Türk dünyası, Latin alfabesi, qardeşlik karşıtı dil siyaseti

Eylül 2024’te yapılan ve Türkiye’nin de katıldığı Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonu’nda, 34 harften oluşan Latin alfabesi üzerinde anlaşma sağlandı. Türkiye’deki alfabenin de değişeceği yolunda yanlış yorumlara yol açan toplantı ve Azerbaycan, Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan üzerinde önce Rus, sonra Sovyet, sonra tekrar Rus baskısı.

Türk Devletleri Teşkilatı tarafından 2022’de kurulan Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonu, ilk toplantısını Mayıs 2023’te Astana’da, ikincisini Mayıs 2024’te Bakü’de sessiz-sedasız yapmıştı. Bakü’de-ki 3. toplantısı (9-11 Eylül 2024) ise medyada büyük bir gürültü kopardı: 34 harften oluşan ortak bir Latin alfabesinde mutabakat sağlanmıştı.

Ortak Türk-Latin Elifbası
Bakü Türkoloji Kongresi’nden sonra 1927’de kabul edilen Ortak Türk-Latin Elifbası.

Toplantının bu denli yankı bulması, bir yandan devletin en üst kademesinden gelen beyanlardan, öte yandan da Türkiye alfabesine yeni harfler ekleneceği zannından kaynaklandı. Sosyal medyada, bu kararla “kardeş”in “qardeş”, “hoyrat”ın “xoyrat” şeklinde yazılacağı, hatta ortak alfabedeki “x, q” harflerinin yeni bir “açılım süreci”nin parçası olduğu söylentileri yayıldı. Oysa bu toplantıda uzlaşılan konu, sadece teşkilat üyesi ve gözlemci statüsündeki Türk devletlerini kapsayan çerçeve niteliğinde bir alfabedeydi. Türkiye haricindeki üyeler (Azerbaycan, Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan) ve gözlemci Türkmenistan’ın bu 34 harflik setten, kendi ses sisteminlerinin ihtiyacına göre seçim yaparak alfabelerini oluşturması veya mevcut alfabelerini düzenlemesi planlanmıştı. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin alfabesinde herhangi bir değişiklik olmayacaktı ama, örneğin henüz Latin alfabesine geçmeyen Kırgızistan bu 34 harften Kırgız fonetiğine uygun olanları alıp kendi Latin alfabesini oluşturacaktı. Yahut Türkmenistan’ın 1993’ten beri kullandığı Latin alfabesinde “/j/” ünsüzünü karşılayan “/ž/” harfi ortaklığı sağlamak için “/j/” ile değiştirilecekti. Bütün bu önerilerin Orta Asya’nın sıcak siyasal ortamında ne ölçüde başarıya ulaşacağını ise zaman gösterecek.

Aslında Türk dünyasında ortak alfabe meselesi, Bakü’deki mezkur toplantıda ilk defa ele alınmış değil ve bu tabii son da olmayacak. Türk dünyasında Latin esaslı alfabe birliği konusu, Rus Çarlığı’nın son yüzyılında reformist Kazan Tatarları öncülüğünde filizlenip Kırımlı İsmail Gasprinski’nin “usul-i cedit” mektepleriyle Orta Asya’yı kısa süre de olsa kasıp kavuran “Cedit-çilik” hareketine kadar uzanır. Rusya Müslümanlarının İslâm ve moderniteyi uzlaştırma ve Batılı eğitime entegre olma çabasından doğan “Ceditçilik” akımı, geleneksel kültür elitlerine (kadimci mollalar) doğrudan bir meydan okuma olduğu kadar Rus otoritesine de üstü kapalı bir başkaldırıydı. Adını, Arap alfabesinin savtî (fonetik) metotla öğretildiği “usul-i cedit” mekteplerinden alan bu akım, zaman içinde siyasi hedeflere yönelip ideolojik bir yapıya bürününce, çok sayıda temsilcisi Stalin döneminde öldürüldü; “Ceditçilik” de gevşek bir örgü halinde kalıp kurumsal bir yapıya kavuşamadı.

Arap alfabesinin Türkçenin ses sistemini yeterince yansıtmadığı görüşünde olan “Ceditçilik” hareketinin 1917 sonrası temsilcileri, Latin alfabesine geçilmesinden yana ses yükseltmeye başlamışlardı. SSCB hükümetinin siyasal propagandayı ve sosyalist devrimi, daha kolay okunabilen bir alfabeyle yaymak ve Kiril alfabesine geçişte ara basamak olması için desteklediği bu görüşler, Bakü merkezli bölgesel alfabe komitelerinin kurulmasını sağladı. Bu komiteler Latin alfabesi layihalarını 1926’da Bakü’de İsmailiye Sarayı’nda düzenlenen 1. Türkoloji Kongresi’ne sundular. Bunun sonucunda Yeni Türk Alfabesi Merkez Komitesi’nin 1927’deki kurultayında 33 harflik Birleştirilmiş Yeni Türk Elifbası (Yañalif: ‘Yeni Elifba’) oybirliğiyle kabul edildi. Böylece, neredeyse 100 yıl önce Türk dünyasının ilk ortak Latin alfabesi yürürlüğe girdi. Rusya Maarif Komiserliği’nin 22 Haziran 1938 tarihli “SSCB’deki Türk topluluklarının tamamının Kiril alfabesini kullanması kararı”na kadar Türkçe konuşan topluluklar Latin alfabesini kullandılar. Üstelik bu ortak elifba, Sibirya ve Kafkasya Türk toplulukları (Hakas, Tuva, Şor, Nogay, Karaçay vd.), Kırım ve Sovyet Uygurları da dahil 19 lehçeye uygulanmıştı.

Türk lehçelerinin ses sistematiğine göre fonetik temelde hazırlanan 1926 elifbasında da, Türkiye’de bugünkü tartışmaların konusu olan “ə, ñ, x, q” gibi harfler vardı. Bu harfler, standart Türkiye Türkçesinde bulunmayan, ama başka Türk lehçelerinin ünlü ve ünsüz gruplarında yer alan fonemleri temsil eder. Örneğin hem 1926 elifbasında hem de bugünkü ortak alfabede bulunan “ñ” harfi, Türkçenin temel seslerinden biri olarak “arka damak genizli ünsüzü”nü simgeler. Bu ses, Türkiye Türkçesindeki “gönül (< köñül), yanılmak (yañıl-), Tanrı (Teñri) gibi sözcüklerin ve bazı eklerin özgün biçimlerinde yer alır. Dolayısıyla eski biçimleri, orijinal sesleriyle yüzyıllardır koruyan Türk lehçelerinin alfabelerine bu sesi simgeleyecek bir harfin eklenmesi zaruridir.

34 harflik Ortak Türk Alfabesi
1991 Çağdaş Türk Alfabeleri Sempozyumu’nda bilim insanlarının tümünün imzasıyla uzlaşılan 34 harflik Ortak Türk Alfabesi.
34 harflik Ortak Türk Alfabesi

Azerbaycan ve Türkiye Türk-çesinde “/ñ/” sesi artık sadece diyalektlerde yaşadığından bu ikisinin alfabesine girmemiştir. Dolayısıyla Azerbaycan’ın günümüzdeki Latin alfabesi 32 harften oluşur.

Ortak alfabedeki “x” harfi ise, Eski Türkçedeki “/ḳ/” sesinden gelişen, ama aynı zamanda alıntı kelimelerde bulunan “damak sürtünmelisi bir /ḫ/” sesini karşılar. Örneğin “kum” sözcüğünü “ḫum”a dönüştüren Kumukçada, “korku”yu “gorḫu”ya dönüştüren Azericede, lehçe ihtiyacına yönelik olarak ortak alfabede yer alır. Birleştirilmiş Latin alfabesindeki “h” ise, bambaşka bir fonem olan “gırtlak sürtünmelisi ‘/h/’ ünsü-zü”nü temsil eder. Bu iki ses (x, h) Türkiye Türkçesinde de olmasına rağmen 1928’deki alfabede tek harfle (h) gösterilmesi kararı alınmıştır.

Yañalif gazetesi
Tataristan-Kazan’da Ortak Türk-Latin Elifbasıyla basılan Yañalif gazetesinin 21 Mart 1929 tarihli sayısının manşeti: “Yañalif iki aylıgında, Yañalifçe ukıy-yaza bélmegen kéşé kalmasın” (Yañalif gazetesi iki aylık oldu, yeni elifbayla okuma yazma bilmeyen kişi kalmasın).

1926 ortak elifbasında kimi Orta Asya Türk lehçelerindeki spesifik fonemler için de özel harfler türetilmişti. Diğer lehçelerin standart dilinde bulunmayan “sızıcı diş ünsüzleri”ne sahip Başkurtçanın ihtiyacına binaen “Д ve “Ѣ” gibi harfler bu bağlamdadır. Bu tip özel seslerin olmadığı lehçelerin alfabelerindeyse doğal olarak bu harfler de kullanılmamıştır.
Sovyet Türkleri 1926 Latin Alfabesi’ni 1938’e kadar kullandı. Bu tarihten itibaren tümü tedricen Kiril alfabesine geçti ve bu durum 1991’e dek sürdü. Ortak alfabe konusu, SSCB’nin dağılmasına haftalar kalmışken, 8-20 Kasım 1991’de Marmara Üniver-sitesi’deki 1. Milletlerarası Çağdaş Türk Alfabeleri Sempozyumu’n-da yeniden ele alındı. Prof. Dr. Nadir Devlet (1944-2021) öncülüğünde düzenlenen bu toplantıya 12 Türk devlet ve topluluğundan 27 seçkin Türkolog katılmış, 7 proje sunulmuştu. Sempozyumun sonuç bildirgesinde Türk devlet ve topluluklarının 34 harfli ortak Latin alfabesine geçmelerine dair tavsiye kararı oybirliğiyle kabul edildi. Böylece Türk dünyasına yönelik ortak Latin alfabesi ikinci defa gündeme gelmiş oldu. Bu toplantıda onaylanan 34 harf içinde Türkiye’deki Latin alfabesinden farklı olan 4 harf vardı: ä, x, q, ñ, w. Azerbaycan Türkçesinde 8 değil 9 ünlü bulunduğu için alfabeye dahil edilen “/ä/”, 1992 Ankara’daki Türk Dili Kurultayı’nda “/ə/” ile değiştirilmiş ve bu 34 harflik alfabenin 32 ortak harfi (ñ, w hariç) Azerbaycan’ın resmî alfabesi olmuştur.

Kızıl Ordu Türküsü
1927 Ortak Türk alfabesiyle yazılmış, Tatar-Başkurt şair Mecid Gafuri’nin 1929 tarihli şiiri Kızıl Geskerler Cırı (Kızıl Ordu Türküsü).

Türkmenistan ve Özbekistan ise, 1993’te kabul ettikleri Latin alfabesinde 1991 kararlarına kısmen bağlı kaldılar. Zaten 1991’deki toplantıda Türkmenistan adına söz
alan Prof. Dr. Sapar Kürenov, Türkmenistan’da gerçekleşecek bir Latinleşme hareketinin Türkiye’den bağımsız olacağını şu sözleriyle açıkça dile getirmişti: ‘Bu sempozyum, ortak bir karar kabul edemez. Böyle bir kararı her bir Türki halk kendi vatanında, kendi yurdunda, kendi parlamentosunda alabilir.” Nitekim Türkmenistan bugün kullandığı Latin alfabesinde, ortak alfabe setinin dışında harfler yer alır: “/j/” harfi “/c/” ünsüzünü, “/ž/”
harfi /j/ ünsüzünü, “/y/” harfi /ı/ ünlüsünü, “/ý/” harfi de “/y/” ünsüzünü karşılar. Böylece toplam 30 harflik Türkmen alfabesinin 26’sı Ortak Türk Alfabesi’yle örtüşür.
Özbekistan ise 1993’te kabul ettiği 29 harflik Latin alfabesinde 1995’te kimi değişiklikler yaparak harf sayısını 31’e çıkardı. 1993 alfabesindeki “/ş/” ve “/ç/” harfleri, 1995’te “/sh/” ve “/ch/” ile değiştirildi, yumuşak g için “/g’/” işareti, “/j/” ünsüzü için “/ɉ/”, “/o/ ve “/ö/” ünlüleri için “/o’/ “işaretleri eklendi. Bu suretle Özbek alfabesinde Ortak Türk Alfabesi’ne ait 24 harf kalmıştır. Eylül 2024 (Bakü) toplantısında alınan kararlara Özbekistan’ın riayet edip etmeceğini, örneğin “/g’/” yerine “/ğ/” harfini kabul edip etmeyeceğini de zaman gösterecektir. Zira sadece matbaaların yenilenmesi bile kırılgan ekonomilere ağır bir yük getirmektedir.

Ortak Türk-Latin Elifbası’
Kazakistan’da 1927 Ortak Türk-Latin Elifbası’yla basılan Tom Sawyer ve Robinson Crusoe.

Alfabe değişikliği, bilimsel değil siyasi bir konu olduğu için Kırgızistan’da henüz gündeme gelebilmiş değil. Kırgız bili-minsanları Latin esaslı Kırgız alfabelerinin layihalarını hazırlamış olsalar bile, bir çok Rus politikacı Rusya’nın Orta Asya meselelerindeki rolünün böyle bir değişiklikle daha da azalacağını fikrinde. Kırgızistan ise bu etki ve söylemlerden bağımsız hareket edecek siyasi ve ekonomik güce sahip değil. Devletin resmî dili Kırgızca ve Rusça. 7 milyon nüfuslu Kırgızistan en büyük dış ticaret gelirini İsviçre ve Rusya’ya ihraç ettiği altından elde ediyor. Cumhurbaşkanı Sadır Caparov geçen sene resmî Kırgız haber ajansı Kabar’a yaptığı açıklamalarda Türkiye destekli Latin alfabesine geçiş projesine karşı olduğunu açıklamıştı. Rusya’nın Ukrayna’yı işgal süreci, Rus politikalarının Kırgızistan’daki baskın konumu, bu meselenin ülkede pek gündeme gelemeyeceğini gösteriyor.

Türk Devletleri Teşkilatı Devlet Başkanları Olağanüstü Zirvesi
Türk Devletleri Teşkilatı Devlet Başkanları Olağanüstü Zirvesi 16 Mart 2023’te Ankara’da düzenlendi. 34 harften oluşan 2024 Ortak Türk Alfabesi’nin (altta) ilk girişimleri bu toplantıdaydı.
Ortak Türk Alfabesi

Kazakistan’da da aynı siyasi endişelerden kaynaklanan bir durum sözkonusu. Dilbilimci Prof. Ebduali Kaydarov, Latin alfabesi konusundaki soruları her ne kadar “Kazakların çok yavaş hareket ettikleri malumdur” cümlesiyle diplomatik olarak geçiştirse de, 2017’de Kazakça-ya uyarlanan Latin alfabesinin bilfiil kullanılmamasının gerçek sebebi, ülkenin Rus hükümetiyle kurulu sıkı bağları yıpratmaktan kaçınması. Nursultan Nazarbayev, Kazakistan’ın resmî yayın organı Egemen Kazakistan’a yazdığı bir makalede, Latin alfabesine geçiş sürecinin 2025’e kadar tamamlanacağını ifade etmişti. Bugünkü cumhurbaşkanı Kasım-Jomart Tokayev ise süreyi 2025’ten 2031’e çekti ve geçiş sürecinin kademeli olacağını bildirdi. Bu arada 2017 tarihli Kazak-Latin alfabesi, 2018, 2019 ve 2021’de revize edildi. 31 harfllik bu alfabe, 1991 Ortak Türk Alfabesi’nden tek harfle (ū) ayrılmak tadır; ancak bu yeni versiyonda “/u/” harfi “/uv/” diftongunun, “/i/” harfi “/iy/” diftongunun, “/y/” harfi ise “/ı/” ünlüsünün karşılığıdır. Tasarı halindeki bu alfabe, 34 harflik Ortak Türk Alfabesi’yle 27 harfte ortaklaşır. Üzerinde 10 yıla yakın zamandır çalışılmış olsa da, Kazak-Latin alfabesi politik ve ekonomik duvarlara çarpmaya devam etmekte ve yara-bere içinde bir görünümdedir. Bugün Kazakistan’da yayınlanan gazete ve dergilerin tamamı ya Rusça ya da Kiril alfabesiyle Kazakça. Tüm ders kitaplarının Kiril alfabesiyle basımı sürüyor. Dış ticaret gelirinin %25’inin Çin ve Rusya’dan geldiği gerçeğine baktığımızda bile, Kazak hükümetinin Latin alfabesi konusundaki tereddütleri anlaşılmaktadır.

Peki, Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonu’nun onayladığı 34 harfli ortak alfabenin 1991’deki ortak alfabeden farkı nedir? 1991 alfabesindeki ”ä, x, q, ñ, w” harflerinden “w” çıkarılıp yerine Kazakçanın ünlü sistemi için gerek görülen “ū” eklenmesi dışında fark yoktur. Ancak bu defa konu biliminsanlarının kendi aralarında düzenledikleri toplantıların sınırını aşıp, Türkiye ve Azerbaycan hükümetlerinin ağırlığını hissettirdiği bir güç gösterisine dönüşmüştür. Böylece Türk dünyasındaki milliyetçi grupların uzunca bir süredir hissettiği güvensizlik ve hayalkırıklıkları, hoş bir esinti ve millî gururu okşayan retorik bir söylemle kısa süreliğine yatıştırılmış oldu.

İşin reel boyutuna dönecek olursak… Türk Devletleri Teşkilatı’na bağlı Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonu sadece 6 devleti kapsamaktadır. Türkmenistan’ın henüz üye olmadığı, diğer Türk topluluklarınınsa tamamen dışarıda kaldığı bu tabloda, alfabe veya Türk birliğinden sözetmek ne derece anlamlıdır?. Öte yandan Çarlık hükümeti ve Stalin yönetiminin kültürel olgulardan siyasi anlam çıkarma ve bunları kendi gücüne yönelik bir tehdit olarak görme eğilimi; 2000 yılından beri Rusya’yı yöneten güçler için de geçerlidir. 1926 Bakü kongresinde Türkler için ortak alfabe sistemini hararetle savunan Rus Türkolog Aleksandr Samoyloviç, Kırımlı Bekir Çobanzade, Kazak Ahmet Baytursun, Azeri Salman Mümtaz ve başkalarının Stalin döneminde idam edilmeleri, Orta Asyalı Türklerin hafızasında hâlen canlıdır. 15 Kasım 2002’de Rusya Parlementosu’nun, federasyonu oluşturan cumhuriyetlerde Kiril alfabesi dışında başka bir alfabe kullanılmasını yasaklaması; Tatar, Başkurt ve diğer Türk toplulukları için Çarlık dönemi politikalarını hatırlatan bir gözdağı olmuştur.