Müzede 120’si resim olmak üzere 302 eserin kayıp olduğu anlaşıldıktan sonra yakın zamanda 60 tablonun kurtarıldığı açıklandı. Peki bu denli önemli eserler, nasıl çalınıp da rahatça el değiştirebildi? Beş soruda müze soygunu:
Hoca Ali Rıza- Manzara
Hırsızlık nasıl anlaşıldı?
Ankara Resim Heykel Müzesi, Nisan 1980’de açıldı. #tarih’in sorularını yanıtlayan milletvekili ve Kültür ve Turizm eski bakanı (2007-2013) Ertuğrul Günay, depo ve güvenlik sorunlarından ötürü kendi döneminde müzede önemli iyileştirmeler yapıldığını, oluşturulan bilim kurulunun iki yıl boyunca envanter çalışması yaptığını, öncesinde eserlere dair envanter ve fotoğraf arşivi konusunda önemli eksiklikler olduğunu aktardı. Günay, “1996 tarihli Sayıştay raporuyla müzede 200’den fazla eserin kayıp ya da sahte olduğu anlaşılmış ama zaman aşımı sebebiyle sorumlular yargılanmamıştır” diyor. Mevcut inceleme ise bir gizli tanığın 2009’da verdiği ifadeyle başlatıldı.
Soldaki, Feyhaman Duran- Bağdat Köşkü Sağdaki, Halil Paşa- Peyzaj
Halil Paşa- Yalılar Kayıp resimlerin altındaki imzalar Çalınan ve sonrasında bir kısmı kurtarılan eserler arasında Hoca Ali Rıza, Feyhaman Duran, Halil Paşa, Hüseyin Avni Lifij gibi önemli Osmanlı-Türk ressamlarının eserleri de bulunuyor.Ressamların eserlerinden bazı örnekler (yukarıda).
Hata nerede?
Çalıntı eserlerin önemli kısmı yasal bir şekilde müzayedelerde satıldı. Gözaltına alındığı iddia edilen Galeri Artist’in sahibi Dağhan Özil, yaptığı açıklamada, “Bütün satışlardan önce, eserler isimleriyle bakanlığa gider. Resmî izinle satışa çıkar” dedi. Dolayısıyla sorun öncelikle kamuda. Günay da, “Kamunun kontrolü daha sağlam yapması gerekiyor. O alanlarda da ihmal olmuş” diyor. Günay’ın altını çizdiği bir konu daha var: “Geçmişte bakanlar çok sık değişmiş, sorunlar için proje geliştirene kadar görevden alınmışlar.” (Bakanlığın kurulduğu 1971’den 2007’ye kadar 25 bakan görev yaptı – #tarih)
Neler yapılmalı?
İlk aşamada Türkiye’deki kamu müzelerinde eksiksiz envanter yapılmalı, depolardaki eserler kayıt altına alınmalı. Basın açıklaması yapan Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, “Her tabloya bir çip takarak takip edeceğiz. Yani o tablo temizlik için bile yerinden oynatıldığında bunu sistemde göreceğiz” dedi. Günay ise kendi döneminde hız kazanan yeni müze projelerinin devam etmesi gerektiğini, böylece depoların boşaltılabileceğini söylüyor. (Günay, İlber Ortaylı’nın yeni cumhurbaşkanlığı konutunun müzeye çevrilmesi önerisini de aktarıyor.)
Piyasanın hacmi nedir?
Osmanlı-Türk resimleri kısıtlı sayıda olmaları nedeniyle özellikle son 20 yılda sürekli değer kazandı. Değmesin Yağlıboya: Türk Resim Piyasasında Sahtecilik (2001) kitabının yazarı gazeteci Tuncay Opçin, tam da bu sebepten ve koleksiyoner zenginlerin eserleri pek de incelemeden satın almasından ötürü sahtecilik patlamasının yaşandığını söylüyor. Sadece geçen yıl Türkiye’de 300 milyon dolarlık resim satışının yapıldığını aktaran Opçin, tabloların yatırım aracına döndüğünü belirtiyor. Bankaların bir süredir “tablo kredisi” vermesi de bunu kanıtlıyor.
Hırsızlık gizli kalır mı?
Müze hırsızlığının ortaya çıkması yüzde 100’e yakın bir ihtimal. #tarih yayın kurulundan sanat tarihçisi Hayri Fehmi Yılmaz, ‘bir kere envantere kaydolmuş eserin çalındığının ortaya çıkmamasının imkansız olduğunu’ vurguluyor. Opçin de hemfikir. Ancak ona göre buna rağmen çalıntı eser satmanın ve almanın sebebiyse kimsenin uzun vadeyi hesaplamaması. Bu tespitin Türk resim sanatıyla sınırlı olmadığını da düşünmek gerek.
MUHTELİF
1- Sibirya’da 2013’te donmuş halde bulunan 40 bin yaşındaki mamutun klonlanması çalışmalarında önemli bir gelişme oldu. Mamut fosilinden, DNA örnekleri almaya yetecek kadar kan bulundu.
2- New York Christie’s’de, toplam 853 milyon dolarla tarihin tek seferde en yüksek değerde satış yapılan müzayedesi gerçekleşti. Andy Warhol’ın Elvis Presley tablosu 81,9 milyon dolara alıcı buldu.
3- Ege Denizi’nde Yunanistan’ın Delos kıyısının kuzeydoğusunda, su seviyesinin sadece 2 metre altında antik bir kent bulundu. Kalıntılar arasında keşfedilen yıkılmış bir çömlek üretim yeri ve 16 çöm-leklerin benzerleri geçmişte Pompeii’de bulunmuştu.
4- Muş’un Varto ilçesinde bulunan ve güvenlik gerekçesi ile uzun yıllar çalışma yapılamayan Tepeköy Höyüğü’nde, 49 yıl aradan sonra kazı çalışmaları başlatıldı. Bölge, Urartu Krallığı’nın yerleşim birimleri arasında yer alıyor.
5-Roma’daki Kolezyum’un duvarına bir Rus turist, 25 cm’lik ‘K’ harfi kazırken güvenlik görevlilerine yakalandı, 20 bin euro para ve 4 yıl ertelemeli hapis cezasına çarptırıldı. Kazınan harfin üstü sonradan boyanarak kapatıldı.
6-Peru’da antik İnka İmparatorluğu’nun başkenti olan ve zamanla toprak altında kalan Cusco’da kapsamlı bir arkeolojik çalışma başladı. Yeni teknolojilerle, kazı yapmadan kentin haritası çıkarılacak.
TARİHE KALANLAR
Kuyrukluyıldıza iniş
İnsanoğlu ilk defa bir kuyrukluyıldıza araç indirdi. Avrupa Uzay Ajansı tarafından gezegen oluşumuna dair bilgi toplamak için 67P/ Churyumov-Gerasimenko kuyrukluyıldızına 10 yıl önce gönderilen Rosetta uzay aracının modülü Philae, 12 Kasım’da başarılı bir iniş yaptı.
Balkanlarda ilk ziyaret
Arnavutluk Başbakanı Edi Rama’nın Sırbistan’a ziyaretiyle Balkanlarda 68 yıl sonra bir ilk yaşandı. Sırbistan’a bir Arnavut liderin en son ziyareti 1946’da Enver Hoca tarafından yapılmıştı.
Ferguson tekrar ayaklandı
ABD’de Ağustos’ta Michael Brown’un öldürülmesiyle Ferguson kentinde başlayan olaylar, jürinin Brown’ı öldüren polis memurunun ‘yargılanmasına gerek olmadığı’ kararıyla sokak çatışmalarına dönüştü. Kente asker sevkedildi.
İsveç Filistin’i ‘tanıdı’
İsveç başbakanı ve İsveç Sosyal Demokrat Partisi lideri Stefan Löfven, Filistin devletinin bağımsız bir ülke olarak tanındığını duyurdu. İsveç, bu kararla Avrupa Birliği üyesiyken Filistin’i tanıyan ilk ülke oldu.
Doğu Akdeniz’de iş birliği
Mısır, Güney Kıbrıs ve Yunanistan liderleri Doğu Akdeniz’deki doğalgaz arama çalışmaları gündemiyle Kahire’de 8 Kasım’da bir araya geldi ve iş birliği açıklaması yapıldı.
Marmaray kazılarında bulunan arkeolojik hazineler için hazırlanan “müze-durak” projeleri rafa kalkmış görünüyor. Eserler hâlâ depolarda üst üste yığılı.
Kent tarihini yeniden yazan İstanbul’daki Marmaray ve metro kazılarında elde edilen buluntular, sergilenmek için hazırlanan projelerin uygulamaya geçmesini bekliyor. 2004’ten itibaren Yenikapı, Vezneciler, Sirkeci, Cağaloğlu, Üsküdar, Ayrılıkçeşme ve Yedikule’de gerçekleştirilen kazılar Marmaray’ın 29 Ekim 2013’te açılmasından kısa süre önce tamamlanmıştı. Bu süre içerisinde 8500 yıl öncesine kadar giden Neolitik Dönem mezarları, kulübe kalıntıları ve ayak izleri ile çeşitli ahşap nesneleri, Bizans gemileri ve Osmanlı çinileri bulundu. Bazı kalıntılar incelenip belgelendikten sonra kaldırıldı, bazıları inşa edildikleri dönem, malzeme ve teknikleri ya da plan özellikleri açısından önemli bulunup büyük gayretlerle taşınarak koruma altına alındı.
Buluntuların önemli bir kısmı, Marmaray ve metro duraklarında sergilenmek üzere büyük masraflar ile yerinden kaldırıldı. Planlanan projeler arasında, Yenikapı’dan İstanbul’un fiziki hafızasını gösteren bir kesitin sergilenmesi vardı. Yaklaşık 10 metre boyundaki bu kesitte, Neolitik Dönem’den Cumhuriyet’e kadar biriken tabakalar kolayca fark edilebiliyor. Bölüm şu an İstanbul Arkeoloji Müzeleri deposunda sergilenmeyi bekliyor. Benzer bir kesit Atina metrosundaki Dafni durağında yer alıyor. Ancak bu kesit gerçek değil, durak için özel olarak tasarlandı.
İSTANBUL/Belgradkapı
Ayrıca, Yenikapı’da bir Bizans kilisesinin temel kalıntıları, Kadıköy’de bir Bizans sarnıcı sergilenecek. Cağaloğlu çıkışında 7.-8. yüzyıldan görkemli bir binaya ait olduğu tahmin edilen altyapı kalıntıları, câmekan arkasında gösterilecekti. Tam o noktada bugün, “Bu duvarın arkasında arkeolojik kalıntılar yer almaktadır” yazılı bir afiş yer alıyor. Ayrıca duraklarda çok sayıda gemi, büyük boyutlu taş eser, sütun, sütun kaidesi ve başlıkların sergilenmesi planlanıyordu. Ancak metro duraklarının faaliyete geçmesiyle söz konusu projeler de rafa kalkmış gözüküyor.
Dünyanın birçok kentinde de metro kazıları, Türkiye’dekine benzer tahribat, gecikme ve masraf tartışmalarıyla gerçekleştiriliyor. Ancak en azından kazı sonrası sergilenme konusunda örnek alabilecek örnekler var. Viyana’daki Stephans-platz durağında bir şapel buluntusu aynen korunurken Meksiko kentinin Pino Suárez durağında bir Aztek piramidi sergileniyor. Benzer projeler İzmir-Çankaya, Porto-Campo 24 de Agosto, Prag-Mustek duraklarında da yer alıyor.
İstanbul’da projeleri geciktirmek yerine küçük adımlarla dahi harekete geçilebilir. Sergilenecek buluntular, duvarlara yerleştirilecek kazı fotoğrafları bile her gün yolu yeraltına düşen milyonlarca kişinin gözünde bir İstanbul tarihi oluşması için fikir verebilir.
İSTANBUL/Sirkeci Bu duvarın arkasında 1300 yıl saklı Marmaray, Sirkeci durağının Cağaloğlu çıkışında “Bu duvarın arkasında arkeolojik kalıntılar yer almaktadır” yazıyor. O duvarın arkasında çıktığı yerde sergilenmesi planlanan ancak sonra vazgeçilen 7.-8. yüzyıla ait Bizans kalıntıları bulunmuştu. Zeytinburnu, Belgradkapı’daki bir açık hava deposunda da (üstte sağda) kazılarda ortaya çıkan binlerce buluntu, Atina’daki gibi sergileneceği günü bekliyor.
MUHTELİF
1- WilliamShakespeare’in aynı isimli tragedyasına mekan olan KKTC’nin Gazimağusa kentindeki 14. yüzyıl tarihli Othello kalesinde restorasyon başladı. Projeyi Türk ve Rum tarafları ortak yürütüyor.
2- Kadıköytarihinehayatını adayan Müfid Ekdal (96) 11 Temmuz’da hayatını kaybetti. ‘Kadıköy’ün Herodotu’ olarak bilinen Ekdal, bu konuda pek çok kitaba imza atmıştı.
3- KGB’ninRusya’dan kaçırılan gizli arşivi Churchill Koleji’nde halka açıldı. Arşivin sahibi, 1972 ve 1984 yılları arasında KGB’nin arşiv bölümünde üst düzey görevde bulunan Vasili Mitrokin, gizlice kopyaladığı binlerce belgeyi 1992’de İngiltere’ye vermişti.
4- İnsanlıktarihininen önemli arkeolojik alanlarından Göbeklitepe’de ilk arkeolojik araştırmaları yapan Prof. Dr. Klaus Schmidt (61), 20 Temmuz’da kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Schmidt, 1995’ten bu yana Göbeklitepe kazı başkanlığını yürütüyordu.
5- 4.000 yıllık Mısır heykeli, müzayede şirketi Christie’s tarafından 57 milyon TL’ye satıldı. Heykel, antik Mısır’da önemli bir devlet adamı olan Sekhemka’yı tasvir ediyor. Eserin iadesini isteyen Mısır hükümeti satışa itiraz etti.
6- Üsküdar’daki Hüseyin Avni Paşa Köşkü, 28 Haziran’da çıkan yangında kül oldu. Yapı 2009’da TMSF tarafından iş adamı Mehmet Cengiz’e “yıkılmadan korunması” şartıyla satılmıştı.
TARİHE KALANLAR
Gazze’de katliam
Önce İsrailli üç, ardından Filistinli bir gencin kaçırılıp öldürülmesiyle patlak veren krizde İsrail, 8 Temmuz’da Gazze’ye yönelik hava ve karadan Koruyucu Hat Operasyonu’nu başlattı. Saldırılarda 21 Temmuz günü itibarıyla 532 Filistinli; 20 İsrailli hayatını kaybetti.
Ukrayna’da uçak düştü
Amsterdam-Kuala Lumpur seferini yapan Malezya Ha- vayolları’nın yolcu uçağı 17 Temmuz akşamı Ukrayna’nın doğusunda düştü. Mürettebat dahil toplam 295 kişi hayatını kaybetti. Uçağın bir füze saldırısı sonucunda düştüğü tahmin ediliyor.
Brezilya’da tarihî fark
12 Haziran-13 Temmuz arasında Brezilya’da gerçekleştirilen 2014 FIFA Dünya Kupası’nı, finalde Arjantin’i yenen Almanya kazandı. Turnuvanın en çok konuşulan olayı, yarı finalde ev sahibi Brezilya’nın Almanya’ya 7-1 yenilmesi oldu.
Kaçırılan şoförler serbest
IŞİD militanlarının Irak’ta 9 Haziran’da kaçırdığı 32 Türk TIR şoförü 3 Temmuz’da serbest bırakıldı. Şoförler Erbil üzerinden uçakla Türkiye’ye getirildi.
ABD-Almanya casus krizi
Almanya’da ABD lehine casusluk yaptıkları şüphesiyle istihbarat servisi BND’den bir kişi tutuklandı ve bir Savunma Bakanlığı çalışanına soruşturma başlatıldı. Alman hükümeti, Berlin’deki CIA temsilcisini sınır dışı etti.
Urartu tarihi, arkeolog Dlshad Marf’ın Irak Kürdistanı’nda yaptığı araştırmayla yeniden şekilleniyor. Leiden Ünivesitesi’nden doktora öğrencisi Marf, Türkiye ve İran sınırları yakınındaki Sidekan/Mdjeser (Mudjesir) köyüne yaptığı ziyarette, köylülerin keşfettiği ve gündelik hayatta kullandığı taşların, esasında 2800 yıllık Haldi Tapınağı’nın sütun parçaları olabileceğini ortaya çıkardı.
Urartuların baş tanrısı Haldi için inşa edilmiş tapınak, Assurluların Muşaşir, Urartuların Ardini dediği kentte yer alıyor. MÖ 714’te Assur Kralı II. Sargon’un (Şarrukin) ordusu, kenti yağmalamış, tapınağı da yerle bir etmişti. II. Sargon’un sonraki yıllarda yaptırdığı Khorsabad (Dur Şarrukin) Sarayı’nda yağma anını tasvir eden bir kabartma da 1840’larda bulunmuştu.
Haldi Tapınağı’nın sütun kaideleri olduğu tahmin edilen kalıntılar, Mdjeser köyü halkı tarafından on yıllardır gündelik amaçlarla kullanılıyor.
Tapınağın tam yeri bugüne kadar belirlenememişti, ancak Marf ’ın analizi yeni bir bakış açısı sağlıyor. Muşaşir’i ve Demir Çağı dönemini çalışan Marf, #tarih’e, ‘sütun parçalarını gördüğü an, onların Urartu eseri olduğunu anladığını çünkü Türkiye’deki müzelerde bunlara çok benzeyen Urartu eserleri gördüğünü’ söyledi.
#tarih yayın kurulu üyesi Doç. Dr. Şevket Dönmez, şu yorumu yaptı: “Anıtsal bir Urartu yapısına aidiyeti konusunda şüphe bulunmayan mimari kalıntılar ile bunların yer aldığı köyün modern adı olan Mdjeser kelimesinin Muşaşir ile olan benzerliği, Marf ’ın çalışmasında çok önemli bulgular olarak beliriyor. Köydeki yeni araştırmalar, tapınağın açığa çıkarılmasını sağlayacak gibi”.
Kelimenin aslı Türkçe mızrak anlamındaki “batrak”tan (batır-ak) geliyor. Oğuzların batrak dediği kelime eski Uygurlarda, batırmak, saplamak manasında “batruk” imiş. Yani birinde işlemin adı, diğerinde işlemin aygıtıdır.
Bayrağın Türkler tarafından kullanımı konusunda şunlar bilinir: Boy beylerinin mızraklarının ucunda kırmızı bir ipek bağlanırmış. Bu yenilen düşmanın kanıyla boyanmış bir kumaş demekti. Yaban öküzü kuyruğundan da bir parça bağlanırmış ki buna da kutar denirdi. Karahan hanları al bayrak taşır, bir mızrak ucuna bağlanan bu simgeye kimi boylar da “tanık,” “pekçem” (perçem); mızrağa bağlanmış at kuyruğuna “tuğ;” ince uzun ipek kumaş şeritlere “yalav” (aleve benzetilerek) derlermiş.
Osmanlı Devleti’nde bayrak kullanımı konusunda farklı kaynaklardan bilgilere sahibiz. Örneğin Selçuklu sultanının Osman Gazi’ye gönderdiği alametlerden birinin beyaz bayrak olduğu biliniyor. Âşıkpaşazade ise 15. yüzyılda bir kırmızı bayraktan söz ediyor ki, bu Akşehir’de dokunmuş.
Bayrakta ay yıldız simgesi III. Selim devrindedir (1789- 1807). O dönem bayraklarında sekiz köşeli yıldız kullanılıyordu. Kulelere ve hükümet binalarına ilk kez ay yıldızlı bayrak çekilmeye başlanması II. Mahmud (1808-1839) zamanındadır. II. Mahmud bir yandan da kaldırttığı yeniçerileri hatırlattığından “bayrak” kelimesini yasaklatmış, “sancak” demişti. Fakat bayrak ve sancak birlikte yaşadı. 19. yüzyıl ortalarında al yıldızlı bayrak resmî Osmanlı simgesi oldu. Sultan Abdülmecid yıldızı beş köşeliye çevirdi. Abdülaziz ise yıldızın ortasına tuğrasını koydurdu. Rengi vişne çürüğü oldu. 1922’de saltanatın ilgasından sonra halifeye mahsus bir sancak kabul edildi ve saltanat bayrağı kaldırıldı.
1930’ların ilkokul okuma kitabındaki “Anam gibisin bana/Selam bayrağım sana/ Dalgalan kana kana/Selam bayrağım sana” dörtlüğü bu çizimle kullanılmıştı.
PARALEL TARİH
1634 IV. Murad içki yasağı ilan edip Osmanlı ülkesinde meyhaneleri yıktırdı. Fransa’da büyücülükle suçlanan papaz Urbain Grandier diri diri yakıldı.
1789 III. Selim osmanlı tahtına çıktı. Joseph Ignace Guillotin “acısız idam makinesi” olarak lanse ettiği icadını Fransız meclisine sundu.
1870 Klasik Türk musikisinin büyük bestekarı Zekai Dede Efendi ilk ilahisini besteledi. Richard Wagner’in Die Walküre operası ilk kez Münih’te sahnelendi.
1892 Kansas’ta bir banka soygunu sırasında Dalton çetesinin beş üyesinden dördü öldürüldü. Buenos Aires’te dünyanın ilk parmak izi bürosu açıldı.
1967 Seri üretilen ilk Türk otomobili Anadol piyasaya çıktı. NASA, Ay üzerindeki güvenli iniş bölgelerini saptamak amacıyla Lunar Orbiter 3 uydusunu uzaya fırlattı.
1982 Michael Jackson bugün dünyanın en çok satan albümü olan Thriller’ı piyasaya çıkardı. Yılmaz Güney 12 Eylül rejimi tarafından Türk vatandaşlığından çıkartıldı.
Müslümanların kıblesi, yenileme projesiyle gökdelenlerin, neon ışıkların gölgesinde kaldı. İslami Mirası Araştırma Vakfı’ndan Allawi “Kabe, Manhattan’a dönüşecek” diyor.
Kâbe ve onu çevreleyen Mescid-i Haram, ihtişamlı tarihî mirasını hızla yitiriyor. İslâm inancında, 15 yüzyıldır Müslümanların her gün tüm ibadetlerinde yüzünü döndüğü Kâbe’nin yerindeki ilk yapıyı Hz. Adem’in yaptırdığı, zamanla yok olan bu yapının yerine Hz. İbrahim’in yeni Kâbe’yi inşa ettiği kabul ediliyor. Bu kutsal mekan tarihi boyunca titizlikle korunmuştu. Yavuz Sultan Selim döneminde Osmanlı coğrafyasına dahil olan Kâbe’de, sonraki yıllarda onarımlar gerçekleştirilmiş, Mescid-i Haram’da da hacı adaylarını güneşten koruyan revaklara ekler yapılmıştı. 2011’deyse Suudi Arabistan Krallığı yeni bir restorasyon projesi başlattı. Proje tamamlandığında halen 770 bin hacı adayı alan 356 bin m2lik alan, 456 bin m2ye çıkacak ve fazladan 1,2 milyon kişiyi daha ağırlayabilecek. Ancak proje, kültürel anlamda büyük ölçüde doku kaybına mal oluyor. Durumu ve atılması gereken adımları Londra merkezli İslami Mirası Araştırma Vakfı Başkanı İrfan el Allavi ile konuştuk:
Suudi Arabistan’ın nihai Mekke vizyonu nedir?
Suudiler Kâbe’yi çevreleyecek 124 bina inşa etmek ve o çirkin saat kulesinden (Osmanlı yapımı Ecyad Kalesinin üzerine inşa edilen 601 metrelik Mekke Kraliyet Saat Kulesi) geceleri yayılacak lazer ışıklarla bölgeyi ‘Manhattan’laştırmak istiyorlar. Mekke’de tarihî hiçbir yer kalmayacak. Mekke’deki mirasın yüzde 95’i yok oldu ve sırada Medine var. Orada da gökdelenler, Mescid-i Nebevî’yi çevreleyecek.
1880’ler Sultan II. Abdülhamid döneminde çekilen fotoğrafta, Kâbe’nin etrafındaki geleneksel konut yapısı göze çarpıyor. Yıldız Albümleri – Mekke-Medine, 2006
Projenin neden olduğu hasarın boyutları nedir?
Bundan önce Kâbe’yi çevreleyen 350 yıllık Osmanlı revakları geçtiğimiz yıl yıkıldı, yerlerine taklitleri konacak. 1980’lerde yaptığımız kazılarda Hz. Muhammed’in eşi Hz. Hatice’nin evinin kalıntılarını bulmuştuk. Buranın üstüne çok büyük bir umumi tuvalet yapıldı. Zemzem kuyusu da 1980’lerde uyarılarımızın aksine dinamitle yapılan çalışmalar sonucunda tahribata uğradı ve çatladı.
2014 Nisan ayında çekilen fotoğraf, yürütülen projenin tahribatını kanıtlıyor. Islamic Heritage Research Foundation
Yeni tahribatları engellemek için ne yapılmalı?
Başta Türkiye olmak üzere Müslüman devletleri hemen harekete geçmeli. Çalışmalarda yer alacak ekipler belirlenirken çok titiz davranılmalı. Bizim gibi kurumlara danışılması gerekiyor. Geçmişte yıkılan ve yıkılması planlanan yerlere dair 48 bin görsel malzeme ve haritaya sahibiz. Yakın zamana kadar, toptan tahribatı engellemek için birkaç yılımız var derdim, ama bugün sadece saatler kaldı!
2020 Suudi Binladin Grup tarafından yürütülen projenin 2020’de tamamlanması planlanıyor. Islamic Heritage Research Foundation
MUHTELİF
1 Haiti açıklarında bulunan batığın; yüksek ihtimalle Kristof Kolomb’un 1492’de Amerika’yı ‘keşfettiği’ seferinin sancak gemisi Santa Maria olduğu açıklandı. Çalışmayı, Barry Clifford ve ekibi yürütüyor.
2Ege Denizinde 1992’deki NATO tatbikatında Türk muhribi Muavenet’i vuran ve 5 Türk denizcinin ölmesine neden olan Amerikan USS Saratoga uçak gemisi, sökülmek üzere 1 sente satıldı.
3 Gazeteci Güngör Sayarı 17 Mayıs’ta KKTC’deki evinde hayatını kaybetti. Yeni Gün ve Güneş gazetelerinde futbol ve at yarışı yorumculuğu yapan Sayarı (d. 1937), 1978- 1979 arasında Türkiye Futbol Federasyonu başkanıydı.
4 Çin’de yeni bir dinozor türü keşfedildi. Burnu çok ince ve uzun olan 66 milyon yaşındaki bu dinozorun bilimsel adı Qianzhousaurus sinensis olsa da bilim adamları ona “Pinokyo Rex” diyor.
5Led Zeppelin, efsanevi Stairway to Heaven şarkısının girişini ABD’li Spirit grubunun 1968 tarihli Taurus şarkısından ‘çalmak’la suçlanıyor. İddia sahibi Spirit grubunun avukatı 1969’da iki grubun aynı sahneyi paylaştığını hatırlattı.
6 Yayın Kurulu üyemiz Doç. Dr. Şevket Dönmez, Türkiye Bilimler Akademisi’nin yılda bir yayımladığı arkeoloji dergisi TÜBA-AR’ın yayın kurulu başkanı oldu. Dönmez, İstanbul Üniversitesi Arkeoloji bölümünde ders veriyor.
TARİHE KALANLAR
Soma’da maden felaketi
Manisa’daki kömür madeninde 13 Mayıs’ta çıkan yangın sonucu yeraltındaki 786 işçiden 301’i öldü. Felaket dünyada son 42 yılın ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en çok ölümle sonuçlanan madencilik kazası oldu. Kazanın ardında korkunç bir ihmal zinciri olduğu ortaya çıktı.
Ceylan’a Altın Palmiye
Nuri Bilge Ceylan, Kış Uykusu filmiyle 24 Mayıs’ta Cannes Film Festivali’nin en büyük ödülü Altın Palmiye’yi kazandı. Ödül Yol filminden (1982) sonra ikinci kez Türkiye’ye geldi.
120 yılın en büyük seli
Balkanlar’da 17 Mayısta başlayan yağmurlarla, bölgede son 120 yılın en büyük sel felaketi yaşandı, en az 44 kişi hayatını kaybetti. Selden Bosna-Hersek’te bir milyon kişiyi etkilendi. Salgın hastalık ve Bosna Savaşından kalan mayınların da selin etkisiyle sürüklenmesi tehlikesi ortaya çıktı.
Eski başbakana hapis
İsrail’in eski başbakanı Ehud Olmert, Kudüs Belediye Başkanlığı döneminde (1993-2003), kentteki inşaatlardan rüşvet almaktan altı yıl hapis ve 300 bin dolar para cezasına çarptırıldı.
Aşırı sağın ilk zaferi
Avrupa Parlamentosu üyelerinin belirlendiği 22-25 Mayıs seçimlerinde aşırı sağ beklenmedik bir zafer kazandı. Fransa’da Marine Le Pen liderliğindeki Ulusal Cephe, oyunu yüzde 6,3’ten 25’e çıkartarak ülkede ilk defa ulusal çapta bir seçimi kazandı. Alman neo-Nazi partisi NPD de ilk kez AP’de koltuk kazandı.