1848’de ABD’de meydana gelen bir kaza, insan beyninin fonksiyonlarına dair o dönem bilinmeyen, bugün ise kısmen bilinen gerçekleri ortaya çıkaracaktı. Dinamit patlamasıyla demiryolu işçisi Phineas Gage’in elinden fırlayan demir çubuk, kafatasını delip çıkmıştı. Gage 12 sene daha yaşayacaktı.
Tarih 13 Eylül 1848. O gün öğleden sonra, ABD’nin kuzeydoğu ucundaki Vermont eyaletinde yaşanan bir kaza, tıp tarihine inanılmaz bir vaka, bir efsane olarak kaydedilecekti.
Vermont’ta demiryolları yapılıyordu; rayların döşenmesi için kayalık bölgeler dinamitleniyor, tüneller açılıyordu. 25 yaşındaki demiryolu işçisi Phineas Gage, dikkat gerektiren dinamitleme işini büyük bir ustalıkla yapardı. O gün, her zaman kullandığı demir çubuk elinde, dinamitleri açtığı deliğe dikkatle yerleştirdi; ama boşluğu kumla dolduracak fırsatı bulamadan, şiddetli bir infilak meydana geldi. Phineas’in elinden fırlayan demir çubuk, sol yanağından girip sol gözünü parçalayıp kafatasını kırmış, başının tepeye yakın bir yerinden çıkarak metrelerce uzağa düşmüştü. Toz-duman içinde koşturanlar ürkütücü görüntüsü bir yana, Gage’i konuşur vaziyette buldular! İnanması çok güçtü; bilinci gerçekten açıktı, konuşuyordu ve üç-beş dakika içinde ayağa kalkmış kendisini revire nakledecek arabaya doğru yürüyordu. Kasaba doktoru tarafından yarası temizlendi ve cerrahi yöntemlerle tedavisi mümkün olmadığından pansumanla kapatıldı. İlerleyen günlerde yaradaki enfeksiyon nedeniyle bilincini yitiren Phineas yarı komaya girdi ve bu defa ölüm kaçınılmaz görünüyordu; ailesi cenaze hazırlıklarına başlamıştı bile. Ne var ki, kafatasında tam olarak kapatılamamış olan yara işe yaramıştı; apselenen enfeksiyon bu yolla drene olmuş, Phineas’ın bilinci yeniden açılmıştı. Kazadan 3 ay sonra da normale döndü.
Gage’in başındaki ve yüzünün sol yarısındaki kozmetik deformasyon dışında herhangi bir nörolojik kusuru yok gibiydi. Bilinci açık, zihni melekeleri yerindeydi; yiyip içiyor, yürüyor, konuşuyordu. Ancak ailesi ve arkadaşları için o artık eskiden tanıdıkları Phineas değildi; kişiliği tamamen değişmiş, bambaşka bir insan olmuştu. Hiçbir şeyi planlayamıyor, konuşmasını ve davranışlarını ayarlayamıyordu; bu uyumsuzluk kabul görmesini zorlaştırıyor, çevresinden dışlanmasına yol açıyordu. Ayrıca kazadan önce uyumlu ve kontrollü bir insan olan Phineas, daha sonra öfkesini kontrol edemeyen, hırçın ve saldırgan, başladığı işi bitiremeyen, küfürlü konuşan ve utanmaz biri olmuştu. 1860’a kadar yaşadı.
Phineas vakası 1868’de yeniden irdelendi. O yıllarda beyin dokusunu görüntülemek mümkün olmadığından, beynin neresinin gördüğü tam olarak bilinemiyor, demir çubuğun kafatasında kat ettiği yol ve oluşan kırıklar yoluyla tahmin yürütülüyordu.
Sonraki yıllarda kişilik yapısının beyinde frontal bölgenin bir fonksiyonu olduğu, bu bölge hasar gördüğünde entelektüel kapasite ve sinir sistemi etkilenmeksizin psikolojik bozuklukların ortaya çıktığı keşfedildi. Duygu, düşünce ve tepkinin koordinasyonunu sağlayan prefrontal bölge, beynin en ön kısmında, alın kemiğinin hemen arkasındaydı. Kişilik özelliklerinin belirlendiği bu bölge, karar verme süreci ve sosyal davranışların planlanmasından sorumluydu. Prefrontal bölgenin “kendini yönetebilmek” olarak tanımlanan ana işlevi; iyi ile kötüyü ayırt edebilmeyi, plan yapabilmeyi ve bunu uygulayabilmeyi; bir hareketin doğuracağı sonuçları öngörebilmeyi; içsel istekleri baskılayabilmeyi; duygusal tepkileri kontrol edebilmeyi kapsıyordu. Phineas vakasında da prefrontal bölge yapısal bir hasara uğramış ve anti-sosyal kişilik bozukluğu gibi psikolojik sorunlar ortaya çıkmıştı.
1994’te 3 boyutlu kafatası modeli yapıldığında, beyinde sol prefrontal korteks bölgesinin hasarlanmış olduğu netlik kazandı. Kişilik yapısını biçimlendiren prefrontal korteksin fonksiyonları günümüzde dahi hâlâ tam olarak aydınlatılabilmiş değil.
Phineas’ın kafatası Harvard Tıp Okulu Müzesi’nde korunuyor.


