Geçen yıl sansür tartışmalarının gölgesinde kalan Antalya Altın Portakal Film Festivali, ilk defa 60 yıl önce, Ekim 1964’te düzenlenmişti. Bunu, 1969’da başlayan Adana Altın Koza Film Festivali izledi. İki festivalin de başarısından etkilenen Trabzonluların 1970’teki “Altın Hamsi Film Festivali” girişimi ise ne yazık ki hayata geçirilememişti.
Altın Portakal Film Festivali, Venedik ve Cannes’dan ilham alarak ilk defa 1964’te Antalya’da düzenlenmiş ve beğeni toplamıştı. Venedik kanallarıyla, Cannes ise plajlarıyla meşhurdu; ikisi de ülkelerinin gözde turizm merkezleriydi. Antalya’nın tıpkı Cannes gibi turistik bir belde olması festivalin tutmasını kolaylaştırmıştı.
Büyük ödül Venedik’te Altın Aslan, Cannes’da Altın Palmiye’ydi. Antalya bölgesi narenciyesiyle meşhurdu, festivali düzenleyenler bunu düşünerek “Altın Portakal” ismini uygun görmüşlerdi. Festivalin başarısı üzerine, 1969’da bu defa Çukurova’nın pamuk diyarı Adana’da “Altın Koza” Film Festivali düzenlenmeye başlandı.
1970’te harekete geçen Trabzonlular da, şehirde bir film festivali düzenlenmesi fikrini ortaya attılar. Trabzon’un Doğu Karadeniz’in ticaret merkezi olması, merkez nüfusunun yüksek kültür seviyesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi’nin varlığı ve çok sayıda sinema salonu bulunması festival için ideal şartları sağlıyordu. Şehirde o tarihlerde İnci, Konak, Sümer, Melek, Renk ve Saray sinemaları vardı. Salonlar dolup taşıyor, vizyondaki filmleri izlemek için taşradan merkeze gelenler, karaborsadan bilet almak zorunda kalıyorlardı. 3 yıl önce Kartal Tibet, Tanju Gürsu ve Selda Alkor’un oynadıkları “Elveda” filminin bazı çekimleri şehirde yapılmış, oyunculara büyük tezahüratta bulunulmuştu.
Tüm bu veriler dikkate alındığında Trabzon’da bir film festivalinin düzenlenmesi makul görülüyordu. Hareketin öncülerinden Bayraktar gazetesi, şehrin ileri gelenlerine yönelik bir anket düzenledi. Ankete katılan 140 kişiden 128’i film festivalinin yapılmasını, hem de hemen o yıl yapılmasını istemişlerdi. İşinsanları, yüksek bürokratlar, doktor ve avukatlardan oluşan katılımcılar şehirdeki sinema kültürünün varlığına dikkati çekiyorlardı. Trabzon’a özgü bir film festivalinin yapılması yönünde güçlü bir irade vardı; ancak belediye ve ticaret odası gibi kurumların organizasyona maddi destek vermesi şarttı.
Peki festivalin ismi ne olacaktı? Hamsi, Trabzon’un en önemli simgesiydi. Salt bir balıktan fazlasıydı; kendine özgü bir kültür yaratmış ve şehirle özdeşleşmişti. Girişim komitesi, Trabzon Belediyesi’ne “Altın Hamsi Film Festivali” önerisini götürdü.
Festival talebi belediye yetkilileri tarafından soğuk karşılandı. Böyle bir organizasyon için kaynak ayıramayacaklarını belirten Başkan Suat Oyman, komitenin önerisini geri çevirdi. Trabzon o tarihlerde temiz su sıkıntısı çekiyor, kolera vakaları görülüyordu. Yollar bozuktu, sık sık ölümlü trafik kazaları gazete sayfalarına yansıyordu. Belediye daha temel sorunlara öncelik vermeyi uygun bulmuştu.
Sonuç olarak Altın Hamsi Film Festivali daha başlamadan sona erdi, hayaller de bir başka bahara ertelenmiş oldu.



