Eski Mısır’da firavun kızı, firavun karısıydı Hatşepsut (MÖ 1507-1458). Kocası öldüğünde üvey oğlunu tahta çıkardı ama, birkaç yıl sonra kendisini firavun ilan etti. Hatşepsut, eski Mısır’ın güçlü bir firavunu olarak 21 yıl saltanat sürdü. Üvey oğlu ölümünden sonra kendisini sildi ama, arkeologlar 19. yüzyılda onu keşfetti.
Kleopatra eski Mısır’ın en ünlü kadını olabilirdi ama, hükümdar olarak Yeni Krallık döneminin ilk evresinde ülkeye hükmeden kadın firavun Hatşepsut’u (MÖ 1507-1458) gölgede bırakması imkansızdı. Hatşepsut’tan kimi zaman “Maatkare” (Hakikatın Tanrıçası) veya “Yukarı ve Aşağı Mısır’ın Kraliçesi” olarak da sözedilirdi.
İktidarı eline aldıktan birkaç yıl sonra erkek görünümüne büründü: Sahte bir sakalla ve firavuna özgü nesnelerle betimlenmeye başladı. Asırlar sonra 19. yüzyıl ortasında arkeologlar ve mısırbilimciler bu eski firavunu keşfettiler. En muhteşem anıtı, Krallar Vadisi yakınlarında Deyr el-Bahri’de yaptırdığı tapınağıydı. Tapınağın etrafında çukurlardan çıkarılan binlerce taş parçası biraraya getirilerek Hatşepsut’un heykelleri ortaya çıkarıldı; bunlardan kimileri devasa boyuttaydı.
Hatşepsut’un kahyası ve mimarı Senenmut, bu güçlü kadının imajını yaratmakta önemli bir rol oynamıştı. Mimari, heykel ve mezar, Tanrı veya yarı Tanrı kabul edilen Mısır hükümdarlarının en güçü silahlarından biriydi; meşruiyetlerini sağlamak için bu yapıların her biri güçlü bir simgeydi. Hatşepsut’un saltanatı da, Eski Mısır’ın en yaratıcı dönemlerinden biriydi.
Hatşepsut, 1. Thutmosis’in kızı olarak dünyaya gelmiş, 12-13 yaşlarında erkek kardeşi 2.Thutmosis ile evlenmiş, ancak bu firavun MÖ 1479’da ölmüştü. Hatşepsut’un annesi Kraliçe Ahmose, dul kalan kızına iktidarı elinden bırakmamasını tavsiye etti. Acımasız ve kararlı bir kadın olan Ahmose, günümüz Sudan’ında çıkan bir isyan sırasında asilerin tamamını öldürtmesiyle tanınıyordu. Hatşepsut’un kendi oğlu yoktu ama, kocasının bir başka kadından olan 2 yaşındaki oğlu, 3. Thutmosis adıyla firavun ilan edildi. Hatşepsut da onun naibesi olacaktı. Ancak bununla yetinmedi ve o da annesinin izinden gitti. Üvey oğlunun krallık unvanına dokunmadı ama, kendisini resmen firavun ilan etti. Bugün Sudan’da bulunan, altın madenleriyle ünlü Kuş Krallığı’na en az 4 defa savaş açtığı, seferlere orduyla birlikte gittiği anlaşılıyor. Buradan elde ettiği büyük serveti, altyapı ve ticaret yolu yapımına ve kendi dinî-kültürel mirasını oluşturacak tapınaklara harcadı.
Ömrünün sonuna doğru üvey oğlu 3. Thutmosis büyümüş, Hatşepsut’un ordularında komutan olarak göreve başlamıştı. Üvey annesi öldükten sonra tek başına firavun olacak; uzun, şanlı bir saltanat sürecek, askerî liderliğiyle tanınacaktı. Ancak üvey annesine düşmanlık beslediği anlaşılıyordu; çünkü Hatşepsut öldüğünde birdenbire tarihten yokoldu: Bütün görüntüleri muhtemelen üvey oğlu tarafından yokedildi; saltanatından, hattâ adından sözedilmesi dahi yasaklandı. 3. Thutmosis’in bu çabaları, Hatşepsut’u unutturmaya yetmeyecekti.


